İmparatorlukYeniçağ

Osmanlı İmparatorluğu

DönemMS 1299 – 1922
BölgeAnadolu, Balkanlar, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Kafkasya
BaşkentSöğüt, Bursa, Edirne, İstanbul
Süleymaniye Camii, İstanbul. Osmanlı mimarisini temsil eden yapının 2013 tarihli fotoğrafı.

Osmanlı mimarisiSüleymaniye Camii, İstanbul. Osmanlı mimarisini temsil eden yapının 2013 tarihli fotoğrafı.Arild Vågen, Wikimedia Commons (CC BY-SA 3.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Osmanlı Devleti, kuzeybatı Anadolu'daki bir uç beyliğinden doğup Balkanlar'dan Arap yarımadasına, Kuzey Afrika'dan Kırım'a uzanan bir imparatorluğa dönüştü ve altı yüzyılı aşkın bir süre ayakta kaldı. Kuruluş için geleneksel olarak 1299 kullanılır; bu tarih Osmanlı rivayetinde Osman'ın Bilecik'i fethi ve bağımsızlık yılı olarak kaydedilir, Halil İnalcık ise devletin asıl kuruluşunu 1302'deki Bafeus (Koyunhisar) zaferine bağlar. Saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırıldı. Bu madde imparatorluğun tarihini, kaynakların ayrıştığı noktalarla birlikte anlatır (önceki dönem için bkz. Bizans İmparatorluğu ve Büyük Selçuklu Devleti).

Kaynaklar: [1] [2]

Kuruluş: Osman Gazi

İlk Osmanlı kaynaklarına göre Osman Gazi (ö. 1324), Anadolu'ya gelen bir Türkmen boyuna mensup olup Söğüt uç bölgesine yerleşen Ertuğrul Gazi'nin oğluydu; İbn Battûta onun adını “Osmancık” biçiminde de verir. 1288'deki Karacahisar ve Bafeus zaferleriyle sıradan bir uç akıncısından önemli bir siyasi-askerî güce dönüştü. Bafeus, İznik'i kurtarmaya gelen bir Bizans birliğine karşı kazanıldı; Bizanslı tarihçi Pachymeres savaşı 27 Temmuz 1302'ye tarihlerken Osmanlı kaynakları 1301–1302'yi verir, Osmanlı rivayeti de savaşın yerini Yalakova olarak gösterir. Beylik bundan sonra hızla büyüdü: Bursa 1326'da, İznik 1331'de, İzmit 1337'de alındı ve Osmanlılar Bizans'ın merkezine dayandı.

Kaynaklar: [2] [1]

Rumeli'ye Geçiş ve Balkanlar

Osmanlılar Rumeli'ye geçtikten sonra Trakya'da hızla ilerledi. I. Murad döneminde Edirne, tekfurunun kaçmasının ardından 5 Mayıs 1361'de teslim oldu; 1371'deki Çirmen zaferinden sonra Makedonya'daki Sırp beyleri, Bizans imparatoru ve Bulgar kralı Osmanlı'ya bağlandı. Balkanlar'daki birleşmenin dönüm noktası 1389'daki Kosova Savaşı oldu: Osmanlı ordusu, Knez Lazar önderliğinde toplanan müttefik Balkan ordusunu yendi, ama I. Murad savaştan sonra meydanda yaralanarak öldü. Yerine oğlu I. Bayezid tahta çıktı.

Kaynaklar: [1] [5] [4]

Ankara Yenilgisi ve Fetret Devri

Yıldırım Bayezid ile Timur 28 Temmuz 1402'de Ankara yakınlarındaki Çubuk ovasında karşılaştı. Kaynaklara göre Timur'un ordusu 160.000 kişiydi; Osmanlı ordusu ise Timur'un zafernamesine göre 70.000, Osmanlı tarihçisi Behiştî'ye göre 90.000 kişiydi ve Sırp kralı 20.000 kişiyle Osmanlı saflarında yer alıyordu. Timur, casusları aracılığıyla Osmanlı ordusundaki Kara Tatarları kendi tarafına çekti; Germiyan başta olmak üzere bazı beylik kuvvetleri de Timur'un yanındaki eski beylerine geçti. Osmanlı ordusu bozuldu ve yanında üç bin kişiyle savaşı sürdüren Bayezid esir düştü; 8 Mart 1403'te esaret altında Akşehir'de öldü. Yenilgi, Bayezid'in oğulları arasında on bir yıl süren bir taht mücadelesini (Fetret Devri) başlattı; devlet 1413'te I. Mehmed (Çelebi Mehmed) altında yeniden birleştirildi.

