İmparatorlukAntik Çağ

Pers Ahameniş İmparatorluğu

DönemMÖ 550 – MÖ 330
Bölgeİran'dan Mısır ve İndus'a
BaşkentPersepolis, Susa
Persepolis'teki Apadana ve Taçara saraylarının kalıntıları -Ahameniş İmparatorluğu'nun törensel başkenti.

Fotoğraf, günümüzPersepolis'teki Apadana ve Taçara saraylarının kalıntıları -Ahameniş İmparatorluğu'nun törensel başkenti.Carole Raddato, Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Ahamenîler (Ahameniş hanedanı), MÖ 6. yüzyılın ortasından MÖ 330'lara kadar İran'dan Anadolu'ya, Mısır'dan İndus vadisine uzanan büyük bir imparatorluğu yöneten Pers hanedanıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "İran" maddesine göre Perslerin soyundan gelen ve diğer birçok krallık gibi Medlere tâbi olarak varlığını sürdüren Ahamenîler, II. Kyros (Büyük Kiros) döneminde güçlü bir imparatorluk hâline geldi. İmparatorluk, Kiros'un fetihleri, Kambyses'in Mısır'ı alması ve I. Darius'un yönetim reformlarıyla Antik Çağ'ın en geniş devletlerinden biri oldu; Yunan şehir devletleriyle yaptığı savaşlar ise Batı'nın tarih yazımında derin bir iz bıraktı. İmparatorluk MÖ 4. yüzyılın sonunda Makedonyalı İskender tarafından yıkıldı. Ahamenîlerin tarihine dair bilgilerin önemli bir kısmı, imparatorluğun düşmanı olan Yunan yazarlardan, özellikle Herodotos'tan gelir; bu nedenle onların anlatıları dikkatle okunmalıdır. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi'ne, Yale Peabody Müzesi'nin Kiros Silindiri üzerine yayımladığı habere ve Herodotos ile Plutarkhos'un antik metinlerine dayanır. Kaynaklar arasındaki tarih ve ad farkları ilgili bölümlerde belirtilmiştir.

Kaynaklar: [1] [3]

Medlerden Perslere

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre İranlılarla ilgili bilgilere tarihte ilk kez MÖ 9. yüzyıla ait Asur kaynaklarında rastlanır. Bu kayıtlara göre Orta Doğu'ya göç eden Hint-Avrupa kavimlerinden Medler Urmiye gölünün güneydoğusunda, Persler ise batısında oturuyordu; Persler daha sonra güneye inerek bugün Fars adı verilen bölgeye yerleşti. TDV'ye göre zamanla bir imparatorluk kurarak sınırlarını genişleten Medler Persleri kendilerine tâbi kıldı, İskitleri yendikten sonra Babillilerle birlikte [[asur|Asur]] İmparatorluğu'nu çökertti ve doğuda bugünkü Tahran'ın bulunduğu yere, kuzeyde Ermenistan'a kadar genişledi. Kültür bakımından Mezopotamya uygarlıklarının etkisinde kalan Medler, Astyages döneminde (MÖ 580-550) çökmeye başladı. TDV'ye göre Pers kabilelerini birleştiren ve kendine yeni bir başkent kuran Kiros, Medlere karşı ayaklandı ve MÖ 550'de Med başkenti Ekbatana'yı işgal ederek Med ülkesini bir eyaletine dönüştürdü. Böylece Persler, daha önce tâbi oldukları Medlerin mirasını devralarak İran platosunun hâkimi oldu. Bu geçiş, Ahamenî İmparatorluğu'nun Med devletinin yönetim geleneği ve toprakları üzerine kurulduğunu gösterir.

Kaynaklar: [1]

