Bağımsızlık SavaşıÇağdaş Dönem

Türk Kurtuluş Savaşı

Tarih19 Mayıs 1919 – 24 Temmuz 1923
LiderMustafa Kemal (Atatürk)
SonuçTürkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluşu
Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Türk ordusunun İzmir'e girişi (Commons kaydındaki açıklamaya göre).

FotoğrafMustafa Kemal Paşa önderliğindeki Türk ordusunun İzmir'e girişi (Commons kaydındaki açıklamaya göre).Ray Swi-hymn (türev çalışma), Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Kurtuluş Savaşı (İstiklâl Harbi, Millî Mücadele), TDV İslâm Ansiklopedisi'nin tanımıyla 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nin ardından başlayan, askerî bakımdan 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi ile, siyasi bakımdan 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile sona eren mücadeledir. Savaş Anadolu'nun İtilaf devletleri ve Yunanistan tarafından işgaline karşı yerel direniş örgütleriyle başladı; Erzurum ve Sivas kongreleriyle ulusal bir harekete, 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'yle de İstanbul'dan bağımsız bir devlet örgütüne dönüştü. Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki hareket batıda Yunan ordusuna, güneyde Fransızlara, doğuda Ermenistan'a karşı savaşırken içeride isyanlarla da uğraştı. Bu madde işgalden Lozan'a kadar olan süreci, başlıca kaynakların birbirinden ayrıldığı noktaları belirterek anlatır; Cumhuriyet'in ilanı ve sonrası için bkz. Türkiye Cumhuriyeti.

Kaynaklar: [1] [5]

Mondros'tan İzmir'e: İşgaller

Mondros Mütarekesi'ni imzalayan Rauf Bey (Orbay) devletin bağımsızlığının kurtarıldığını söylemişti, ama işgaller hemen başladı: İngilizler 5 Kasım 1918'de Musul'u işgal etti, Fransızlar Trakya'ya girdi ve İtilaf donanması 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelerek Osmanlı yönetimini denetim altına aldı. İngilizler ve Fransızlar Güneydoğu Anadolu ile Çukurova'yı, İtalyanlar Antalya'yı ele geçirdi. Paris Barış Konferansı'nda (18 Ocak 1919'dan itibaren) İtalya ile Yunanistan'ın Batı Anadolu üzerindeki talepleri çatıştı; TDV'ye göre Amerikalı uzmanlar Yunan istatistiklerini kabul etmeyip bölgenin Türkiye'den koparılmasına karşı çıktı, İngiliz ve Fransız uzmanlar ise İzmir'in Yunanistan'a verilebileceğini savundu. İngiltere, Fransa ve ABD'nin desteklediği Yunan kuvvetleri 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıktı. Çıkarma ülke çapında infiale yol açtı; mitinglerle protesto edildi ve Müdâfaa-i Hukuk ile Redd-i İlhak cemiyetlerinin örgütlenmesini hızlandırdı. Batı Anadolu'da ilk cephe 29 Mayıs'ta Ayvalık'ta kuruldu.

Kaynaklar: [1] [6]

Mustafa Kemal'in Anadolu'ya Geçişi ve Amasya Genelgesi

İstanbul hükümeti, Anadolu'daki karışıklıklara karşı müttefiklerin verdiği nota üzerine deneyimli komutanları ordu birliklerinin başına gönderdi. Mustafa Kemal Paşa 30 Nisan 1919'da geniş yetkilerle ordu müfettişliğine atandı; TDV'nin Millî Mücadele maddesi bu görevi Dokuzuncu Ordu, Erzurum Kongresi maddesi ise Üçüncü Ordu müfettişliği olarak anar. Yunanlıların İzmir'e çıktığı 15 Mayıs'ta padişahla görüştü, ertesi gün Samsun'a hareket etti ve 19 Mayıs 1919'da Samsun'a vardı. 22 Haziran'da arkadaşlarıyla yayımladığı Amasya Genelgesi'nde milletin bağımsızlığının ve vatanın bütünlüğünün tehlikede olduğunu, hükümetin işgalcilerin baskısı altında bulunduğunu ve milletin geleceğini yine milletin azim ve kararının belirleyeceğini ilan etti; her ilden üç delegenin Sivas'ta toplanacak bir millî kongreye gönderilmesini istedi. İstanbul hükümeti, İngilizlerin baskısıyla 23 Haziran'da onu görevden aldı.

