Genel Bakış
TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Yahudilik" maddesine göre Yahudilik, İbrâhîmî geleneğe bağlı tek tanrılı din ailesi içinde yer alır ve bu ailenin en eski halkasını oluşturur. Yayılımı ve etkisi bakımından bir dünya dini özelliği taşısa da hem millî hem evrensel unsurlar içerir; bir inanç sistemi olmanın ötesinde bir hayat tarzını ve dinî-etnik bir kimliği ifade eder. TDV'ye göre ortak kutsal kitap literatürü (Ahd-i Atîk), seçilmişlik ve kurtuluş kavramları bakımından [[hristiyanlik|Hristiyanlığa]], tek Tanrı inancı, dinî hukuk ve uygulamaya yaptığı vurgu ile vahiy inancı bakımından [[islam-din|İslâm'a]] yakın durur. Madde, Yahudiliğin tek ve değişmez bir yapıdan çok, yahudilerin Bâbil, Pers, Grek, Roma, Bizans, Sâsânî, Arap, Osmanlı ve Avrupa kültürleriyle yaşadıkları etkileşimler sonucunda biçimlenen dinamik bir sistem olduğunu vurgular. Bu yüzden tarih içinde Helenistik, Rabbânî, Karâî, Reformist, Muhafazakâr ve seküler gibi farklı Yahudilik biçimlerinden söz edilir. TDV'nin aktardığı Berman Jewish DataBank verilerine göre 2017 itibarıyla dünyadaki yahudi sayısı 14.511.100'dür (geniş hesaplamayla 17.645.650); bu, dünya nüfusunun yaklaşık binde ikisidir ve dünya yahudilerinin yüzde 86,5'i İsrail ile Kuzey Amerika'da yaşar.
Kaynaklar: [1]
Eski İsrâil Dini ve Kökenler
TDV'ye göre Yahudiliğin etnik kökenleri ilk İbrânî atası kabul edilen Hz. İbrâhim'e ve ondan sonra gelen iki İbrânî atasına, Hz. İshak ile Hz. Ya'kūb'a dayandırılır. Dinî açıdan başlangıç noktası ise Ya'kūb'un, ya da Tanrı tarafından verilen adıyla İsrâil'in on iki oğlunun soyundan gelen İsrâiloğulları'nın Mûsâ tarafından Mısır'daki kölelikten kurtarılıp Sînâ yarımadasına götürülmesi ve orada atalarının Tanrı'sıyla ahitleşerek Tevrat'ı almaları (Sînâ vahyi) kabul edilir. TDV, Ahd-i Atîk döneminde (MÖ 13.-5. yüzyıllar) yaşamış İsrâiloğulları'nın dinî uygulamalarını, ikinci mâbed devrinden (MÖ 5. - MS 1. yüzyıllar) itibaren şekillenen sistemli bir din olarak Yahudilik'ten ayırmak için "eski İsrâil dini" tabirinin kullanıldığını belirtir. TDV ayrıca bu erken tarihin tarihî verilerden çok yahudi kutsal metinlerindeki anlatıma dayandığını not eder. Yale Üniversitesi'nden Christine Hayes'in derslerine göre Mısır'dan Çıkış anlatısı için Kitâb-ı Mukaddes dışında doğrudan bir kanıt yoktur. Bununla birlikte, Firavun Merneptah'ın yaklaşık MÖ 1204 tarihli zafer steli, Kitâb-ı Mukaddes'te adı geçen herhangi bir kişi ya da topluluğa yapılan bilinen en eski Kitâb-ı Mukaddes dışı atıftır ve İsrâil adlı bir topluluğun 13. yüzyılın sonunda Ken'an'da bulunduğunu gösterir; ancak bu topluluğun oraya bir göçle gelip gelmediğini söylemez.