Kaynaklar: [6] [7]

Fetih: 1453

II. Mehmed'in bizzat planladığı İstanbul kuşatması 6 Nisan–29 Mayıs 1453 arasında elli dört gün sürdü. Çağdaş Bizans ve Latin kaynakları şehirde askerî güç olarak 5.000 dolayında bir kuvvet bulunduğunu, yardımcı birliklerle bu sayının 8–9.000'e çıktığını yazar; sivil halk da savunmaya katıldı. Haliç'in girişi zincirle kapatılmıştı. Osmanlılar, 21'i 22 Nisan'a bağlayan gece önceden hazırlanan altmış yetmiş kadar gemiyi Galata'nın arkasından karadan çekerek Haliç'e indirdi (bkz. Bizans İmparatorluğu). Toplarla dövülen surlarda açılan gedikten giren Osmanlı askeri 29 Mayıs 1453'te şehri aldı. Fetihle beylik, İstanbul'u başkent yapan bir imparatorluğa dönüştü.

Kaynaklar: [8] [9]

Yavuz Selim ve Doğu Seferleri

I. Selim 24 Nisan 1512'de tahta çıktı ve 15 Nisan 1513'te Yenişehir ovasında kardeşi Ahmed'i yendi. 23 Ağustos 1514'te Çaldıran'da Safevî Şah İsmâil'i, 24 Ağustos 1516'da Mercidabık'ta Memlükleri yendi; 22 Ocak 1517'deki Ridaniye zaferi Kahire'nin kapılarını ona açtı. Aynı yıl Mekke şerifinin oğlunu kabul ederek Haremeyn'in (Mekke ve Medine) himayesini resmen üstlendi. Selim, 21–22 Eylül 1520'de, sırtında çıkan bir ur yüzünden kaldığı Çorlu'da öldü. Halifelik meselesi aşağıdaki tartışma bölümündedir.

Kaynaklar: [10]

Kanuni Dönemi ve Mohaç

Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) döneminin en önemli seferlerinden biri Macaristan'a yönelikti. 29 Ağustos 1526'da Mohaç ovasında yapılan meydan savaşı kısa sürdü; Macar kralı II. Lajos'un hayatını kaybettiği bu yenilgi, Macar Krallığı'nın bir anlamda sonunu getirdi. Kanuni 11 Eylül'de direnişle karşılaşmadan Budin'e girdi. Lajos'un vâris bırakmadan ölmesi bir veraset meselesi doğurdu: Habsburg Ferdinand Macar tahtını istedi, Macar soyluları ise Erdel beyi Szapolyai'yi kral seçti. Osmanlılar bölgeyi bir süre tampon olarak tuttu; 1541'de Budin vilayeti kuruldu.

Kaynaklar: [11]

Devlet Düzeni: Devşirme ve Yeniçeriler

Devşirme, Hristiyan tebaanın çocuklarından Kapıkulu ocaklarına ve saray hizmetine asker ve yönetici yetiştirme usulüydü. Yeniçeri Ocağı'na önce savaş esirlerinden asker alınıyordu (pencik); fetihlerin azalması ve Ankara yenilgisinden sonraki duraklama üzerine devşirmeye başvuruldu. Usulün Çelebi Mehmed döneminde (1413–1421) uygulandığı, oğlu II. Murad döneminde ise kanunlaştığı anlaşılır. Kapıkulu ocaklarının ihtiyacına göre üç, beş ya da yedi yılda bir yapılır; sekiz ile yirmi, özellikle on dört ile on sekiz yaşları arasındaki çocuklar alınırdı. Genellikle her kazada kırk haneden bir oğlan alınması âdetti, ama sayı ihtiyaca göre belirlenirdi. Yetenekli olanlar Enderun'da yetiştirilir, çoğu Acemi Ocağı üzerinden Yeniçeri Ocağı'na geçerdi; bu yoldan Sokollu Mehmed Paşa gibi sadrazamlar çıktı (bkz. Sokullu Mehmed Paşa). Devşirme, 15. yüzyılın ilk yarısından 16. yüzyıl sonlarına kadar düzenli uygulandı; 18. yüzyıl başında bir isyana karışan bostancıların yerini doldurmak için bin kadar oğlan devşirildi ve Ahmed Cevad Paşa son devşirmenin 1751'de yapıldığını belirtir. Sistemin zorlayıcı yönü aşağıdaki tartışma bölümündedir.