Kaynaklar: [1] [2]

Erzurum Kongresi (23 Temmuz–7 Ağustos 1919)

Kongreyi Vilâyât-ı Şarkıyye Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Erzurum şubesi ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ortaklaşa düzenledi; TDV'ye göre en önemli sebep, Paris'te Trabzon yöresinde bir Pontus Rum devleti ve Erzurum yöresinde bir Ermeni devleti kurulması çabalarının artmasıydı. Görevinden alınan Mustafa Kemal askerlikten istifa ederek kongreye katıldı. 10 Temmuz'da toplanamayan kongre 23 Temmuz'da açıldı; Erzurum'dan 24, Trabzon'dan 17, Sivas'tan 10, Bitlis'ten 3 ve Van'dan 2 olmak üzere 56 delege katıldı, Diyarbekir ve Elazığ delegeleri ise hükümetin engellemesiyle gelemedi. Mustafa Kemal ilk oturumda oy çokluğuyla başkan seçildi; bazı Trabzonlu delegeler bu seçime itiraz etmişti. Sadrazam Damad Ferid Paşa kongreyi anayasaya aykırı ilan etti ve 29 Temmuz'da Mustafa Kemal ile Rauf Bey'in tutuklanmasını emretti, ancak Erzurum vali vekili ile Kâzım Karabekir Paşa emri uygulamadı. 7 Ağustos'ta yayımlanan on maddelik beyannameye göre doğu vilayetleri birbirinden ve Osmanlı camiasından ayrılamaz bir bütündü; merkezî hükümet bu toprakları bırakmak zorunda kalırsa geçici bir yönetim kurulacak, her türlü işgale karşı birlikte savunma esası benimseniyordu.

Kaynaklar: [2] [1]

Sivas Kongresi (4–11 Eylül 1919)

Sivas Kongresi 4 Eylül 1919'da Sivas Sultanisi'nde açıldı ve Mustafa Kemal oybirliğiyle başkan seçildi. Katılan delege sayısı kesin olarak bilinmez; TDV'ye göre kaynaklarda yirmi sekizden kırk sekize kadar değişen sayılar verilir. Erzurum Kongresi kararları bölgesellikten çıkarılıp bütün Anadolu ve Rumeli'yi kapsayacak biçimde genelleştirildi; bütün cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirildi ve Temsil Heyeti'nin “vatanın bütününü” temsil ettiği kabul edildi. Amerikan mandasını isteyen ve yirmi beş delegenin imzaladığı muhtıra sert tartışmalardan sonra reddedildi. Kongre, İstanbul'daki hükümetin derhal millî meclisi toplamasını istedi. Sivas'ın ardından Damad Ferid Paşa hükümeti düştü; yeni Ali Rıza Paşa hükümeti ile Temsil Heyeti arasında Amasya'da yapılan görüşmelerde (20–22 Ekim 1919) Sivas kararları İstanbul tarafından da tanındı.

Kaynaklar: [3] [1]

Mîsâk-ı Millî

Sivas kararları gereğince yapılan seçimlerle Meclis-i Mebusan 12 Ocak 1920'de İstanbul'da açıldı. Millî harekete yakın mebusların hazırladığı “Ahd-i Millî” beyannamesi 28 Ocak 1920'de 121 mebus tarafından imzalandı; TDV, bazı kaynakların metnin gizli oturumda kabul edildiğini yazdığını, oysa meclisin o gün oturum yapmadığını belirtir. Metin 17 Şubat 1920'de mecliste okunup oybirliğiyle kabul edildi ve “Mîsâk-ı Millî” adıyla yayımlanarak bütün hükümetlere ve parlamentolara gönderildi. Altı maddelik metin şunları öngörüyordu: mütareke sırasında işgal altında kalan Arap çoğunluklu bölgelerin geleceğinin halkoyuyla belirlenmesi, mütareke hattının “içinde ve dışında” Osmanlı-İslâm çoğunluğunun yaşadığı toprakların bölünmez bir bütün sayılması; Kars, Ardahan ve Batum için gerekirse yeniden halkoyuna başvurulması; Batı Trakya'nın durumunun halkoyuyla belirlenmesi; İstanbul ve Marmara'nın güvenliği korunmak şartıyla Boğazların ticarete açılmasının ilgili devletlerle birlikte kararlaştırılması; azınlık haklarının komşu ülkelerdeki Müslümanlara da aynı hakların tanınması şartıyla gözetilmesi; siyasi, adli ve mali gelişmeyi engelleyen kayıtların kaldırılması.

