Genel Bakış
Trablusgarp Savaşı, İtalya'nın 29 Eylül 1911'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesiyle başlayan ve 18 Ekim 1912'de Uşi (Ouchy) Antlaşması ile sona eren savaştır. Savaşın konusu, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki son toprakları olan Trablusgarp vilâyeti ile Bingazi sancağıydı; bu iki bölge bugünkü Libya'nın çekirdeğini oluşturur. Kemal Beydilli'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre İtalya, 1878 Berlin Antlaşması'nda Osmanlı topraklarının paylaşımından pay alamamıştı ve yakın yerlerde sömürge arıyordu. Osmanlı hükümeti saldırıya tamamen hazırlıksız yakalandı. İngiltere ve Fransa'nın engellemeleri yüzünden Mısır ve Tunus üzerinden yardım gönderilemedi, zayıf donanma da deniz yolunu kullanılamaz kılıyordu. Direniş, gizlice bölgeye giden gönüllü Osmanlı subaylarının yerel halkı ve Senûsî tarikatını örgütlemesiyle sürdü. İtalya çatışmayı Ege'ye ve Kızıldeniz'e yaydı, Rodos ve Oniki Ada'yı işgal etti. Balkan Savaşı'nın patlaması üzerine Osmanlı hükümeti barışı kabul etti. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi maddelerine ve DergiPark'ta yayımlanmış hakemli makalelere dayanır.
Savaşın Arka Planı
Beydilli'ye göre İtalya, uzun zaman önce Fransız hâkimiyetine geçmiş Tunus ile Cezayir arasındaki Trablusgarp ve Bingazi'yi hedef almış, buraya ekonomik yatırımlar da yapmıştı. Tunus'un Fransa tarafından alınması bu hedefe daha sıkı sarılmasına yol açtı. İtalya 1882'den beri Almanya ve Avusturya-Macaristan ile ittifak içindeydi, ama amacına olumlu bakılırsa İtilâf grubuna geçmeye de hazırdı. Fransa'nın Fas'a yayılması, Trablusgarp'ın zaptını bir "millî dava" olarak daha da haklı gösteriyordu. Bu topraklara "medeniyet götürme" söylemi sömürgeciliğin gerekçesiydi. Avusturya-Macaristan, bir işgalin Balkan devletlerini harekete geçireceğinden endişe ediyordu. Başbakan Giovanni Giolitti'nin İtalya'nın üçlü ittifakta kalacağı ve Balkanlar'daki durumun değişmesini istemediği yönündeki güvenceleri bu itirazları yumuşattı. Beydilli'ye göre 1911 sonbaharında genel dengeler, büyük devletlerin işgal sırasında sessiz kalacağı güvencesini veriyordu. Osmanlı tarafında ise II. Meşrutiyet sonrası kargaşa içinde gelişmeler sistemli biçimde izlenmedi.
Kaynaklar: [1]
Hazırlıksız Yakalanan Hükümet
Beydilli, İtalyan saldırısına tamamen hazırlıksız yakalanmanın sorumluluğunu Hakkı Paşa hükümetine yükler. Uyarılara rağmen sadrazam, savaş ilanından üç gün önce mecliste İtalya'nın Trablusgarp'a saldırmak gibi bir düşüncesi olmadığını söylemişti. Gerçek ortaya çıkınca istifa etti ve yerine Küçük Said Paşa getirildi. Said Paşa'nın Almanya'yı harekete geçirme ve İngiltere'ye yardım karşılığı teklifler sunma girişimleri sonuç vermedi. Bölgede savunma önlemi alınmamış, mevcut askerî güçlerin önemli bir kısmı da Yemen'deki Seyyid İdrîs isyanını bastırmak için oraya gönderilmişti. Harbiye Nâzırı Mahmud Şevket Paşa, büyük devletlerin arabuluculuğu umuduyla Trablusgarp'taki komutanlara saldırıya şimdilik karşılık verilmemesi emrini bile verdi. Buna karşılık Müslüman halk saldırıyı İslâm'a yapılmış bir tecavüz olarak gördü; Avlonya'dan Bağdat'a kadar pek çok yerde yardım toplandı. Beydilli'ye göre Osmanlı devlet adamlarında baştan beri bu toprakların elde tutulamayacağı kanaati hâkimdi ve "zevahiri kurtaracak" bir çözüm arandı.
