SavaşOrta Çağ

Ankara Savaşı

Tarih28 Temmuz 1402
TaraflarOsmanlı Devleti – Timur İmparatorluğu
SonuçTimur Zaferi, Osmanlı Fetret Devri
Şerefeddin Ali Yezdî'nin Timur'un fetihlerini anlattığı "Zafername" adlı eserinin 1552 tarihli nüshasından bir minyatür; esir düşen Yıldırım Bayezid'in Timur'un huzuruna getirilişini betimliyor. British Library, Londra.

Minyatür — Zafername (1552 nüshası)Şerefeddin Ali Yezdî'nin Timur'un fetihlerini anlattığı "Zafername" adlı eserinin 1552 tarihli nüshasından bir minyatür; esir düşen Yıldırım Bayezid'in Timur'un huzuruna getirilişini betimliyor. British Library, Londra.Bilinmeyen Herat nakkaşı, Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Ankara Savaşı, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid ile Timur arasında Ankara yakınındaki Çubuk ovasında yapıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki "Timur" maddesine göre savaş günü için 27 Zilhicce 804, yani 28 Temmuz 1402 Cuma tarihi genel kabul görür; "Ankara Savaşı" maddesi de savaşın "büyük bir ihtimalle" bu tarihte yapıldığını belirtir. Osmanlı ordusu yenildi ve Bayezid esir düştü; Bayezid esaret altındayken 8 Mart 1403'te Akşehir'de öldü. Yusuf Halaçoğlu, TDV'deki maddesinde savaşı Türk tarihinde iki Müslüman devlet arasında yapılan en büyük savaşlardan biri sayar. Yenilgiyle Anadolu'da güçlükle kurulan Türk birliği bozuldu, beylikler yeniden canlandı ve İstanbul'un fethi yarım yüzyıla yakın bir süre gecikti. Bayezid'in oğulları arasında on yıl süren taht kavgası Osmanlı tarihinde Fetret Devri adıyla anılır. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi maddelerine ve Fuad Köprülü'nün Belleten'de yayımlanan iki makalesine dayanır; esaret ve ölümle ilgili tartışmalı rivayetler ayrı bölümlerde ele alınmıştır.

Kaynaklar: [1] [2] [3]

İki Hükümdarı Karşı Karşıya Getiren Sebepler

Halaçoğlu'na göre Anadolu'dan Hindistan'a uzanan bir imparatorluk kuran Timur'un Anadolu'yu da fetih alanına katması, aynı topraklarda hak iddia eden Osmanlılar'la arasını açtı. Memlük Sultanı Berkuk'un ölümü, Timur'a rakip gördüğü Mısır ve Anadolu'daki iki devleti ortadan kaldırmak için uygun bir zemin hazırladı. 1399'da Bağdat'ı alan Timur, Celâyirli hükümdarı Sultan Ahmed ile Karakoyunlu Türkmen reisi Kara Yûsuf'un Osmanlılar'a sığınmasına yol açtı. Bayezid bunların iadesini kabul etmeyince iki hükümdar arasında hakaret dolu mektuplar gidip geldi. Osmanlılar'a vergi veren Erzincan Emîri Mutahharten'in Timur'un hâkimiyetine girmesi gerginliği artırdı. İsmail Aka'nın TDV'deki "Timur" maddesi, Bayezid'in Timur'un müttefiki Mutahharten'in merkezi Erzincan'a yürümesinin Timur'a Anadolu seferi için "meşrû bir sebep" hazırladığını yazar. Aka'ya göre Kadı Burhâneddin ile Berkuk'un art arda ölümleri, Memlük Devleti'ndeki iç çekişmeler ve Bayezid'in Anadolu birliğini silah zoruyla kurmasının yarattığı hoşnutsuzluk, Timur'un büyük bir direnişle karşılaşmayacağını gösteriyordu.

