İmparatorlukYeniçağ

Babür İmparatorluğu

DönemMS 1526 – 1857
BölgeHindistan Yarımadası
BaşkentAgra, Delhi
Tac Mahal, Agra. Babür İmparatorluğu’nun mimari mirasından bir örnek.

Babür mimarisiTac Mahal, Agra. Babür İmparatorluğu’nun mimari mirasından bir örnek.Yann; edited by King of Hearts, Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Babür İmparatorluğu (Bâbürlüler), Timur soyundan Zahîrüddin Muhammed Bâbür'ün 1526'da Pânîpet Meydan Savaşı'nı kazanarak Delhi'deki Lûdî Sultanlığı'nı ortadan kaldırmasıyla kurulan ve 1858'e kadar süren Türk-İslâm hanedanıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre hanedan en geniş sınırlarına Evrengzîb döneminde ulaştı; Pencap, Sind, Orissa, Bengal, Gucerât, Dekken ve Keşmir gibi bölgeler "sûbe" denilen on beş ila yirmi eyalet halinde yönetiliyordu. Hanedan, Agra'daki Tac Mahal başta olmak üzere Kâbil, Lahor, Delhi, Agra ve Fetihpûr Sikri'deki cami, türbe ve bahçelerle özgün bir mimari gelenek bıraktı. 18. yüzyılda Nâdir Şah'ın istilası, Marataların ve İngilizlerin yükselişiyle hızla çöktü; son hükümdar II. Bahadır Şah 1857 ayaklanmasından sonra Birmanya'ya sürüldü. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi'nin hanedan ve hükümdar maddeleri ile Birleşik Krallık Ordu Müzesi'nin koleksiyon kaydına dayanır.

Kaynaklar: [1] [8]

Bâbür: Fergana'dan Hindistan'a

TDV'nin "Bâbür" maddesine göre Bâbür 14 Şubat 1483'te Fergana'da doğdu. Babası Timur'un torunlarından Fergana hâkimi Ömer Şeyh, annesi Cengiz'in torunlarından Yûnus Han'ın kızı Kutluğ Nigâr Hanım'dı. Babasının bir kaza sonucu ölümü üzerine 9 Haziran 1494'te on iki yaşında Fergana hükümdarı oldu. TDV, siyasi hayatını üç bölüme ayırır: Fergana (1494-1504), Kâbil (1504-1526) ve Hindistan (1526-1530) hâkimiyetleri. Asıl hedefi atalarının şehri Semerkant'ı almaktı; 1497 ve 1501'de kısa sürelerle burayı elinde tuttu. Özbek hükümdarı Muhammed Şeybânî Han en tehlikeli rakibiydi. Ser-i Pül'de Özbeklere yenildikten sonra Hindukuş'u aşarak 1504'te kan dökmeden Kâbil'i aldı. Şeybânî Han'ın 1510'da Şah İsmâil'e yenilip öldürülmesinden sonra Safevî yardımıyla Semerkant ve Buhara'yı yeniden ele geçirdi (1511). TDV'ye göre bu dönemde Sünnî olmasına rağmen hutbe ve paralarda Şah İsmâil'in adını zikrettirmek zorunda kaldı. Mayıs 1512'den sonra Mâverâünnehir'i kaybetti ve dikkatini Hindistan'a çevirdi.

Kaynaklar: [2]