Krallık ve Bölünme
TDV'ye göre Peygamber Samuel'den kendilerini yönetecek bir kral isteyen İsrâiloğulları'nın krallığı, Filistîler'i, Amâlikalılar'ı, Ammonlular'ı, Moablılar'ı ve Edomlular'ı yenen Dâvûd zamanında en geniş sınırlarına ulaştı. Oğlu ve halefi Süleyman döneminde Kudüs'te görkemli bir mâbed inşa edildi ve ahid sandığı buraya yerleştirildi. TDV, İsrâil tarihinin "altın çağı" sayılan bu birleşik krallık döneminin MÖ 10. yüzyıla denk geldiğinin kabul edildiğini belirtir. Süleyman'ın ölümünün ardından krallık kuzeyde İsrâil, güneyde Yahuda olmak üzere ikiye bölündü: Yahuda ve Bünyamin kabileleri Süleyman'ın oğlu Rehoboam'a bağlı kalırken kuzey kabileleri Efraim kabilesinden Yeroboam'ı kral seçti. Bu bölünmenin tarihi kaynaklarda farklı verilir: TDV, Süleyman'ın saltanatını MÖ 971-931 olarak verip bölünmeyi MÖ 931'e tarihlerken, Hayes'in Yale dersinde Süleyman'ın ölümü MÖ 922 olarak geçer. TDV'ye göre kuzeydeki İsrâil Krallığı MÖ 722-721'de [[asur|Asurlular]] tarafından yıkıldı ve kabileleri sürgün edildi; bu sürgün, yahudi geleneğinde "kayıp on kabile" efsanesine dönüştü.
Bâbil Sürgünü ve İkinci Mâbed
TDV'ye göre güneydeki Yahuda Krallığı'nın da yıkılmasıyla sonuçlanan ve halkın uzun bir süre sürgün hayatı yaşamasına yol açan bu ikinci yıkım (Bâbil sürgünü, MÖ 586-538), yahudi tarihinin ilk büyük sürgünü ve en önemli olaylarından biri kabul edilir. TDV'ye göre bu yıkım ve sürgün tecrübesi aynı zamanda on iki kabileden geriye kalan ve daha çok Yahuda, Bünyamin ve Levi soyuyla özdeşleştirilen İsrâiloğulları'nın tek tanrıcılığı tümüyle benimsemesinde bir dönüm noktası sayılır. Bâbil'in ardından Filistin topraklarının yeni hâkimi olan [[pers-ahamenis|Pers]] Kralı Koreş (Kiros), MÖ 538'de sürgündeki İsrâiloğulları'nın Yahuda'ya dönmelerine ve yeniden teşkilatlanmalarına izin verdi. TDV'ye göre MS 70'te mâbedin yıkılmasına kadar süren ikinci mâbed dönemi aynı zamanda Yahudiliğin sistemleşmeye başladığı dönemdir. Yahudilerin 66 yılında Roma'ya karşı başlattığı isyanın ardından Titus komutasındaki Roma askerleri Kudüs'ü ele geçirip 70 yılında mâbedi tahrip etti; 132'de yahudilerin Şimeon Bar Kohba önderliğinde yeniden ayaklanması üzerine mâbed tamamen yıkıldı, yahudiler buradan sürüldü ve mâbedin yerine Romalılar bir putperest tapınağı inşa etti.