Kaynaklar: [1] [2]

Sivas'tan Ankara'ya

Halaçoğlu'nun anlatımına göre Timur, Akkoyunlu beyi Karayülük Osman Bey ve Mutahharten'in rehberliğinde Sivas'a yürüdü ve Malkoçoğlu Mustafa Bey'in savunduğu şehri kuşattı. On sekiz gün dayanan Sivas, kan dökülmeyeceği vaadiyle teslim oldu; ancak Timur şehre girince savunucuları hendeklere doldurup canlı canlı üzerlerini örttürdü ve şehri yakıp yıktı. İnalcık bu kuşatmayı 1400 Ağustosu'na tarihler. Timur daha sonra Malatya'yı ve Behisni'yi aldı, 1401'de Suriye seferine çıktı. Bayezid bu arada Mutahharten'i cezalandırmak için Erzincan ve Kemah'ı aldı. Uzlaşma girişimleri sonuç vermedi: Timur 13 Mart 1402'de Tebriz'den gönderdiği elçiyle Kemah'ın Mutahharten'e iadesini, beyliklerden alınan toprakların geri verilmesini, bir şehzadenin yanına gönderilmesini, bağımlılık alameti olan külah ve kemerin kabulünü ve Kara Yûsuf'un teslimini istedi. Halaçoğlu bu isteklerin savaş sorumluluğunu Bayezid'e yüklemek amacı taşıdığını belirtir; Aka da Timur'un kabul edilemeyecek teklifler yaparak aynı siyaseti izlediğini yazar. Bayezid tekliflerin hiçbirini kabul etmedi.

Kaynaklar: [1] [2] [3]

Ordunun Hareketleri ve Savaş Sahası

Timur'un Anadolu'ya yürümesi üzerine Bayezid, Bizans imparatoruyla anlaşarak İstanbul kuşatmasını kaldırdı. Aka'ya göre Timur 10 Mayıs 1402'de harekete geçti ve Kemah, Sivas, Kayseri, Kırşehir üzerinden gelerek Ankara'yı kuşattı. Halaçoğlu'na göre ordusunun çoğunluğu piyade olan Bayezid, Timur'u dağlık bölgede karşılamak için Akdağmadeni ve Kadışehri civarına ilerlemişti; casusları sayesinde Osmanlı ordusunun hareketlerini öğrenen Timur ise Tokat tarafının tutulduğunu duyunca Kayseri-Kırşehir yoluyla Ankara'ya yöneldi. Bayezid hızlı bir yürüyüşle Kalecik-Ravlı üzerinden, Timur'un beklemediği bir yoldan Çubuk ovasında Melikşah köyüne indi. Timur şaşırdıysa da Bayezid hemen saldırmayınca bir gece içinde yer değiştirerek yeni bir cephe kurdu. Aka'nın verdiği bilgiye göre savaş sahası doğuda Çubuk çayı vadisi, batıda Kuşçudağı ve Miredağı, kuzeyde Cankurtaran, güneyde Karacaviran arasında kalıyordu; asıl çarpışma Çubuk çayından batıya doğru yaklaşık 6 km uzanan Kızılcaköy deresinde yaşandı.

Kaynaklar: [1] [2]

Kuvvetler: Kaynakların Rakamları

İki ordunun büyüklüğü konusunda kaynaklar farklı rakamlar verir. Halaçoğlu'nun aktardığına göre Timur'un ordusu 160.000 kişiydi; Osmanlı ordusu ise Timur'un Fetihnâmesi'ne göre 70.000, Behiştî'ye göre 90.000 kişiydi. Çoğunluğu süvariden oluşan Timur ordusunda otuzdan fazla fil vardı. Halaçoğlu, Sırp kralının 20.000 kişiyle Osmanlı saflarında yer aldığını da yazar. Aka ise daha temkinlidir: Osmanlı ordusunun 70.000, Timur ordusunun daha fazla olduğu bildirilse de, ona göre Timur ordusunun daha kalabalık olması dışında bu rakamlar güvenilir değildir. Bu nedenle bu maddede kesin bir asker sayısı verilmemiş, kaynakların rakamları yalnızca aktarılmıştır. Daha önce yaygın olarak dolaşan 800.000 ya da 1,6 milyon gibi rakamlar incelenen kaynaklarda yer almaz.