Kaynaklar: [4] [1]

İstanbul'un İşgali ve Büyük Millet Meclisi

İtilaf devletleri 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek millî harekete destek veren mebusları tutuklayıp Malta'ya sürdü; Meclis-i Mebusan 11 Nisan'da padişah tarafından feshedildi. Mustafa Kemal 19 Mart'ta Temsil Heyeti adına yayımladığı genelgeyle Ankara'da olağanüstü yetkilerle toplanacak bir meclis için seçim yapılmasını istedi. Aynı günlerde Şeyhülislam Dürrîzâde Abdullah Efendi'nin millî kuvvetlerin öldürülmesinin “vacip” olduğunu bildiren fetvası dağıtıldı; buna karşılık Ankara Müftüsü Rifat Efendi'nin (Börekçi) hazırladığı ve 153 müftünün imzaladığı karşı fetva yayımlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 Cuma günü Ankara'da açıldı; TDV'nin TBMM maddesi bu açılışı Türk demokrasi tarihinin en önemli dönüm noktası olarak niteler. Meclis 29 Nisan'da Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu kabul etti; Meclis Başkanı Mustafa Kemal 30 Nisan'da Avrupa devletlerine ve ABD'ye, milletin tek temsilcisinin bu meclisin hükümeti olduğunu ve İstanbul hükümetiyle yapılacak antlaşmaların tanınmayacağını bildirdi. İstanbul'da ise Mustafa Kemal ve beş arkadaşı gıyabında idama mahkûm edildi; karar padişah tarafından 24 Mayıs'ta imzalandı.

Kaynaklar: [1] [4] [5]

İç İsyanlar ve Düzenli Ordu

TDV'ye göre 1920 boyunca Anzavur, Düzce, Yozgat, Bolu ve Konya çevresindeki isyanlar, sınırlı millî kuvvetlerin önemli bir kısmını cepheden uzaklaştırdı; Yunan saldırıları ile iç isyanlar arasında sıkı bir bağlantı vardı. İstanbul hükümeti 18 Nisan 1920'de millî kuvvetlere karşı Kuvâ-yi İnzibâtiyye'yi kurdu, ancak bu birliklerin önemli bir kısmı sonradan millî kuvvetlere katıldı. Meclis 11 Eylül 1920'de İstiklâl mahkemelerini kurdu. Yunan ordusu 22 Haziran 1920'de ilerlemeye başlayıp 8 Temmuz'da Bursa'yı, 20 Temmuz'da bütün Trakya'yı ele geçirdi. Milis güçleriyle Yunan ilerleyişinin durdurulamayacağı anlaşılınca batı cephesi yeniden düzenlenerek kuzey kesimi İsmet Bey'in (İnönü), güney kesimi Refet Bey'in (Bele) komutasına verildi ve çetelerin orduya katılması istendi. Buna direnen Çerkez Ethem ve kardeşlerine karşı Aralık 1920'de harekât başlatıldı; Gediz'de yenilen Ethem Yunanlılara sığındı.

Kaynaklar: [1]

Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)

Londra ve San Remo konferanslarında son biçimini alan barış taslağı 11 Mayıs 1920'de Osmanlı heyetine verildi. Yunanlıların Trakya'yı ele geçirmesi üzerine padişahın 22 Temmuz'da topladığı Saltanat Şûrası'nda, Topçu Feriki Rıza Paşa dışındaki katılımcılar antlaşmanın kabulünden yana oy verdi. Osmanlı heyeti 10 Ağustos 1920'de Paris yakınındaki Sevr'de on iki bölüm ve 433 maddelik antlaşmayı imzaladı. Antlaşmaya göre Istıranca-Çatalca hattının batısı Yunanistan'a bırakılıyor; İzmir ve çevresi resmen Osmanlı idaresinde kalmakla birlikte yönetimi Yunanistan'a veriliyor ve yerel meclise beş yıl sonra Yunanistan'a katılma hakkı tanınıyordu. Boğazlar ve Marmara kıyıları uluslararası bir komisyona bırakılıyor, Irak, Suriye ve Filistin'de manda idareleri kabul ediliyordu. Türkiye, Ermenistan'ın bağımsızlığını ve sınırın ABD Başkanı Wilson'ın hakemliğiyle çizilmesini kabul ediyor; Kürtlerin yoğun olduğu bölgelere yerel özerklik, bir yıl sonra da Milletler Cemiyeti kararıyla bağımsızlık yolu açılıyordu. Ankara'daki İstiklâl Mahkemesi antlaşmayı imzalayanları gıyabında idama mahkûm etti. Antlaşma padişah tarafından onaylanmadı ve yürürlüğe girmedi.

