Genel Bakış
Haçlı Seferleri, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın sonuna kadar Batı Avrupalı Latin Hristiyanların Doğu Akdeniz'e, özellikle Kudüs ve çevresine yönelik düzenlediği askerî seferler dizisidir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Haçlılar" maddesine göre 1096'da başlayan Haçlı seferleri, 1291'de Latin Hristiyanların Doğu'daki son merkezi olan Akkâ'dan çıkarılmasına kadar süren yaklaşık iki yüzyıllık bir dönemi kapsar; bu dönemde dokuz büyük sefer yapılmış, aralarında bazı küçük girişimler de olmuştur. Popüler anlatımlarda ve bazı kaynaklarda sefer sayısı sekiz olarak verilir; numaralandırma tarihçilere göre değişir. TDV'ye göre sonradan Türk-İslâm dünyasına karşı yapılan bütün savaşlar da Haçlı seferleri olarak değerlendirilmiştir. Adlandırma da sonradan yerleşmiştir: TDV'ye göre dönemin Müslüman tarihçileri Haçlıları "Franklar" kelimesiyle anıyordu; Haçlılar tabiri Doğu'da ilk kez Osmanlılar tarafından Fransızca "croisades" kelimesinin karşılığı olarak "ehl-i salîb", Araplar tarafından da "Salîbiyyûn" biçiminde kullanılmaya başlandı. Ad, sefere katılanların giysilerinin üzerinde haç işareti taşımasından gelir. Selahaddin'le birlikte Haçlılara karşı savaşan Suriyeli emir Üsâme b. Münkız da otobiyografisinde onlardan hep "Frenkler" diye söz eder.
Nedenler Tartışması
Haçlı seferlerinin nedenleri, TDV'ye göre bu tarih üzerinde çalışan araştırmacıları en çok meşgul eden konudur. TDV, Batı dünyasının seferlerin asıl etkeninin dinî unsurlar olduğu kanaatinde olduğunu, ama Ortaçağ Avrupa toplumunu bu seferlere zorlayan unsurların aslında siyasi, sosyal ve ekonomik nedenler olduğunu, dinî motifin ise yalnızca itici bir güç olduğunu savunur. TDV'ye göre Haçlı seferi düşüncesinin ortaya atıldığı sırada Avrupa'da yıllardır süren açlık, yoksulluk ve toprak darlığının yanında ücretli askerlik anlayışı ve sömürgeci bir taşma hareketi de başlamıştı; kilise hem düzenin bozukluğuna çare arıyor, hem de artan gücünü Doğu'ya hâkim olmak için kullanmak istiyordu. TDV'ye göre sefere katılanlara günahlarının affını ve uhrevî ödül vaat eden kilise, siyasi amacını gerçekleştirmek için dinî motiften yararlandı. Fordham Üniversitesi'nin Ortaçağ kaynak derlemesindeki Clermont anlatıları ise dinî vaadin ne kadar merkezî olduğunu gösterir: Fulcher of Chartres'ın aktardığına göre Papa, kara ya da denizde yolda ya da paganlarla savaşta ölenlerin günahlarının derhâl affedileceğini ilan etmişti. TDV'nin aktardığına göre Papa Urbanus, Clermont'ta ülkenin sakinlerini doyurmaktan aciz olduğunu, bu yüzden halkın birbirleriyle sürekli savaştığını da söylemişti. Bu iki boyut, seferlerin hem dinî hem dünyevi güdülerle beslendiğini gösterir; hangisinin ağır bastığı tartışması sürmektedir.