Kaynaklar: [1] [2]

Savaşın Seyri: Kara Tatarlar ve Beylik Askerleri

Halaçoğlu'na göre savaş, casusları aracılığıyla Osmanlı ordusundaki Kara Tatarlar'ı kendi tarafına çeken Timur'un lehine gelişti. Neşrî, başta Germiyan askerleri olmak üzere bazı Anadolu beyliklerinin kuvvetlerinin daha önce Timur'a sığınmış olan beylerinin tarafına geçtiğini yazar. Aka da yeni ele geçirilmiş beyliklerin askerlerinin Timur'un yanındaki beylerinin safına geçtiğini belirtir. Bunun üzerine Osmanlı ordusu bozuldu. Aka'ya göre bozgun sırasında herkes bir an önce kendi yurduna dönmeye bakıyordu; devlet ileri gelenlerinden her biri bir şehzadeyi yanına alarak kaçtı. Halaçoğlu'na göre Bayezid yanında 3000 kişiyle çarpışmayı sürdürdü, sonunda esir düştü. Dağılan Osmanlı kuvvetlerinin ardından bütün Anadolu Timur'a bağlı emirlerce istila edildi. Aka, Timur'un savaştan sonra Ankara Savaşı'nda kendi saflarına geçen Orta Anadolu'daki Kara Tatarlar'ın büyük kısmını göçürdüğünü de yazar.

Kaynaklar: [1] [2]

Savaş Sonrası: Timur Anadolu'da

Aka'ya göre Timur savaştan sonra başta Bursa olmak üzere Anadolu'nun çeşitli yerlerine asker gönderdi. Kendisi Kütahya, Denizli, Aydın, Ayasuluk ve Tire yoluyla İzmir'e gitti; 14. yüzyılın ortasından beri Türkler'in elinden çıkmış olan İzmir'i ve çevresindeki bazı kaleleri alıp Aydınoğulları'na bıraktı. Aka, Timur'un Rumeli'ye geçmek niyetinde olduğunun anlaşıldığını, Bizans İmparatoru Manuel Palaiologos'tan bunun için gemi istediğini yazar. Timur'un İstanbul üzerine yürüyebileceğinden çekinen Manuel elçi ve armağanlar göndererek bağlılığını bildirdi. Ancak Timur bu niyetten vazgeçip doğuya döndü. Halaçoğlu'na göre Timur savaştan sonra Fransa ve İngiltere krallarına zafernâme göndererek onların yenemediği Osmanlı hükümdarına karşı kazandığı başarıyı bildirdi. Timur yaklaşık bir yıl Anadolu'da kalarak beylikleri yeniden canlandırdı ve Temmuz 1404'te Semerkant'a döndü. Çin'e sefere çıktığında Otrar'da hastalandı ve 18 Şubat 1405'te öldü.

Kaynaklar: [2] [1]

Bayezid'in Esareti ve Ölümü

İnalcık'ın TDV'deki "Bayezid I" maddesine göre Bayezid yenilip esir düştü ve bir süre sonra esaret altında Akşehir'de öldü (8 Mart 1403). Aka da Timur'un Denizli'den Akşehir'e yönelirken Bayezid'in öldüğü haberini aldığını yazar. Bayezid'in esareti Osmanlı ve Avrupa hafızasında güçlü bir iz bıraktı. Ölümünün nedeni ve esaret koşulları ise kaynaklarda çelişkili biçimde anlatılır. Fuad Köprülü'nün 1943'te Belleten'de özetlediği gibi, bazı Osmanlı kroniklerine göre Timur'un kendisini Semerkant'a götüreceğini anlayan Bayezid umutsuzluğa kapılarak kendini zehirledi. Öte yandan Şükrullah, Enverî ve Behiştî gibi başka Osmanlı yazarları onun eceliyle öldüğünü yazar; Behiştî ölüm nedeni olarak humma (ateşli hastalık) gösterir. Köprülü'nün aktardığına göre Timur dönemi tarihçileri de Bayezid'in nefes darlığı ve hunnak hastalığından öldüğünü kaydeder.