Kaynaklar: [1]
Talmud ve Rabbânî Yahudilik
TDV'nin "Talmud" maddesine göre Talmud, "çalışma, öğrenme" anlamındaki bir İbrânîce kelimedir ve yahudi geleneğinde Tevrat'ın yorumu olarak görülen, rabbiler tarafından MS 2.-6. yüzyıllarda yapılmış tartışma ve yorumlardan oluşan öğretiyi ifade eder. Mişna ve Gemara adlı iki bölümden oluşur ve Tanah'tan sonra en kutsal yahudi metni kabul edilir. Rabbânî inanışa göre Tanrı Sînâ'da Mûsâ'ya yazılı Tevrat'ın yanı sıra onun açıklaması olan sözlü Tevrat'ı da vermiş, bu öğreti kuşaktan kuşağa aktarılıp MS 3.-7. yüzyıllarda derlenmiştir. TDV'ye göre Mişna 3. yüzyılın başlarında Rabbi Yehuda ha-Nasi tarafından derlendi. Filistin'de ve Bâbil'de yaşayan rabbilerin iki ayrı geleneği iki Talmud doğurdu: yaklaşık 400 yılında Taberiye'de derlenen Filistin (Kudüs) Talmudu ve 600'lü yılların başlarında Sâsânî yönetimindeki Bâbil'de derlenen, daha muteber sayılan Bâbil Talmudu. TDV'nin "Yahudilik" maddesi, Mişna ve Talmud'un derlendiği bu dönemde Rabbânî Yahudiliğin doğduğunu ve dinin merkezinde mâbed, kurban ibadeti ve kohen sınıfının yerini Tevrat, sinagog ibadeti ve rabbilerin aldığını belirtir. Sözlü geleneği ikinci mâbed döneminde Ferîsîler geliştirmiş, kohenlerin oluşturduğu Sadûkîler ise reddetmişti. TDV'ye göre 8.-9. yüzyıllarda Bağdat'ta Anan ben David'le mezhepleşen Karâîler de Talmud'un vahiy ve otorite niteliğini kabul etmedi.
Tanah ve Metnin Korunması
TDV'nin "Ahd-i Atîk" maddesine göre yahudiler kutsal yazılarının bütününü Tanah adıyla anar; bu kelime Tevrat (Torah), Peygamberler (Neviîm) ve Yazılar (Ketuvîm) bölümlerinin baş harflerinden oluşur. TDV'nin "Tevrat" maddesi, metnin aktarımında masorah denilen yazım kurallarının önemini anlatır: bir grup haham MS 6. yüzyılda Taberiye'de bu kuralları bir sisteme bağladı ve masorah uzmanlarının sonuncusu 10. yüzyılda yaşayan Aaron ben Aşer oldu. TDV'ye göre bugünkü Tevrat'ın yazım şekli, büyük ölçüde Aaron ben Aşer tarafından tahminen MS 950 yılında kaleme alınan ve Halep kodeksi olarak bilinen nüshaya dayanır. İbn Meymûn'un Mişne Torah'ta bu nüshayı esas aldığını söylemesi, nüshanın bütün yahudi dünyasında genel kabul görmesini sağladı. TDV'nin aktardığı yahudi rivayetlerine göre Bâbil sürgünü sonrasında yazıcı-âlim Ezra, unutulmuş olan Tevrat'ı sözlü yorumuyla birlikte yeniden oluşturdu. Aynı madde, Tevrat'ın baştan sona bütün harf ve kelimeleriyle vahye dayandığı inancının klasik Yahudiliğin temel dogmalarından olduğunu belirtir: İbn Meymûn'un on üç iman esasının sekizincisi, yahudilerin elindeki Tevrat'ın Mûsâ'ya indirilen Tevrat olduğunu ifade eder.
