PadişahYakın Çağ

III. Selim ve Nizam-ı Cedid

Padişahlık1789–1807
Reform ProgramıNizam-ı Cedid ("Yeni Düzen")
SonuçYeniçeri İsyanıyla Tahttan İndirilme ve Katledilme
Saray ressamı Konstantin Kapıdağlı'nın III. Selim'i huzur kabulünde betimlediği resmi portresi; arka planda bir Avrupa yapımı masa saati ve küre görülüyor.

Tarihi tablo (1803)Saray ressamı Konstantin Kapıdağlı'nın III. Selim'i huzur kabulünde betimlediği resmi portresi; arka planda bir Avrupa yapımı masa saati ve küre görülüyor.Konstantin Kapıdağlı, Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

III. Selim (1761-1808), 7 Nisan 1789'da tahta çıkan ve 29 Mayıs 1807'de tahttan indirilen Osmanlı padişahıdır. Onun dönemi, "yeni düzen" anlamına gelen Nizâm-ı Cedîd adlı reform programıyla anılır. Kemal Beydilli'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Nizâm-ı Cedîd yalnızca bir ordu reformu değildi; sivil ve askerî bütün kurumların çağın ihtiyaçlarına göre yenilenmesini amaçlıyordu. Bu dönemde Avrupa tarzında eğitilmiş bir ordu kuruldu, yeni bir donanma yapıldı, mühendishâneler açıldı ve Avrupa başkentlerinde daimî elçilikler kuruldu. Reformlar, Kabakçı Mustafa İsyanı'yla (25-29 Mayıs 1807) sona erdi; III. Selim tahttan indirildi ve 28 Temmuz 1808'de sarayda öldürüldü. III. Selim aynı zamanda Türk mûsikisi tarihinin önde gelen bestekârlarından biridir. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri ile DergiPark'ta yayımlanmış hakemli makalelere dayanır.

Kaynaklar: [1] [2]

Şehzadelik Yılları

Beydilli'ye göre Selim 24 Aralık 1761'de doğdu; babası III. Mustafa, annesi Mihrişah Sultan'dır. Hanedanda kırk yıldır erkek şehzade doğmadığı için doğumu bir hafta süren şenliklerle kutlandı. Babası onu küçük yaştan devlet işlerine alıştırdı; Tophane ve Tersane denetimlerine götürdü, elçi kabullerinde yanında bulundurdu. Beydilli, Selim'in ıslahatçı zihniyetini küçük yaşta bir baba mirası olarak edindiğini yazar. 1774'te babası ölünce tahta amcası I. Abdülhamid geçti. Selim'in taraftarı olduğu belirtilen Sadrazam Halil Hamîd Paşa'nın 1785'te idamı, onu tahta çıkarmaya yönelik bir girişimin varlığına işaret ediyordu. Bu dönemde gözetimi sıkılaştırıldı. Selim "İlhâmî" mahlasıyla şiirler yazdı. 1786'da Fransız elçisi Choiseul-Gouffier'nin yardımıyla Fransa Kralı XVI. Louis ile yazışmaya başladı. Beydilli'ye göre Selim bu mektupları "saltanat vârisi" ve "saltanat veliahdı" sıfatlarıyla imzaladı; böyle bir unvan resmen ilk defa kullanılmış oldu. Kralın, devletin parlak olmayan durumuna değinen satırlarından memnun kalmadığı ve cinaslı bir cevap yazdığı bilinmektedir.