Büyük Kiros'un Fetihleri

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Kiros Medlerden sonra Lidya Kralı Kroisos'u yenilgiye uğratarak (MÖ 547) başkent Sardes'i ve Anadolu'nun diğer bölgelerini, MÖ 539'da ise Babil'i ele geçirdi ve yurtlarından sürülmüş olan İbranilerin Kudüs'e dönmelerine izin verdi; ardından Suriye ve Filistin'i aldı. Herodotos, Sardes'in fethinden sonra Kiros'un İyonyalı Yunanları koruma iddiasındaki Spartalılara verdiği cevabı aktarır: Kiros, kentlerinin ortasında birbirlerini aldatmak için toplandıkları bir yer bulunan insanlardan hiç korkmadığını söylemişti. Herodotos bunu Yunanların pazar yerlerine bir gönderme olarak açıklar ve Perslerin pazar yeri kullanma alışkanlığı olmadığını yazar. Herodotos'a göre Kiros daha sonra Sardes'i bir Perse, Kroisos'un ve Lidyalıların altınının yönetimini ise Lidyalı Paktyes'e bırakarak Ekbatana'ya döndü; çünkü Babil, Baktriya halkı, Sakalar ve Mısırlılar onu bekliyordu ve İyonyalılara karşı başka bir komutan göndermeyi düşünüyordu. Kiros'un Babil'i alışı, [[babil-yeni|Yeni Babil]] Krallığı'nın sonu oldu.

Kaynaklar: [1] [3]

Kiros Silindiri

Kiros'un Babil'i fethinden kalan en ünlü belge Kiros Silindiri'dir. Yale Peabody Müzesi'nin 2024'te yayımladığı habere göre bu çivi yazılı kil silindir 1879'da kazılarak çıkarıldı ve Londra'daki British Museum'a gönderildi; 1922'de Yale Üniversitesi'ne bağışlanan küçük bir parçanın daha sonra Londra'daki parçayla ilişkili olduğu anlaşıldı ve iki parça birleştirildi. Habere göre Babil çivi yazısıyla yazılmış metin, Kiros'un MÖ 539'da Babil'i fethinin anlatımıyla başlar; Kiros ardından daha önce sürgün edilenlerin yurtlarına dönmesine ve yerel dinin serbestçe uygulanmasına izin vereceğini duyurur. Haber, bu kararların iyiliksever olmaktan çok pragmatik olarak yorumlanabileceğini belirtir. Yale'deki konuşmasında British Museum'dan Asurolog Irving Finkel, silindirin tek kaygısının barışçıl koşulları yeniden sağlamak olduğunu söyledi. Finkel'e göre silindir, kimsenin göremeyeceği bir duvarın içinde bulunmuştu, özellikle görkemli bir örnek değildi, metnin önemli bir kısmı kayıptı ve muhtemelen asıl yerinde, bugünkü Irak'ta, aranırsa benzer onlarca örnek bulunabilirdi. Habere göre silindir, Yale'deki sergide British Museum'dan ödünç alınmış olarak sergilendi. Not etmek gerekir ki Yale'in haberi silindiri Pers İmparatorluğu'nun kurucusu "Kral I. Kiros" adıyla anar; TDV ise imparatorluğun kurucusunu II. Kyros olarak adlandırır.

Kaynaklar: [2] [1]

Kambyses ve Mısır'ın Fethi

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Kiros'un oğlu Kambyses de genişleme politikasını sürdürdü ve MÖ 525'te Mısır'ı istila etti. Herodotos'a göre Persler susuz çölü geçip Mısırlıların yakınında ordugâh kurduğunda, Mısır'ın Yunan ve Karyalı paralı askerleri, yabancı bir orduya Mısır'a yol gösteren Phanes'ten intikam almak için onun Mısır'da kalan oğullarını iki ordunun arasına getirip babalarının gözü önünde öldürdüler. Herodotos'a göre ardından şiddetli bir savaş oldu, iki taraftan da çok kişi öldü, ama sonunda Mısırlılar bozguna uğradı. Herodotos'un anlattığı bu dehşet verici sahne, Yunan tarihçinin anlatılarındaki dramatik öğelerin tipik bir örneğidir ve bir efsane niteliği taşıyıp taşımadığı tartışılabilir. Herodotos, Kambyses'i genellikle sert ve kibirli bir hükümdar olarak tasvir eder: Darius'un vergi düzenini anlatırken Perslerin Darius'a "tüccar", Kambyses'e "efendi", Kiros'a ise "baba" dediklerini aktarır; ona göre Kambyses sert ve kibirliydi, Kiros ise merhametliydi ve daima onların iyiliği için çalışırdı. Herodotos'a göre Kambyses Mısır'da iken aklını yitirmişti; bu nitelendirme de onun Kambyses'e karşı olumsuz tutumunu yansıtır. Mısır'ın Pers yönetimine girişi için ayrıca bkz. [[misir-firavun|Mısır firavunları]].

Kaynaklar: [1] [3]

Taht Krizi: Gaumata mı, Smerdis mi?