Pânîpet ve Hânüvâ

TDV'ye göre Bâbür 15 Şubat 1519'da 1500 kişiyle Sind nehrini sallarla geçerek ilk kez Pencap'a indi. 1526'da Pânîpet Meydan Savaşı'nı kazanarak Lûdî Sultanlığı'na son verdi ve Bâbürlü hanedanını kurdu. Mart 1527'de Biyâne yakınlarındaki Hânüvâ'da (Kânvâ), savaşçılıklarıyla ün salmış Racpûtları ve Çitor Racası Rânâ Sangâ'yı ağır bir yenilgiye uğrattı. TDV'nin "Bâbür" maddesi, arabalar üzerine yerleştirilmiş toplar karşısında tutunamayan Hinduların çok kayıp verdiğini yazar. Bu zaferden sonra kesilen paralarda Bâbür'ün adının yanında "gazi" unvanı da görülür. 1528'de topçular sayesinde Lûdîlere sadık kalan kuvvetler de yenildi ve Leknev alındı. Bâbür, devrin ileri gelenlerine oğlu Hümâyun'un hükümdarlığını kabul ettirdikten kısa süre sonra 26 Aralık 1530'da Agra'da öldü. Naaşı önce Cemne nehri kıyısındaki Nûr-Efşân bahçesine gömüldü, vasiyeti gereği altı ay sonra Kâbil'e taşındı; Şah Cihan 1646'da onun için bir türbe yaptırdı. TDV, Bâbür'ün kendi yazdığı Bâbürnâme'yi hanedan döneminin önemli eserleri arasında sayar.

Kaynaklar: [2] [1]

Hümâyun'un Kaybı ve Sürgünü

TDV'nin "Bâbürlüler" maddesine göre Bâbür'ün oğlu Hümâyun (1530-1540) önce Lûdî ailesinden Afganlarla, ardından Gucerât Sultanı Bahadır Şah ile uğraştı; 1535'te Gucerât'ı topraklarına kattıysa da burayı elinde tutamadı. Kardeşleri Hindal ve Kâmrân Mirza'nın tahtta hak iddia etmeleri onu epey uğraştırdı. Bu sırada Afgan Şîr Şah Ganj boyunca nüfuzunu genişletti. Şîr Şah 27 Haziran 1539'da Çavsa'da gece baskınıyla Hümâyun'u beklenmedik bir yenilgiye uğrattı. 17 Mayıs 1540'taki Kannevc Meydan Savaşı da Bâbürlülerin yenilgisiyle sonuçlandı; Agra ve Delhi boşaltılıp Lahor'a çekilindi. TDV'ye göre Bâbürlüler on beş yıl kadar sürgünde varlıklarını sürdürdü. Hümâyun Safevîlere sığınıp Şah Tahmasb'ın yardımını gördü. 1555'te Hindistan'a dönerek Sûrîlerden İskender'i yendi ve Delhi'yi aldı. TDV, Osmanlı denizcisi ve Mir'âtü'l-memâlik müellifi Seydi Ali Reis'in bu sırada Delhi'ye gelip Hümâyun'la görüştüğünü yazar. Hümâyun 28 Ocak 1556'da bir kaza sonucu yaralanarak öldü; ölümü Seydi Ali Reis'in tavsiyesiyle bir süre gizli tutuldu.

Kaynaklar: [1]

Ekber Dönemi: Merkezileşme

TDV'nin "Ekber Şah" maddesine göre Ekber 14 Ekim 1542'de Sind'deki Ömerkût Kalesi'nde doğdu; annesi İran asıllı Hamîde Bânû'dur. "Bâbürlüler" maddesine göre babasının ölümünden sonra atalığı Bayram Han'ın yardımıyla on dört yaşında Celâleddin unvanıyla tahta çıktı. Afganlı Hemu 1556 sonlarında yenildi, Bayram Han ise daha sonra hacca gönderilerek saraydan uzaklaştırıldı. TDV'ye göre Ekber, askerî erkânın terfi ve tayin işlerini kendi sorumluluğuna aldı ve sivillere de mansabdâr rütbesi vererek asker-sivil ayrımını kaldırdı; böylece herkes maiyetindeki süvari sayısıyla orantılı rütbe ve yetkiye sahip oldu. Devleti en geniş sınırlarına ulaştıran Ekber, toprakları "sûbe" denilen eyaletlere ayırdı. Osmanlılar, Safevîler ve Özbeklerle iyi ilişkiler kurdu. Fetihpûr Sikri'yi kurup on iki yıl başşehir olarak kullandı. Ekber 1605'te öldü.