Kaynaklar: [3] [2] [7]

Tartışma: Demir Kafes Rivayeti

Bayezid'in Timur tarafından demir bir kafese konduğu rivayeti, Doğu ve Batı tarihçileri arasında uzun süre tartışıldı. Fuad Köprülü'nün 1937'de Belleten'de yayımlanan makalesi, tartışmanın kaynaklarını ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Köprülü'nün aktardığına göre Hammer, Dukas ve Chalkokondyles gibi Bizans kaynakları, olaylara tanık olan Schiltberger ve Timur'un zaferlerini yazan Şerefeddin Ali Yezdî bu rivayetten söz etmediğini tespit etmişti. Buna karşılık Phrantzes ve İbn Arabşah demir kafesi açıkça kaydeder. Âşıkpaşazâde, Bayezid'in solaklarından olup Akşehir'deki ölümüne kadar yanında kalan bir tanığa dayanarak, Timur'un "kafes gibi bir tahtırevan" yaptırıp iki at arasına koydurduğunu ve Bayezid'i bunun içinde taşıttığını yazar; Neşrî aynı rivayeti tekrarlar. Uruç Bey, Lütfi Paşa ve anonim Tevârih-i Âl-i Osmân'lar gibi başka kaynaklarda da kafes rivayeti bulunur. Hoca Sadeddin ise rivayeti asılsız sayar: Ona göre olay gerçek olsaydı Yezdî mutlaka anlatırdı; rivayeti aktaranlar kafesle tahtırevanı birbirinden ayıramamıştı. Batılı tarihçiler de ikiye ayrılmıştı. Hammer rivayetin "kafes gibi tahtırevan" ifadesinin yanlış yorumlanmasından doğan bir masal olduğunu savundu. Gibbon ve H. A. Gibbons ise ona tarihî bir gerçeklik tanıdı. Köprülü kaynakları karşılaştırarak kafes rivayetinin halk hayal gücünün ürünü olmadığı, çok kuvvetli ihtimalle tarihî bir olay olduğu sonucuna vardı. Bununla birlikte Gibbon'un, kafesin bir aşağılama aracından çok Bayezid'in kaçma ihtimaline karşı alınmış bir muhafaza tedbiri olabileceği yönündeki görüşünü de aktarır.

Kaynaklar: [6]

Tartışma: Bayezid İntihar mı Etti?

Köprülü 1937 makalesinde Bayezid'in esaretin zilletine katlanamayıp yüzük taşında sakladığı zehirle intihar ettiğini savundu. Bu görüş için Uruç Bey, Hadîdî ve anonim Osmanlı kroniklerindeki yüzük kaşındaki zehirle intihar rivayetlerine dayandı. Bizans tarihçisi Dukas da Bayezid'in kendini zehirlediğinin rivayet edildiğini yazar. Bazı Arap kaynaklarının onu Timur tarafından zehirletilmiş göstermesini de Köprülü intihar vakasını destekleyen bir iz olarak yorumladı. Ayrıca yüzükte zehir taşıma âdetinin İslâm dünyasında ve daha öncesinde bilinen bir gelenek olduğunu örneklerle göstermeye çalıştı. Bu görüşe en güçlü itiraz Mükrimin Halil Yınanç'tan geldi. Köprülü'nün 1943 cevabında aktardığı üzere Yınanç, İslâm Ansiklopedisi'nin "Bayezid I" maddesinde demir kafes rivayetinin doğruluğunu kabul etti, fakat intiharı kesinlikle esassız saydı. Ona göre intiharı anlatan yazarların hiçbiri olaya tanık değildi. Çelebi Mehmed'in sarayında on yıl kadar bulunan İbn Arabşah Bayezid'in eceliyle öldüğünü yazıyor, intihardan söz etmiyordu. Akşehir'de bulunan Timur tarihçileri de hastalıktan ölümü kaydediyordu. Köprülü ise 1943 makalesinde bu itirazları zayıf buldu ve görüşünü korudu; Paul Wittek ile Marie-Mathilde Alexandrescu-Dersca'nın da kendi sonuçlarını benimsediğini belirtti. Tartışma, kaynakların birbirini tutmadığı bir konuda kesin hükmün zorluğunu gösterir.