Kaynaklar: [1]
İşgalin Başlaması: Trablus, Tobruk, Derne, Bingazi
Beydilli'ye göre Trablusgarp-Bingazi önlerindeki abluka 25-26 Eylül'den itibaren fiilen uygulanıyordu; savaş ilanından sonra Preveze'deki bir Osmanlı torpidosunun topa tutulmasıyla İtalyan saldırısı başladı. Ekim başında kablo bağlantısı kesilince Trablusgarp ile İstanbul arasında haberleşme tamamen koptu. Bombardımana direnmenin imkânsızlığı anlaşılınca savunucular iç bölgelere çekildi. Trablus şehri 9 Ekim'de teslim oldu; ardından Derne (16 Ekim) ve Bingazi (21 Ekim) işgal edildi. Abdullah Sami Tekin'in makalesi, İtalya'nın Trablusgarp'a 5 Ekim 1911'de asker çıkardığını yazar. Tobruk'un düşüş tarihinde kaynaklar ayrılır: Beydilli Tobruk'un Trablus'tan bir gün önce ele geçirildiğini yazar, Basti Bakirova ise 4 Ekim tarihini verir. Bakirova'ya göre İtalyanlar kıyıyı tutabilmiş, ama iç bölgelere ilerleyememişti. Beydilli'ye göre işgalden sonra Trablusgarp valiliğine atanan Neşet ve Ali Fethi beylerin komutasındaki Türk birlikleri 23 Ekim 1911'de İtalyanlara kayıp verdirdi. Bu gelişme karşısında telaşa kapılan İtalyan hükümeti 5 Kasım 1911'de Trablusgarp ve Bingazi'nin ilhakını ilan etti. Beydilli, bu beyannamenin kıyıdaki birkaç nokta dışında denetim kurulamadığı için pratikte pek anlam taşımadığını belirtir.
Gönüllü Subaylar ve Yerel Direniş
Beydilli'ye göre Osmanlı hükümeti iç bölgelerin mutlaka savunulmasını, yerli halkın ve özellikle Senûsiyye tarikatı ile şeyhi Seyyid Ahmed Şerîf'in yardımının istenmesini öngördü; bu çağrı beklenenin üstünde bir karşılık buldu. Mısır ve Tunus üzerinden gizlice bölgeye ulaşan gönüllü subaylar yerel güçleri düzenledi. Süleyman el-Bârûnî'nin etkin rolü ve Ahmed Şerîf'in cihad çağrısı, işgalcilerin iç bölgelere ilerlemesini zorlaştırdı. Osmanlı subayları Derne'nin 15 km doğusundaki Aynülmansûr'da Bingazi Genel Karargâhı'nı kurdu. Enver Bey 1 Aralık 1911'de buraya gelerek kırk kadar subay ve 400 askerden oluşan karargâhın komutasını üstlendi. Bakirova'ya göre Mustafa Kemal ve arkadaşları bölgeye ulaştığında Trablus bölgesi Neşet Bey'in, Tobruk Ethem Paşa'nın, Bingazi Enver Bey'in denetimindeydi. Beydilli, yerli halkın gönüllü subayların yönlendirmesiyle direnişe katılmasının İtalyan işgalini uzun yıllar kıyı bölgelerine hapsettiğini yazar. Ona göre bu durum, yerel halk örgütlendiğinde sömürgeci devletlerin pek fazla şansı olmadığını açıkça gösteriyordu.
Havacılık Tarihinde İlkler
Trablusgarp Savaşı, uçağın savaşta kullanıldığı ilk çatışma olarak da bilinir. Tekin'in makalesine göre Yüzbaşı Carlo Piazza komutasındaki İtalyan hava birliğinde Bleriot, Nieuport, Farman ve Etrich tipi toplam dokuz uçak bulunuyordu. 23 Ekim 1911'de Piazza, sabah 6.19'da havalanarak Türk mevzileri üzerinde uçtu ve dünyanın ilk havadan keşif görevini yaptı. Tekin'e göre ilk hava bombardımanı 1 Kasım 1911'de Teğmen Giulio Gavotti tarafından Etrich Taube tipi bir uçakla gerçekleştirildi. Gavotti, greyfurt büyüklüğündeki dört bombadan üçünü Tagura vahasındaki Türk mevzilerine, birini Ain Zara'daki Türk askerî kampına attı. Türk askerî makamları bombaların bir hastaneye atıldığını ileri sürdü, İtalyan makamları bu iddiayı reddetti. Tekin, Osmanlı kuvvetlerinin de savaşta ilk kez bir savaş uçağı düşürdüğünü yazar. Beydilli ise İtalyan uçaklarının havadan attığı, abartılı zafer haberleri içeren moral bozucu broşürlerden söz eder.