Kaynaklar: [1]

Tahta Çıkış ve Rus-Avusturya Savaşı

III. Selim, 7 Nisan 1789'da, 1787'de başlayan Rus ve Avusturya savaşı kötü gittiği bir sırada yirmi sekiz yaşında tahta çıktı. Beydilli'ye göre savaşın seyrini değiştirecek komutan bulmakta zorlandı. Prusya ile ittifak için muhalefeti fetvalarla aşarak 1790'da ittifakı gerçekleştirdi. Kırım'ı geri almadan savaşı bitirmek istemiyordu. Ancak Avusturya ile Ziştovi (Sistova) Antlaşması'ndan sonra ordu ve hükümet ricâli, Sadrazam Koca Yûsuf Paşa başta olmak üzere, 11 Ağustos 1791'de Şumnu'da oybirliğiyle savaşı sürdürmenin mümkün olmadığına karar verdi. Beydilli bunu "Osmanlı tarihinde emsali görülmemiş bir boykot hadisesi" olarak niteler. Karar ortak bir dilekçeyle padişaha bildirildi ve III. Selim barışa razı olmak zorunda kaldı. Beydilli'ye göre III. Selim'e toptan bir yenilenme zorunluluğunu kavratan bu gelişme oldu; Rus savaşının bitimi (1792) Nizâm-ı Cedîd'in başlangıç tarihidir.

Kaynaklar: [1] [2]

Lâyihalar ve Reform Kadrosu

Beydilli'nin "Nizâm-ı Cedîd" maddesine göre III. Selim, devlet adamlarından hangi yeniliklerin gerektiğine dair lâyihalar yazmalarını istedi. Kaynaklar lâyiha sahiplerinin sayısını yirmi olarak verir; aralarında Sadrazam Koca Yûsuf Paşa, sefer ricâli ve ulemâ temsilcileri, ayrıca Baron von Brentano ve Mouradgea d'Ohsson gibi yabancılar vardı. Genel kanaat, padişahın böylece sorumluluğu paylaştırmak istediği yönündedir. Beydilli ise daha isabetli görüşün, savaşmama kararı alan ricâlin boykot belgesine karşılık verip onları reform zaruretini kabule zorlamak olduğunu savunur. Reformları yürüten dar bir kadro vardı: Vâlide sultan kethüdâsı Yûsuf Ağa, sır kâtibi Ahmed, İbrâhim Nesim, Hacı İbrâhim ve ilk Îrâd-ı Cedîd defterdarı Çelebi Mustafa Reşid gibi isimler bu kadrodaydı. Beydilli'ye göre sayıları başlangıçta üç, sonra on ikiye çıkan bu grup bir gizli kabine gibi çalıştı. Bu durum sadrazamı ve divan üyelerini dışlanmış hissettirerek muhalefetin büyümesine yol açtı.

Kaynaklar: [2]

Nizâm-ı Cedîd Ordusu ve Îrâd-ı Cedîd Hazinesi

Beydilli'ye göre eski ordu teşkilâtı, onu kaldıracak bir kuvvet henüz oluşmadığı için korundu ve III. Selim eski ile yeniyi bir arada yaşatmak zorunda kaldı. Avrupa tarzında eğitilmiş bir ordu (Nizâm-ı Cedîd ordusu) kuruldu. İstanbul'da Levend Çiftliği başta olmak üzere Taksim, Üsküdar'da Selimiye ve Hasköy'de yeni kışlalar yapıldı. Anadolu'da da Aydın, Akşehir, Niğde, Kayseri, Kastamonu, Beyşehir, Ankara, Bolu ve Kütahya gibi şehirlerde 1000 ile 2000 kişilik kışlalar inşa edildi. Yücel Özkaya'nın makalesi, Kütahya ve Karaman eyaletlerindeki sancaklardan Levend Çiftliği ve Üsküdar ocakları için asker yazılmasına dair belgeleri inceler. Reformların masrafı için Îrâd-ı Cedîd Hazinesi kuruldu. Buraya boşalan timar gelirleri, yüksek gelirli mukātaalar ve alkollü içki, yapağı, pamuk gibi kalemlerden alınan yeni vergiler aktarıldı. Hazinenin 1797-98 geliri kaynaklarda farklı verilir: Beydilli 64.500 kese, Yunus İnce ise Cevdet Paşa'ya dayanarak 60.000 kese rakamını verir. Beydilli'ye göre ordunun büyümesinin maliyeti halkın vergi yükünü artırdı ve bu uygulamalar geniş kitlelerin hoşnutsuzluğuna yol açtı.

