Devlet Adamı / KomutanÇağdaş Dönem

Mustafa Kemal Atatürk

Yaşadığı DönemMS 1881 – 1938
Doğum YeriSelanik
AlanAskeri Strateji, Devlet Kuruculuğu
Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal AtatürkUnknown authorUnknown author, Wikimedia Commons (Public domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu'nun (bkz. Osmanlı İmparatorluğu) çöküşü ve I. Dünya Savaşı sonrası Anadolu'nun işgal tehdidi altında bir direniş hareketi örgütleyerek Kurtuluş Savaşı'nı (bkz. Türk Kurtuluş Savaşı) zaferle sonuçlandıran; Osmanlı'nın yerine laik, cumhuriyetçi bir ulus devlet kuran ve 20. yüzyılın en etkili devlet kurucularından biri olarak kabul edilen asker-devlet adamıdır.

Doğumu ve Eğitimi

1881'de Selanik'te (bugünkü Yunanistan) doğdu; askeri okullarda -Selanik Askeri Rüştiyesi, Manastır Askeri İdadisi ve İstanbul'daki Harp Okulu ve Harp Akademisi'nde- eğitim aldı. Bu okullarda Osmanlı'nın giderek zayıflayan durumuna dair eleştirel bir bilinç geliştirdi ve II. Meşrutiyet (bkz. Jön Türkler ve II. Meşrutiyet) döneminin reformcu-milliyetçi fikir akımlarından derinden etkilendi.

Askeri Kariyer ve Çanakkale

Harp Okulu'nu bitirdikten sonra Osmanlı ordusunda görev aldı ve Trablusgarp Savaşı'nda (bkz. Trablusgarp Savaşı) ve Balkan Savaşları'nda (bkz. Balkan Savaşları) tecrübe kazandı; I. Dünya Savaşı'nda (bkz. I. Dünya Savaşı) 1915 Çanakkale Savaşı'nda (bkz. Çanakkale Savaşı) "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" sözüyle anılan Conkbayırı ve Anafartalar savunmasındaki isabetli öngörüsü ve cepheden komutasıyla ün kazandı ve "Anafartalar Kahramanı" olarak tanındı -bu, onu Osmanlı ordusunda ve kamuoyunda tanınan bir komutan haline getirdi.

Samsun'a Çıkış ve Örgütlenme

19 Mayıs 1919'da (bugün Türkiye'de Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanan tarih) Samsun'a çıkarak Anadolu'da dağınık direniş hareketlerini birleştirmeye başladı; Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi'yle (bkz. Türk Kurtuluş Savaşı) millî bağımsızlık ilkesini (Misak-ı Millî) benimseyen tek bir direniş hareketi kurdu ve 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.

Kurtuluş Savaşı'nın Yönetimi

1919-1922 arasında Yunan, Ermeni ve Fransız kuvvetlerine karşı yürütülen Kurtuluş Savaşı'nı askeri ve siyasi olarak yönetti; I. ve II. İnönü, Sakarya Meydan Savaşı ("Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" emriyle) ve nihayet Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı'yla (1922) zaferi kesinleştirdi. Diplomatik cephede Moskova ve Ankara antlaşmalarıyla doğu ve güney tehditlerini bertaraf ederken, Lozan Barış Antlaşması'yla (1923) yeni devletin uluslararası tanınmasını sağladı.

Cumhuriyetin İlanı

1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun 623 yıllık siyasi varlığı sona erdi; 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'ni ilan etti ve ilk cumhurbaşkanı seçildi.

İnkılaplar ve Modernleşme

Halifeliğin kaldırılması (1924), Latin alfabesine geçiş (1928), kadınlara seçme-seçilme hakkının tanınması (1934, dönemin birçok Avrupa ülkesinden önce), Medeni Kanun'un kabulüyle laik hukuk sistemine geçiş ve eğitimin birleştirilmesi (Tevhid-i Tedrisat) gibi köklü reformlarla, Türkiye'yi devletin dini otoriteden ayrıştığı, kadın-erkek hukuki eşitliğini benimseyen bir ulus-devlete hızla dönüştürmeye çalıştı; bu reformlar hem büyük bir toplumsal dönüşüme yol açtı hem de -özellikle hız ve kapsamı bakımından- tartışmalı bir miras bıraktı.

Dış Politika ve "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh"

Atatürk'ün dış politika ilkesi olan "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" (Yurtta Barış, Dünyada Barış), Türkiye'nin komşularıyla -Yunanistan dahil- karşılıklı barış ve toprak talebi olmayan bir dış politika izlemesini öngördü; bu yaklaşım, genç cumhuriyetin sınırlı kaynaklarını iç kalkınmaya yönlendirmesini sağladı.

Ölümü ve Miras

"Atatürk" (Türklerin Atası) soyadı, 1934'te çıkarılan özel bir kanunla kendisine verildi; 10 Kasım 1938'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Kurduğu cumhuriyetin laik ve modernleşmeci temelleri, Türkiye'nin 20. yüzyıl siyasi kimliğini kalıcı biçimde şekillendirdi ve adı bugün hâlâ ülke genelinde derin bir saygıyla, aynı zamanda akademik ve siyasi tartışmalarda da sıkça referans verilen bir figür olarak anılmayı sürdürüyor.