İmparatorlukOrta Çağ

Timur İmparatorluğu

DönemMS 1370 – 1507
BölgeOrta Asya'dan İran ve Hindistan'a
BaşkentSemerkant
Semerkant'taki Registan Meydanı -Timurlu mimarisinin başyapıtı.

Fotoğraf, günümüzSemerkant'taki Registan Meydanı -Timurlu mimarisinin başyapıtı.Stomac, Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Timur (1336-1405), Mâverâünnehir'de kurduğu Timurlu Devleti'yle Delhi'den Moskova yakınlarına, Çin sınırından İzmir'e kadar uzanan seferler yapmış bir Türk-Moğol hükümdarıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Timur, göçebe kabilelerin bağlılığını kazanan, kalabalık orduları fetihlere yönelten etkili bir devlet adamı, askerî taktikçi ve strateji uzmanıydı. Aynı madde, Timur'un hâkimiyetini kabul etmeyenlere çok sert ve zalimce davrandığına, İsfahan'dan Delhi'ye, Tebriz'den Sivas'a, Astarhan'dan Bağdat'a kadar ele geçirdiği şehirlerde büyük tahribat ve katliamlar yaptığına dair dönemin kaynaklarında pek çok rivayet bulunduğunu, hatta onun zulümleri üzerine müstakil kitaplar yazıldığını belirtir. Öte yandan Timur başkenti Semerkant'ı fethettiği ülkelerden getirdiği usta ve sanatkârlarla imar etti; torunu Uluğ Bey döneminde Semerkant bir bilim merkezine dönüştü. TDV'ye göre seferlerine ve fetihlerine rağmen ölümünde vârislerine bıraktığı ülke o kadar geniş değildi ve ölümü oğulları ile torunları arasında şiddetli taht mücadelelerine yol açtı. Timur'un hayatı için en önemli kaynaklar, seferleri sırasında tutturduğu günlüklere dayanan Nizâmeddîn-i Şâmî ve Şerefeddin Ali Yezdî'nin Zafernâme'leridir; buna karşılık Kastilyalı elçi Clavijo'nun gezi anlatısı ve Timur'dan nefret eden İbn Arabşah'ın eseri, onu farklı açılardan gösterir.

Kaynaklar: [1] [7] [8]

Barlas Kabilesinden Semerkant Tahtına

TDV'ye göre Timur 25 Şâban 736'da (8 Nisan 1336) Keş (Şehrisebz) yakınlarındaki Hoca Ilgar köyünde doğdu. Babası yöredeki Barlas kabilesinin emîri Turagay, annesi Tekina Hatun'du. Timur doğduğu sırada Çağatay Hanlığı çökmek üzereydi ve güç Cengiz Han soyundan gelen hanlardan çok kabile reislerinin elindeydi. Adı ilk kez 1360'ta geçen Timur, Çağataylar ve Moğollar arasındaki çatışmalara katıldı, sık sık saf değiştirdi ve işine yarayacak kişilerle akrabalık bağları kurdu. On yıllık bir mücadeleden sonra Mâverâünnehir'e hâkim olarak 9 Nisan 1370'te Semerkant'ta tahta oturdu. TDV, başarısının en önemli sebebinin bölgedeki kabile çekişmeleri ve ciddi bir rakibin bulunmaması olduğunu belirtir. "Aksak" ya da "Lenk" lakabının nedeni konusunda kaynaklar farklıdır: TDV, Timur'un bu mücadele döneminde sağ kolundan ve sağ bacağından yaralandığını yazar. İbn Arabşah ise Timur'un yoksulluk yüzünden eşkıyalığa başladığını ve bir gece çaldığı koyunu götürmek isterken çobanın attığı oklardan birinin omzunu, ötekinin kalçasını sakatladığını anlatır. İbn Arabşah'ın Timur'a açıkça düşman olduğu ve eserinin bu yüzden dikkatle okunması gerektiği unutulmamalıdır. İbn Arabşah adın Türkçe "demir" anlamına gelen Temür ile Farsça "topal" anlamındaki leng kelimelerinden oluştuğunu da belirtir.