Bizans'ın Çağrısı ve Clermont
TDV'ye göre 1074'te Bizans İmparatoru VII. Mikhail'in askerî yardım çağrısı Batı'da olumlu karşılanmış ama gerçekleşmemişti; on beş yıl sonra papalık tahtına çıkan II. Urbanus ile Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos arasında aynı konu yeniden ele alındı. Bu sırada Anadolu'da I. Süleyman Şah'ın 1086'daki ölümünden sonra Türk beyleri arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden hâkimiyet bölünmüş, Melikşah'ın 1092'deki ölümünden sonra Büyük Selçuklu Devleti de karışıklığa düşmüştü. TDV'ye göre Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'te Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap ederek onları Doğu'daki din kardeşlerini Türklerin baskısından kurtaracak bir savaşa katılmaya çağırdı. Fordham'daki derlemeye göre Aleksios 1094 ya da 1095'te Papa'ya elçi göndererek Küçük Asya'nın neredeyse tamamını almış olan Selçuklulara karşı yardım istemişti. Konsilin kayıtları korunmamıştır; elimizde konuşmayı dinleyen kişilerin yazdığı beş anlatı vardır ve bunlar birbirinden farklıdır. Örneğin Robert the Monk'un anlatımına göre kalabalık "Tanrı'nın iradesi bu!" diye haykırmış, Papa da bunun savaş çığlığı olmasını istemişti; Fordham'ın notuna göre Robert bu metni konuşmadan belki 25 yıl sonra yazmıştır. TDV'ye göre Aleksios, Batı'nın kendisine ücretli asker yerine değişik milletlerden sayısız insandan oluşan büyük ordular göndermeye hazırlandığını öğrenince endişeye kapıldı.
Birinci Haçlı Seferi ve Kudüs'ün Alınışı
TDV'ye göre Haçlıların Doğu'ya yola çıkmasından önce Avrupa'da Yahudiler öldürüldü, işkenceye uğradı ve malları tahrip edildi. Seferin ilk Haçlı devleti, Baudouin de Boulogne'un Ermenilerle anlaşarak ana ordudan ayrılması ve Urfa'yı ele geçirmesiyle 10 Mart 1098'de kuruldu; ardından Antakya kuşatıldı. TDV'ye göre 1099'da Kudüs önlerine gelen Haçlılar 13-14 Temmuz'da saldırıya geçti ve 15 Temmuz'da Godefroi'nın adamları kuzey surunun bir kısmını ele geçirerek şehre girdi. Haçlılar Kudüs'ü aldıktan sonra görülmemiş bir vahşet sergiledi: TDV'ye göre şehirdeki bütün Müslümanlar öldürüldü, Mescid-i Aksâ'ya sığınanlar kılıçtan geçirildi ve Yahudiler, Müslümanlara yardım ettikleri gerekçesiyle sığındıkları sinagoglar ateşe verilerek yakıldı. Haçlı ordusunda bulunan tarihçiler bile bu katliam karşısında duydukları dehşeti ifade etmiştir. Fordham'ın derlediği tanıklıklar bunu doğrular: Gesta Francorum'a göre Haçlılar Süleyman Tapınağı'na kadar öldüre öldüre ilerledi ve katliam o kadar büyüktü ki adamlar "ayak bileklerine kadar kan içinde" yürüdü. Fulcher of Chartres ise Süleyman Tapınağı'nda yaklaşık on bin kişinin öldürüldüğünü, "ne kadınların ne de çocukların bağışlandığını" yazar. TDV'ye göre vali İftihârüddevle'nin, Davud Kulesi'ni Kont Raimond'a teslim ettikten sonra adamlarıyla birlikte şehri terk etmesine izin verildi.