Kaynaklar: [3] [1]

İbadethâne ve Dîn-i İlâhî

TDV'ye göre Ekber 1575'te Fetihpûr Sikri'de ibadethâne adı verilen büyük bir divanhâne yaptırdı ve burada Müslüman âlim ve mutasavvıflarla Mecûsî, Hindu, Budist ve Hıristiyan bilginleri toplayarak dinî münazaralar düzenledi. Eylül 1579'da Şeyh Mübârek Nâgevrî, Ekber'i dinî ve dünyevî meselelerde tartışılmaz otorite olarak tanıyan bir belge (mahzar) hazırladı ve ileri gelen âlimler bunu imzaladı. TDV'ye göre Ekber 1582'de bütün eyalet valilerinin önünde Dîn-i İlâhî'yi kurduğunu resmen ilan etti. Ansiklopedi bu düzeni, muhtemelen Hindularla Müslümanlar arasındaki çatışmalara son verme amacıyla İslâm, Hıristiyanlık, Zerdüştîlik, Hinduizm ve Budizm'in erdem saydığı ilkeleri birleştiren yeni bir din olarak tanımlar. Dîn-i İlâhî Ekber'in şahsında merkezileşen bir kült olarak gelişti ve katılacak kişileri hükümdar bizzat seçti. TDV'ye göre taraftarlarının sayısı hiçbir zaman yirmiyi aşmadı ve "Allahüekber" sözünü "Ekber tanrıdır" anlamında kullanmaları İslâm âlimlerince sert biçimde eleştirildi. Düzen, 1602'de Ebü'l-Fazl el-Allâmî'nin öldürülmesiyle zayıfladı ve 1605'te Ekber'in ölümüyle tamamen ortadan kalktı. TDV, bu düzenin kocası ölen kadınların diri diri yakılması ve çocuk evliliği gibi bazı Hindu geleneklerini yasaklamış olmasını kayda değer bulur. Dîn-i İlâhî'nin bir din mi yoksa hükümdara bağlılık üzerine kurulu dar bir çevre mi olduğu tartışmalıdır; yirmiyi aşmayan taraftar sayısı, onun toplumsal bir din olarak yayılmadığını gösterir.

Kaynaklar: [3]

Cihangir ve Nurcihan

TDV'nin "Cihangir" maddesine göre Cihangir 30 Ağustos 1569'da Fetihpûr Sikri'de doğdu; babası Ekber, annesi bir Racpût prensesiydi. 1605'te büyük oğlunun muhalefetine rağmen Nûreddin unvanıyla tahta çıktı. TDV'ye göre 1611'de Gıyâseddin et-Tahrânî'nin kızı Mihrünnisâ ile evlendi, ona Nur Mahal veya Nurcihan Begüm lakabını verdi ve onu ülke idaresinde söz sahibi yaptı. Ansiklopedi, Cihangir'in tek zaafının önceleri eşi Nurcihan'ın etkisinde kalması olduğunu yazar. "Bâbürlüler" maddesine göre Cihangir döneminde Portekiz, Hollanda, Fransa ve İngiltere Hindistan'a yönelik sömürge politikalarını geliştirdi. Türkçe bilen William Hawkins 1608'de Sûret'e gelip 1609'da Cihangir'in huzuruna çıktı; 1615'te Sir Thomas Roe İngiltere adına kabul edildi. TDV'ye göre Hawkins, Finch, Coryat, Roe ve Terry gibi seyyahlar Bâbürlü ülkesini Batı'ya tanıttı ve Sûret, Ahmedâbâd, Lahor, Agra ve Delhi yabancı tüccarların güvenle alışveriş yaptığı merkezler haline geldi. Cihangir 7 Kasım 1627'de Keşmir'den Lahor'a giderken yolda öldü. Keşmir'deki Şâlâmâr Bağ, bahçe mimarisinin güzel bir örneği olarak onun döneminden kalmadır.

