SavaşYakın Çağ

Kırım Savaşı

Tarih1853–1856
TaraflarOsmanlı-İngiltere-Fransa – Rusya
SonuçOsmanlı-Müttefik Zaferi, Paris Antlaşması
Sivastopol Kuşatması, Grigory Şukayev.

Tablo, 1855Sivastopol Kuşatması, Grigory Şukayev.Grigory Fedorovich Shukaev, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Kırım Savaşı, 1853-1856 arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun İngiltere ve Fransa'nın desteğiyle Rus İmparatorluğu'na karşı verdiği; Rusya'nın Osmanlı toprakları ve Karadeniz'deki genişleme emellerini durduran, aynı zamanda modern savaş muhabirliğinin, fotoğrafçılığın ve hemşireliğin doğduğu bir savaştır. Savaş, hem Balaklava'daki ünlü "Hafif Süvari Tugayı Saldırısı" gibi askeri fiyaskolarıyla hem de Florence Nightingale'in reformlarıyla, dönemin en çok belgelenen ve en çok efsaneleştirilen çatışmalarından biri haline geldi. Yaklaşık üç yıl süren ve tahminen üç yüz elli bin ila bir milyon arası insanın hayatını kaybettiği bu savaş, dönemin büyük Avrupa devletlerinin (İngiltere, Fransa, Rusya, Osmanlı) doğrudan karşı karşıya geldiği, Napolyon Savaşları'ndan sonraki ilk büyük çok uluslu Avrupa çatışmasıydı.

Kaynaklar:

Sebepleri: "Hasta Adam" ve Kutsal Yerler Çekişmesi

Rusya, zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu'nu ("Avrupa'nın hasta adamı") parçalayıp Karadeniz'den sıcak denizlere inme emeli taşıyordu; savaşın görünürdeki bahanesi, Kudüs'teki Hristiyan kutsal mekanlarının koruyuculuğu üzerindeki Katolik-Ortodoks çekişmesiydi, ancak asıl mesele Osmanlı topraklarındaki güç dengesiydi. Çar I. Nikolay'ın İngiliz büyükelçisine "elimizde hasta, çok hasta bir adam var" diyerek Osmanlı'nın parçalanmasının kaçınılmaz olduğunu ima etmesi, bu Rus emperyal hesabının en açık itiraflarından biri olarak tarihe geçti; Rusya kendini Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hristiyanların resmî koruyucusu ilan ederek bu iddiaya dini bir meşruiyet kazandırmaya çalıştı.

Kaynaklar:

İngiltere ve Fransa'nın Müdahalesi

Rusya'nın büyümesinden ve Akdeniz'e olası erişiminden tedirgin olan İngiltere ve Fransa, Osmanlı'nın yanında savaşa girdi; bu, Avrupa güç dengesi politikasının Osmanlı'yı -kendi çıkarları gereği- destekleyen nadir örneklerinden biriydi. Sardinya Krallığı'nın da müttefik tarafında küçük bir kuvvetle savaşa katılması, İtalyan birleşme hareketinin başındaki Kont Cavour'a, Avrupa diplomasisinde İtalya davasını gündeme getirebileceği değerli bir uluslararası platform kazandırdı; bu da savaşın, doğrudan ilgisi olmayan bölgelerdeki siyasi hesaplaşmaları bile nasıl etkileyebildiğinin bir örneğidir.

Kaynaklar:

Hafif Süvari Tugayı'nın Saldırısı: Bir Askeri Fiyasko

25 Ekim 1854'te Balaklava Muharebesi sırasında, İngiliz komutan Lord Raglan'ın ele geçirilen Türk toplarının Ruslar tarafından götürülmesini engellemek amacıyla verdiği belirsiz bir emir, komuta zincirinde yanlış aktarılarak Lord Cardigan komutasındaki Hafif Süvari Tugayı'nın -yaklaşık 670 atlı askerin- doğrudan güçlü biçimde tahkim edilmiş bir Rus topçu hattına dörtnala saldırmasına yol açtı. Emri ileten Yüzbaşı Louis Nolan saldırının ilk dakikasında öldürüldüğü için, yanlış anlaşılmanın sorumluluğunun tam olarak kimde olduğu hâlâ tartışmalıdır; birkaç dakika süren bu saldırıda tugayın üçte birinden fazlası öldü ya da yaralandı. Şair Alfred Tennyson'ın olaydan yalnızca altı hafta sonra yayımladığı "Hafif Süvari Tugayı'nın Saldırısı" adlı şiir, bu askeri felaketi -emre koşulsuz itaatin trajik asaletini öven bir dille- İngiliz kamu hafızasına kalıcı olarak kazıdı. Şiirdeki "Onlarınki sorgulamak değildi, onlarınki yapıp ölmekti" dizesi, askeri disiplinin kör itaatle nasıl iç içe geçebileceğine dair hem övgü hem eleştiri barındıran çift anlamlı bir miras bırakarak, olayı bir askeri fiyaskodan çok bir kahramanlık efsanesine dönüştürdü.

Kaynaklar: [1]

Sivastopol Kuşatması

Savaşın en uzun ve kanlı aşaması, müttefik kuvvetlerin Rusya'nın Karadeniz'deki ana deniz üssü Sivastopol'u yaklaşık bir yıl kuşatmasıydı; kuşatma sırasında her iki taraf da hastalık (özellikle kolera) ve lojistik yetersizlikler nedeniyle savaş alanındaki ölümlerden daha fazla asker kaybetti. Kuşatmanın kışı, müttefik ordularının kışlık teçhizat ve barınak eksikliği nedeniyle özellikle yıkıcı geçti; İngiliz ordusunun lojistik başarısızlıkları o denli büyük yankı uyandırdı ki, bu skandal doğrudan Londra'daki hükümetin düşmesine yol açtı. Sivastopol nihayet Eylül 1855'te, on bir ay süren kuşatmanın ardından müttefik kuvvetlerin eline geçti; kentin düşüşü, savaşın fiilen sona ermesinin en belirleyici askeri dönüm noktası oldu.

Kaynaklar:

Florence Nightingale ve "Lambalı Hanım" Efsanesi

İngiliz hemşire Florence Nightingale, İstanbul yakınlarındaki Selimiye Kışlası'nda kurduğu hastanede uyguladığı hijyen ve organizasyon reformlarıyla asker ölüm oranlarını çarpıcı biçimde düşürdü; geceleri elinde lambayla koğuşları dolaşıp yaralıları kontrol etmesi, ona "Lambalı Hanım" (The Lady with the Lamp) lakabını kazandırdı. Bu deneyim, modern hemşirelik mesleğinin ve hastane hijyeni standartlarının doğuşunu doğrudan tetikledi; Nightingale, savaş sonrası topladığı istatistiksel verilerle hastane ölümlerinin çoğunun yaralardan değil önlenebilir enfeksiyonlardan kaynaklandığını kanıtlayarak, istatistiği kamu sağlığı politikasına uygulayan öncülerden biri de oldu; bu amaçla geliştirdiği "kutup alanı diyagramı" (coxcomb chart), ölüm nedenlerini görsel olarak ikna edici biçimde sunarak İngiliz hükümetini ve askeri kurumları hastane reformuna zorlayan, veri görselleştirmenin erken ve etkili bir örneğiydi. Savaş sonrası Londra'da kurduğu Nightingale Hemşirelik Okulu, dünyanın ilk laik, sistematik hemşirelik eğitim kurumlarından biri olarak mesleğin profesyonelleşmesinde kalıcı bir model oluşturdu.