Kaynaklar: [6] [7]

Mustafa Çelebi ve "Düzme" Lakabı

Fahameddin Başar'ın TDV'deki maddesine göre Bayezid'in oğlu Mustafa Çelebi, Ankara Savaşı'na Hamîd ve Teke sancağı askerlerinin başında katıldı. Âşıkpaşazâde ve Neşrî onun savaşta atından ayrılıp kaybolduğunu, Şükrullah ve Enverî ise babasıyla birlikte esir düştüğünü yazar. Başar'a göre muhtemelen Semerkant'a götürülen Mustafa, Timur'un ölümünden sonra serbest bırakıldı. Daha sonra taht mücadelesine giriştiğinde bazı Osmanlı tarihleri onun gerçek şehzade olmadığını ileri sürerek "Düzme" lakabını kullandı. Buna karşılık Dukas ve Düstûrnâme-i Enverî gibi başka kaynaklar onun Bayezid'in oğlu olduğunu açıkça kaydeder. Neşrî'nin "Bu Mustafa düzmedir deyü ad çıkarıldı" ifadesi de lakabın taht mücadelesi sırasında rakiplerince ortaya atıldığını ima eder. Başar'a göre Mustafa Çelebi, Bayezid Paşa'ya Timur'la savaşta aldığı yaraları göstererek Bayezid'in oğlu olduğunu kanıtlamaya çalıştı. 1422 kışında yakalanıp II. Murad'ın emriyle Edirne'de idam edildi.

Kaynaklar: [5]

Fetret Devri

Fahameddin Başar'ın TDV'deki "Fetret Devri" maddesine göre Bayezid'in ölümüyle geride Süleyman, Îsâ, Mûsâ, Mehmed, Mustafa ve Kasım adlı oğulları kaldı. Osmanlı Devleti'ni parçalamak isteyen Timur, beyliklere ait toprakları eski sahiplerine iade etti, geri kalan yerleri de Bayezid'in oğulları arasında paylaştırdı. İnalcık'a göre birbirleriyle mücadeleye girişen şehzadeler, Anadolu beyleri gibi Timur'un hâkimiyetini tanıdı. Emîr Süleyman, Bizans İmparatoru Manuel ile Gelibolu Antlaşması'nı imzaladı (Şubat 1403) ve karşılığında bazı toprakları Bizans'a bırakarak Edirne'de hükümdarlığını ilan etti. Anadolu'da Îsâ, Mûsâ ve Mehmed çelebiler Bursa için çarpıştı; Mehmed Çelebi Ulubat'ta Îsâ'yı yendi ve 1404'te Bursa'da hükümdarlığını ilan etti. Mûsâ Çelebi, Mehmed'in desteğiyle Rumeli'ye geçti ve Süleyman'ı ortadan kaldırarak 1411'de Edirne'de hükümdarlığını ilan etti. Sonunda Mehmed Çelebi, Çamurlu sahrasındaki savaşta Mûsâ'yı yendi; yakalanan Mûsâ 5 Temmuz 1413'te boğduruldu ve Mehmed Çelebi Edirne'de kendini Osmanlı Devleti'nin tek hükümdarı ilan etti.

Kaynaklar: [4] [3]

