Bilim İnsanıYakın Çağ

Albert Einstein

Yaşadığı DönemMS 1879 – 1955
Doğum YeriUlm, Almanya
AlanFizik
Albert Einstein, 1921'de Viyana'da bir konferans sırasında (Commons kaydındaki açıklamaya göre); Ferdinand Schmutzer'in fotoğrafının restore edilmiş hâli.

FotoğrafAlbert Einstein, 1921'de Viyana'da bir konferans sırasında (Commons kaydındaki açıklamaya göre); Ferdinand Schmutzer'in fotoğrafının restore edilmiş hâli.Ferdinand Schmutzer (restorasyon: Adam Cuerden), Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Albert Einstein (1879–1955), 1905'teki makaleleriyle ışık, atomlar, uzay ve zaman anlayışını değiştiren ve genel görelilik kuramını kuran Alman doğumlu kuramsal fizikçidir. Nobel Vakfı'na göre 1921 Nobel Fizik Ödülü ona “kuramsal fiziğe hizmetleri ve özellikle fotoelektrik etki yasasını keşfi nedeniyle” verildi. Amerikan Fizik Enstitüsü'nün (AIP) Einstein sergisine göre 1919'da ışığın kütleçekimiyle büküldüğünün gözlemlenmesinden sonra halkın gözünde bilimin ve en yüksek düşüncenin simgesi hâline geldi. 1933'te Nazi Almanyası'ndan ayrılarak Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü'ne katıldı (bkz. II. Dünya Savaşı). Bu madde Einstein'ın bilimsel çalışmalarını, siyasi tavırlarını ve hakkındaki yaygın anlatılarla kaynakların söylediklerini karşılaştırır.

Kaynaklar: [1] [4]

Çocukluk ve Eğitim

Nobel Vakfı'nın biyografisine göre Einstein 14 Mart 1879'da Almanya'nın Württemberg bölgesindeki Ulm'da doğdu; altı hafta sonra aile Münih'e taşındı ve Einstein okula Luitpold Gymnasium'da başladı. AIP'ye göre anne babası Hermann ve Pauline orta sınıf Yahudi bir aileydi; Einstein onların “tamamen dinsiz” olduğunu anlatır. Dört beş yaşındayken gördüğü bir pusula ve on iki yaşında eline geçen bir Öklid geometrisi kitabı onu derinden etkiledi. AIP'ye göre genellikle iyi notlar aldığı ve matematikte üstün olduğu hâlde ezbere ve keyfî otoriteye dayalı Münih lisesinden nefret etti ve on beş yaşında okulu yarıda bırakarak İtalya'ya taşınan ailesinin yanına gitti. Nobel biyografisine göre eğitimine İsviçre'nin Aarau kentinde devam etti ve 1896'da fizik ve matematik öğretmeni olmak üzere Zürih'teki İsviçre Federal Politeknik Okulu'na girdi.

Kaynaklar: [2] [4]

Patent Ofisi Yılları

Nobel biyografisine göre Einstein diplomasını aldığı 1901'de İsviçre vatandaşlığına geçti; öğretmenlik işi bulamayınca İsviçre Patent Ofisi'nde teknik asistan olarak çalışmaya başladı. 1905'te doktorasını aldı. Nobel Vakfı, Einstein'ın dikkat çekici çalışmalarının büyük bölümünü patent ofisindeki boş zamanlarında ürettiğini vurgular. AIP'ye göre Einstein Zürih'te laboratuvarda çok çalışıp derslere pek girmedi ve sıradan bir derece ile mezun oldu; iki zor yıl boyunca yalnızca geçici işler bulabildi ve sonunda patent müfettişi oldu. Aynı dönemde eski bir sınıf arkadaşıyla evlendi; Nobel biyografisine göre bu evlilik 1903'te Mileva Marić ile yapıldı ve çiftin bir kızı ile iki oğlu oldu.