Mustafa Kemal'in Trablusgarp Yılları
TDV'nin "Mustafa Kemal Atatürk" maddesine göre Mustafa Kemal, İtalyan saldırısı üzerine bazı genç kurmaylar gibi Trablusgarp'ın savunmasına katılmak istedi. Sonuçsuz kalan iki girişimden sonra 15 Ekim 1911'de İstanbul'dan hareket etti ve Mısır üzerinden 9 Aralık 1911'de Bingazi'ye ulaştı. Bu arada 27 Kasım'da binbaşılığa yükseltilmişti. Derne komutanlığına atanınca Enver Bey'in komutası altına girdi. Beydilli'ye göre Mustafa Kemal doğu cephesinin (Tobruk/Derne) komutasını üstlendi ve burada mart-ekim 1912 arasındaki çatışmaları yönetti. Bakirova, Mustafa Kemal'in İtalyanlarla ilk kez 22 Aralık 1911'de Tobruk'ta çarpıştığını ve Derne bölgesinde yerel savaşçıları eğiterek İtalya'ya karşı önemli bir güç hâline getirdiğini yazar. TDV'ye göre savunma sürerken sağ kolundan yaralandı ve bir süre gözlerinden tedavi gördü. Uşi Antlaşması'ndan sonra 24 Ekim 1912'de Derne'den ayrıldı. Beydilli, Enver Bey'in faaliyetlerinin Senûsî şeyhi ve kabilelerle ilişkiler açısından önem kazandığını, Enver'in padişah sarayına damat adayı olmasını da öne çıkardığını belirtir.
Savaşın Yayılması: Adriyatik, Beyrut ve Boğazlar
Beydilli'ye göre Adriyatik'teki Tokat ve Alpagu adlı iki torpido daha savaş ilanından bir gün önce saldırıya uğradı; Preveze limanına kaçan gemi burada Hamidiye torpidosuyla birlikte batırıldı. Beyrut önündeki Osmanlı gemileri Çanakkale Boğazı'na çekildi; böylece Trablusgarp ile deniz bağlantısı da kesildi. İtalya, kıyıdan öteye ilerleyemeyince savaşı Osmanlı'nın başka kıyılarına taşımaya karar verdi. İlk hedef Beyrut oldu: 24 Şubat 1912'de İtalyan savaş gemileri limandaki deniz araçlarını batırdı, şehre atılan toplar tahribata ve ölümlere yol açtı. İtalya 9 Mart'ta Beyrut saldırısına son verdiğini ilan etti. 18 Nisan'da İtalyan filosu Çanakkale Boğazı girişine gelerek tabyaları topa tuttu. Bunun üzerine sayılarının 50.000'i bulduğu tahmin edilen İtalyan vatandaşlarının sınır dışı edilmesine karar verildi, ama uygulama 2000 kişiyle sınırlı kaldı. Boğazlar'ın ticaret gemilerine kapatılması uzun sürmedi ve 2 Mayıs 1912'de ticari trafik yeniden açıldı. İtalya 17-18 Temmuz'da Boğaz'a ikinci bir saldırı girişiminde bulundu.
Kaynaklar: [1]
Rodos, Oniki Ada ve Kızıldeniz
Beydilli'ye göre Rodos ve çevresindeki adaların işgali İtalyan savaşının en önemli aşamasıydı. Rodos'un işgali 24 Nisan 1912'de başladı. Adada yeterli asker yoktu ve Rum ahali İtalyanların yanında yer aldı. Adanın askerî komutanı Abdullah Bey, sayıları 920 kadar olan birlikleriyle 17 Mayıs'ta teslim olmak zorunda kaldı. İtalyan donanması mayıs ayı içinde çevre adaların işgalini de tamamladı. Beydilli, bu süreçte Ege'de bayrak gösteren bir Türk gemisine rastlanmadığını kaydeder; İzmir'e saldırı ya da Sakız'ın işgali ise İngiltere ve Avusturya-Macaristan'ın itirazıyla önlendi. Savaşın bir başka cephesi Kızıldeniz'di. İtalya, Asîr bölgesindeki Şeyh İdrîs isyanını para ve silahla destekledi. İtalyanlar karaya çıkmadı, ama denizde karşılaştıkları gemileri batırdı ve 21 Temmuz 1912'de açık liman ilan edilmiş olan Hudeyde'yi topa tuttu. İtalyan ablukası ve saldırıları barışa kadar sürdü.