Kaynaklar: [1] [8]

Meşruiyet: Küregen Unvanı

TDV'ye göre Timur, başından beri durumunu güçlendirip meşruiyet kazanmak için tahta kukla bir han oturtup devleti onun adına yönetti. Böylece Cengiz Han soyunun destekçisi tavrını sürdürürken Cengiz soyundan bir kadınla, Saray Melik (Mülk) Hanım ya da Bîbî Hanım'la evlenip "küregen" (han güveyisi) unvanını kullanma hakkını kazandı. TDV'nin "Bîbî Hanım Camii" maddesine göre bu eş, Çağatay Hanı Kazan Halil Han'ın kızıydı. Müslüman bir çevrede doğup büyüyen Timur eski Türk ve Moğol geleneklerini de yaşatmaya çalıştı. TDV'ye göre İbn Arabşah, Timur'un yasayı şeriata tercih ettiğini ve bu yüzden bazı ulemâ tarafından kâfirlikle suçlandığını yazar. Timur ulemâya Sünnîlik-Şiîlik tartışmaları yaptırır, bunlara bizzat katılırdı; Horasan'da Sünnîliği destekleyip Mâzenderan'da Şiî seyyidleri cezalandırırken, Şam bölgesinde Hz. Ali taraftarı bir tavır takınmış ve Sünnîlerce koyu bir Şiî diye nitelenmişti. TDV'ye göre sikkelerinde dört halifenin adı yer alır ve on iki imam Şiîliğine bağlılığını gösteren bir delil yoktur. Madde, Şâhruh dönemi tarihçilerinin Timur'u olduğundan daha dindar gösterme eğiliminde olduğunu, aslında dinin onun için siyasi amaçlarına ulaşmakta kullandığı bir araç olduğunu vurgular.

Kaynaklar: [1] [5] [2]

Seferler ve Toktamış

TDV'ye göre Timur 1370-1372'de Fergana'ya, 1373'te Hârizm'e yürüdü, ardından Horasan'daki Kertler, Toga Timurlular ve Serbedârîler'in varlığına son verdi. "Üç yıllık sefer" (1386-1388) sırasında Mâzenderan, Luristan ve Gürcistan üzerinden Azerbaycan'a ilerledi. Kuzey İran ve Azerbaycan'ın ele geçirilmesi bölgede yeni çatışmalara yol açtı: Timur'un desteğiyle Altın Orda'da hâkimiyeti ele geçiren Toktamış Han ona karşı gelmeye başladı ve Memlük sultanıyla ittifak hazırlığına girişti. Timur Haziran 1391'de Kunduzca'da Toktamış'ı yendi, "beş yıllık sefer" (1392-1396) sırasında Şîraz'da Muzafferî hanedanına son verdi ve 29 Ağustos 1393'te Bağdat'ı ele geçirdi. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid, Memlük Sultanı Berkuk, Toktamış ve Kadı Burhâneddin arasında Timur'a karşı bir ittifak kuruldu. Timur 15 Nisan 1395'te Terek ırmağı kıyısında Toktamış'ı yeniden yendi, Moskova yakınlarına kadar ilerleyip dönüşte Azak, Hacıtarhan ve Berke Sarayı'nı yağmalayıp yaktı. TDV'ye göre bu seferle Altın Orda Hanlığı parçalandı ve Rusların güçlenmesinin önü açıldı. 1398'de "kâfirler ve putperestlerle cihad" adı altında Hindistan'a yürüyen Timur, Delhi yakınlarında Tuğluk hükümdarını yendi, Delhi'de büyük bir yağma ve katliam yaptı ve 29 Nisan 1399'da Semerkant'a döndü.