Tarihsel Önemi

Başar, Fetret Devri'ni Osmanlı tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak görür. Bayezid'in kurduğu merkezî devlet dağılma tehlikesiyle karşılaşmış, ancak Rumeli topraklarındaki sağlam yerleşme sayesinde bu dönem atlatılabilmişti. Başar'a göre bu dönemde ortaya çıkan meseleler yarım yüzyıl kadar sürdü ve Osmanlı devlet teşkilatını, saltanat anlayışını ve veraset usulünü etkiledi. İnalcık da Bayezid'in Tuna'dan Fırat'a kadar kulları eliyle yönetilen merkezî bir devlet sistemi kurduğunu vurgular. Ona göre Timur darbesiyle Osmanlı Anadolu'da hemen hemen I. Murad devri başlarındaki sınırlarına çekildi. Bütünlüğünü koruyan Rumeli toprakları sayesinde toparlanma mümkün oldu; Fetret döneminin meseleleri ise ancak II. Mehmed devrinde kesin bir çözüme kavuşturulabildi. Halaçoğlu'nun belirttiği gibi savaş, İstanbul'un fethini yarım yüzyıla yakın bir süre geciktirdi. Bayezid'in daha önceki zaferi için Niğbolu Savaşı, savaşın öbür tarafı için Timur İmparatorluğu, Bizans'a etkisi için Bizans İmparatorluğu, fethin sonunda gerçekleşmesi için Fatih Sultan Mehmed ve genel çerçeve için Osmanlı İmparatorluğu maddelerine bakılabilir.

Kaynaklar: [4] [3] [1]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Yusuf Halaçoğlu, "Ankara Savaşı", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Savaşın nedenleri, Sivas kuşatması, iki ordunun hareketleri, kuvvet rakamları ve sonuçları.

  2. İsmail Aka, "Timur", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Timur'un batı seferi, savaş sahası, rakamların güvenilirliği, savaş sonrası Anadolu ve Timur'un ölümü.

  3. Halil İnalcık, "Bayezid I", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Bayezid'in esareti ve Akşehir'de ölümü (8 Mart 1403), savaşın devlet yapısına etkisi.

  4. Fahameddin Başar, "Fetret Devri", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Şehzadeler arasındaki taht mücadelesi ve Çelebi Mehmed'in 1413'teki zaferi.

  5. Fahameddin Başar, "Mustafa Çelebi, Düzme", TDV İslâm Ansiklopedisi

    Mustafa Çelebi'nin savaştaki akıbeti ve "Düzme" lakabı üzerine kaynak tartışması.

  6. M. Fuad Köprülü, "Yıldırım Beyazıd'ın Esareti ve İntiharı", Belleten I (1937)

    Demir kafes ve intihar rivayetlerinin kaynak eleştirisi.

  7. M. Fuad Köprülü, "Yıldırım Bayezid'in İntiharı Meselesi", Belleten VII (1943)

    Köprülü'nün Mükrimin Halil Yınanç'ın itirazlarına cevabı; tartışmanın iki tarafı.

Sık Sorulan Sorular

Ankara Savaşı hangi tarihte yapıldı?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre savaş günü olarak 27 Zilhicce 804, yani 28 Temmuz 1402 Cuma genel kabul görür. Savaş Ankara'nın kuzeydoğusundaki Çubuk ovasında yapıldı; asıl çarpışma Kızılcaköy deresi çevresinde yaşandı.

Ankara Savaşı'nda ordular ne kadar büyüktü?

Kaynaklar farklı rakamlar verir: Timur'un ordusu için 160.000, Osmanlı ordusu için Timur'un Fetihnâmesi'nde 70.000, Behiştî'de 90.000 rakamları geçer. İsmail Aka'ya göre Timur ordusunun daha kalabalık olduğu dışında bu rakamlar güvenilir değildir.

Yıldırım Bayezid gerçekten demir kafese kondu mu?

Tartışmalıdır. Phrantzes ve İbn Arabşah demir kafesten söz eder; Âşıkpaşazâde "kafes gibi bir tahtırevan" der; Şerefeddin Ali Yezdî ve Bizans tarihçilerinden Dukas ile Chalkokondyles ise sessizdir. Hammer rivayeti masal saydı; Fuad Köprülü 1937'de kaynakları karşılaştırıp kafesin çok kuvvetli ihtimalle tarihî bir olay olduğu sonucuna vardı.

Bayezid nasıl öldü?

Bayezid 8 Mart 1403'te esaret altında Akşehir'de öldü. Bazı Osmanlı kronikleri yüzüğündeki zehirle intihar ettiğini, Şükrullah, Behiştî ve Timur tarihçileri ise hastalıktan öldüğünü yazar. Fuad Köprülü intihar görüşünü savundu; Mükrimin Halil Yınanç ise intiharı esassız buldu.