Haçlı Devletleri ve Askerî Tarikatlar
TDV'ye göre Birinci Sefer'in ardından Doğu'da Urfa Kontluğu, Antakya Prinkepsliği, Trablus Kontluğu ve Kudüs Krallığı (1099-1291) kuruldu. Kudüs Kralı I. Baudouin (1100-1118), özellikle Venedik ve Cenova filolarının yardımıyla Filistin kıyı kentlerini ele geçirerek krallığın sınırlarını genişletti; Arsûf, Kayseriye, Sayda, Hayfa, Yafa, Akkâ, Cübeyl, Trablusşam ve Beyrut bu dönemde alındı. II. Baudouin döneminde (1118-1131) Sûr da ele geçirildi. TDV'ye göre bu dönemde Templier (Dâviyye) şövalye tarikatı kuruldu, Hospitalier (İsbitâriyye) de bir şövalye tarikatına dönüştürüldü; bu dinî-askerî kurumlar gelişip ülkenin stratejik noktalarında krallık ordularında hizmet etmeye başladı. Askerî tarikatlar, hem keşiş yemini eden hem de silah taşıyan üyeleriyle Haçlı devletlerinin savunmasında kalıcı bir güç oldu. TDV'ye göre Antakya Prinkepsliği 1268'de Memlük Sultanı I. Baybars tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar varlığını sürdürdü. Üsâme b. Münkız'ın otobiyografisi, Haçlı devletlerinde Müslümanlarla Frenkler arasında savaşın yanında gündelik ilişkilerin de kurulduğunu gösterir: Üsâme, Kral Fulk'un ordusunda bulunan bir Frenk şövalyeyle dost olduğunu, şövalyenin kendisine "kardeşim" dediğini ve oğlunu Avrupa'ya götürmek istediğini anlatır.
İkinci Haçlı Seferi ve Dımaşk
TDV'ye göre Musul ve Halep hâkimi Atabeg İmâdüddin Zengî 24 Aralık 1144'te Urfa'yı fethederek Doğu'daki ilk Haçlı devletine son verdi. İkinci Haçlı Seferi bunun ardından başlatıldı; sefer çağrısı 31 Mart 1146'da Vézelay'de Aziz Bernard de Clairvaux'nun konuşmasını dinlemek için toplanan büyük kalabalık tarafından coşkuyla kabul edildi ve Fransa Kralı VII. Louis bu çağrıyı destekledi. Bernard daha sonra Burgonya, Lorraine ve Flandre'yi dolaşıp Almanya'ya geçti ve Ren bölgesinde Yahudilere karşı yeniden başlayan şiddeti durdurmaya çalıştı. TDV'ye göre Akkâ'daki toplantıda Dımaşk üzerine sefer yapılmasına karar verildi; oysa Dımaşk hâkimi Üner, Kudüs Krallığı ile işbirliğine hazır biriydi. Seferi öğrenince Nûreddin'den yardım istedi. Fransız ve Alman Haçlılarıyla takviye edilen Kudüs ordusu 24 Temmuz 1148'de Dımaşk önüne geldi. İlk gün bazı başarılar elde edildiyse de ertesi gün Üner'in çağırdığı yardımcı kuvvetler şehre girmeye başlayınca Haçlılar güney surlarından uzaklaştırıldı. TDV'ye göre Kral Louis, Konrad ve Baudouin'in kararıyla 27 Temmuz'da bütün Haçlı ordusu doğu surlarının önündeki ovaya çıktı; Kudüs baronlarının tavsiyesiyle alınan bu karar Haçlı ordugâhında karışıklığa yol açtı ve kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı.