Kaynaklar: [1]

Katliamlar ve Kafatası Kuleleri

Timur'un direnen şehirlere uyguladığı şiddetin ölçeği kaynaklarda farklı rakamlarla aktarılır. TDV'nin "İsfahan" maddesine göre 1387'de şehre öncü olarak giren askerlerin disiplinsiz davranışları yüzünden halk tarafından öldürülmesi üzerine Timur'un emriyle 18 Kasım 1387'de 50.000 kişinin kılıçtan geçirildiği rivayet edilir; bu rakamı Hâfız-ı Ebrû verir. Nizâmeddîn-i Şâmî ise 70.000 kişinin öldürüldüğünü ve kafataslarından kuleler yapıldığını kaydeder. TDV'nin "Halep" maddesine göre 1400'de Timur surlar ve kale dahil bütün şehri yakıp yıktı; üç gün süren yağmada 20.000 kadar kişi öldürüldü. İbn Arabşah, Timur'un yalnızca insanları öldürmekle yetinmeyip Halep'te kafataslarından kuleler diktirdiğini ve bunu Halep'e elçi olarak gönderdiği ve Suriye valisince başı kestirilen akrabası için bir intikam olarak yaptığını yazar. TDV'nin "Bağdat" maddesine göre Timur şehri 1393 ve 1401'de iki kez işgal etti; ilkinde şehir fazla zarar görmedi, ikincisinde halk suçsuz yere öldürüldü ve Abbâsîlere ait mahalle ve binaların çoğu tahrip edildi. TDV'nin "Timur" maddesi ayrıca Sivas'ın emanla teslim olduğu hâlde bütün halkının kılıçtan geçirildiğini belirtir. Kastilyalı elçi Clavijo da 1404'te Damgan şehrinin dışında, çamur ve insan kafalarından yapılmış, bir taşın zor ulaşabileceği yükseklikte iki kule ile yıkılmış iki kule daha gördüğünü yazar; ona anlatılana göre bunlar Timur'un Suriye seferi sırasında yenip Damgan'a yerleştirdiği, sonra kaçmaya kalkışan "Ak Tatarlar"ın kafalarıydı.

Kaynaklar: [3] [1] [8] [7]

Halep, Şam ve İbn Haldûn

TDV'ye göre Timur 10 Eylül 1399'da "yedi yıllık sefer" (1399-1404) denilen batıya doğru son seferine çıktı. Sivas'ı aldıktan sonra güneye, Memlüklere yöneldi ve Suriye'de Halep, Hama, Humus ve Dımaşk'ı (Şam) ele geçirdi. TDV'nin "İbn Haldûn" maddesine göre Timur'un Halep'i alıp Dımaşk'a yürüdüğü haberi Kahire'ye ulaşınca Memlük Sultanı Ferec ordusuyla Dımaşk'a geldi ve tarihçi İbn Haldûn da onun yanındaydı. Sultan Kahire'de bir ayaklanma girişimi olduğunu duyunca Mısır'a döndü. Dımaşk valisi şehri savunmayı sürdürürken İbn Haldûn ulemâ ile istişare edip Timur'la görüşmek için gizlice ordugâha gitti. Timur'a Kuzey Afrika ve asabiyet kuramı hakkında bilgi verdi, onun isteği üzerine bu bilgileri yazılı olarak da sundu (1401). TDV'ye göre bu görüşmede Timur'u uzun uzadıya övdü ve kâhinlerle müneccimlerin beklediği büyük hükümdarın o olduğunu söyledi. İbn Haldûn bu görüşmeyi Mukaddime'de değil, otobiyografisi et-Ta'rîf'te anlatır; TDV, eserde izlenimlerine ve duygularına yer verdiği nadir bölümlerden birinin bu görüşme olduğunu belirtir. İbn Arabşah da İbn Haldûn'un kıyafetinin diğer heyet üyelerinden farklı olduğunu fark eden Timur'un "Bu adam onlardan değil" dediğini aktarır. Sanders çevirisinin girişine göre İbn Arabşah kendisi de 1400'de Timur Dımaşk'ı aldığında sekiz yaşındayken annesi ve kardeşleriyle esir edilip Semerkant'a götürülmüştü. Clavijo'ya göre Timur Dımaşk'tan ipek dokumacıları, yay, cam ve çanak çömlek ustalarını Semerkant'a getirdi.