Kambyses'in son yıllarında Pers tahtı bir krize sürüklendi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Kambyses Mısır'dayken Gaumata adında bir rahip Ahamenî tahtını ele geçirdi ve dinî kimliğini kullanarak saltanatını meşrulaştırmaya çalıştı; ardından Ahamenî ailesine mensup olan Darius tahtı ele geçirdi. Herodotos aynı olayları farklı adlarla anlatır: ona göre Kambyses aklını yitirmişken Mısır'dayken iki Mag kardeş ona karşı ayaklandı. Bunlardan biri Kambyses'in sarayının kâhyasıydı ve Kambyses'in öldürttüğü kardeşi Smerdis'in ölümünün gizli tutulduğunu fark etmişti; öteki kardeş hem görünüş olarak Kiros'un oğlu Smerdis'e çok benziyor hem de aynı adı taşıyordu. Herodotos'a göre Patizeithes adlı Mag, kardeşini tahta oturttu ve her yere haberciler göndererek orduya artık Kambyses'e değil, Kiros'un oğlu Smerdis'e itaat etmeleri gerektiğini duyurdu. Böylece TDV'nin Gaumata adıyla andığı rahip, Herodotos'ta "Mag Smerdis" olarak geçer. Bu iki ad, aynı olayın farklı kaynak geleneklerinde nasıl aktarıldığını gösterir. TDV'nin Darius'un tahta çıkışını "MÖ V. yüzyılın sonları" olarak vermesi de dikkat çekicidir; maddenin aynı paragrafta Darius'un MÖ 490'daki Marathon yenilgisinden söz etmesi, burada kastedilen dönemin MÖ 6. yüzyılın sonu olduğunu düşündürür.

Kaynaklar: [1] [3]

I. Darius'un Yönetimi: Satraplıklar ve Vergi

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Darius devletin yapısında reformlar yaptı ve imparatorluğu yirmi eyalete ayırdı; doğrudan krala karşı sorumlu olan valilerin başlıca görevi vergi toplamaktı, askerî işler ise yine doğrudan krala bağlı bir komutanın sorumluluğuna verildi. Herodotos da Darius'un ülkesini "satraplık" denen yirmi eyalete böldüğünü, valiler atadığını ve her halka vergi koyduğunu yazar. Herodotos'a göre gümüşle ödeme yapanlar Babil talenti, altınla ödeme yapanlar Euboia talenti ağırlığında vergi verecekti. Herodotos'a göre Kiros ve Kambyses dönemlerinde sabit bir vergi yoktu, ödemeler hediye biçiminde yapılırdı; Persler bu düzen nedeniyle Darius'a "tüccar" diyordu, çünkü Darius her şeyden küçük kazançlar sağlıyordu. Herodotos ayrıca Darius'un son derece saf altından para bastırdığını anlatır; Godley'nin notuna göre darik denilen bu altın sikkelerin yalnızca yüzde 3 alaşım içerdiği söylenir. Herodotos'a göre Mısır valisi Aryandes, Darius'u taklit ederek benzer saflıkta gümüş para bastırdı; Darius bunu öğrenince onu bu suçla değil, isyancı olarak idam ettirdi. TDV'ye göre Darius imparatorluğunu doğuda İndus vadisine kadar genişlettikten sonra batıya yönelerek Ege kıyılarındaki kentleri ele geçirdi.

Kaynaklar: [1] [3]