Kaynaklar: [4] [1]

Şah Cihan ve Tac Mahal

TDV'nin "Şah Cihan" maddesine göre Hürrem adlı şehzade 5 Ocak 1592'de Lahor'da doğdu ve 1628'de I. Şah Cihan adıyla Agra'da tahta çıktı. TDV'nin "Tac Mahal" maddesine göre çok sevdiği eşi Ercümend Bânû Begüm (Mümtaz Mahal) 17 Haziran 1631'de genç yaşta öldü; Nurcihan onun halasıydı. Şah Cihan'dan on dört çocuğu olmuştu. Türbenin inşası Ocak 1632'de başladı, yirmi iki yıl sürdü ve çevre düzenlemesiyle birlikte 1654'te tamamlandı. TDV'ye göre inşaatta 20.000 kişi çalıştı. Binaya asıl şekli veren Şah Cihan'ın kendisiydi; Hint asıllı olduğu bilinen ve Nâdirü'l-asr Üstâd Ahmed diye tanınan bir mimar da görev yaptı. Ansiklopedi, bazı Avrupalı yazarların ısrarla savunduğu Tac Mahal'in Venedikli bir mimar tarafından yapıldığı fikrinin zamanla terk edildiğini belirtir. TDV'ye göre Şah Cihan Osmanlılarla iyi ilişkiler kurmaya çalıştı ve Kandehar'ı Safevîlerden almak için bir Sünnî ittifakı planladı; bu çerçevede IV. Murad'a elçi gönderdi. 1657'de hastalanınca oğulları taht için savaştı. Evrengzîb 1658'de tahta çıkıp babasını Agra kalesinde gözaltına aldırdı. Şah Cihan 22 Ocak 1666'da öldü ve Tac Mahal'de Mümtaz Mahal'in yanına defnedildi.

Kaynaklar: [5] [7]

Evrengzîb: En Geniş Sınırlar

TDV'nin "Bâbürlüler" maddesine göre Evrengzîb, kardeşleri Murad Bahş, Şah Şücâ' ve Dârâ Şükûh'u saf dışı bıraktıktan sonra 21 Temmuz 1658'de Muhyiddin I. Âlemgîr unvanıyla Agra'da tahta çıktı. Saltanatı boyunca Asam, Yûsufzay ve Afridî isyanlarıyla, Racpûtlarla ve özellikle Maratalarla uğraştı. Marata önderi Sîvâcî'nin oğlu Sembhâcî 1689'da yakalanıp idam edildi, ancak Maratalar yeni önderlerle direnişi sürdürdü. 1687'de Kutbşâhîler ve Âdilşâhîler Bâbürlü hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı. Evrengzîb 3 Mart 1707'de Ahmednagar'da öldü. TDV onu Bâbürlülerin altı büyük hükümdarının sonuncusu sayar. TDV'nin "Evrengzîb" maddesine göre İslâm fıkhının önemli kaynaklarından el-Fetâva'l-Âlemgîriyye onun himayesinde bir ulema heyetince hazırlandı. Evrengzîb'in din politikası tartışmalıdır. Ansiklopedi, onun sık sık cizye tahakkuk ettirerek Hindulara adaletsiz davranmakla itham edildiğini, ancak kaynakların genelde bu verginin kâğıt üzerinde kaldığını ve çoğu zaman toplanamadığını bildirdiğini yazar. Aynı maddeye göre bazı fermanları onun Hindu mabetlerine bağışta bulunduğunu gösterir.

Kaynaklar: [1] [6]

Çöküş: Nâdir Şah ve Parçalanma

TDV'ye göre Evrengzîb'in ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgası çıktı ve kısa sürede birçok hükümdar değişti. Nâsırüddin Muhammed Şah döneminde Nâdir Şah 1738'de Kâbil'i, 1739'da da Delhi'yi işgal edip ülkeyi yağmaladı. TDV'nin ifadesiyle Hindistan'ın bütün zenginlikleri İran'a taşındı. 1747'de Nâdir Şah öldürülünce Afganlar Ahmed Şah Dürrânî'yi şah seçti ve Afganlılar Pencap'ı yağmaladı. TDV'ye göre bundan sonra Bâbürlüler hızlı bir çöküşe girdi. Ülke Maratalar, Pindârîler ve hepsinden önemlisi ateşli silahlarla donatılmış İngilizlerin istilasına uğradı. Afganlılar, Sindliler, Pencaplılar, Keşmirliler, Bengalliler ve Güney Hint racaları imparatorluktan paylarını aldı. Ocak 1757'de Delhi ikinci kez Afganların eline geçti ve 1760'ta II. Âlemgîr bir komplo sonucu öldürüldü.