Kaynaklar: [1] [2] [6] [5]

Mühendishâne, Matbaa ve Diğer Reformlar

Beydilli'ye göre 1775'te kurulan Mühendishâne-i Bahrî ıslah edildi ve Hasköy'de Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun açıldı. "Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun" maddesine göre binanın inşasına 14 Temmuz 1793'te başlandı ve Eylül 1795'te tamamlandı. Hasköy'ün sapa bir yer olması özellikle tercih edildi; böylece yeni okulun ve Humbaracı ve Lağımcı ocağı mensuplarının şehirdeki yeniçerilerle bağ kurması önlenmek istendi. Bu okulda yabancı hoca istihdam edilmedi. Dersler Abdurrahman Efendi başkanlığında Türk hocalar tarafından verildi; 1801'de İngiliz mühtedisi mühendis Selim (Bailey) kadroya katıldı. Okulun kütüphanesinde otuz beş ciltlik Fransız Encyclopédie'si de bulunuyordu. Mühendishâne içindeki matbaayla 1797'de uzun bir aradan sonra kitap basımına yeniden başlandı. Beydilli'ye göre Londra (1792), Paris, Berlin ve Viyana'da (1797) daimî elçilikler açıldı. Ticaret filosunun güçlendirilmesi teşvik edildi ve 1795'e gelindiğinde seksen iki gemilik bir filo oluştu. Beydilli, reform programının yalnız askerî değil mülkî idareyi de kapsayan geniş bir program olduğunu vurgular.

Kaynaklar: [2] [3] [1]

Dış Siyaset: Fransa, Mısır ve İngiliz Filosu

Beydilli'ye göre Fransız İhtilali'nin başlattığı Avrupa savaşları ilk başta reformlar için uygun şartlar yarattı: Dağılan kraliyetin işsiz kalan subay ve teknisyenleri Osmanlı ordusunda, donanmasında ve mühendishânelerinde istihdam edildi. Ancak Napolyon Bonapart'ın Temmuz 1798'de Mısır'a saldırması, Osmanlı Devleti'ni Rusya'nın da içinde bulunduğu bir ittifaka katılarak (Ocak 1799) Fransa ile karşı karşıya getirdi. Fransa 1802'de barış yapıp Mısır'ı terk ettiğinde, savaş alanlarına gönderilen az sayıdaki nizamlı askerin başarıları görülmüştü. Napolyon'un imparatorluğunun 1806'da tanınması Fransa ağırlıklı bir siyasete dönüş anlamına geldi; bu da İngiltere ve Rusya ile savaş durumuna yol açtı. Beydilli'ye göre İngiliz filosunun 20 Şubat 1807'de Çanakkale'yi geçip İstanbul önlerine gelmesi, III. Selim'in iktidarına büyük bir darbe vurdu. Filo on gün kaldı ve 1 Mart 1807'de çekildi; ancak ablukanın yol açtığı kıtlık ve pahalılık halkın reformlara karşı biriken kızgınlığını su yüzüne çıkardı.

Kaynaklar: [1] [2]

İç Sorunlar ve Edirne Vak'ası

Beydilli'ye göre III. Selim, merkezî idareyi güçlendirme çabasında istenen sonucu alamadı; Pazvandoğlu, Tepedelenli, Kavalalı gibi güçlü âyanlara katlanmak zorunda kaldı. Balkanlar'ı kasıp kavuran Dağlı eşkıyası, 1804'te ulusal bir hareket olarak ortaya çıkan Sırp isyanı ve Vehhâbîlerin kutsal şehirleri ele geçirerek hac yolunu kapatması (1806) otoritesini sarstı. Mart 1805'te Prusya'dan esinlenerek yirmi-yirmi beş yaş arası için mecburi askerlik getirilmek istendi, ancak hoşnutsuzluk yüzünden vazgeçildi. Ertesi yıl uygulamanın Rumeli'ye yayılması kararı Beydilli'ye göre hükümdarlığının dönüm noktası oldu. Kadı Abdurrahman Paşa komutasındaki Nizâm-ı Cedîd kuvvetleri Silivri, Tekirdağ ve Çorlu'da âyanların silahlı direnişiyle karşılaştı; Sadrazam Hâfız İsmâil Paşa'nın el altından verdiği destek de etkili oldu. Girişim Edirne Vak'ası ile sonuçlandı ve uygulama iptal edildi. Muhalefeti yatıştırmak için yeniçeri ağası İbrâhim Hilmi Ağa sadrazam, reform karşıtı Topal Atâullah Efendi şeyhülislam yapıldı (14 Kasım 1806). Beydilli bu gelişmeyi "sonun başlangıcı" olarak niteler.