Kaynaklar: [1]
Barış Görüşmeleri ve İstanbul'da Hükümet Değişiklikleri
Beydilli'ye göre barış girişimleri Mart 1912'den itibaren el altından yürütüldü. Osmanlı tarafı iki şart istiyordu: Padişahın hükümranlık haklarının kâğıt üzerinde de olsa saklı tutulması ve halifelik sıfatından ötürü yerel halkla dinî bağın korunması. İlk resmi toplantı 11 Temmuz 1912'de Lozan'da, Şûrâ-yı Devlet reisi Said Halim Paşa başkanlığındaki heyetle yapıldı. Said Paşa kabinesinin 17 Temmuz'da istifası üzerine Gazi Ahmed Muhtar Paşa, iki eski sadrazamı da içine alan "büyük kabine"yi kurdu; Hariciye Nezâreti'ne Gabriel Noradunkyan Efendi getirildi. Yeni heyet 13 Ağustos'ta Lozan'da görüşmelerin ikinci aşamasını başlattı. Bu sırada Balkan devletlerinin ittifakları açığa çıktı. Beydilli'ye göre artık görünüşü değil İstanbul'u kurtarmak ön plana geçti ve İtalyan barışının tam bir teslimiyet içinde gerçekleşmesi kaçınılmaz oldu. Böylece savaş sürerken İstanbul'da iki hükümet değişikliği yaşanmış oldu.
Kaynaklar: [1]
Uşi Antlaşması
Antlaşma 18 Ekim 1912'de Lozan yakınlarındaki Uşi (Ouchy) kasabasında imzalandı. TDV'nin "Libya" maddesine göre İtalyan hâkimiyetinin kabulüne karşılık Müslümanlar için Libya'da bir sultan naibinin bulunması kabul edildi, ama naibin hiçbir idari yetkisi olmayacaktı. Osmanlı Devleti savaşçılara yardımı kesecek ve askerlerini geri çekecekti. Beydilli'ye göre Trablusgarp'taki Türk askerlerinin çekilmesinin ardından Rodos ve öteki adaların tahliyesi ana madde olarak kaldı. Müslüman dünyasının "gözünü boyamak" amacıyla 15 Ekim tarihli ayrı bir padişah emri yayımlandı; bu emir Trablusgarp vilâyetine ve Bingazi sancağına muhtariyet veriyor, bir nâib-i saltanat ile bir kadı atıyordu. Nâib-i saltanatlığa vezirlik verilerek Şemseddin Bey atandı. Beydilli, böylece İtalya'nın bu "muhtar eyalete" el koymuş gibi gösterilmek istendiğini yazar. Bir başka deyişle aynı sonuç iki biçimde sunuldu: fiilî çekilme ve İtalyan idaresi ile hukuki bir özerklik kılıfı.
Tartışma: Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları
Beydilli, Trablusgarp Savaşı'nın büyük bir yenilgiyle bitecek olmasının küçük Balkan devletlerinin bir araya gelmesinin yolunu açtığını yazar. Ona göre savaşın asıl önemi, Balkan devletlerini bir araya getirerek Avrupa'daki asırlık Osmanlı varlığına son veren felakete zemin hazırlamasıdır. Nedensellik iki yönde işler. Bir yandan İtalya'nın kolay kazanımları Balkan devletlerini cesaretlendirdi. Öte yandan TDV'nin Atatürk maddesi ve "Libya" maddesi, Balkan Savaşı'nın başlamasının Osmanlı hükümetini Uşi'de Trablusgarp'ı İtalya'ya bırakmaya götürdüğünü belirtir; "Libya" maddesine göre Ekim başında Balkan devletleri savaş ilan edince görüşmeler hızlandırıldı. Beydilli'ye göre İtalya, Trablusgarp'ta saplandığı bataktan büyük devletlerin yardımıyla çıkmayı umuyordu; Boğazları zorlaması da bu baskıyı artırmaya yönelikti. Dolayısıyla Trablusgarp Savaşı Balkan Savaşları'nın tek nedeni değildir, ama onları kolaylaştıran ve zamanlamasını etkileyen önemli bir halkadır.