Kaynaklar: [12]

İnebahtı, Viyana ve Karlofça

7 Ekim 1571'de İnebahtı körfezinde Osmanlı donanması müttefik Haçlı donanmasıyla karşılaştı. Gemi sayıları kaynaklarda farklı verilir; bir hesaba göre Osmanlı donanmasında yaklaşık 230 gemi ve 25.000 savaşçı, müttefiklerde 243 gemi ve 37.000 savaşçı vardı. Öğleden akşama süren savaşta Kaptanıderyâ Müezzinzâde Ali Paşa dahil yaklaşık 20.000 Osmanlı askeri öldü, 3.000 kişi esir düştü. Ama beş altı ay içinde 134 yeni gemi yapıldı ve 250 kadırgalık donanma 13 Haziran 1572'de yeniden denize açıldı; Venedik de 1573'teki ahidnâmeyle Kıbrıs için savaş tazminatı ödemeyi kabul etti. 1683'te Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki ordu Viyana'yı 14 Temmuz–12 Eylül arasında kuşattı; Lehistan Kralı Jan Sobieski'nin kurtarma ordusu Kahlenberg'den inerek Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı. Kara Mustafa Paşa 25 Aralık 1683'te Belgrad'da idam edildi. On altı yıl süren çok cepheli savaşları 26 Ocak 1699'da imzalanan Karlofça antlaşmaları sona erdirdi: Tımışvar (Banat) dışında Erdel dahil bütün Macaristan Avusturya'ya bırakıldı, Osmanlı Podolya'yı boşalttı ve Kamaniçe Kalesi'ni Lehistan'a terk etti; Venedik ile ayrı bir barış yapıldı.

Kaynaklar: [13] [14] [15] [16]

Reform Çağı: Küçük Kaynarca'dan Tanzimat'a

1768–1774 Osmanlı–Rus savaşını sona erdiren Küçük Kaynarca Antlaşması (Temmuz 1774), Kırım'ın Osmanlı'ya bağlılığına son verip onu bağımsız bir hanlık yaptı; Tatarlar dinî bakımdan hilafete bağlı kaldı, Kerç ve Yenikale Rusya'ya bırakıldı. II. Mahmud, yıllarca hazırlandığı Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasını 17 Haziran 1826'da gerçekleştirdi; Osmanlı tarih yazımı bu olayı Vak'a-i Hayriyye (“hayırlı olay”) diye andı (bkz. Vaka-i Hayriye (Yeniçeri Ocağı'nın Kaldırılması)). 3 Kasım 1839'da Gülhane'de okunan hatt-ı hümâyun, yeni kanunların esasını can güvenliği, mal, ırz ve namusun korunması, vergilerin düzenlenmesi ve askerlik usulünün ıslahı olarak belirledi ve iltizam usulünün kaldırılacağına işaret etti (bkz. Tanzimat Fermanı). 18 Şubat 1856'da ilan edilen Islahat Fermanı gayrimüslimlere vatandaşlık hukuku bakımından Müslümanlarla tam eşitlik sağlayan haklar tanıdı; 1876 anayasası ise meşrutiyeti başlattı (bkz. Kanun-ı Esasi ve I. Meşrutiyet). Hızlı borçlanma dönemine giren maliye 1875'te iflas etti; bütçe açığı 5 milyon lirayı geçiyor, aynı yıl 14 milyon lira dış borç taksiti ödenmesi gerekiyordu. 20 Aralık 1881'de ilan edilen Muharrem Kararnâmesi ile alacaklıların temsilcilerinden oluşan Düyûn-ı Umûmiyye İdaresi kuruldu.

Kaynaklar: [17] [18] [19] [20] [21]

Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı

8 Ekim 1912'de başlayan Birinci Balkan Savaşı, 30 Mayıs 1913'te imzalanan Londra Antlaşması'yla sona erdi ve Osmanlı Avrupa'daki topraklarının büyük kısmını yitirdi. Balkan devletlerinin kendi aralarında savaştığı İkinci Balkan Savaşı sırasında Edirne 21 Temmuz 1913'te hiçbir direnişle karşılaşmadan Bulgarlardan geri alındı; bu savaş 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması'yla bitti, Osmanlı–Bulgar antlaşması da 29 Eylül 1913'te İstanbul'da imzalandı (bkz. Balkan Savaşları). Osmanlı Birinci Dünya Savaşı'na katıldı (bkz. I. Dünya Savaşı). Savaşın sonunda Bahriye Nâzırı Rauf Bey başkanlığındaki Osmanlı heyeti, Limni adasının Mondros limanındaki Agamemnon zırhlısında dört gün süren görüşmelerin ardından Amiral Calthorpe'un dikte ettirdiği hükümleri içeren Mondros Mütarekesi'ni 30 Ekim 1918'de imzaladı. İstanbul 13 Kasım 1918'de işgal edildi (bkz. Türk Kurtuluş Savaşı).

Kaynaklar: [22] [23] [28]

Saltanatın Kaldırılması (1922)

Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. Meclis'in kendisini vatana ihanetle suçlamaya karar vermesinin ardından VI. Mehmed (Vahdeddin), 16 Kasım'da İngilizlere sığınma talebinde bulundu ve 17 Kasım 1922 sabahı Malaya adlı İngiliz gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı. Meclis hilafet makamının boşaldığına hükmederek 19 Kasım 1922'de Abdülmecid Efendi'yi halife seçti; böylece saltanat ile hilafet birbirinden ayrıldı. 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalandı, hilafet 3 Mart 1924'te kaldırıldı (bkz. Türkiye Cumhuriyeti).