Kaynaklar: [6] [1]

Doğu ve Güney: Gümrü, Antep ve Ankara Antlaşması

Doğuda Ermenistan'la yapılan savaşın ardından imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM hükümetinin imzaladığı ilk uluslararası antlaşmadır; TDV'nin Millî Mücadele maddesi 3 Aralık 1920, TBMM maddesi 2–3 Aralık 1920 tarihini verir. Bu antlaşmayla Kars, Sarıkamış, Kağızman, Kulp ve Iğdır yeniden Türk topraklarına katıldı ve doğudaki birlikler batıya kaydırıldı. 16 Mart 1921'de Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması'nda Batum Gürcistan'a bırakıldı, Rusya ise Mîsâk-ı Millî'yi tanıyıp Ankara'ya silah, cephane ve 10 milyon altın ruble yardım taahhüt etti; kalan sorunlar 13 Ekim 1921'deki Kars Antlaşması'yla çözüldü. Güneyde Maraş'ta Sütçü İmam önderliğinde başlayan hareket 12 Şubat 1920'de zaferle sonuçlandı, Urfa'da da direniş başladı. Antep halkı 1 Nisan 1920'den 7 Şubat 1921'e kadar Fransız kuvvetlerine karşı direndi; direniş kırılınca Fransızlar 9 Şubat'ta şehre hâkim oldu. TBMM, işgale on ay dayanan şehre 6 Şubat 1921'de gazilik unvanı verdi. Sakarya'dan sonra Fransa ile 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması, TDV'ye göre bir İtilaf devletinin Türk millî isteklerini ilk kez kabul edip Ankara hükümetini resmen tanıması anlamına geliyordu; Fransa işgal ettiği Anadolu topraklarından çekildi ve 25 Aralık 1921'de Antep'i boşalttı.

Kaynaklar: [1] [5] [7]

İnönü Muharebeleri (1921)

Çerkez Ethem'e karşı harekâtın başladığı sırada Yunan birlikleri Afyon ve Eskişehir yönünde iki koldan ilerledi. İsmet Bey komutasındaki düzenli ordu birlikleri, sayı ve teçhizat bakımından üstün Yunan kuvvetlerini 10 Ocak 1921'de İnönü'de yendi. Bu başarı üzerine İtilaf devletleri Şubat–Mart 1921'de Londra Konferansı'nı topladı ve Ankara hükümeti de İtalya aracılığıyla konferansa katıldı, ancak bir sonuç alınamadı. Yunanlılar 23 Mart'ta yeniden saldırıya geçerek Bilecik ve Afyon'u aldı; TBMM Muhafız Taburu da cepheye gönderildi. Düşman 1 Nisan'da yine İnönü sırtlarında durduruldu, Aslıhanlar'da yenilgiye uğratıldı ve 7 Nisan'da Afyon geri alındı. Mustafa Kemal'in İsmet Paşa'ya gönderdiği kutlama telgrafında milletin “makûs talihini” yendiğini söylediği İkinci İnönü zaferi İstanbul'da da mitinglerle kutlandı.

Kaynaklar: [1]

Sakarya Meydan Muharebesi (1921)

Yunan ordusu Anadolu'daki gücünü on bir tümene çıkardı, Kral Konstantin de 13 Haziran 1921'de İzmir'e geldi. 10 Temmuz'da başlayan Yunan saldırısı karşısında Türk ordusu Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Eskişehir'i boşaltıp Sakarya'nın doğusuna çekildi; bu geri çekiliş mecliste sert eleştirilere yol açtı. 5 Ağustos 1921'de kabul edilen Başkumandanlık Kanunu'yla meclisin yetkileri üç aylığına Mustafa Kemal'e verildi; ardından yayımlanan Tekâlif-i Milliye emirleriyle halkın elindeki yiyecek ve giyeceklerin yüzde 40'ı, nakliye araçları ve hayvanların yüzde 20'si orduya toplandı. Muharebe 23 Ağustos'ta başladı. ATAM'a göre Mustafa Kemal bu günlerde “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” emrini verdi. Muharebenin bitiş tarihi kaynaklarda farklıdır: ATAM, Yunanlıların Sakarya'nın batısına atıldığı 13 Eylül'ü; TDV ise düşmanın ağır yenilgisiyle sonuçlandığı 12 Eylül'ü verir. Yunan birlikleri Eskişehir–Afyon hattına çekildi. TBMM 19 Eylül 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi unvanını ve Mareşal (müşir) rütbesini verdi.

Kaynaklar: [1] [8]

Büyük Taarruz ve İzmir'e Giriş (1922)

Taarruz öncesinde Batı Cephesi iki ordu hâlinde yeniden örgütlendi ve TDV'ye göre batı cephesinde ilk kez 200.000'e yakın kuvvet toplandı. Ankara, Dahiliye Vekili Fethi Bey'i (Okyar) son bir kez Avrupa'ya gönderdi; İngilizlerin görüşmeyi reddetmesi üzerine Fethi Bey, millî amaçlara ancak askerî yoldan ulaşılabileceğini bildirdi. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922'de başladı; iki günde kuvvetlerinin yarısı savaş dışı kalan Yunan ordusu kuşatıldı ve kuşatma 30 Ağustos'ta Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği Başkumandanlık Meydan Muharebesi'yle tamamlandı. Ardından verilen “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!” emriyle takip başladı. Yunan başkumandan vekili Trikupis dahil çok sayıda subay ve er esir düştü. TDV'ye göre çekilen Yunan birlikleri ve onlarla kaçan yerli Rumlar yerleşim yerlerini yağmalayıp ateşe veriyordu; Manisa da yakılmıştı. Nureddin Paşa'ya bağlı birlikler 9 Eylül'de İzmir'e girdi, Mustafa Kemal Paşa ertesi gün şehre geldi.