Kaynaklar: [1]

İngiliz Himayesi

TDV'ye göre 1760-1806 arasında iki kez tahta çıkan II. Şah Âlem, Baksar Savaşı'ndan sonra İngilizlerin himayesini kabul etti. Robert Clive 1767'ye kadar sürecek valilik görevine getirildi. Ansiklopedinin ifadesiyle hükümdar İngilizlerden maaş alan bir memur durumuna düştü. Sonraki hükümdarlar Bîdârbaht ve II. Ekber de ancak İngilizlerin gölgesinde varlıklarını sürdürebildi. TDV'ye göre son hükümdar Sirâceddin II. Bahadır Şah'ın 1837-1858 arasındaki saltanatında Bâbürlülerin eski büyüklüğünden hiçbir eser kalmamıştı. Birleşik Krallık Ordu Müzesi'nin (National Army Museum) koleksiyon kaydı da onun İngilizlerce küçümseyici biçimde "Delhi Kralı" ya da "Delhi İmparatoru" diye anıldığını belirtir. Bu dönemde [[britanya|Britanya]]'nın Hindistan'daki etkisi Doğu Hint Şirketi aracılığıyla genişledi.

Kaynaklar: [1] [8]

1857 ve Son İmparatorun Sürgünü

TDV'ye göre II. Bahadır Şah, 1857'de Delhi'de patlak veren ayaklanmaya zoraki ön ayak olduğu için İngilizlerce sert biçimde cezalandırıldı. Aralık 1858'de Birmanya'nın Rangun kentine sürüldü ve 6 Kasım 1862'de orada öldü. National Army Museum kaydına göre bazıları onun idamını istemişti, ancak teslim olduğunda hayatının bağışlanacağına dair bir söz verilmişti. Aynı kayda göre oğullarının çoğunun akıbeti daha kötü oldu: teslim olduktan sonra İngilizler tarafından soğukkanlılıkla öldürüldüler. TDV, II. Bahadır Şah'ı silik bir şahsiyet olmasına karşın şairliği, mûsiki bilgisi ve hattatlığıyla Bâbürlülerin son temsilcisi olarak niteler. Bâbürlülerin sonu, Hindistan'da doğrudan İngiliz yönetiminin başlangıcıyla örtüşür; bağımsızlık süreci için bkz. [[hindistanin-bagimsizligi|Hindistan'ın Bağımsızlığı]].

Kaynaklar: [1] [8]

Teşkilat ve Miras

TDV'ye göre Bâbürlü hükümdarı "padişah" unvanını taşırdı; Bâbür bu unvanı Kâbil'deyken benimsemişti. Devlet işlerinde padişahtan sonra en yetkili kişi "vekîlü's-saltana", maliyeyi yürüten görevli ise "vezir" idi. Askerî komutanlara "mansabdâr" denirdi ve bunlar yönettikleri asker sayısına göre derecelendirilirdi. Ordu fillerin yanı sıra toplar ve tüfeklerle donatılmıştı; savaş zamanında mevcudu 200.000'i aşardı. TDV'ye göre şehirlerde asayişi sağlayan "kûtvâl"ın görevleri arasında pazar denetimi ve Hindu kadınların yakılmasını önlemek de vardı. Bâbürlüler Türk-İslâm tarihçiliğine de büyük hizmet etti. TDV, Bâbür'ün Bâbürnâme'sini, kızı Gülbeden Begüm'ün Hümâyunnâme'sini ve Ebü'l-Fazl el-Allâmî'nin Ekbernâme'sini dönemin önemli eserleri arasında sayar. Agra'daki Tac Mahal, ansiklopedinin ifadesiyle Bâbürlülerin ulaştığı medeniyetin en mükemmel örneğidir. Hanedanın kökeni için bkz. [[timur|Timur]]; önceki Hint-İslam devleti için bkz. [[delhi-sultanligi|Delhi Sultanlığı]]. Evrengzîb dönemindeki gerilimlerin tarafları arasında yer alan topluluk için bkz. [[sihizm|Sihizm]].