Kral Yolu ve Angareion

Ahamenî İmparatorluğu'nun geniş topraklarını bir arada tutan unsurlardan biri yol ve haberleşme sistemiydi. Herodotos'a göre Sardes'ten Susa'ya uzanan Kral Yolu boyunca kralın konak yerleri ve çok iyi dinlenme yerleri bulunuyordu ve yolun tamamı iskân edilmiş, güvenli bir ülkeden geçiyordu. Herodotos, yolun Lidya ve Frigya'dan, Kızılırmak'tan (Halys), Kapadokya'dan, Kilikya'dan, Ermenistan'dan ve Matiene ülkesinden geçerek Susa'ya ulaştığını, toplam 111 konak yeri bulunduğunu yazar. Herodotos'un hesabına göre Sardes ile Susa arasındaki uzaklık 450 parasang, yani 13.500 stadiondu ve günde 150 stadion yol alındığında yolculuk tam 90 gün sürerdi. Çevirmen Godley, How ve Wells'e dayanarak Sardes'ten Susa'ya uzanan bu yolun Pers İmparatorluğu'ndan çok daha eski olduğunu ve Kapadokya'daki bir Hitit başkentini Sardes ve Asur'a bağlama amacı taşıdığını not eder. Herodotos'a göre Perslerin haberleşme sistemi o kadar hızlıydı ki ölümlüler arasında bu habercilerden daha hızlı yol alan bir şey yoktu: yolculuğun her günü için yol boyunca bir adam ve bir at bekliyordu; bunları ne kar ne yağmur ne sıcak ne karanlık engellerdi. Herodotos, ilk atlının haberi ikinciye, ikincinin üçüncüye verdiğini, bunun Yunanların Hephaistos onuruna düzenlediği meşale koşusuna benzediğini ve Perslerin bu atlı postaya "angareion" dediğini yazar.

Kaynaklar: [3]

Yunanlarla Savaş: Marathon, Termopylai, Salamis

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Darius MÖ 490'da Yunanlarla yapılan Marathon Savaşı'nda yenilgiye uğradı; on yıl sonra büyük oğlu I. Xerxes'in komutasında Yunanlar üzerine büyük bir ordu gönderildi. Xerxes kara savaşını kazandıysa da Salamis'te yapılan deniz savaşını kaybetti (MÖ 480) ve TDV'nin ifadesiyle Ahamenî İmparatorluğu'nun batıya açılması böylece sona erdi. Herodotos'a göre Marathon Savaşı'nda yabancılardan, yani Perslerden yaklaşık 6.400, Atinalılardan ise 192 kişi öldü. Herodotos, Termopylai'de düşenler için dikilen yazıtları da aktarır: hepsi için yazılan yazıtta "Burada Peloponnesos'tan dört bin kişi bir zamanlar üç milyona karşı savaştı" denir; Spartalıların kendi yazıtı ise "Yabancı, Spartalılara git söyle, onların buyruklarına uyarak burada yatıyoruz" diye seslenir. Herodotos'a göre bu yazıtları Simonides yazmıştı. Yazıttaki "üç milyon" rakamı Pers ordusunun büyüklüğüne dair Yunan geleneğindeki abartının bir örneğidir; Pers ordularının gerçek büyüklüğü bu maddede kullanılan kaynaklardan belirlenemez. Herodotos'a göre Salamis yenilgisinden sonra Xerxes kötü haberi Pers'e angareion postasıyla gönderdi. Bu savaşların Yunan dünyası için anlamı için bkz. [[atina-sparta|Atina ve Sparta]].

Kaynaklar: [1] [3]

Din: Ahamenîler Zerdüştî miydi?

Ahamenîlerin dini, tarihçiler arasında tartışma konusudur. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Ahamenîlerin Zerdüştî olup olmadıkları hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Darius'un yazıtlarında en büyük tanrının Ahura Mazda olduğu kayıtlıdır ve bu yazıtlarda iyilik ile kötülükten oluşan ikilik, aydınlık ile karanlık arasındaki çatışma, Zerdüştlüğün esaslarında belirtildiği gibi anlatılır. Ancak TDV'ye göre yabancı tanrılara hoşgörülü bir yaklaşım ve ölülerin gömülmesi âdeti, Ahamenîlerin Zerdüştî olmadıkları görüşünü desteklemektedir. Kiros Silindiri'nde yerel dinin serbestçe uygulanmasına izin verilmesi de bu hoşgörülü yaklaşımın bir örneği olarak görülebilir; Yale'in haberine göre bu kararlar iyilikseverlikten çok pragmatik bir siyasetin ürünü olarak yorumlanabilir. Bu tartışma, Ahamenî hükümdarlarının dinî kimliğinin kendi yazıtlarından ve dış gözlemcilerin anlatılarından farklı biçimlerde çıkarılabildiğini gösterir. Zerdüştlüğün kendisi için bkz. [[zerdustluk-din|Zerdüştlük]].