Kaynaklar: [1]

İzmir Yangını (Eylül 1922)

Türk ordusunun şehre girişinden birkaç gün sonra çıkan yangın, şehrin büyük bölümünü yok etti. Başlangıç tarihi kaynaklarda 12 Eylül (TDV) ya da 13 Eylül 1922 (ABD Dışişleri Bakanlığı belgesi ve hakemli Türk makaleleri) olarak geçer. JSTOR Daily'nin aktardığı tarihçi Biray Kolluoğlu Kırlı'ya göre 13 Eylül öğle saatlerinde Aydın demiryolunun yük ve yolcu istasyonları, Ermeni hastanesi ve Kasaba istasyonu çevresinde birbirinden ayrı çok sayıda yangın bildirildi ve güneydoğudan esen rüzgârla tek bir büyük yangına dönüştü; Rum itfaiyecilerin işten çıkarılmış olması yüzünden şehirde yalnızca otuz yedi itfaiyeci vardı. Yangından Müslüman ve Yahudi mahalleleri kurtuldu. ABD Dışişleri Bakanı Hughes'un Şubat 1923 tarihli yazısına göre yalnız Eylül ayında 200.000'den fazla kişi İzmir'den tahliye edildi. Ölü sayısı için kesin bir rakam yoktur; JSTOR Daily'deki yazı Yunan tarafında yaygın olan yaklaşık 100.000 tahminini aktarır. Sorumluluk tartışması aşağıdaki tartışma bölümünde ele alınmıştır.

Kaynaklar: [10] [13] [11] [12] [1]

Çanakkale Krizi ve Mudanya Mütarekesi

İzmir'in alınmasından sonra Türk birliklerinin Boğazlar'a yönelmesi İngiltere'yi telaşlandırdı. TDV'ye göre İngiliz hükümeti 15 Eylül'de Boğazlar'ın kuvvetle savunulmasını kararlaştırdı; Sömürgeler Bakanı Churchill 16 Eylül'de Balkan devletlerinden, müttefiklerden ve sömürgelerden yardım istediyse de beklediği karşılığı bulamadı. Fransa ve İtalya yalnızca diplomatik girişimlere katılabileceklerini açıklayarak Anadolu yakasındaki askerlerini çekti. Mustafa Kemal Paşa “tarafsız bölge” tanımadığını bildirdi ve Türk birlikleri 23 Eylül'den itibaren Boğazlar bölgesine girmeye başladı. Fransız siyasetçi Franklin-Bouillon'un aracılığıyla varılan uzlaşma sonucunda İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyeti ile İngiliz, Fransız ve İtalyan generalleri arasında 3 Ekim'de Mudanya'da görüşmeler başladı; Yunan delegeleri limandaki bir gemide bekledi. 11 Ekim 1922 sabahı imzalanan mütarekeyle Yunan kuvvetleri Meriç'in batısına çekilecek, Doğu Trakya on beş gün içinde boşaltılacak ve sivil yönetim otuz gün içinde Türklere devredilecekti. TDV'ye göre Doğu Trakya ve İstanbul böylece savaşılmadan yeniden Türk topraklarına katıldı.

Kaynaklar: [9] [1]

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

İtilaf devletlerinin 27 Ekim 1922'de Lozan'daki barış konferansına Ankara ile birlikte İstanbul hükümetini de davet etmesi Ankara'da tepkiyle karşılandı. Sadrazam Tevfik Paşa, iki hükümetin birlikte hareket etmesini önerdi; bu, müttefiklerin körüklediği İstanbul–Ankara ikiliğini kabul etmek anlamına geleceği için mecliste sert tartışmalara yol açtı. Rıza Nur ile Hüseyin Avni'nin (Ulaş) hazırladığı önergede Osmanlı Devleti'nin tarihe karıştığı ve hâkimiyetin millete verildiği açıklanıyordu; TDV'nin Millî Mücadele maddesi önergeyi seksen mebusun, Lozan Antlaşması maddesi ise Rıza Nur, Hüseyin Avni ve yetmiş yedi arkadaşının imzaladığını yazar. 1 Kasım 1922'de kabul edilen kanunla saltanat ile hilafet birbirinden ayrıldı ve saltanat kaldırıldı (bkz. Osmanlı İmparatorluğu).