Kaynaklar: [1] [4] [8] [7]

Ankara Savaşı

TDV'ye göre Timur ile Yıldırım Bayezid arasında gidip gelen elçiler bir anlaşma zemini oluşturamadı. Timur, Bayezid'den oğullarından birini rehin göndermesini ve kendi yolladığı hil'ati giymesini istedi; bu açıkça Bayezid'in ona tâbi olmayı kabul etmesi anlamına geliyordu. Ardından Anadolu beylerinden alınan toprakların geri verilmesini ve Karakoyunlu Kara Yûsuf'un teslim edilmesini de istedi. Bayezid bütün teklifleri reddetti; TDV'ye göre Timur böylece savaşın sorumluluğunu Bayezid'e yükleme siyaseti izliyordu. 10 Mayıs 1402'de yola çıkan Timur, Kemah, Sivas, Kayseri ve Kırşehir üzerinden gelip Ankara'yı kuşattı. TDV, Osmanlı ordusunun 70.000 kişi, Timur ordusunun daha kalabalık olduğunun bildirildiğini, ancak Timur ordusunun daha kalabalık olması dışında bu rakamların güvenilir olmadığını vurgular. Savaşın 28 Temmuz 1402 Cuma günü yapıldığı genel kabul görür. Yeni ele geçirilmiş Anadolu beyliklerinin askerleri Timur'un yanındaki beylerinin tarafına geçti; devlet ileri gelenleri birer şehzadeyi yanlarına alıp kaçtı ve yalnız kalan Bayezid esir düştü. TDV'ye göre bu durum [[osmanli|Osmanlı Devleti]]'nde büyük bir krize yol açtı ve Fetret devri başladı (ayrıntılar için bkz. [[ankara-savasi-1402|Ankara Savaşı]]). Timur ardından 14. yüzyılın ortalarından beri Türklerin elinden çıkmış olan İzmir'i alıp Aydınoğulları'na bıraktı; Bayezid'in Mart 1403'te Akşehir'de öldüğü haberini aldı ve Anadolu beyliklerini yeniden canlandırdıktan sonra Temmuz 1404'te Semerkant'a döndü.

Kaynaklar: [1]

Clavijo'nun Gözünden Timur

Kastilya Kralı III. Enrique'nin elçisi Ruy González de Clavijo, 1404'te Semerkant'ta Timur'un huzuruna çıktı. Clavijo'nun anlatısına göre Timur güzel bir sarayın önündeki bir revakta, önünde suyu yükseğe fışkırtan ve içinde kırmızı elmalar yüzen bir çeşme bulunan yerde, ipek işlemeli halılar üzerinde bağdaş kurmuş otururdu; ipek bir kaftan ve tepesinde yakut bulunan yüksek beyaz bir başlık giymişti. Elçiler, Timur onları daha iyi görebilsin diye kollarından tutulup yakına getirildi; Clavijo'ya göre Timur'un gözleri zayıftı ve o kadar yaşlıydı ki göz kapakları tamamen düşmüştü. Timur, elçilere Kastilya kralını "oğlum kral" diye sordu. TDV de Clavijo'ya göre Timur'un sade görünüşlü, başında kürk başlık bulunan azametli bir hükümdar olduğunu aktarır. Clavijo, Timur'un Semerkant'ı yüceltmek için fethettiği her ülkeden, özellikle zanaatkârları esir olarak getirdiğini anlatır: Dımaşk'tan dokumacılar ve ustalar, Türkiye'den okçular, duvarcılar ve gümüşçüler. Elçiye göre şehre getirilen insanların sayısının 150.000 olduğu söyleniyordu. TDV'ye göre Timur bu ustalar için Semerkant çevresinde Dımaşk, Şîraz, Sultâniye ve Bağdat adlarını verdiği köyler kurdurdu. TDV ayrıca, Clavijo'ya dayanarak Timur'un başkentini dünyanın en mükemmel şehri yapmak için ticareti teşvik ettiğini ve 1402'de Fransa kralına yazdığı mektupta tüccarlara güçlük çıkarılmamasını istediğini belirtir.