Tartışma: Tevrat'ın Yazarlığı ve Belgesel Hipotez
Christine Hayes'in Yale dersine göre Musa'nın Tevrat'ın tamamının yazarı olmayabileceğini ilk savunan Richard Simon'dı. 18. yüzyılın ortasında Jean Astruc, bazı anlatılarda Tanrı için Yahve, bazılarında Elohim adının kullanıldığını fark etti ve J ile E kaynakları bu temelde tanımlandı; ancak Astruc'un kendisi Musa'nın yazarlığını koruyordu. 1878'de Julius Wellhausen, Kitâb-ı Mukaddes kaynak kuramının klasik ifadesi olan Belgesel Hipotez'i yayımladı: buna göre Tekvin'den II. Krallar'a uzanan anlatı bölümleri, farklı dönemlere ait dört kaynağın (J, E, rahip kaynağı P ve büyük ölçüde Tesniye kitabı olan D) birleştirilmesiyle oluşmuştu. Hayes'e göre Wellhausen, P kaynağını sürgün sonrasına tarihledi; Tevrat böylece beş yüzyıllık bir dinî ve edebî faaliyetin ürünü olarak görülüyordu. Hayes, Wellhausen'ın çalışmasının 19. yüzyıl Alman biliminin Hristiyanlığı Yahudilikten üstün gören önyargılarını taşıdığını ve P'nin tarihlendirilmesinin hâlâ hararetle tartışıldığını vurgular. Hayes'e göre hipotez yararlı ama bir hipotezdir: varsayılan kaynakların hiçbiri bağımsız olarak bulunmamıştır ve bazı ayırma ölçütleri keyfîdir. Bugün Kitâb-ı Mukaddes araştırmacılarının çoğu Wellhausen kuramının bir versiyonunu kabul eder, ama ayrıntılara pek güvenmez: bazıları E'nin varlığından şüphe eder, bazıları P'nin eskiliğini savunur, bazıları her şeyin Pers döneminde yazıldığını öne sürer, Kopenhag Okulu ise kaynak eleştirisine mesafelidir. TDV de Kutsal Kitap tenkidinin bazı dinî olguların dinî literatüre sonradan, geriye dönük bir projeyle eklendiğini gösterdiğini; geleneğin ise Tevrat'ın vahyedildiği gibi korunduğuna inandığını belirtir.
Ortaçağ: Sefarad, Aşkenazi ve İbn Meymûn
TDV'ye göre Rabbânî Yahudilik içinde Sefarad ve Aşkenazi gruplaşması ortaya çıktı. Bu ayrışma temel dinî farklılıklardan çok sosyal yapılanma, âdetler, dua geleneği, dil ve İbrânîcenin telaffuzunda kendini gösterir ve bugün de sürer. Filistin geleneğine dayanan Aşkenaziler Roma yoluyla Almanya ve Fransa'ya, oradan Polonya ve Rusya'ya yerleşen yahudilerdir; Bâbil Yahudiliğinin devamı olan Sefaradlar ise İspanya, Portekiz ve Kuzey Afrika kökenlidir. Aşkenaziler Ortaçağ Almancası, İbrânîce ve Ârâmîce karışımı Yidişçeyi, İspanya'dan kovulan Sefaradlar ise gittikleri yerlerde Ladino dilini konuştu. TDV'ye göre [[endulus-emevi|Endülüs Emevîleri]], Abbâsîler ve Fâtımîler gibi Müslüman yönetimlerde Sefarad yahudileri ileri bir düzeye ulaştı ve 18. yüzyıl başlarına kadar dünya yahudilerinin çoğunluğunu oluşturdu. Stanford Encyclopedia of Philosophy'ye (SEP) göre İbn Meymûn (Maimonides) 1138'de o sırada Müslüman yönetimindeki Kurtuba'da doğdu. 1148'de Muvahhidler gayrimüslimlere din değiştirme, sürgün ya da ölüm seçeneği sununca ailesi Kurtuba'dan ayrılmak zorunda kaldı ve 1160'ta Fas'a ulaştı. İbn Meymûn 1166'da Mısır'a gelip Fustat'a yerleşti. SEP'e göre 1168'de tamamladığı Mişna Şerhi'nde her yahudi için bağlayıcı saydığı on üç ilkeyi sıraladı; bu, Yahudiliğe iman esasları getirmeye yönelik ilk girişimdi ve bugüne kadar süren bir tartışma başlattı. Mişne Torah, Talmud'daki bütün emirleri sistemleştirdi; Delâletü'l-hâirîn ise 1190'da tamamlandı.