Kaynaklar:

Mary Seacole: Silinen ve Sonra Yeniden Yazılan Tarih

Jamaikalı-İskoç kökenli Mary Seacole, Nightingale'in resmî hemşirelik heyetine kabul edilmeyi reddedilmesine rağmen kendi imkânlarıyla Kırım'a giderek cephe hattına yakın bir "İngiliz Oteli" kurdu ve burada yaralı askerlere hem konaklama hem de geleneksel bitkisel tedavi yöntemleriyle bakım sağladı; dönemin askerleri arasında oldukça popülerdi ve savaş sonrası kısa süreliğine İngiltere'de de tanındı. Ancak Seacole'un adı yirminci yüzyıl boyunca büyük ölçüde unutuldu, buna karşın Nightingale her okul çocuğunun tanıdığı bir isim haline geldi; bu eşitsiz hafıza, 21. yüzyılda -kısmen ırk ve tarih yazımı tartışmaları bağlamında- yeniden gündeme getirilerek Seacole'un itibarının büyük bir kamuoyu kampanyasıyla yeniden inşa edilmesine yol açtı. 2004'te düzenlenen bir ankette İngiliz kamuoyu tarafından "tarihteki en büyük siyah Britanyalı" seçilmesi ve 2016'da Londra'daki St Thomas' Hastanesi bahçesine -tam da Nightingale'in kendi okulunun bulunduğu kurumun yanı başına- bir Seacole heykeli dikilmesi, bu yeniden değerlendirmenin somut kurumsal karşılığı oldu.

Kaynaklar: [3]

Tartışma: Nightingale mi Seacole mi?

Seacole'un yeniden keşfi, tarihçiler arasında ölçü kaçırma riski taşıyan bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bir kesim, iki kadının katkısının nitelik olarak farklı olduğunu vurgular: Nightingale bir hastanede sistematik hijyen reformları yapıp istatistiksel yöntemlerle hemşireliği bir meslek olarak kurumsallaştırırken, Seacole hiçbir zaman bir hastanede çalışmadı, hemşirelik okulu kurmadı ve yazdığı anı kitabı dışında mesleğe dair bir eser bırakmadı -bu görüşe göre iki ismi "eş değer rakipler" gibi sunmak tarihsel doğruluğu zedeler. Diğer görüş ise bu karşılaştırmanın kendisinin yanlış çerçevelendiğini, asıl meselenin Seacole'un dönemin ırksal önyargıları nedeniyle resmî hemşirelik heyetinden dışlanmış olmasına rağmen kendi başına gösterdiği girişimciliğin ve cesaretin, farklı ama gerçek bir katkı biçimi olarak tanınması gerektiğini savunur. Bu tartışma, tarihsel adaletin geç de olsa sağlanmasıyla, mevcut bir figürün mirasını abartılı biçimde yeniden yazma riski arasındaki hassas dengeye dair daha genel bir tarihyazımı sorununu da gündeme getirir; her iki tarafın savunucuları da nihayetinde iki kadının birbirini dışlamak yerine, dönemin savaş sağlığı krizine iki farklı ama tamamlayıcı yanıt sunduğu noktasında uzlaşmaya yakındır.

Kaynaklar: [2] [3]

Sonuçları ve Paris Antlaşması

1856'da imzalanan Paris Antlaşması ile Rusya yenilgiyi kabul etti, Karadeniz tarafsız bir bölge ilan edildi ve Osmanlı İmparatorluğu resmen "Avrupa Devletler Ailesi"ne kabul edildi; ancak bu galibiyet Osmanlı'yı savaş borçları nedeniyle Avrupa'ya mali bağımlılığa da sürükledi ve nihayetinde 1875'teki mali iflasın zeminini hazırladı. Antlaşma ayrıca Karadeniz'in silahsızlandırılmasını öngörüyordu; ancak Rusya, 1870'te Fransa'nın Prusya karşısında ağır biçimde zayıflamasından yararlanarak bu kısıtlamayı tek taraflı olarak reddetti ve Karadeniz'de yeniden donanma bulundurma hakkını fiilen geri kazandı -bu da Paris Antlaşması'nın uzun vadeli caydırıcılığının ne denli sınırlı kaldığını gösterir.