Kaynaklar: [7] [1]

Semerkant: Bîbî Hanım ve Gûr-ı Emîr

TDV'ye göre Timur'un Semerkant'ta bizzat ilgilenerek yaptırdığı yapıların en görkemlisi, Bîbî Hanım Mescidi adı verilen Semerkant Camii'dir. TDV'nin "Bîbî Hanım Camii" maddesine göre cami adını Timur'un gözde eşi Saray Melik Hanım'ın halk arasındaki lakabından alır. Hindistan seferindeki zaferlerin hatırasını ölümsüzleştirmek için Mayıs 1399'da başlatılan inşaat, batı seferi sırasında Saray Melik Hanım'ın gözetiminde sürdü; 1404'te dönen Timur işten memnun kalmayıp taçkapı başta olmak üzere bazı bölümleri yıktırarak yeniden yaptırdı. Bina 1404'te büyük ölçüde tamamlandı, ama Timur'un ölümünden sonra bu hâliyle kaldı ve kısa sürede yıpranarak depremlerle harap oldu. Clavijo'nun anlatımı küçük bir farkla aynı olayı doğrular: elçiye göre caminin girişini çok alçak bulan Timur yapıyı yıktırdı, bir bölümünün inşasını kendisi üstlendi ve yürüyemeyecek ya da ata binemeyecek kadar hasta olduğu için her gün bir tahtırevanla gelip işi izledi. Ancak Clavijo bu camiyi, Timur'un eşinin annesi onuruna yapılmış olarak tanıtır. Gûr-ı Emîr ise TDV'ye göre aslında Timur'un veliahdı olan torunu Muhammed Sultan Mirza'nın 1399'da başlattığı bir medrese ve hankah külliyesiydi. Muhammed Sultan'ın 1403'te ölümü üzerine Timur burada bir türbe yapılmasını istedi; türbe Ocak 1405'te tamamlandı ve 18 Şubat 1405'te ölen Timur buraya defnedildi. TDV, 1941'deki arkeolojik araştırmalar sırasında türbenin mahzeninde antropolojik incelemeler yapıldığını da kaydeder.

Kaynaklar: [1] [5] [7]

Uluğ Bey ve Semerkant Rasathânesi

TDV'ye göre Timur'un torunu ve Şâhruh'un oğlu Uluğ Bey 22 Mart 1394'te Sultâniye'de doğdu ve 1409'da on altı yaşındayken Semerkant merkezli Mâverâünnehir'in yönetimini üstlendi. TDV'nin "Semerkant Rasathânesi" maddesine göre rasathânenin inşasının başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda kaynaklar farklı bilgi verir; başlangıç için 1420-1421, bitiş için 1421 ve 1427 öne sürülür, ama inşaatın 1420'lerin ilk yarısında tamamlandığını kabul etmek makuldür. Kalıntıları 1908'de J. L. Vjatkin'in çalışmalarıyla ortaya çıkarılan üç katlı silindirik yapının en önemli bileşeni, yaklaşık 40 metre yarıçaplı bir meridyen yayıydı. TDV'nin "Zîc-i Uluğ Bey" maddesine göre Kadızâde-i Rûmî, Cemşîd el-Kâşî ve Ali Kuşçu'nun hazırladığı ve 1437-1440 arasında tamamlandığı kabul edilen zîcteki yıldız kataloğu 1018 yıldız içerir. Madde, bu zîcin 17. yüzyıla kadar hazırlanan astronomi kataloglarının en mükemmeli olduğunu ve Greenwich Gözlemevi'nin kurucusu Flamsteed'in kendi kataloğunu hazırlarken Batlamyus ve Tycho Brahe'nin yanı sıra Uluğ Bey'in kataloğundan da yararlandığını belirtir; katalog 1665'te Oxford'da Thomas Hyde tarafından yayımlandı. TDV'ye göre Uluğ Bey, 1447'de babası ölünce tahta çıktı, ama oğlu Abdüllatif'le çatışmaya düştü; 1449'da yenilip teslim oldu ve hacca giderken öldürüldü.