Kaynaklar: [24] [25]

Tartışma: Osmanlı Ne Zaman Kuruldu?

Kuruluş tarihi kaynaklarda tartışmalıdır. 1299, Osmanlı rivayetinde Osman'ın Bilecik'i fethi ve bağımsızlık yılı olarak kaydedilir; İnalcık ise 1302'deki Bafeus'u devletin asıl kuruluşu sayar. Bafeus'un kendi tarihi de tek değildir: Bizanslı tarihçi Pachymeres 27 Temmuz 1302 der, Osmanlı kaynakları 701 hicrî yılını, yani 1301–1302'yi verir. Yani ne 1299 ne 1302, belgelerle kanıtlanmış kesin bir “kuruluş günü” değildir; bu maddede 1299 geleneksel bir tarih olarak anılır.

Kaynaklar: [1] [2]

Tartışma: Kayı Boyu ve Soy Anlatısı

Osmanlı ailesinin menşei ve şeceresi kaynaklarda farklı biçimlerde kayıtlıdır. Kroniklerin giriş bölümlerindeki soy ağaçları tarihî bir esasa dayanmaz ve içerdikleri bilgiler efsaneden ayıklanarak kullanılmalıdır. Paul Wittek, hanedanın Kayı aşiretiyle ilgisi olmadığını savunmuş ve Osman'ı Oğuz Han'a bağlayan soy kütüğünün hanedan siyasetinin etkisiyle II. Murad döneminde ortaya çıktığını vurgulamıştır; Kayı boyunun 11. yüzyılda öteki Oğuz boylarıyla birlikte Anadolu'ya gelip küçük gruplar halinde dağıldığı bilinmekle birlikte, Osman'ın boyunun hangisi olduğu tartışmalıdır. 1380'lerde Kadı Burhâneddin'in Osman'ı küçümsemek için ona “kayıkçı oğlu” demesi, soy meselesinin daha o dönemde bir meşruiyet konusu olduğunu gösterir. Bu nedenle hanedanın Kayı boyuna bağlanması, çağdaş belgelerle doğrulanmış bir olgu değil, zamanla kurulmuş bir anlatıdır.

Kaynaklar: [2]

Tartışma: Halifelik 1517'de mi Devredildi?

Osmanlı halifeliği anlatısı sık sık Abbâsî Halifesi el-Mütevekkil'in 1517'de halifelik unvanını I. Selim'e törenle devrettiği biçiminde aktarılır. Oysa Selim'in hilafeti bizzat devralıp torunlarına miras bıraktığı yolundaki bilgilerin doğruluğu şüphelidir; İstanbul'da Ayasofya'da düzenlenen bir törenle hilafeti halifeden devraldığı rivayetinin tarihî bir değeri yoktur. Selim'in İslam dünyasındaki birleştirici konumu, dönemin bazı kaynaklarında onun “hilâfet tahtının sultanı” diye anılmasına yol açtı; resmî belgelerde ise “Hâdimü'l-Haremeyn” (Mekke ve Medine'nin hizmetkârı) unvanıyla geçer. Yani 1517, Osmanlı'nın İslam dünyasındaki ağırlığının arttığı bir tarihtir, ama devir töreni sonradan kurulmuş bir anlatıdır.

Kaynaklar: [10]

Tartışma: Kosova 1389'u Kim Kazandı?

Kosova Savaşı'nın ayrıntıları kaynaklarda farklı anlatılır. Asker sayıları genellikle çok abartılıdır; muhtemelen iki tarafın kuvvetleri birbirine denkti ve her biri 30.000'i biraz aşıyordu. Tarih de tartışmalıdır: Batı kaynaklarının genel kabul gördüğü 15 Haziran 1389 eski takvime dayandığı için 28 Haziran'a denk geldiği de ileri sürülür. I. Murad'ın ölümü farklı biçimlerde aktarılır: Osmanlı kaynaklarına göre savaştan sonra cesetler arasında dolaşırken yaralılar arasına saklanan bir Sırp soylusu, Miloš, onu hançerledi; bazı Batı kaynakları ise olayı önceden planlanmış bir fedai saldırısı olarak anlatır. Hükümdarın ölümü bazı çağdaş anlatımlarda Sırp zaferi gibi aktarıldı; oysa 1411'de Lazar'ın oğlunun yanında bulunan Konstantin, kesin askerî başarının Osmanlılarda olduğunu açıkça yazar. Savaş sonradan Sırp milliyetçiliğinin en güçlü efsanesine ve Sırp kimliğinin kurucu anlatılarından birine dönüştü.