Kaynaklar: [1]
Hittîn ve Kudüs'ün Geri Alınışı
TDV'ye göre 1187 ilkbaharında Kral Guy, Selahaddin'e karşı bütün asillerini ve şövalyelerini Akkâ'ya çağırdı; Haziran sonunda 1200 şövalye, çok sayıda atlı ve 10.000 kadar yaya asker toplandı ve Kudüs'ten kutsal haç getirildi. 4 Temmuz 1187 sabahı Hittîn'de yapılan savaşta Haçlı piyadeleri kuşatmayı yarmaya çalıştı, ama hemen hepsi ya öldürüldü ya da esir alındı. Kral Guy'nin hayatı bağışlandı; Selahaddin, Renaud de Châtillon'u öldürttü, Templier ve Hospitalier şövalyeleri de katledildi; öteki şövalyelere iyi davranıldı ve çoğu sonradan fidyeyle serbest bırakıldı. TDV'ye göre bu savaşta Kudüs Krallığı'nın neredeyse bütün askerî gücü yok oldu; ardından Taberiye, Akkâ, Nablus, Yafa, Sayda, Beyrut, Cübeyl, Askalân ve Gazze birbiri ardına alındı. Selahaddin'in 20 Eylül'de kuşattığı Kudüs sonunda teslim oldu. TDV'ye göre Selahaddin Kudüs halkına çok merhametli davrandı, az bir fidye ödeyerek gitmelerine izin verdi ve binlerce kişiyi serbest bıraktı; 2 Ekim 1187'de Miraç gecesi Kudüs'e girdi. Ortodokslar ve Yakubiler şehirde kaldı, Yahudilerin de şehre yerleşmesine izin verildi ve Hristiyanlara ait kutsal yerlerin idaresi Ortodoks kilisesine teslim edildi. Ayrıntılar için bkz. [[selahaddin-eyyubi|Selahaddin Eyyubi]] ve [[kudusun-fethi-selahaddin|Kudüs'ün fethi]].
Kaynaklar: [1]
Üçüncü Haçlı Seferi
TDV'ye göre Hittîn yenilgisi ve Kudüs'ün kaybı Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa Mayıs 1189'da büyük bir orduyla yola çıktı; [[anadolu-selcuklu|Anadolu Selçuklu]] Sultanı II. Kılıcarslan onunla savaşa girişmedi, ama ordunun peşine takılıp askerleri rahatsız etti. TDV'ye göre açlık, susuzluk ve Türk baskınları Almanlara ağır kayıplar verdirdi; Friedrich boşaltılmış Konya'ya girdi, ama 10 Haziran 1190'da ordu Silifke ovasına vardığında Silifke çayını geçerken boğuldu ve morali bozulan ordu dağıldı. Fransa ve İngiltere krallarının orduları ise bir yıl sonra geldi. TDV'ye göre Akkâ'nın alınmasından sonra İngiltere Kralı Richard, Müslüman esirleri öldürttü (20 Ağustos 1191) ve bu katliam barış görüşmelerine son verdi. Richard Arsûf'ta kazandı, Yafa'yı ve Daron'u aldı, ama Kudüs'e ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Sonunda 2 Eylül 1192'de Richard ile Selahaddin arasında beş yıllık bir barış antlaşması imzalandı: Askalân Müslümanlarda, Yafa'nın kuzeyindeki kıyı şeridi Hristiyanlarda kalacak, Hristiyan hacılar kutsal yerleri serbestçe ziyaret edebilecek ve iki taraf birbirinin topraklarından geçebilecekti. TDV'ye göre Richard dönüş yolunda Viyana yakınlarında yakalandı.
Kaynaklar: [1]
Dördüncü Sefer ve Çocuklar Seferi
TDV'ye göre Dördüncü Haçlı Seferi için Venedik'te toplanan Haçlılar, antlaşma uyarınca Venedik'e ödemeleri gereken parayı bulamadı ve bunun yerine Venedik'in Macar hâkimiyetindeki Zara kentinin ele geçirilmesine yardım etmeyi kabul etti. Bir Hristiyan kenti olan Zara 15 Kasım 1202'de Haçlılar tarafından alınıp yağmalandı; TDV bunu seferlerin Doğu'daki din kardeşlerine yardım için değil, kendi çıkarlarına uygun olarak Doğu'da hâkimiyet kurmak için planlandığının bir başka kanıtı olarak görür. Haçlılar Zara'dayken tahttan indirilmiş II. İsaakios Angelos'un oğlu Aleksios, kendisini tahta çıkarırlarsa Venedik'e olan borçlarını ödemeyi teklif etti. TDV'ye göre Şubat 1204'teki saray ihtilali sonunda Murtzuphlos V. Aleksios unvanıyla tahta çıkınca Haçlılar şehri almaya karar verdi ve 13 Nisan 1204'te [[bizans|Bizans]]'ın başkenti düştü. Savunmasız şehir, Venedik dükü Enrico Dandolo ve Haçlı reislerinin izniyle üç gün boyunca yağmalanıp tahrip edildi; TDV'ye göre Haçlılar İstanbul'u 1099'da Kudüs'te yaptıkları katliama uygun düşen bir vahşetle yağmaladı. TDV'ye göre Dördüncü Sefer'den sonra da Haçlı ruhu toplumun bazı kesimlerinde sürdü: 1212'de Fransa ve Almanya'dan binlerce çocuk kutsal toprakları kurtarmak için yollara düştü ve Marsilya, Cenova ve Brindisi limanlarına kadar yürüdü; bindikleri gemiler ya battı ya kayboldu, bir kısmı da köle olarak satıldı.