Kaynaklar: [6]

Çin Seferi, Ölümü ve Mirası

TDV'ye göre Anadolu'dan dönen Timur'un sıradaki hedefi Çin'di; bu seferin nedenleri tam olarak belli değildir, Timur kendisi bunu müşriklere ağır bir darbe indirme amacıyla açıklamıştı. 27 Kasım 1404'te Semerkant'tan ayrılan Timur, Siriderya'yı buzların üzerinden geçip Otrar'a vardı, ama burada hastalanarak 18 Şubat 1405'te öldü (Çin'deki karşı taraf için bkz. [[ming|Ming Hanedanı]]). Kendisi torunu Pîr Muhammed'i veliaht tayin etmişti, fakat kimse onun hükümdarlığını tanımadı; ölümü şiddetli taht mücadelelerine yol açtı ve sonunda küçük oğlu Şâhruh iktidarı ele geçirdi. TDV'ye göre Timur bütün gücü elinde tutmuş, saygı duyduğu ulemâ ve şeyhlerin hiçbirine siyasi güç tanımamış, kabile beylerinin güçlenmesini önlemek için onları denetim altında tutmuştu; bu da ölümünden sonra haleflerinin hüküm sürmesini güçleştirdi. TDV, seferlerinin Türk-İslâm devletlerine yöneltilmiş olması nedeniyle Timur'un ağır eleştirilere uğradığını, ama bu faaliyetlerin dönemin hâkimiyet anlayışı içinde değerlendirilmesi gerektiğini savunur; Yezdî ona "Dünya iki hükümdara yetecek kadar büyük değildir" sözünü atfeder. Aynı madde, Orta Asya göçebelerinin İslâmlaşmasında Timur'un önemli rol oynadığını, tarımı canlandırmak için kanallar kazdırdığını ve kabileleri boş topraklara yerleştirdiğini vurgular. Timurlu soyu daha sonra [[babur|Babür]]'ün Hindistan'da kurduğu devlet sayesinde varlığını sürdürdü.

Kaynaklar: [1] [2]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Timur, Maveraünnehir'de iktidarı ele geçirerek imparatorluğu kurdu.

  • Delhi Sultanlığı'na yıkıcı bir sefer düzenledi.

  • Ankara Savaşı'nda Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid'i esir aldı.

  • Çin seferine çıkarken yolda öldü; imparatorluk hızla parçalanmaya başladı.

  • Uluğ Bey, Semerkant'ta döneminin en hassas gökyüzü gözlemevini inşa ettirdi.

  • Özbek Hanlığı, Timurlu topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Timur" (İsmail Aka)

    Doğumu (8 Nisan 1336), Barlas kabilesi, 1370'te Semerkant'ta tahta çıkışı, üç, beş ve yedi yıllık seferler, Toktamış, Hindistan, Ankara Savaşı, Çin seferi ve Otrar'da ölümü, meşruiyet politikası, din anlayışı, Semerkant'taki yapılar.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Timurlular" (İsmail Aka, Engin Beksaç)

    Devlet teşkilâtı, yasa ve şeriat, iktisadi hayat ve Timur'un dine bakışı.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — "İsfahan", "Halep" ve "Bağdat" maddeleri

    İsfahan katliamı (1387) için Hâfız-ı Ebrû ve Nizâmeddîn-i Şâmî'nin farklı rakamları; Halep (1400, https://islamansiklopedisi.org.tr/halep) ve Bağdat (1393 ve 1401, https://islamansiklopedisi.org.tr/bagdat) işgalleri.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — "İbn Haldûn" (Cengiz Tomar ve diğerleri)

    İbn Haldûn'un Dımaşk önlerinde Timur'la görüşmesi ve bunu et-Ta'rîf'te anlatması.