Savaştan Sonra: Senûsîler ve Ömer el-Muhtâr
Beydilli'ye göre İtalyanların, Türk kuvvetlerinin çekilmesinden sonra Trablus ve daha iyi direnen Bingazi topraklarını tamamen denetim altına alması uzun yıllar sürdü; 1915'te ancak Trablusgarp, Hums, Bingazi, Derne ve Beyzâ gibi bazı kıyı yerlerini tutabiliyorlardı. Arap halkı barışı hayal kırıklığıyla karşıladı. Balkan Savaşları'ndaki Osmanlı yenilgisi, İtalya'yı Rodos ve çevresindeki adaları boşaltma sözünden döndürdü. Osmanlı Devleti Sevr Antlaşması'nın 121. maddesiyle Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki haklarından vazgeçti; bu durum Lozan Antlaşması'nda da teyit edildi. TDV'nin "Libya" maddesine göre 1923'ten sonra, özellikle Graziani'nin komutan olmasıyla sert bir tasfiye başladı. Ömer el-Muhtâr'ın Sirte'deki son direnişi, onun esir alınıp 16 Eylül 1931'de idam edilmesiyle sona erdi. Yerli halk tel örgülerle çevrili toplama kamplarına kapatıldı ve on binlerce kişi öldü. Beydilli'ye göre Libya 1951'de bağımsızlığına kavuştu.
Tarihsel Önemi ve Miras
Trablusgarp Savaşı Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki varlığını sona erdirdi. Beydilli'ye göre savaşın hayati önemi, Balkan devletlerini bir araya getirerek Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığını sona erdiren büyük bir felakete yol açmasıdır (bkz. Balkan Savaşları). Oniki Ada'daki İtalyan hâkimiyeti Lozan'da tasdik edildi ve II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürdü; adalar sonunda Yunanistan'a devredildi. Savaşın bir başka mirası, gönüllü subayların sonraki yörüngesidir: Mustafa Kemal (bkz. Mustafa Kemal Atatürk) ve Enver Bey Trablusgarp'tan dönüp sonraki yıllarda Osmanlı ve Türkiye siyasetinin belirleyici isimleri arasında yer aldı. Askerî tarih açısından savaş, uçağın keşif ve bombardıman amacıyla ilk kez kullanıldığı çatışma olarak anılır. İç siyasetteki yansımaları için Jön Türkler ve II. Meşrutiyet, İtalya'nın ulus devlet olarak doğuşu için İtalya'nın Birleşmesi, sonraki büyük savaş için I. Dünya Savaşı ve genel çerçeve için Osmanlı İmparatorluğu maddelerine bakılabilir.
Önemli İsimler
- Giovanni Giolittiİtalya Başbakanı
TDV'ye göre Avusturya-Macaristan'a İtalya'nın üçlü ittifakta kalacağı ve Balkanlar'daki durumun değişmesini istemediği güvencesini vererek itirazları yumuşattı.
- Mustafa KemalGönüllü subay
Doğu cephesinin (Tobruk/Derne) komutasını üstlendi; 24 Ekim 1912'de Derne'den ayrıldı.
- Enver BeyGönüllü subay
1 Aralık 1911'de Aynülmansûr'daki Bingazi Genel Karargâhı'nın komutasını üstlendi; Senûsîlerle ilişkilerde öne çıktı.
- Seyyid Ahmed ŞerîfSenûsî şeyhi
Cihad çağrısıyla yerel direnişin güçlenmesinde rol oynadı.
- Ömer el-MuhtârSenûsî direnişinin lideri
Sirte'deki son direnişi, esir alınıp 16 Eylül 1931'de idam edilmesiyle sona erdi.
Kilit Olaylar Kronolojisi
Teğmen Gavotti ilk hava bombardımanını gerçekleştirdi.