Kaynaklar: [1] [2] [3]

İskender ve Persepolis'in Yakılışı

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre son Ahamenî hükümdarı III. Darius tahta çıktığında Makedonyalılar yeni bir güç olarak Orta Doğu'da belirdi. Makedon Kralı Büyük İskender MÖ 334'te Anadolu'yu, Suriye'yi ve Mısır'ı aldıktan sonra İran'a yöneldi; MÖ 331'de Ninova yakınlarındaki Gaugamela'da yapılan savaşta Darius savaş alanından kaçtı ve daha sonra öldürüldü. İskender İndus vadisine kadar ilerledi ve TDV'nin ifadesiyle Ahamenî İmparatorluğu böylece tarihe karıştı. Plutarkhos'a göre İskender Pers kraliyet tahtına ilk kez altın bir gölgelik altında oturduğunda, babasının da dostu olan Korintli Demaratos gözyaşlarına boğularak İskender'i Darius'un tahtında görmeden ölen Yunanların büyük bir zevkten mahrum kaldığını söylemişti. Plutarkhos, Pers sarayının yakılışını şöyle anlatır: bir içki şöleninde, sonradan kral olan Ptolemaios'un metresi Atinalı Thais, Atina'yı yakan Kserkses'in sarayını ateşe vermenin daha büyük bir zevk olacağını söyledi; coşkulu alkışlar üzerine İskender başında çelenk, elinde meşaleyle yola düştü ve saray ateşe verildi. Plutarkhos'a göre bazı yazarlar olayın böyle gerçekleştiğini söyler, bazıları ise önceden tasarlandığını; ancak herkes İskender'in kısa sürede pişman olup yangının söndürülmesini emrettiğinde hemfikirdir. İskender için bkz. [[buyuk-iskender|Büyük İskender]].

Kaynaklar: [1] [4]

Tartışma: Kiros Silindiri Bir "İnsan Hakları Bildirgesi" mi?

Kiros Silindiri sık sık "ilk insan hakları bildirgesi" olarak tanıtılır. Yale Peabody Müzesi'nin haberine göre British Museum'dan Asurolog Irving Finkel, 2024'teki konuşmasında bu yaygın yoruma karşı çıktı: "Antik Çağ'da insan hakları yoktur. Antik Çağ'da asla insan hakları olmadı." Finkel'e göre Kutsal Kitap ve diğer antik metinlerde onurlu bir hükümdar olarak anılan Kiros, fethettiği halklara haklar tanıdığına dair hiçbir kavrayışa sahip olamazdı; silindirin tek kaygısı barışçıl koşulları yeniden sağlamaktı. Haber, sürgünlerin dönüşüne ve yerel dinin serbestçe uygulanmasına izin verilmesinin iyiliksever olmaktan çok pragmatik kararlar olarak yorumlanabileceğini belirtir. Ancak Finkel aynı konuşmada silindirin zaman içinde derin bir anlam değişimi geçirdiğini de kabul etti: İran'ın onu kurucu bir eser olarak benimsemesi ve ona yüklenen gurur, bu basit kil silindire kendi zamanında taşıdığı anlamın çok ötesinde bir statü kazandırdı. Finkel'e göre silindir, monarşik bir propaganda nesnesi olarak özgün statüsünü aşmıştır ve bugün "gerçek bir insan hakları simgesidir"; Finkel bunun belgelenebilmesini dikkat çekici bulur. Bu tartışma, bir antik belgenin kendi dönemindeki anlamı ile modern dünyada kazandığı simgesel anlamın birbirinden ayrılması gerektiğini gösterir.

Kaynaklar: [2]

Miras

Ahamenî İmparatorluğu, kendisinden sonraki büyük imparatorlukların yönetim anlayışını etkiledi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre İskender'in kurduğu büyük imparatorluk onun ölümünden (MÖ 323) sonra komutanları arasında paylaşıldı; Mezopotamya, İran ve Suriye Selevkos'a, Mısır Ptolemaios'a kaldı ve [[helenistik|Helenistik]] dönem başladı. TDV'ye göre Ahamenî geleneği, imparatorluğun çekirdeği olan Fars eyaletinde yaşamaya devam etti; bu eyaletin yerel hükümdarlarından biri olan ateşkede muhafızı Sâsân'ın adıyla anılan Sâsânî İmparatorluğu kuruldu ve I. Erdeşîr öldüğünde (242) Sâsânî topraklarının Suriye, Mısır ve Anadolu dışında eski Ahamenî İmparatorluğu'nun sınırlarına ulaştığı belirtilir. Darius'un satraplık düzeni, darik gibi standart sikkeleri ve Herodotos'un hayranlıkla anlattığı Kral Yolu ile angareion postası, geniş bir imparatorluğun nasıl yönetilebileceğine dair Antik Çağ'ın en çok anılan örnekleri arasındadır. Yale'deki konuşmasında Irving Finkel'in vurguladığı gibi Kiros Silindiri de bugün İran'da kurucu bir eser olarak benimsenmiştir. Öte yandan Ahamenî tarihinin önemli bir kısmının Yunan kaynaklarına dayanması, bu imparatorluğun çoğu zaman düşmanlarının gözünden tanındığını da hatırlatır.