Kaynaklar: [1] [2]

Kabakçı Mustafa İsyanı ve Tahttan İndirilme

Ordu 12 Nisan 1807'de Rus seferine çıkınca İstanbul'da Nizâm-ı Cedîd karşıtı Köse Mûsâ Paşa sadâret kaymakamı oldu. Beydilli'ye göre Köse Mûsâ Paşa ve Şeyhülislam Topal Atâullah Efendi'nin tezgâhladığı isyan, Kabakçı Mustafa önderliğinde Boğaz yamakları tarafından başlatıldı. Beydilli, isyanın arkasında Şehzade Mustafa'nın tertibini görür ve Rus ve İngiliz parmağından şüphelenilmesini de ciddi bulur. Birkaç yüz yamakla 25 Mayıs'ta başlayan, halkın uzaktan seyrettiği isyan dört gün içinde, 29 Mayıs 1807 Cuma günü Nizâm-ı Cedîd'in kaldırılması, III. Selim'in tahttan indirilmesi ve reform ricâlinin idamıyla sonuçlandı. İsyancılar on bir kişilik bir idam listesi hazırlamıştı. III. Selim tahtını korumak umuduyla Îrâd-ı Cedîd Hazinesi'ni kaldırdı ve listedekileri cellada teslim etti; yalnızca vaktiyle söz verdiği birkaç kişiye kaçma fırsatı tanıdı. Yunus İnce'nin yayımladığı, olaylara tanık olmuş ama kimliği bilinmeyen bir kişinin mektubu da isyanın Karadeniz Boğazı'nda başladığını anlatır. İnce'ye göre reformların halk katında yeterince anlaşılamaması ve reform kadrosu dışındaki elitler arasında taraftar bulamaması başarısızlığın başlıca nedenleriydi.

Kaynaklar: [1] [2] [5]

Tartışma: III. Selim Ordusunu Neden Kullanmadı?

İsyan sırasında İstanbul kışlalarında eğitilmiş Nizâm-ı Cedîd askerleri bulunuyordu. Beydilli'nin ifadesiyle bu binlerce asker "padişahın küçük bir işaret ve emrini" beklerken âsilere karşı kullanılmadan ortada kaldı. Beydilli bunun nedenini açıkça III. Selim'in karakterinde bulur: Ona göre padişah yumuşak huylu, hoşgörülü ve bağışlayıcıydı. Bu insani bir meziyet olsa da köklü reformlara girişen bir devlet adamı için ciddi bir zaaftı. Beydilli, "kritik anlarda siyaset etmekten âciz kalan" padişahın nizamî kuvvetleri kullanamamasını isyanın başarıya ulaşmasında "en önemli etken" sayar. III. Selim tahttan ayrıldıktan sonra "Bütün bunlara benim hilmim sebeptir" diyerek bunu kendisi de itiraf etmişti. Beydilli ayrıca, reformların güçlü bir sadrazama bırakılmasının daha iyi sonuç vereceği görüşünü geçersiz bulur. Ona göre bu kadar büyük bir iş ancak padişah eliyle yürütülebilirdi; nitekim II. Mahmud eski kurumları mutlak gücü elinde tutarak kaldırabildi. İnce ise başarısızlığı daha çok toplumsal ve siyasi nedenlerle açıklar.