  5. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Bîbî Hanım Camii" ve "Gûr-ı Emîr" (Engin Beksaç)

    Caminin 1399-1404 arasındaki inşası ve taçkapının yeniden yapılması; Gûr-ı Emîr'in Muhammed Sultan için başlayıp Timur'un türbesine dönüşmesi ve 1941 antropolojik incelemeleri (https://islamansiklopedisi.org.tr/gur-i-emir).

  6. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Uluğ Bey", "Semerkant Rasathânesi" ve "Zîc-i Uluğ Bey" (Yavuz Unat, Hasan Umut)

    Uluğ Bey'in hayatı ve ölümü, rasathânenin kuruluşu ve meridyen yayı (https://islamansiklopedisi.org.tr/semerkant-rasathanesi), zîcteki 1018 yıldızlık katalog ve Avrupa'daki etkisi (https://islamansiklopedisi.org.tr/zic-i-ulug-bey).

  7. Ruy González de Clavijo, Narrative of the Embassy of Ruy Gonzalez de Clavijo to the Court of Timour at Samarcand, A.D. 1403-6, çev. Clements R. Markham (Hakluyt Society, Londra 1859)

    Kastilya elçisinin Timur'un sarayına kabulü, Timur'un görünüşü ve zayıf görmesi, Damgan'daki kafatası kuleleri, Semerkant'a getirilen zanaatkârlar, caminin taçkapısının yıktırılması.

  8. Ahmed ibn Arabşah, Tamerlane or Timur the Great Amir, çev. J. H. Sanders (Londra 1936)

    Timur'a düşman bir çağdaşın anlatısı: sakatlanmasına dair rivayet, Halep'te kafatası kuleleri, İbn Haldûn'un Timur'un huzuruna çıkışı; çevirmenin girişinde İbn Arabşah'ın 1400'de Dımaşk'tan Semerkant'a esir götürülmesi.

Sık Sorulan Sorular

Timur neden "han" unvanını kullanmadı?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Timur meşruiyet kazanmak için tahta kukla bir Cengizli han oturtup devleti onun adına yönetti ve Cengiz soyundan Saray Melik Hanım'la evlenerek "küregen" (han güveyisi) unvanını kullanma hakkı kazandı.

Timur neden "Aksak" diye anılır?

TDV'ye göre Timur, gençliğindeki iktidar mücadeleleri sırasında sağ kolundan ve sağ bacağından yaralandığı için "Aksak" ya da "Lenk" diye anıldı. Ona düşman olan İbn Arabşah ise bu yaraları koyun çalarken bir çobanın attığı oklara bağlar.

İbn Haldûn Timur'la nerede görüştü?

TDV'ye göre İbn Haldûn 1401'de Dımaşk kuşatması sırasında gizlice Timur'un ordugâhına gitti, ona Kuzey Afrika ve asabiyet kuramı hakkında bilgi verdi. Bu görüşmeyi otobiyografisi et-Ta'rîf'te anlattı.

Uluğ Bey'in yıldız kataloğu neden önemlidir?

TDV'ye göre Zîc-i Uluğ Bey'deki 1018 yıldızlık katalog, 17. yüzyıla kadar hazırlanan astronomi kataloglarının en mükemmeliydi; 1665'te Oxford'da yayımlandı ve Flamsteed kendi kataloğunu hazırlarken ondan yararlandı.