Kaynaklar: [1] [2]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Birinci Panipat Savaşı'nda Babür, Delhi Sultanlığı'nı yendi.

  • İkinci Panipat Savaşı'nın ardından Ekber tahta çıktı.

  • Tac Mahal'in inşası.

  • Evrengzib, kardeşleriyle taht kavgasını kazanarak imparator oldu.

  • İranlı Nadir Şah'ın Delhi'yi yağmalaması imparatorluğu derinden sarstı.

  • Hint İsyanı'nın bastırılmasının ardından son Babür imparatoru tahttan indirildi.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Bâbürlüler"

    Hanedanın siyasi tarihi (1526-1858), Hümâyun'un sürgünü, Nâdir Şah istilası, İngiliz himayesi, II. Bahadır Şah; teşkilat ve kültür.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Bâbür"

    Bâbür'ün doğumu, Fergana ve Kâbil dönemleri, Pânîpet ve Hânüvâ savaşları, ölümü ve defni.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Ekber Şah"

    İbadethâne tartışmaları (1575), 1579 mahzarı, Dîn-i İlâhî'nin 1582'de ilanı ve taraftar sayısı, mansabdâr düzenlemesi.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Cihangir"

    Nurcihan ile evlilik (1611), Batılı seyyahlar ve Doğu Hint Şirketi, ölümü ve türbesi.

  5. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Şah Cihan"

    Saltanatı, Osmanlılarla elçi teatisi, gözaltı ve 1666'da ölümü.

  6. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Evrengzîb"

    el-Fetâva'l-Âlemgîriyye, cizye uygulaması ve Hindu mabetlerine bağış fermanları.

  7. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Tac Mahal"

    Mümtaz Mahal'in ölümü (1631), inşaatın süresi (1632-1654), çalışan sayısı ve mimar tartışması.

  8. National Army Museum — "The King of Delhi Bahadur Shah in exile, 1860 (c)"

    Birleşik Krallık Ordu Müzesi koleksiyon kaydı: son Babür hükümdarının sürgünü ve oğullarının akıbeti.

Sık Sorulan Sorular

Babür İmparatorluğu ne zaman ve nasıl kuruldu?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Timur soyundan Bâbür, 1526'da Pânîpet Meydan Savaşı'nı kazanarak Delhi'deki Lûdî Sultanlığı'nı ortadan kaldırdı ve hanedanı kurdu. Mart 1527'de Hânüvâ'da Racpûtları yenmesi Hindistan'daki hâkimiyetini sağlamlaştırdı.

Dîn-i İlâhî'nin kaç taraftarı vardı?

TDV'ye göre Ekber Şah'ın 1582'de ilan ettiği Dîn-i İlâhî'nin taraftarları hiçbir zaman yirmiyi aşmadı; katılacak kişileri hükümdar bizzat seçiyordu. Düzen, 1605'te Ekber'in ölümüyle tamamen ortadan kalktı.

Tac Mahal ne kadar sürede yapıldı?

TDV'nin Tac Mahal maddesine göre inşaat Ocak 1632'de başladı, yirmi iki yıl sürdü ve çevre düzenlemesiyle birlikte 1654'te tamamlandı. İnşaatta 20.000 kişinin çalıştığı kaydedilir.

Son Babür hükümdarına ne oldu?

TDV'ye göre II. Bahadır Şah, 1857 ayaklanmasına zoraki ön ayak olduğu için Aralık 1858'de Rangun'a sürüldü ve 6 Kasım 1862'de orada öldü. National Army Museum'a göre teslim olurken hayatının bağışlanacağı sözü verilmişti, ancak oğullarının çoğu teslim olduktan sonra öldürüldü.