Osmanlı Yahudileri ve Erken Modern Hareketler
TDV'ye göre Osmanlı toprakları İstanbul'un fethinden sonra Bizans yahudilerine (Romaniyot), önemli bir Karâî cemaatine, Aşkenazilere ve İtalyan kökenli yahudilere ev sahipliği yaptı. [[osmanli|Osmanlı Devleti]] ayrıca 16. yüzyılın başlarından itibaren İspanya sürgününden kaçan Sefarad yahudilerine kapılarını açtı; TDV'ye göre bu yüzyıl boyunca Osmanlı yahudi cemaati dinî, ilmî ve kültürel bakımdan dünya Yahudiliğinin önderi konumuna yükseldi. TDV, zimmî statüsündeki yahudilerin bazı kısıtlamalara ve sıkıntılı dönemlerde baskıya uğramalarına karşın Fâtih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman dönemlerinde yerleşme, meslek, ibadet ve eğitim konularında daha önce görülmemiş bir serbestliğe sahip olduklarını belirtir. TDV'ye göre erken modern dönemde etkisi bugüne kadar gelen iki önemli olay yaşandı. Birincisi bir Osmanlı yahudisi olan Sabatay Sevi'nin 1665'te mesihlik iddiasıyla başlayan Sabataycılık hareketiydi. İkincisi, bundan yaklaşık bir asır sonra Polonya'da Yisrael ben Eliezer (Baal Şem-Tov) etrafında gelişen mistik karakterli Hasidîlikti. TDV'ye göre Hasidîlik, Rabbânî Yahudiliğin kuralcılığı ve Tevrat çalışması yerine dinî coşkuya ve dinî şahsiyete ağırlık verdi ve bilhassa 1648 Hmelnitski katliamı gibi baskılar yaşayan Ukrayna-Polonya kırsalında yayıldı.
Kaynaklar: [1]
Modern Hareketler
TDV'ye göre modern yahudi düşüncesinin öncülerinden Moses Mendelssohn, Yahudi Aydınlanma hareketinin (Haskala) önde gelen ismiydi; Tanah'ı yahudi Almancasına çevirdi ve Alman yahudileri arasında Almanca öğrenimini teşvik etti. TDV'ye göre 19. yüzyılda Alman yahudi cemaati içinde doğup sonra Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'ya taşınan üç büyük modern hareket, başlangıçta Reform, Pozitif-tarihsel ekol ve Yeni Ortodoksluk olarak adlandırıldı. Bu hareketler modernleşmenin yol açtığı otorite boşluğunda hem asimilasyona hem katı gelenekçiliğe alternatif olarak ortaya çıktı. Bugün geleneksel Yahudiliğin devamı olduğunu ve tek gerçek temsilci olduğunu kabul eden Ortodoks Yahudiliğin yanında Muhafazakâr, Liberal ve Hümanist gibi farklı yorumlar bulunur. TDV, Amerikan Yahudiliğine özgü Yeniden Yapılanmacı hareketin Mordecai Kaplan'ın (ö. 1983) görüşleriyle ortaya çıktığını belirtir. TDV'nin Pew Research Center verilerine dayanarak aktardığına göre, ABD'de bir cemaate mensup olan yahudilerin çoğu Reformist (yüzde 35) ve Muhafazakâr (yüzde 18) gruplardadır. Ortodokslar daha küçük (yüzde 10) ama büyüyen bir kesimdir; Yeniden Yapılanmacılar ve Hümanistler gibi gruplar ise yüzde 6 civarındadır.