Kaynaklar: [1] [14]

Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Konferansı 20 Kasım 1922'de açıldı. Türk heyetinin baş delegesi İsmet Paşa (İnönü), ikinci delegesi Rıza Nur'du. Adalar, Musul, kapitülasyonlar ve Yunanistan'dan istenen savaş tazminatı konusunda uzlaşılamayınca görüşmeler 4 Şubat 1923'te kesildi; 23 Nisan'da başlayan ikinci dönem 24 Temmuz 1923'te antlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi. 143 maddelik esas antlaşma ve ekleriyle Trakya'daki Türk-Yunan sınırı Meriç'e çizildi, Karaağaç Türkiye'ye bırakıldı; Gökçeada ve Bozcaada Türkiye'de kaldı, diğer bazı Ege adaları Yunanistan'a, Rodos ve Onikiada İtalya'ya bırakıldı; Kıbrıs, Mısır ve Sudan üzerindeki İngiliz egemenliği tanındı. Türk-Irak sınırı (Musul) sonraki görüşmelere bırakıldı. Antlaşmanın 28. maddesiyle taraflar kapitülasyonların “her bakımdan tamamen kaldırılmasını” kabul etti. Boğazlarda serbest geçiş esası benimsendi. Ek protokolle Türkiye'deki Rumlarla Yunanistan'daki Türklerin büyük bir kısmının karşılıklı olarak değiştirilmesi kararlaştırıldı; İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada Rumları ile Batı Trakya Türkleri bu mübadelenin dışında tutuldu. TBMM antlaşmayı 2 Ağustos 1923'te 14'e karşı 213 oyla onayladı.

Kaynaklar: [14] [15]

Tartışma: İzmir Yangınını Kim Çıkardı?

Yangının sorumluluğu, Türkiye ile Yunanistan'ın kolektif belleklerinde hâlâ hassas bir konudur ve kaynaklar farklı sonuçlara varır. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Şubat 1923 tarihli değerlendirmesine göre yangınlar görünüşe göre kasten çıkarılmıştı, ama faillerin kimliği tespit edilemedi; Bakanlığa çelişkili kanıtlar ulaştı ve şehirdeki birbirine düşman topluluklar yangını birbirine yükledi. Aynı belge, şehri denetleyen Türk askerî makamlarının düzeni sağlayamamasının felaketin boyutuna katkıda bulunduğunu ve bu sorumluluktan kaçınamayacaklarını da yazar. Oktay Gökdemir'in Fransız konsolosluk raporlarına ve Amiral Dumesnil'in raporlarına dayanan hakemli makalesi, bu belgelerin yangını Türklerin değil Ermenilerin çıkardığını gösterdiği sonucuna varır; TDV de yangının Ermeni mahallesinde başladığını ve Ermeni ve Rum çetelerince çıkarıldığı söylentisini aktarır. Tuğba Belenli'nin çağdaş yabancı basına dayanan makalesi ise geri çekilen Yunan ordusunun “yakıp yıkma taktiğini” İzmir'de de sürdürdüğünü savunur. JSTOR Daily'nin aktardığı Kırlı'ya göre Türk resmî tarihi yangını Rumlara ve Ermenilere, Yunan anlatıları Türklere yükler ve tarafların hepsi kendi tezini destekleyecek kanıt bulur, hatta üretir; tarihçi Peter Kincaid Jensen ise yangının bir kaza olma ihtimalini bile dışlamaz. Bu madde bir tarafın anlatısını benimsemez; kaynakların vardığı sonuçları yan yana sunar.

Kaynaklar: [10] [11] [12] [13] [1]

Tartışma: Mîsâk-ı Millî Sınırları Bugünkü Sınırlar mı?

TDV'nin Mîsâk-ı Millî maddesi yaygın bir yanlışa dikkat çeker: Meclis tutanaklarındaki metinde mütareke hattının “içinde ve dışında” kalan Müslüman çoğunluklu toprakların bölünmez bir bütün olduğu yazdığı hâlde, konuyla ilgili eserlerin çoğu “dışında” kelimesine yer vermez ve bugünkü sınırların Mîsâk-ı Millî sınırları olduğu izlenimini doğurur. Maddeye göre Mustafa Kemal'in gönderdiği ilk metin mütareke hattını esas alıyordu; meclis komisyonu ise “içinde ve dışında” kaydını ekleyerek işgal altındaki toprakları da talep etti. Rauf Bey, sınır konusunda esasın milliyet olduğunu ve Kerkük ile Süleymaniye'nin de bu yüzden dahil edildiğini yazmıştı. Sonuçta Batum 1921'de Gürcistan'a bırakıldı, Hatay 1939'da Türkiye'ye katıldı; Irak, Kıbrıs, Ege adaları ve Batı Trakya ise Lozan'da Türkiye'nin sınırları dışında kaldı. TDV'nin ifadesiyle Mîsâk-ı Millî'de hedef geniş tutulmuş, şartlar gereği elde edilebilenlerle yetinilmiştir.