Kaynaklar: [4] [5]

Tartışma: Ankara 1402'nin Rakamları

Ankara Savaşı'nın tarihi büyük olasılıkla 28 Temmuz 1402'dir, ama ordu büyüklükleri kaynaktan kaynağa değişir: Timur'un ordusu 160.000 olarak verilirken, Osmanlı ordusu için Timur'un zafernamesi 70.000, Behiştî 90.000 rakamını verir. Yenilginin nedeni konusunda ise kaynaklar büyük ölçüde birleşir: Kara Tatarların ve bazı beylik kuvvetlerinin savaş sırasında taraf değiştirmesi. Bu nedenle bu maddede rakamlar kesin veriler olarak değil, kaynakların tahminleri olarak aktarılmıştır.

Kaynaklar: [6]

Tartışma: Devşirme Ne Kadar Zorunluydu?

Devşirme, Hristiyan tebaa için bir zorunluluktu; ama uygulama kanunla sınırlandırılmıştı ve herkese aynı biçimde uygulanmadı. Arnavut, Boşnak, Rum, Bulgar, Sırp ve Hırvat çocukları tercih edilir; Türk, Kürt, Acem, Rus, Yahudi, Gürcü ve Çingene çocukları devşirilmezdi, Ermenilerden ise yalnızca saray için çok az devşirme yapılırdı. Derbentçiler, maden işçileri ve mîrî inşaat işçileri gibi gruplar ve kendilerine muafiyet hükmü verilmiş bölgelerin halkı da devşirmeden muaftı. Devşirme memuru çocukları vaftiz defterlerinden inceler ve kanuna uygun olanları ayırırdı. Bu nedenle devşirme hem ailelerden zorla koparılan çocukların hikâyesi, hem de bazı çocuklar için devletin en üst makamlarına kadar yükselmeyi mümkün kılan bir kanal olarak okunabilir; kaynaklar toplam devşirilen çocuk sayısını vermez.

Kaynaklar: [12]

Tartışma: “Millet Sistemi” Nasıl Anlaşılmalı?

Osmanlı'da gayrimüslim cemaatlerin dinî lider olan patrik ve hahambaşı aracılığıyla yönetilmesi genellikle “millet sistemi” diye anılır. Millet kelimesi Osmanlı'da klasik dönemden itibaren dinî zümreleri ifade etmek için kullanıldı; 16.–18. yüzyıl belgelerinde “papanın milleti”, “millet-i Ermeniyân” gibi ifadeler geçer. Millet teşkilatı etnik ya da dilsel aidiyete değil din ve mezhebe dayanıyordu; örneğin Bulgarlar, Sırplar, Ortodoks Arnavutlar ve Arap Ortodokslar, Rumlarla birlikte Fener'deki Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin ruhani, mali, idari ve hukuki denetimine tabiydi. Ancak bu yapının ne zaman ve nasıl kurumsallaştığı tartışmalıdır: örneğin Ermeni milletinin başlangıcı için genellikle Fatih'in 1461'de Bursa metropolitini İstanbul'a patrik tayin ettiği kabul edilir, ama bu tarih de tartışmalıdır. Millet teşkilatı altı asrı aynı yapıda geçirmedi: 1856 Islahat Fermanı'ndan sonra cemaatler, laik üyelerin de yönetime katılması talebiyle birer nizamname çıkarttırdı ve patrik ile ruhani kurulların yanında millet meclisleri kuruldu. Yani bugün “millet sistemi” denince akla gelen biçimsel, tüzüklü düzen büyük ölçüde 19. yüzyılın ürünüdür; daha önceki dönemler için bu terimi sabit bir kurum gibi kullanmak yanıltıcı olabilir.

Kaynaklar: [26]

Tartışma: Gerileme mi, Dönüşüm mü?

Osmanlı tarihinin Kanuni'den sonrasını “duraklama” ve “gerileme” diye adlandıran anlatı uzun süre ders kitaplarına hâkim oldu. Ahmet Elibol'un bu literatürü değerlendiren makalesine göre bu kavramsallaştırma, 16. yüzyıl sonları ve 17. yüzyılda eski düzenin bozulduğundan yakınan Osmanlı nasihatname yazarlarıyla başladı; d'Ohsson ve Hammer gibi yazarlar aracılığıyla Avrupa tarih yazımına geçti ve Avrupa merkezci, oryantalist bakışlarla pekişti. Bernard Lewis, Osmanlı'nın 17. yüzyılla birlikte kurumlarında kuşku götürmez bir düşüşe uğradığını yazanlar arasındaydı. Son yirmi beş yılda Linda Darling, Suraiya Faroqhi ve Baki Tezcan gibi tarihçiler bu anlatıyı eleştirdi: nasihatnamelerin içerideki sorunları dile getiren metinler olduğunu, Avrupa'daki 17. yüzyıl krizinin daha geniş bir bağlam sunduğunu ve tımarın bir kısmının iltizam ve malikâne yoluyla parasallaştırılmasının bir çöküşten çok artan nakit ihtiyacına verilen mali bir yanıt olduğunu gösterdiler. Bu madde bu nedenle 1699 Karlofça'yı büyük bir toprak kaybı olarak aktarır, ama 17. ve 18. yüzyılın tamamını tek bir “gerileme” çerçevesine sokmaz.