Enver Bey Aynülmansûr'daki Bingazi Genel Karargâhı'nın komutasını üstlendi.
Boğazlar ticari trafiğe yeniden açıldı.
İtalyan kuvvetleri Trablusgarp'a asker çıkardı (Tekin).
İtalya Trablusgarp ve Bingazi'nin ilhakını ilan etti.
Trablus şehri teslim oldu.
Mustafa Kemal Mısır üzerinden Bingazi'ye ulaştı.
Lozan'da ilk barış görüşmesi yapıldı.
Derne (16 Ekim) ve Bingazi (21 Ekim) işgal edildi.
Ömer el-Muhtâr idam edildi (TDV).
İtalya Çanakkale Boğazı'na ikinci saldırı girişiminde bulundu.
İtalyan filosu Çanakkale Boğazı girişindeki tabyaları topa tuttu.
Uşi Antlaşması imzalandı.
Piazza ilk havadan keşif uçuşunu yaptı; Neşet ve Ali Fethi beylerin birlikleri İtalyanlara kayıp verdirdi.
İtalyan savaş gemileri Beyrut limanına saldırdı.
Rodos işgal edildi; Abdullah Bey teslim oldu.
Mustafa Kemal Derne'den ayrıldı.
Trablusgarp-Bingazi önlerinde fiilî İtalyan ablukası başladı.
İtalya Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
Berlin Antlaşması'nda Osmanlı topraklarının paylaşımından pay alamayan İtalya'nın sömürge arayışı sürdü.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- Kemal Beydilli, "Trablusgarp Savaşı", TDV İslâm Ansiklopedisi
Savaşın nedenleri, seyri, Ege ve Kızıldeniz cepheleri, barış görüşmeleri ve Uşi Antlaşması; ana kronoloji kaynağı.
- "Mustafa Kemal Atatürk", TDV İslâm Ansiklopedisi
Mustafa Kemal'in Trablusgarp'a gidişi, Derne komutanlığı ve dönüşü.
- Ahmet Kavas – Orhan Koloğlu, "Libya", TDV İslâm Ansiklopedisi
Uşi Antlaşması'nın hükümleri, İtalyan idaresi ve Ömer el-Muhtâr direnişi.
- Abdullah Sami Tekin, "Trablusgarp Harbi ve Havacılık Tarihinde İlkler", Akademik Tarih ve Araştırmalar Dergisi 3/2 (2020)
Hakemli makale: İtalyan hava birliği, ilk keşif uçuşu ve ilk hava bombardımanı.
- Basti Bakirova, "The Last Struggle of the Ottoman Empire in North Africa: The Turkish-Italian War of 1911-1912 and the Role of Mustafa Kemal", Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 17/2 (2024)
Hakemli makale: Osmanlı savunma örgütlenmesi ve Mustafa Kemal'in Tobruk-Derne cephesindeki faaliyetleri.
Sık Sorulan Sorular
Trablusgarp Savaşı havacılık tarihinde neden önemlidir?
Abdullah Sami Tekin'in makalesine göre Yüzbaşı Carlo Piazza 23 Ekim 1911'de dünyanın ilk havadan keşif görevini yaptı; Teğmen Giulio Gavotti 1 Kasım 1911'de Etrich Taube uçağıyla ilk hava bombardımanını gerçekleştirdi. Osmanlı kuvvetleri de ilk kez bir savaş uçağı düşürdü.
Uşi Antlaşması ile Osmanlı Trablusgarp'ı nasıl bıraktı?
18 Ekim 1912'de imzalanan antlaşmayla Osmanlı askerlerini çekti ve İtalyan hâkimiyetini fiilen kabul etti. Müslüman dünyasına karşı görünüşü kurtarmak için 15 Ekim tarihli bir padişah emriyle bölgeye muhtariyet verildi ve bir nâib-i saltanat atandı; TDV'ye göre bu naibin idari yetkisi yoktu.
Oniki Ada sonradan kimin eline geçti?
Uşi Antlaşması İtalya'nın adaları boşaltmasını öngörüyordu, ama TDV'ye göre Balkan Savaşları'ndaki Osmanlı yenilgisi İtalya'yı bu sözden döndürdü. İtalyan hâkimiyeti Lozan Antlaşması'nda tasdik edildi, II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürdü ve adalar sonunda Yunanistan'a devredildi.