Kaynaklar: [4]

Tartışma: Savaş Ne Zaman Başladı, Ne Zaman Bitti?

Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı ve bitişi kaynağa ve ölçüte göre farklı verilir. TDV İslâm Ansiklopedisi savaşı 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nin ardından başlatır ve bu madde de bu tanımı izler. Bununla birlikte 15 Mayıs 1919'daki Yunan çıkarması direnişi ülke çapına yayan olay, 19 Mayıs 1919 ise Mustafa Kemal'in Anadolu'daki örgütlenmeyi başlattığı tarih olarak ayrıca önem taşır. Bitiş için de iki tarih öne çıkar: askerî bakımdan 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi, siyasi bakımdan 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması. Arada saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922) gibi dönüm noktaları da vardır. Bu nedenle “savaşın başlangıcı” ve “bitişi” tek bir güne indirgenmez; maddede her tarih hangi olaya karşılık geldiğiyle birlikte verilmiştir.

Kaynaklar: [1] [6]

Bugüne Mirası

TDV'nin Lozan maddesine göre Lozan Antlaşması, bağımsız yeni bir Türk devletinin kurulduğunun başlıca dünya devletlerince onaylandığını gösteren uluslararası belgedir ve Mîsâk-ı Millî hedeflerinin günün şartları içinde büyük ölçüde gerçekleştirildiğini ortaya koyar. 23 Nisan 1920'de açılan meclis, ilan edilecek Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu organı oldu (bkz. Türkiye Cumhuriyeti). Lozan'da kararlaştırılan nüfus mübadelesi ise Anadolu'nun ve Yunanistan'ın nüfus yapısını derinden etkiledi.

Kaynaklar: [14] [5]

Önemli İsimler

  • Mustafa Kemal PaşaBaşkumandan

    Erzurum ve Sivas kongrelerinin başkanı, TBMM'nin ilk başkanı; Sakarya'dan sonra Gazi ve Mareşal oldu.

  • Kâzım Karabekir PaşaDoğu

    Erzurum Kongresi'ni destekledi; Mustafa Kemal'in tutuklanması emrini uygulamadı.

  • İsmet Paşa (İnönü)Batı Cephesi / Lozan

    İnönü zaferlerinin komutanı; Mudanya ve Lozan'da Türk heyetinin başkanı.

  • Rauf Bey (Orbay)Mondros'tan Lozan'a

    Mondros'u imzaladı; Erzurum'da Mustafa Kemal'le birlikte kongreye katıldı.

  • Damad Ferid PaşaSadrazam

    Millî hareketi âsi ilan etti; Sevr'i imzalayan heyeti gönderen hükümetin başıydı.

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • İkinci İnönü zaferi.

  • Saltanat kaldırıldı.

  • Gümrü Antlaşması.

  • Sivas Kongresi.

  • Antep savunması sona erdi (gazilik unvanı 6 Şubat).

  • Türk ordusu İzmir'e girdi.

  • Sevr Antlaşması imzalandı.

  • Birinci İnönü zaferi.

  • Mudanya Mütarekesi.

  • İzmir yangını başladı.

  • İtilaf donanması İstanbul'a geldi.

  • Yunan kuvvetleri İzmir'e çıktı.

  • İstanbul resmen işgal edildi.

  • Moskova Antlaşması.

  • Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktı.

  • Fransa ile Ankara Antlaşması.

  • Amasya Genelgesi.

  • Erzurum Kongresi.

  • Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.

  • Sakarya Meydan Muharebesi.

  • Lozan Antlaşması imzalandı.

  • Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi.

  • Mîsâk-ı Millî imzalandı / mecliste kabul edildi.

  • Mondros Mütarekesi.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — Millî Mücadele (Cevdet Küçük)

    Mondros'tan Lozan'a savaşın ayrıntılı kronolojisi: işgaller, kongreler, isyanlar, cepheler, Sakarya, Büyük Taarruz, saltanatın kaldırılması.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — Erzurum Kongresi (Cevdet Küçük)

    Toplanma süreci, 56 delegenin illere dağılımı, beyanname.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — Sivas Kongresi (Haluk Selvi)

    Delege sayısı tartışması, manda tartışması, beyanname.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — Mîsâk-ı Millî (Cevdet Küçük)

    Hazırlanışı, 28 Ocak 1920 imzası, 17 Şubat kabulü, altı madde, “mütareke hattının içinde ve dışında” ifadesi.