Kaynaklar: [27] [1]

Tartışma: İnebahtı'nın Sonucu

İnebahtı, Osmanlı deniz tarihinde yenilgiyle sonuçlanan ve donanma kaybedilen ilk büyük savaş kabul edilir. Katolik Hristiyan dünyasının son büyük Haçlı seferi olan bu savaş, müttefikler açısından kalıcı sonuçları olmayan geçici bir zaferdi: Kutsal İttifak'ın asıl amacı olan Kıbrıs geri alınamadı, Venedik 1573'te yeni bir ahidnâme ile savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı ve yeniden inşa edilen Osmanlı donanması kısa sürede Akdeniz'e açılıp 1574'te Tunus'u fethetti. Bununla birlikte İnebahtı, 15. yüzyıldan beri Hristiyan Avrupa'da var olan Türklerin yenilmezliği efsanesini yıktı. Savaşın askerî sonucu ile siyasi ve psikolojik etkisi bu yüzden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kaynaklar: [13]

Bugüne Mirası

Osmanlı'nın siyasi mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti'dir (bkz. Türkiye Cumhuriyeti); Balkanlar'dan Orta Doğu'ya uzanan pek çok devletin sınırları, hukuk kurumları ve kent dokusu da Osmanlı döneminin izlerini taşır. Tanzimat'la başlayan hukuk reformları ve Düyûn-ı Umûmiyye gibi kurumların ardında bıraktığı deneyim, sonraki devletlerin modernleşme tartışmalarını da biçimlendirdi. Osmanlı tarihinin kendisi ise, “gerileme” ve “millet sistemi” gibi kavramların yeniden sorgulanmasıyla, bugün de yeniden yazılmaya devam eden bir alandır.

Kaynaklar: [19] [21]

Önemli Padişahlar

  • Osman Gaziö. 1324

    Karacahisar (1288) ve Bafeus (1302) zaferleriyle anılır; kuruluş tarihi tartışmalıdır.

  • I. MuradKosova, 1389

    Kosova Savaşı'ndan sonra meydanda yaralanarak öldü; Edirne 1361'de onun döneminde alındı.

  • I. BayezidAnkara, 1402

    Ankara'da Timur'a yenilip esir düştü; 8 Mart 1403'te Akşehir'de öldü.

  • II. Mehmed1453

    6 Nisan–29 Mayıs 1453 kuşatmasında İstanbul'u aldı.

  • I. Selim1512–1520

    Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye'yi kazandı; 21–22 Eylül 1520'de Çorlu'da öldü.

  • Kanuni Sultan Süleyman1520–1566

    29 Ağustos 1526'da Mohaç'ı kazandı.

  • III. Mehmed1595

    Tahta çıkarken on dokuz kardeşini idam ettirdi.

  • II. Mahmud1826

    Vaka-i Hayriye'de Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdı.

  • VI. Mehmed1922

    17 Kasım 1922'de Malaya adlı İngiliz gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı.

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Saltanat kaldırıldı.

  • Gülhane Hatt-ı Hümâyunu (Tanzimat).

  • Hilafet kaldırıldı.

  • Edirne teslim oldu.

  • İnebahtı Deniz Savaşı.

  • İkinci Viyana kuşatması.

  • Yeniçeri Ocağı kaldırıldı (Vak'a-i Hayriyye).

  • Islahat Fermanı.

  • Muharrem Kararnâmesi; Düyûn-ı Umûmiyye.

  • Ridaniye; Kahire'nin yolu açıldı.

  • Çaldıran Savaşı.

  • Karlofça antlaşmaları.

  • Ankara Savaşı; Bayezid esir düştü.

  • İstanbul fethedildi.

  • Mohaç Muharebesi.

  • Mondros Mütarekesi.

  • Karacahisar zaferi.

  • Osmanlı'nın geleneksel kuruluş yılı.

  • Bafeus (Koyunhisar) zaferi; Pachymeres'e göre 27 Temmuz.

  • Bursa alındı.

  • I. Kosova Savaşı; I. Murad öldü.

  • I. Mehmed devleti yeniden birleştirdi.

  • Küçük Kaynarca Antlaşması.

  • Kanun-ı Esasi.

  • Balkan Savaşları.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — Osmanlılar (özet)

    Genel kronoloji ve dönemler; sayfa özet olarak okunabildi.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — Osman I

    1299 ve 1302 tarihleri, Kayı soyağacı tartışması, Karacahisar ve Bafeus.