Kaynaklar:

Tarihsel Önemi ve Miras

Kırım Savaşı, telgrafla anında haber alınan ve fotoğrafla belgelenen ilk büyük savaş olarak modern savaş muhabirliğinin başlangıcı sayılır; savaş muhabiri William Howard Russell'ın The Times gazetesine gönderdiği, ordunun lojistik yetersizliklerini ve yaralı askerlerin içler acısı durumunu ayrıntılarıyla anlatan haberleri, İngiliz kamuoyunda büyük bir tepki yaratarak hükümetin düşmesine bile yol açtı -bu, basının savaş yönetimini doğrudan etkilediği erken ve etkili bir örnektir; dönemin fotoğrafçısı Roger Fenton'ın çektiği kareler ise, sansür ve uzun pozlama teknolojisi nedeniyle doğrudan çatışma sahnelerinden çok ordugâh yaşamını belgeleyerek savaş fotoğrafçılığının daha temkinli, resmî bir başlangıcını temsil etti. Savaş, Osmanlı'nın 19. yüzyıldaki modernleşme (Tanzimat) çabalarıyla Avrupa diplomasisi arasındaki karmaşık ilişkinin de çarpıcı bir örneğidir; Osmanlı'nın müttefiklerinin isteği doğrultusunda 1856'da yayımladığı Islahat Fermanı, gayrimüslim tebaaya resmi eşitlik vaat ederek Avrupa baskısının Osmanlı iç reformlarını doğrudan nasıl şekillendirdiğini gösteren bir başka örnektir; bu ferman aynı zamanda 1876'daki Mecelle'nin (bkz. Mecelle ve Osmanlı Hukuk Modernleşmesi) tamamlanmasına uzanan geniş kanunlaştırma sürecinin de önemli bir halkasıydı; savaşın askeri ve mali maliyeti, Osmanlı yönetici seçkinlerini reform sürecini hızlandırmaya zorlayan somut bir dış baskı unsuru olarak da işlev gördü.

Kaynaklar:

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Historic UK — "The Charge of the Light Brigade"

    Balaklava'daki saldırı, komuta karmaşası ve Tennyson'ın şiiri.

  2. PubMed — "Florence Nightingale and Mary Seacole: which is the forgotten hero of health care and why?"

    Nightingale-Seacole karşılaştırması ve tarihyazımı tartışması.

  3. Social Science Space — "Black History and the Myth of Mary Seacole"

    Seacole'un katkısının kapsamı ve modern yeniden değerlendirilmesi.

Sık Sorulan Sorular

Kırım Savaşı'nda kolera salgını nasıl bu kadar ölümcül oldu?

Dönemin tıbbı kolera hastalığının bulaşma yolunu (kirli su) henüz bilmiyordu; kamplardaki yetersiz sanitasyon, temiz su eksikliği ve aşırı kalabalık koşullar salgının hızla yayılmasına yol açtı. Bazı tahminlere göre savaşta ölen askerlerin çoğunluğu -bazı kaynaklara göre dörtte üçe yakını- doğrudan muharebede değil, hastalıktan öldü; bu oran, Kırım Savaşı'nı modern tıbbi lojistiğin ne denli hayati olduğunu gösteren acı bir ders haline getirdi.

Kırım Savaşı'nın adı neden bu yarımadadan geliyor, savaşın tamamı orada mı geçti?

Savaşın kara muharebelerinin büyük çoğunluğu gerçekten Kırım Yarımadası'nda, özellikle Sivastopol çevresinde yoğunlaştığı için bu adı almıştır; ancak çatışmalar aynı zamanda Kafkasya'da, Baltık Denizi'nde ve hatta Rusya'nın Uzak Doğu'daki Petropavlovsk limanında da yaşandı. Bu coğrafi yayılım, savaşın yalnızca bölgesel değil, iki büyük imparatorluk arasında küresel ölçekte bir rekabetin parçası olduğunu gösterir.

Kırım Savaşı'nda kullanılan diğer yeni teknolojiler nelerdi?

Savaş, denizaltı telgraf kablosunun ilk kez büyük ölçekte askeri amaçla kullanıldığı ve Balaklava limanından cepheye lojistik amaçlı kısa bir demiryolu hattının inşa edildiği ilk savaşlardan biriydi. Telgraf, komutanların Londra ve Paris'teki hükümetlerle günler yerine saatler içinde haberleşmesini sağlayarak, savaş yönetiminde merkezi siyasi müdahaleyi tarihte ilk kez bu denli gerçek zamanlı hale getirdi.