Kaynaklar: [1] [2] [5]

Alemdar Mustafa Paşa ve III. Selim'in Öldürülmesi

Beydilli'ye göre tahttan indirilen III. Selim, on sekiz yıl önce ayrıldığı Şimşirlik Dairesi'ne döndü; buradaki günlerini yeğeni Mahmud'a nasihat ederek geçirdi. IV. Mustafa, amcasını doktor Lorenzo aracılığıyla zehirletmeye çalıştı ama Lorenzo bunu reddedip kaçtı. Kabakçı İsyanı'ndan kaçan reform taraftarları Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa'nın yanında toplandı. Beydilli'nin "Alemdar Mustafa Paşa" maddesine göre "Rusçuk yâranı" adıyla bilinen bu grubun planı III. Selim'i yeniden tahta çıkarmaktı. Alemdar, sadrazamla birlikte İstanbul'a geldi ve 19 Temmuz 1808'de IV. Mustafa tarafından karşılandı. 28 Temmuz 1808'de saraya hücum başladı. III. Selim, kendisini öldürmeye gelen yirmi kadar kişiyle boğuştu; Cevdet Paşa'nın aktardığı naaşındaki darp izleri kanlı bir şekilde öldürüldüğünü gösterir. Alemdar sarayın kapılarını kırıp içeri girdiğinde Arz Odası önünde III. Selim'in cesediyle karşılaştı. Şehzade Mahmud güçlükle kaçırılarak kurtarıldı ve II. Mahmud olarak tahta çıkarıldı. III. Selim ertesi gün babasının Lâleli'deki türbesine gömüldü. Alemdar, katilleri yakalatıp cezalandırdı.

Kaynaklar: [1] [4]

Bestekâr III. Selim

Nuri Özcan'ın TDV'deki "Selim III" maddesinin mûsiki bölümüne göre, Osmanlı padişahlarından hiçbirinin mûsiki ilgisi ve bestekârlığı III. Selim düzeyine ulaşmamıştır. Mûsiki eğitimine Kırımlı Ahmed Kâmil Efendi'den usul ve eser meşkiyle başladı; Hacı Sâdullah Ağa'dan ve Tanbûrî İzak'tan tambur dersleri aldı. En güzel eserlerini şehzadelik yıllarında besteledi. Özcan'a göre âyin, peşrev, saz semâisi, beste ve şarkı gibi formlarda 100'ün üzerinde eser besteledi; Yılmaz Öztuna 108 eserin listesini verir. Eser sayısı konusunda kaynaklarda farklı rakamlar dolaşmaktadır. Abdülbâki Nâsır Dede, III. Selim'in sûzidilârâ dahil on makamı terkip ettiğini yazar; başka kaynaklar bu sayıya yenilerini ekler. Sûzidilârâ makamındaki Mevlevî âyini ve aynı makamdaki takımı klasik Türk mûsikisinin en güzel eserlerinden sayılır. İyi bir tamburî ve neyzen olan III. Selim, genç Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi'yi saraya davet ederek yetişmesine katkıda bulundu. Onun teşvikiyle Abdülbâki Nâsır Dede ve Hamparsum Limonciyan birer nota sistemi geliştirdi; Hamparsum notası XIX. yüzyıl boyunca kullanıldı. Mevlevî olan III. Selim, Şeyh Galib'i himaye etti.

Kaynaklar: [1]