Kaynaklar: [2] [4]

1905: Dört Makale

AIP'ye göre Einstein 1905'te birkaç ay içinde dört temel makale yazdı ve bunları Almanya'nın önde gelen fizik dergisi Annalen der Physik'e gönderdi. İlk makale ışığın zaman zaman ayrık enerjili parçacıklar, yani “kuantumlar” gibi davranması gerektiğini ileri sürdü; ikincisi ısı kuramı için bir deney önerip atomların varlığına kanıt sundu (Brown hareketi); üçüncüsü elektromanyetik kuram ile sıradan hareket arasındaki bilmeceyi “görelilik ilkesi” ile çözdü; dördüncüsü kütle ile enerjinin aynı şeyin iki yüzü olduğunu (E=mc²) gösterdi. Nobel biyografisine göre özel görelilik kuramı, mekanik yasalarını elektromanyetik alan yasalarıyla uzlaştırma girişiminden doğdu; ışığın düşük yoğunluklu ısıl özellikleri üzerine gözlemleri ise ışığın foton kuramının temelini attı. Nobel Komitesi'nin sunuş konuşması da Einstein'ın 1905'te Brown hareketini açıklayan kinetik bir kuram kurduğunu belirtir.

Kaynaklar: [4] [2] [3]

Özel Görelilik ve E=mc²

AIP'ye göre Galileo ve Newton'dan beri, düzgün doğrusal hareket eden bir düzenek ile duran bir düzenek arasında mekanik ölçümlerle hiçbir fark bulunamayacağı biliniyordu; buna görelilik ilkesi deniyordu. Ancak Maxwell ve Lorentz'in elektromanyetik kuramına göre ışık bu ilkeye uymamalı, ışık hızı ölçümleri hareketin etkisini göstermeliydi; oysa hiçbir hassas deneyde ışık hızının değiştiği görülmedi. AIP'ye göre Einstein görelilik ilkesinin mekanik olsun olmasın bütün olgulara uygulanması gerektiğine inanıyordu ve bu ilkenin elektromanyetik kuramla uyumlu olduğunu, zaman kavramını daha dikkatle ele alarak gösterdi. Kuramın dikkat çekici bir sonucu, bir cismin enerji yaydığında kütlesinin de orantılı olarak azalmasıydı. Einstein bir arkadaşına bu düşüncenin “eğlenceli ve bulaşıcı” olduğunu, ancak Tanrı'nın buna gülüp gülmediğini bilemeyeceğini yazmıştı.

Kaynaklar: [4]

Akademik Yıllar ve Berlin

Nobel biyografisine göre Einstein 1908'de Bern'de Privatdozent, 1909'da Zürih'te doçent, 1911'de Prag'da kuramsal fizik profesörü oldu ve ertesi yıl aynı unvanla Zürih'e döndü. 1914'te Kaiser Wilhelm Fizik Enstitüsü'nün direktörlüğüne ve Berlin Üniversitesi'nde profesörlüğe atandı. AIP'ye göre Berlin'e taşındığında öğretme yükümlülüğü olmayan bir araştırma görevi aldı ve eşinden ile iki oğlundan ayrıldı. I. Dünya Savaşı çıktığında Planck dahil 93 önde gelen Alman aydını Almanya'nın savaş yürütmesini savunan bir manifesto imzalarken, Einstein ve üç kişi savaş karşıtı bir karşı-manifesto imzaladı. AIP'ye göre Einstein 1918'de kurulan ilerici Alman Demokrat Partisi'nin kuruluş bildirisini imzalayanlar arasındaydı ve Weimar'da seçilmiş meclisin toplanmasının ardından genç cumhuriyete destek olarak Alman vatandaşlığını resmen kabul etti.