  3. Belleten — Ekrem Buğra Ekinci, “Fratricide in Ottoman Law” (2018)

    Kardeş katlinin hukuki dayanağı, örnekler ve terki.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — Kosova Savaşları

    I. Kosova: asker sayıları, tarih (15/28 Haziran 1389), I. Murad'ın ölümü ve rivayetler, Sırp tarihçiliğindeki yeri.

  5. TDV İslâm Ansiklopedisi — Murad I

    Edirne'nin teslimi (5 Mayıs 1361), Kosova ve Miloş rivayeti.

  6. TDV İslâm Ansiklopedisi — Ankara Savaşı

    28 Temmuz 1402, ordu büyüklükleri, Kara Tatarlar ve beylik kuvvetlerinin taraf değiştirmesi.

  7. TDV İslâm Ansiklopedisi — Bayezid I

    Esaret ve 8 Mart 1403'te Akşehir'de ölüm; Fetret devri.

  8. TDV İslâm Ansiklopedisi — İstanbul

    1453 kuşatması: savunucu sayısı, gemilerin 21–22 Nisan gecesi Haliç'e indirilmesi, 29 Mayıs.

  9. TDV İslâm Ansiklopedisi — Mehmed II

    Elli dört gün süren kuşatma (6 Nisan–29 Mayıs 1453).

  10. TDV İslâm Ansiklopedisi — Selim I

    Tahta çıkış (1512), Yenişehir (1513), Çaldıran, Mercidabık, Ridaniye, Haremeyn, ölüm (21–22 Eylül 1520) ve hilafet devri rivayetinin değeri.

  11. TDV İslâm Ansiklopedisi — Süleyman I (Kanûnî)

    Mohaç (29 Ağustos 1526), II. Lajos'un ölümü, Budin'e giriş (11 Eylül).

  12. TDV İslâm Ansiklopedisi — Devşirme

    Kanunlaşma, yaş aralığı, kırk haneden bir oğlan âdeti, muafiyetler, son devşirme.

  13. TDV İslâm Ansiklopedisi — İnebahtı Deniz Savaşı (İdris Bostan)

    Gemi ve asker sayıları, kayıplar, donanmanın yeniden inşası, 1573 ahidnâmesi.

  14. TDV İslâm Ansiklopedisi — Viyana

    İkinci kuşatma (14 Temmuz–12 Eylül 1683) ve Sobieski'nin kurtarma ordusu.

  15. TDV İslâm Ansiklopedisi — Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

    Kuşatmanın seyri ve 25 Aralık 1683'te idamı.

  16. TDV İslâm Ansiklopedisi — Karlofça (Abdülkadir Özcan)

    26 Ocak 1699 antlaşmaları: Macaristan, Erdel, Tımışvar, Podolya ve Kamaniçe.

  17. TDV İslâm Ansiklopedisi — Küçük Kaynarca Antlaşması

    Kırım'ın bağımsızlığı ve hilafete dinî bağlılığı, Kerç ve Yenikale, 7. ve 14. maddeler.

  18. TDV İslâm Ansiklopedisi — Vak'a-i Hayriyye

    Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (17 Haziran 1826), kayıpların belirsizliği, Bektaşîlik.

  19. TDV İslâm Ansiklopedisi — Tanzimat

    3 Kasım 1839 Gülhane Hatt-ı Hümâyunu'nun esasları, iltizam, dönemin bitişine dair tartışma.

  20. TDV İslâm Ansiklopedisi — Islahat Fermanı (Ufuk Gülsoy)

    18 Şubat 1856 fermanı ve gayrimüslimlere tanınan haklar.

  21. TDV İslâm Ansiklopedisi — Düyûn-ı Umûmiyye

    1875 malî iflası, borç tablosu, 20 Aralık 1881 Muharrem Kararnâmesi.

  22. TDV İslâm Ansiklopedisi — Balkan Savaşı

    8 Ekim 1912'de başlayan savaş, 30 Mayıs 1913 Londra, 10 Ağustos 1913 Bükreş, Edirne'nin geri alınışı.

  23. TDV İslâm Ansiklopedisi — Mondros Mütarekesi

    30 Ekim 1918, Agamemnon, Calthorpe, Rauf Bey.

  24. TDV İslâm Ansiklopedisi — Mehmed VI (Vahdeddin)

    17 Kasım 1922'de Malaya ile ayrılış.

  25. TDV İslâm Ansiklopedisi — Abdülmecid Efendi

    1 Kasım 1922, 19 Kasım 1922'de halife seçilmesi.

  26. TDV İslâm Ansiklopedisi — Millet (Recep Şentürk; İlber Ortaylı)

    Millet teriminin Osmanlı kullanımı, patrikhaneler, Ermeni milletinin tarihi tartışması, Tanzimat.