Tarihsel Önemi

Beydilli'ye göre Nizâm-ı Cedîd, tavandan yürütülen bir reform olarak eski düzenin korunmasını isteyen geniş kitlelerin tepkisini çekti ve III. Selim'in tahtına ve hayatına mal oldu. Reform girişimlerinin bu şekilde sona ermesi devletin geleceği üzerinde telafisi imkânsız olumsuzluklara yol açtı. Buna karşın III. Selim'in haklılığı on beş yıl geçmeden teslim edilmeye başlandı. Beydilli'ye göre 1821'den beri bastırılamayan Rum isyanını Batı tarzında eğitilmiş Mısır kuvvetlerinin birkaç ay içinde sona erdirmesi, halk arasında Sultan Selim'in itibarını iade etti. Bu psikolojik hava, II. Mahmud'a Yeniçeri Ocağı'na son darbeyi vurmanın zamanının geldiğini gösterdi. İnce de başarısız kalan bu reform çabasının sonraki reformlar için gerekli tecrübeyi sağladığını belirtir. Yeniçerilerin kaldırılması için Vaka-i Hayriye (Yeniçeri Ocağı'nın Kaldırılması), eski ordu için Yeniçeri Ocağı, dönemin Avrupa bağlamı için Napolyon Bonapart, sonraki reform dalgası için Tanzimat Fermanı ve genel çerçeve için Osmanlı İmparatorluğu maddelerine bakılabilir.

Kaynaklar: [1] [2] [5]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Kemal Beydilli – Nuri Özcan, "Selim III", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Hayatı, şehzadeliği, reformları, tahttan indirilişi ve öldürülüşü (Beydilli); mûsikişinaslığı ve besteleri (Özcan).

  2. Kemal Beydilli, "Nizâm-ı Cedîd", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Kavramın anlamı, lâyihalar, reform kadrosu, Îrâd-ı Cedîd Hazinesi, kışlalar ve reformların sonu.

  3. Kemal Beydilli, "Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Okulun kuruluşu (1793-1795), yeri ve öğretim kadrosu.

  4. Kemal Beydilli, "Alemdar Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Rusçuk yâranı, İstanbul'a yürüyüş ve 28 Temmuz 1808 olayları.

  5. Yunus İnce, "Bir Görgü Tanığının Gözünden Kabakçı Mustafa İsyanı", Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi 9 (2008)

    Hakemli makale: isyanın nedenleri ve olaylara tanık olan bir kişinin mektubunun transkripsiyonu.

  6. Yücel Özkaya, "III. Selim Devrinde Nizam-ı Cedîd'in Anadolu'da Karşılaştığı Zorluklar"

    Hakemli makale: Anadolu'dan Levend Çiftliği ve Üsküdar ocakları için asker toplanması, âyan direnişi.

Sık Sorulan Sorular

Nizâm-ı Cedîd ne demektir ve ne zaman başladı?

"Yeni düzen" anlamına gelir. Kemal Beydilli'ye göre III. Selim döneminde sivil ve askerî bütün kurumların yenilenmesini ifade eder. 1791'de ordu ricâlinin savaşı sürdürmeyi reddetmesinin ardından başlayan reformların başlangıç tarihi olarak Rus savaşının bitimi (1792) kabul edilir.

Kabakçı Mustafa İsyanı nasıl sonuçlandı?

25 Mayıs 1807'de Boğaz yamaklarınca başlatılan isyan, 29 Mayıs'ta Nizâm-ı Cedîd'in kaldırılması, III. Selim'in tahttan indirilip yerine IV. Mustafa'nın geçirilmesi ve reform ricâlinin idamıyla sonuçlandı. İstanbul kışlalarındaki Nizâm-ı Cedîd askerleri kullanılmadı.

III. Selim nasıl öldü?

Alemdar Mustafa Paşa onu yeniden tahta çıkarmak için saraya hücum ettiğinde, IV. Mustafa'nın adamları 28 Temmuz 1808'de III. Selim'i öldürdü. TDV'ye göre yirmi kadar kişiyle boğuştu; Alemdar içeri girdiğinde cesediyle karşılaştı ve Şehzade Mahmud II. Mahmud olarak tahta çıkarıldı.

III. Selim'in bestekârlığı neden önemlidir?

Nuri Özcan'a göre III. Selim 100'ün üzerinde eser besteledi ve sûzidilârâ gibi yeni makamlar terkip etti. Dede Efendi'nin yetişmesine katkıda bulundu, Hamparsum notasının doğuşunu teşvik etti ve Mevlevî mûsikisini destekledi.