  5. TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Büyük Millet Meclisi (İhsan Güneş)

    Meclisin 23 Nisan 1920'de açılışı; Gümrü Antlaşması.

  6. TDV İslâm Ansiklopedisi — Sevr Antlaşması (Cevdet Küçük)

    Paris Konferansı, İzmir çıkarması, antlaşmanın hükümleri ve imzalanışı.

  7. TDV İslâm Ansiklopedisi — Gaziantep (Tarih)

    Antep savunması (1 Nisan 1920–7 Şubat 1921) ve gazilik unvanı.

  8. Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) — Sakarya Meydan Muharebesi ve Zaferinin 100. Yıl Dönümü

    Muharebenin tarihleri ve 19 Eylül 1921'deki Gazi unvanı ile Mareşal rütbesi.

  9. TDV İslâm Ansiklopedisi — Mudanya Mütarekesi (Cezmi Eraslan)

    Boğazlar krizi, görüşmeler ve mütarekenin hükümleri.

  10. Foreign Relations of the United States, 1922, Vol. II, Doc. 373 — Dışişleri Bakanı Hughes'tan Senatör Lodge'a (26 Şubat 1923)

    Birincil kaynak: İzmir yangınının failleri, sorumluluk ve tahliye edilen mülteciler hakkında ABD hükümetinin değerlendirmesi.

  11. Oktay Gökdemir — “Fransız Kaynaklarının Işığında 1922 İzmir Yangını”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 6/15 (2007)

    Hakemli makale: Fransız konsolosluk ve Amiral Dumesnil raporlarına dayanan değerlendirme.

  12. Tuğba Belenli — “Yabancı Kaynaklara Göre Büyük İzmir Yangını ve Sorumluları”, Gazi Akademik Bakış 18/35 (2024)

    Hakemli makale: çağdaş yabancı basın üzerinden yangının sorumluları.

  13. JSTOR Daily — Catherine Halley, “September 1922: The Great Fire of Smyrna”

    Biray Kolluoğlu Kırlı ve Peter Kincaid Jensen'in çalışmalarını aktaran değerlendirme; yangının seyri.

  14. TDV İslâm Ansiklopedisi — Lozan Antlaşması (Şerafettin Turan)

    Konferansın iki dönemi, başlıca hükümler, mübadele ve TBMM'nin onayı.

  15. Treaty of Peace with Turkey Signed at Lausanne (24 Temmuz 1923) — İngilizce metin, BYU World War I Document Archive

    Birincil kaynak: antlaşma metni (ör. 28. madde).

Sık Sorulan Sorular

Mîsâk-ı Millî ne zaman ve nasıl kabul edildi?

Millî harekete yakın mebusların hazırladığı “Ahd-i Millî” beyannamesi 28 Ocak 1920'de İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın 121 üyesi tarafından özel bir toplantıda imzalandı. Metin 17 Şubat 1920'de mecliste okunarak oybirliğiyle kabul edildi ve “Mîsâk-ı Millî” adıyla yayımlanıp Fransızcaya çevrilerek bütün hükümetlere ve parlamentolara gönderildi. TDV, bazı kaynakların metnin gizli oturumda kabul edildiğini yazdığını, oysa meclisin 28 Ocak'ta hiç oturum yapmadığını belirtir.

Sakarya zaferinden sonra Mustafa Kemal'e hangi unvanlar verildi?

23 Ağustos 1921'de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi Yunan ordusunun Sakarya'nın batısına atılmasıyla sona erdi; ATAM bitiş tarihi olarak 13 Eylül'ü, TDV ise 12 Eylül'ü verir. TBMM, 19 Eylül 1921'de Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi unvanını ve Mareşal rütbesini verdi. Muharebeden önce meclis, 5 Ağustos 1921'de kabul ettiği Başkumandanlık Kanunu'yla yetkilerini üç aylığına ona devretmişti.

Mudanya Mütarekesi neleri öngörüyordu?

11 Ekim 1922'de imzalanan mütarekeye göre Türk-Yunan çarpışması sona erecek, Yunan kuvvetleri Meriç'in batısına çekilecek ve Doğu Trakya'yı on beş gün içinde boşaltacaktı. Yunan sivil memurları yerlerini otuz gün içinde, müttefikler aracılığıyla Türklere devredecekti; TBMM hükümeti bölgeye en fazla 8.000 kişilik bir jandarma kuvveti gönderebilecekti. Türk kuvvetleri barış konferansı süresince Boğazların doğusunda belirlenen hatta duracaktı. Yunan hükümeti mütarekeyi üç gün sonra kabul etti ve Doğu Trakya Kasım sonuna kadar Türkiye'ye katıldı.