  27. Ahmet Elibol — “Osmanlı Gerileme Paradigmasının Sonu”, Gazi Akademik Bakış 16/32 (2023)

    Gerileme anlatısının nasihatnamelerden ve oryantalist tarih yazımından doğuşu; Lewis; Darling, Faroqhi ve Quataert–Tezcan derlemesinin eleştirileri; tımarın parasallaşması.

  28. TDV İslâm Ansiklopedisi — Millî Mücadele (Cevdet Küçük)

    İstanbul'un 13 Kasım 1918'de işgali.

Sık Sorulan Sorular

Kardeş katli Osmanlı hukukunda nasıl yer aldı?

Ekrem Buğra Ekinci'nin Belleten'de yayımlanan makalesinde aktardığı üzere Fatih Sultan Mehmed'in Kanunnâme-i Âl-i Osman'ı, “nizâm-ı âlem için” kardeş katlini, Allah'ın takdiriyle tahta çıkan torunlar için caiz sayıyordu ve ulemanın çoğunluğunun buna izin verdiğini söylüyordu; yine de bu konuda günümüze ulaşan fetvalar azdır. İlk Osmanlı kardeş katli 1298'de (Dündar Bey), sonraki örnekler I. Murad'ın kardeşleri (1361) ve I. Bayezid'in kardeşi Yakub'u öldürmesidir (1389). III. Mehmed 1595'te on dokuz kardeşini idam ettirdi ve bu, toplumda tepki uyandırdı. I. Ahmed (1603–1617) kardeşini öldürmeyerek geleneği bozdu; 1617'den sonra tahta hanedanın en yaşlı erkek üyesi çıktı. Ekinci, bu uygulamanın salt despotizm değil, İslam hukukundaki maslahat ilkesine dayanan bir ihtiyat önlemi olduğunu savunur.

Osmanlı'nın başkentleri hangileriydi?

Osmanlılar ilk dönemde Söğüt ve çevresindeki uç bölgesinden yönetildi. Bursa'nın 1326'da alınmasıyla beylik ilk büyük şehir merkezine kavuştu; ilk Osmanlı sarayı da Bursa'da yapıldı. Rumeli'deki genişleme sırasında 1361'de teslim olan Edirne ikinci büyük merkez oldu ve burada geniş bir saray inşa edildi. 1453'teki fetihten sonra İstanbul imparatorluğun başkenti oldu ve 1922'ye kadar öyle kaldı; Fatih'in burada yaptırdığı ilk saray Eski Saray adıyla tanınır. Başkentlerin kesin başlangıç ve bitiş yılları kaynaklarda farklı verilir, çünkü merkezlerin taşınması tek bir günde değil, yıllara yayılan bir süreçte gerçekleşti.

Vaka-i Hayriye'de kaç Yeniçeri öldü?

Kesin sayıyı belirlemek mümkün değildir; veriler tahminî hesaplamalara dayanır. Olay günü şehirdeki yeniçeri sayısı bile kesin bilinmez: İngiliz elçisi Canning toplam yeniçeri sayısını 70.000 olarak verir, ama bunların 40.000'inin yalnızca yeniçeri maaş kaydı (esâme) sahibi olduğunu, gerçek yeniçerilerin 30.000 kadar olduğunu belirtir. Yeniçerilerin önemli bir kısmı gizlenmiş ya da şehir dışına çıkmıştı; yakalananlar Atmeydanı'nda kurulan bir divan-ı harpte genellikle topluca yargılanıp idam edildi. Ocağın kaldırılmasından sonra onlarla iş birliği yaptığı gerekçesiyle Bektaşî tarikatı da ağır baskıya uğradı.

Küçük Kaynarca'nın 7. ve 14. maddeleri neden tartışmalıdır?

Antlaşma, İstanbul'da bir Rus elçilik binası açılmasına ve burada bir kilise yapılmasına (md. 7), ayrıca Beyoğlu'nda ana yol üzerinde bir Ortodoks kilisesi inşasına izin veriyor ve Rusya'nın bu kilisenin himayesini üstlenmesini öngörüyordu (md. 14). Rusya sonradan bu maddeleri, kendisine Osmanlı Ortodoksları üzerinde genel bir himaye hakkı verdiği biçiminde yorumladı. Oysa antlaşma Hristiyan tebaa üzerindeki himaye hakkının Osmanlı Devleti'ne ait olduğunu teyit ediyordu ve bu maddelerin Rusya tarafından kasıtlı olarak yanlış yorumlandığı bugün tarihî bir gerçek olarak kabul edilir; 14. maddede sözü edilen kilise ise hiç inşa edilmedi. Bu yorum farkı, 1853 Kırım Savaşı'na giden süreçte önemli bir rol oynadı.