Kaynaklar: [1]
Son Seferler ve Akkâ'nın Düşüşü
TDV'ye göre Papa III. Innocentius yeni bir sefer için büyük gayret gösterdi: 1215'te Lateran Konsili'nde sefere katılacaklara ayrıcalıklar ve günahlarının affı vaat edildi, sefer için yeni vergiler konuldu ve Müslümanlara askerî malzeme satılması yasaklandı. TDV'ye göre Sekizinci Haçlı Seferi'nde Fransa Kralı IX. Louis, kardeşi Charles d'Anjou'nun yönlendirmesiyle seferi Doğu'ya değil Tunus'a yaptı ve 18 Temmuz 1270'te Kartaca önünde karaya çıktı; ama Haçlı ordugâhında salgın hastalıklar başladı ve binlerce asker ile birlikte Kral Louis de öldü. TDV'ye göre 1268'de Antakya'nın kaybı Doğu'daki Haçlı hâkimiyetinin hızla çökmesine yol açtı. Memlük Sultanı el-Melikü'l-Eşref 18 Mayıs 1291'de Akkâ'yı fethetti; şehirdekilerin çoğu öldürüldü, geri kalanlar esir alındı. Ardından Sûr 14 Temmuz'da, Beyrut 31 Temmuz'da alındı, Hayfa direnişsiz düştü ve Templier şövalyelerine ait Antartus (Tortosa) ile Aslîs kaleleri Ağustos'ta zaptedildi. TDV'ye göre sultanın askerleri olası bir Haçlı saldırısına yarayabilecek her şeyi imha etti: kaleler yıkıldı, meyve bahçeleri kesildi, su tesisleri kullanılmaz hâle getirildi. Bu, [[memluk-sultanligi|Memlük Sultanlığı]]'nın Levant'taki Haçlı varlığına son verişiydi.
Kaynaklar: [1]
İki Taraftan Bakış ve Miras
Haçlı Seferleri iki tarafın kaynaklarında çok farklı görünür. Fordham'ın derlediği Latin kronikleri, Clermont'taki çağrıyı ve Kudüs'ün alınışını dinî bir zafer olarak anlatırken katliamı da açıkça kaydeder. Üsâme b. Münkız ise Frenkleri cesaret ve savaşçılık erdemleri dışında başka erdemi olmayan bir topluluk olarak görür ve onların "tuhaf zihniyetine" dair örnekler verir; ama aynı eserde bir Frenk şövalyeyle dostluğunu da anlatır. TDV, Haçlı seferlerinin Batı'da daha çok dinî bir hareket olarak görüldüğünü, oysa siyasi, sosyal ve ekonomik nedenlerin belirleyici olduğunu savunur ve "kutsal toprakları kurtarma" sloganının seferlerin hedefini açıklamaktan çok gizlemek için kullanıldığını öne sürer. TDV'ye göre Birinci Sefer'in orduları daha Kudüs'e ulaşmadan önce Urfa'da, ardından Antakya'da Haçlı devletleri kurulması, Avrupalıların Doğu'da hâkimiyet kurma amacını açıkça ortaya koyar. Bu yaklaşımlar arasındaki fark, Haçlı Seferleri'nin bugün de tarih yazımında canlı bir tartışma konusu olmasının nedenlerinden biridir: kaynaklar, dinî coşku, toprak ve servet arayışı, siyasi rekabet ve kültürel temasın aynı olaylarda iç içe geçtiğini gösterir.