Kaynaklar: [1]
Antisemitizm, Holokost ve Siyonizm
TDV'ye göre yahudilere eşit vatandaşlık tanıyarak onları Avrupa toplumlarına entegre etme süreci, eski tip din merkezli yahudi aleyhtarlığının yerine ırka dayalı antisemitizmi getirdi. Bunun ilk ciddi görünümü, yahudi özgürleşmesinin başladığı Fransa'daki Dreyfus skandalıydı. TDV'nin "Siyonizm" maddesine göre bir yahudi yüzbaşının casusluk suçlamasıyla yargılandığı Dreyfus davasını Paris'te gazete muhabiri olarak izleyen Theodor Herzl, yahudilerin yaşadıkları toplumlarla kaynaşamayacağı sonucuna vardı. Herzl'in önderliğinde 29 Ağustos 1897'de Basel'de toplanan ilk Dünya Siyonist Kongresi'yle Dünya Siyonist Teşkilâtı kuruldu. Birleşik Devletler Holokost Anıt Müzesi'ne (USHMM) göre Holokost, 1933-1945 yılları arasında Nazi Alman rejimi ile müttefik ve işbirlikçilerinin altı milyon Avrupalı yahudiye yönelik sistemli, devlet destekli zulmü ve onları öldürmesidir. USHMM'ye göre antisemitizm Nazi ideolojisinin temel ilkesiydi ve [[ikinci-dunya-savasi|İkinci Dünya Savaşı]] sırasında Nazi Almanyası ve işbirlikçileri, Avrupa yahudilerinin neredeyse üçte ikisini öldürdü. TDV'ye göre İbrânîcede "felaket" anlamındaki "şoa" kelimesiyle anılan bu olay, modern yahudi teolojisinde mâbedin yıkılmasına denk bir hadise olarak görüldü. TDV'ye göre savaşın bitiminden üç yıl sonra, 1948'de siyonist liderlerin öncülüğü ve Amerikan yönetiminin desteğiyle Filistin topraklarında İsrail Devleti kuruldu. Yahudi mülteci sorunu böylece çözüme kavuşsa da, TDV'ye göre yarım milyonun üzerinde Filistinlinin topraklarından çıkarılması yeni ve hâlâ süren bir mülteci sorunu doğurdu.
Tarihsel Önemi ve Miras
TDV'ye göre Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâm ile ortak kutsal coğrafyayı ve karşılıklı etkileşimlerle dolu ortak bir tarihî tecrübeyi paylaşır ve pek çok teolojik, etik ve pratik kural bakımından bu dinlerle benzerlik gösterir. Yahudiliği farklı kılan özelliklerden biri, Tanrı'nın İsrâil'i kendi kavmi olarak seçtiği inancına, yani Tanrı-İsrâil ilişkisine yaptığı vurgudur. TDV'ye göre Yahudilik kitabî bir din olmakla birlikte doğrudan Tanah'a dayanmaktan çok, Tanah öğretisinin rabbilerden oluşan Rabbânî gelenek tarafından yorumlanmış ve hâlâ yorumlanmakta olan biçimidir. TDV, belli bir âmentüden ve merkezî dinî otoriteden yoksun gelişen Yahudiliğin inançtan çok pratiğe vurgu yapan bir eylem ve gelenek dini olduğunu belirtir. İbn Meymûn'un on üç ilkesi bu açıdan önemlidir: SEP'e göre Yahudiliğe iman esasları getirmeye yönelik ilk girişim olan bu liste, yüzyıllardır tartışılmaktadır. Hayes'in derslerinin gösterdiği gibi modern Kitâb-ı Mukaddes araştırması da Yahudiliğin kutsal metinlerini tarih, arkeoloji ve filoloji yöntemleriyle incelemeyi sürdürür. Yahudilerin tarih boyunca [[bizans|Bizans]], İslâm dünyası ve Avrupa'daki deneyimleri, TDV'nin vurguladığı gibi, dinin bugünkü çok sesli yapısını biçimlendirmiştir.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Yahudilik" (S. L. Gürkan, Ö. F. Harman, A. Güç, K. Demirci)
Tanım, eski İsrâil dini ile Yahudilik ayrımı, Kutsal Kitap dönemi tarihi (krallık, bölünme, sürgünler), ikinci mâbed ve Talmud dönemleri, Sefarad-Aşkenazi ayrışması, Karâîlik, Osmanlı yahudileri, Sabataycılık ve Hasidîlik, modern hareketler, holokost ve İsrail, nüfus verileri, Kutsal Kitap tenkidi.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Tevrat" (Baki Adam)
Tevrat'ın oluşum süreci hakkındaki yahudi rivayetleri, Ezra, masorah geleneği, Aaron ben Aşer ve Halep kodeksi, İbn Meymûn'un on üç iman esası.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Talmud" (Salime Leyla Gürkan)
Mişna ve Gemara, sözlü Tevrat inancı, Mişna'nın Yehuda ha-Nasi tarafından derlenmesi, Filistin ve Bâbil Talmudları.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Siyonizm"
Herzl, Dreyfus davası ve 29 Ağustos 1897 Basel kongresi.
