Tarihi OlayYakın Çağ

Kanun-ı Esasi ve I. Meşrutiyet

İlan23 Aralık 1876
MimarlarıMithat Paşa ve "Yeni Osmanlılar"
SonuçOsmanlı'nın İlk Anayasası ve Kısa Ömürlü Parlamentosu
Kanun-ı Esasi ve I. Meşrutiyet

Kanun-ı Esasi ve I. MeşrutiyetThe Graphic, Wikimedia Commons (Public domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Kanun-ı Esasi, 23 Aralık 1876'da ilan edilen Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk yazılı anayasasıdır; bu anayasanın öngördüğü meclisin açılmasıyla başlayan dönem "I. Meşrutiyet" olarak anılır ve Osmanlı'yı kısa bir süre için anayasal-parlamenter bir yönetime kavuşturmuştur.

"Yeni Osmanlılar" ve Fikirsel Temeller

Kanun-ı Esasi'nin fikirsel temelleri, 1860'lardan itibaren "Yeni Osmanlılar" adı verilen; Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi aydınların öncülüğünde, Osmanlı'nın kurtuluşunun ancak anayasal-meşruti bir yönetimle mümkün olacağını savunan bir aydın hareketine dayanıyordu.

Mithat Paşa'nın Rolü

Reformcu sadrazam Mithat Paşa, anayasanın hazırlanması ve ilanında belirleyici rol oynadı; II. Abdülhamid'i tahta geçirenler arasında yer alan Mithat Paşa, yeni padişahı anayasayı ilan etmeye ikna etmeyi başardı, ancak bu başarı kısa ömürlü oldu -Mithat Paşa, anayasanın ilanından kısa süre sonra sürgüne gönderildi.

Meclisin Açılması ve Kısa Ömrü

Kanun-ı Esasi çerçevesinde 1877'de toplanan Osmanlı Meclis-i Umumisi (Genel Meclisi), imparatorluğun farklı bölgelerinden ve milletlerinden temsilcileri bir araya getiren, dönemi için oldukça ileri bir deneyimdi; ancak II. Abdülhamid, 93 Harbi'nin (bkz. 93 Harbi (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı)) yarattığı olağanüstü koşulları bahane ederek 14 Şubat 1878'de meclisi süresiz olarak kapattı.

Otuz Yıllık Askıya Alınma

Kanun-ı Esasi kağıt üzerinde hiçbir zaman resmen iptal edilmedi, ancak meclis 1878'den 1908'e kadar -otuz yıl boyunca- bir daha toplanmadı; bu dönem, II. Abdülhamid'in kişisel mutlakiyetçi yönetimi olarak Osmanlı tarih yazımında "İstibdat Dönemi" adıyla anılır.

Tarihsel Önemi ve Miras

I. Meşrutiyet deneyimi kısa ömürlü olsa da, Osmanlı'nın anayasal yönetim ve parlamenter temsil ile ilk somut deneyimi olarak, 1908'deki II. Meşrutiyet'in (bkz. Jön Türkler ve II. Meşrutiyet) ve nihayetinde Cumhuriyet dönemi anayasal kültürünün önemli bir tarihsel referans noktasını oluşturdu; Kanun-ı Esasi, 1924'e kadar (değişikliklerle) Osmanlı'nın resmi anayasası olarak kağıt üzerinde varlığını sürdürdü.