Kilit Olaylar Kronolojisi
Papa II. Urban Clermont Konsili'nde sefer çağrısı yaptı.
Birinci Haçlı Seferi Kudüs'ü ele geçirdi.
Selahaddin Hıttin'de zafer kazanıp Kudüs'ü geri aldı.
Dördüncü Sefer Konstantinopolis'i yağmaladı.
Akka'nın düşmesiyle Haçlı devletleri tasfiye oldu.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Haçlılar" (Işın Demirkent)
Terimin kökeni, dokuz büyük sefer, nedenler tartışması, Clermont, Birinci Sefer ve Kudüs'ün alınışı, Haçlı devletleri ve askerî tarikatlar, İkinci Sefer ve Dımaşk, Hittîn ve Kudüs'ün geri alınışı, Üçüncü, Dördüncü ve Çocuklar Seferi, IX. Louis ve Akkâ'nın düşüşü (1291).
- Fordham University, Internet Medieval Sourcebook — "Urban II: Speech at Council of Clermont, 1095: Six Versions of the Speech"
Konsil kayıtlarının korunmaması, Fulcher of Chartres, Robert the Monk, Gesta Francorum, Baldric of Dol ve Guibert de Nogent anlatıları; günahların affı ve "Tanrı'nın iradesi" çağrısı.
- Fordham University, Internet Medieval Sourcebook — "The Siege and Capture of Jerusalem: Collected Accounts" (1099)
Gesta Francorum ve Fulcher of Chartres'ın Kudüs'ün alınışı ve katliama dair tanıklıkları (A. C. Krey, The First Crusade, 1921).
- Fordham University, Internet Medieval Sourcebook — "Usamah Ibn Munqidh (1095-1188): Autobiography, excerpts on the Franks"
Selahaddin'le birlikte Haçlılara karşı savaşan Suriyeli emir Üsâme b. Münkız'ın Frenklere dair gözlemleri (yaklaşık 1175).
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Kaç Haçlı Seferi düzenlendi?
TDV'ye göre 1096-1291 arasında dokuz büyük sefer yapılmış, aralarında bazı küçük girişimler de olmuştur; bazı popüler anlatımlarda ve kaynaklarda sayı sekiz olarak verilir, çünkü numaralandırma tarihçilere göre değişir.
"Haçlı" terimi dönemin kendisinde kullanılıyor muydu?
TDV'ye göre dönemin Müslüman tarihçileri Haçlıları "Franklar" diye anıyordu; "ehl-i salîb" terimini Doğu'da ilk kez Osmanlılar Fransızca "croisades" karşılığı olarak, Araplar da "Salîbiyyûn" biçiminde kullanmaya başladı.
Haçlılar Kudüs'ü 1099'da nasıl aldı?
TDV'ye göre Haçlılar 15 Temmuz 1099'da kuzey surundan şehre girdi ve ardından şehirdeki Müslümanları öldürüp Yahudileri sinagoglarla birlikte yaktı. Fordham'daki Gesta Francorum ve Fulcher of Chartres tanıklıkları da Süleyman Tapınağı çevresindeki katliamı anlatır.
Selahaddin Kudüs'ü nasıl geri aldı?
TDV'ye göre 4 Temmuz 1187'deki Hittîn zaferinin ardından Selahaddin 20 Eylül'de kuşattığı Kudüs'ü teslim aldı, halkın az bir fidyeyle ayrılmasına izin verdi ve 2 Ekim 1187'de şehre girdi.