- Open Yale Courses — RLST 145, Christine Hayes, Lecture 5: "Critical Approaches to the Bible"
Astruc, Wellhausen'ın 1878 Belgesel Hipotezi, J, E, P, D kaynakları, hipotezin sınırları ve eleştirileri.
- Open Yale Courses — RLST 145, Christine Hayes, Lecture 7 ve Lecture 14
Mısır'dan Çıkış için doğrudan Kitâb-ı Mukaddes dışı kanıt bulunmaması, Merneptah steli (Lecture 7); Süleyman'ın ölümü ve krallığın bölünmesi (Lecture 14: https://oyc.yale.edu/religious-studies/rlst-145/lecture-14).
- Stanford Encyclopedia of Philosophy — "Maimonides"
Kurtuba'da doğumu (1138), Muvahhidler, Fas ve Mısır, Mişna Şerhi, on üç ilke, Mişne Torah, Delâletü'l-hâirîn (1190).
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Ahd-i Atîk"
Tanah adının Torah, Neviîm ve Ketuvîm baş harflerinden oluşması; modern araştırmacıların Tevrat'ın bugünkü şekliyle Mûsâ'ya nisbet edilemeyeceğini belirtmesi.
- United States Holocaust Memorial Museum — "Introduction to the Holocaust"
1933-1945 arasında Nazi rejimi ve işbirlikçileri tarafından altı milyon Avrupalı yahudinin sistemli biçimde öldürülmesi.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
"Kayıp on kabile" efsanesi nereden gelir?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre kuzeydeki İsrâil Krallığı MÖ 722-721'de Asurlular tarafından yıkılıp kabileleri sürgün edildi. Bu sürgünle birlikte Yahuda ve Bünyamin kabileleriyle Levililer dışındaki İsrâil kabilelerinin varlığının sona erdiği kabul edildi ve olay yahudi geleneğinde "kayıp on kabile" efsanesine dönüştü.
Talmud nedir?
TDV'ye göre Talmud, rabbilerin MS 2.-6. yüzyıllarda Tevrat üzerine yaptıkları tartışma ve yorumlardan oluşan, Mişna ve Gemara adlı iki bölümden meydana gelen öğretidir. Yaklaşık 400 yılında derlenen Filistin (Kudüs) Talmudu ve 600'lü yılların başında derlenen Bâbil Talmudu olmak üzere iki koleksiyonu vardır.
Belgesel hipotez nedir?
Yale'den Christine Hayes'e göre Julius Wellhausen'ın 1878'de klasik biçimini verdiği bu hipotez, Tevrat'ın anlatı bölümlerinin J, E, P ve D adlı dört kaynağın birleştirilmesiyle oluştuğunu öne sürer. Araştırmacıların çoğu bir versiyonunu kabul eder, ama varsayılan kaynakların hiçbiri bağımsız olarak bulunmadığı için ayrıntılar tartışmalıdır.
Bugün dünyada kaç yahudi var?
TDV'nin aktardığı Berman Jewish DataBank verilerine göre 2017 itibarıyla dünyadaki yahudi sayısı 14.511.100'dür; geniş hesaplamayla bu sayı 17.645.650'ye çıkar. Dünya yahudilerinin yüzde 86,5'i İsrail ve Kuzey Amerika'da yaşar.