Kaynaklar: [1] [3] [2]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Kiros, Med Kralı Astyages'i devirerek Pers-Med birliğini kurdu.

  • Babil fethedildi, Kiros Silindiri yayımlandı.

  • Kambises, Mısır'ı fethederek imparatorluğu üç kıtaya yaydı.

  • Maraton Savaşı'nda Persler Atinalılara yenildi.

  • Salamis deniz savaşında Pers donanması bozguna uğradı.

  • Büyük İskender'in seferleri imparatorluğu tamamen yıktı.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — "İran" (II. Tarih, 1. Başlangıçtan Müslümanlar Tarafından Fethine Kadar; Esko Naskali)

    Medler ve Persler, II. Kyros'un fetihleri, Kambyses'in Mısır seferi, Gaumata, Darius'un yirmi eyaleti, Marathon ve Salamis, Gaugamela, Ahamenîlerin Zerdüştî olup olmadığı tartışması.

  2. Yale Peabody Museum — "'Superstar' Assyriologist Dispels Myths About Cyrus Cylinder" (Steven Scarpa, 6 Mayıs 2024)

    Irving Finkel'in Kiros Silindiri'nin "insan hakları bildirgesi" yorumuna yönelik eleştirisi, silindirin içeriği ve bulunuşu.

  3. Herodotos, Tarih (A. D. Godley çevirisi, Perseus Digital Library): I.153, III.11, III.61, III.89, IV.166, V.52-53, VI.117, VII.228, VIII.98

    Kiros ve Yunanlar, Kambyses'in Mısır seferi, Mag Smerdis, Darius'un yirmi satraplığı ve vergi düzeni, darikler, Kral Yolu, Marathon kayıpları, Termopylai yazıtları, angareion posta sistemi.

  4. Plutarkhos, Aleksandros'un Hayatı 37-38 (B. Perrin çevirisi, LacusCurtius)

    İskender'in Pers tahtına oturuşu ve Persepolis sarayının yakılışına dair farklı anlatılar.

Sık Sorulan Sorular

Ahamenî İmparatorluğu'nu kim kurdu?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Medlere tâbi olan Ahamenîler II. Kyros (Büyük Kiros) döneminde güçlü bir imparatorluk hâline geldi. Kiros MÖ 550'de Med başkenti Ekbatana'yı aldı, MÖ 547'de Lidya'yı ve MÖ 539'da Babil'i ele geçirdi.

Kiros Silindiri ilk insan hakları bildirgesi midir?

Yale Peabody Müzesi'nin aktardığına göre British Museum'dan Asurolog Irving Finkel bu yoruma karşı çıkar ve Antik Çağ'da insan hakları kavramının bulunmadığını, silindirin barışçıl koşulları sağlamaya yönelik bir propaganda metni olduğunu söyler. Finkel, silindirin bugün ise gerçek bir insan hakları simgesine dönüştüğünü kabul eder.

Darius imparatorluğu nasıl yönetti?

TDV İslâm Ansiklopedisi ve Herodotos'a göre Darius imparatorluğu yirmi eyalete (satraplık) ayırdı ve her halka sabit vergi koydu. Herodotos'a göre Sardes'ten Susa'ya uzanan Kral Yolu 111 konak yerine sahipti ve angareion denilen atlı posta sistemi haberleri çok hızlı ulaştırıyordu.

Persepolis neden yakıldı?

Plutarkhos'a göre bir içki şöleninde Atinalı Thais, Atina'yı yakan Kserkses'in sarayının ateşe verilmesini önerdi ve İskender meşaleyle öncülük etti. Plutarkhos bazı yazarların olayın önceden tasarlandığını söylediğini, ama İskender'in kısa sürede pişman olup yangını söndürttüğünde herkesin hemfikir olduğunu belirtir.