Kaynaklar: [2] [4]

Genel Görelilik

AIP'ye göre Einstein, yıllarca çıkmaz yollarda geçen on yıllık bir düşünme sürecinin ardından 1915'te genel görelilik kuramını tamamladı ve kütleçekimine dair yeni bir anlayışa ulaştı. Nobel biyografisine göre Berlin'deki ilk yıllarında özel göreliliğin doğru yorumunun aynı zamanda bir kütleçekim kuramı da sağlaması gerektiğini ileri sürdü ve genel görelilik makalesini 1916'da yayımladı; iki kaynak kuramın tamamlanma ve yayımlanma yıllarını bu şekilde farklı verir. AIP'ye göre kuram, ışık ışınının büyük bir kütlenin yakınından geçerken bükülmesi gerektiğini öngörüyordu; örneğin Güneş'in yakınından geçen yıldız ışığı hafifçe sapmalıydı. Einstein 1913'te bir gökbilimciye yazdığı mektupta Güneş yakınında ışığın nasıl sapacağını gösteren bir çizim de göndermişti.

Kaynaklar: [4] [2]

1919 Tutulması ve Dünya Çapında Ün

AIP'ye göre Einstein'ın öngördüğü sapma ancak Güneş'in kendi ışığı bir tutulmayla engellendiğinde ölçülebilirdi; bu öngörü İngiliz gökbilimcileri Mayıs 1919'daki tam güneş tutulmasını gözlemlemeye yöneltti. Savaşın bitmesiyle hazırlıklar başladı; biri Batı Afrika açıklarındaki bir adaya, diğeri Brezilya'ya giden iki sefer, tutulan Güneş'in yakınındaki yıldızları fotoğraflamayı başardı ve yıldız ışığı tam da Einstein'ın öngördüğü gibi sapmıştı. AIP, Einstein'ın annesine yazdığı “Bugün iyi haber var. H. A. Lorentz İngiliz seferlerinin ışığın Güneş yakınında saptığını gerçekten kanıtladığını telgrafla bildirdi” mektubunu aktarır. AIP'ye göre bu doğrulamadan sonra Einstein halkın gözünde bilimin simgesi oldu; ünü sayesinde Weimar Cumhuriyeti'ni ve liberal davaları savundu, ancak bu yüzden hem kendisi hem de görelilik kuramı antisemitlerin ağır saldırılarına uğradı.

Kaynaklar: [4]

Nobel Ödülü (1921)

Nobel Vakfı'na göre 1921 Nobel Fizik Ödülü Albert Einstein'a “kuramsal fiziğe hizmetleri ve özellikle fotoelektrik etki yasasını keşfi nedeniyle” verildi. 1921'deki seçim sürecinde Nobel Fizik Komitesi o yılın adaylarından hiçbirinin Alfred Nobel'in vasiyetindeki ölçütleri karşılamadığına karar verdi; Nobel Vakfı tüzüğüne göre bu durumda ödül ertesi yıla saklanabiliyordu ve bu hüküm uygulandı. Einstein 1921 ödülünü bir yıl sonra, 1922'de aldı. Nobel Vakfı'nın “Facts” sayfası fotoelektrik etkiyi şöyle özetler: ışık, belirli frekanslara karşılık gelen sabit enerjili paketlerden, yani kuantumlardan oluşur; bir ışık kuantumunun, yani fotonun bir elektronu serbest bırakabilmesi için belirli bir asgari frekansa sahip olması gerekir. Einstein'ın ödül sırasındaki kurumu Berlin'deki Kaiser-Wilhelm-Institut für Physik'ti.

Kaynaklar: [1] [2]

Kuantum Tartışması

AIP'ye göre Einstein 1916'da enerji kuantumunu da kapsayan geliştirilmiş bir ısı istatistiği kuramı geliştirdi; bu kuram ışığın bir maddeden geçerken daha fazla ışık salınımını “uyarabileceğini” öngörüyordu ve bu etki bugünkü lazerin temelindedir. 1925'ten itibaren yeni bir kuantum mekaniği ortaya çıktı. Heisenberg ve Bohr gibi kurucular, kuramın bir atomun davranışının bazı ayrıntılarını tartışmaya anlamlı bir yol bırakmadığını savunuyordu; örneğin bir atomun ışık kuantumu yayacağı an asla kesin olarak öngörülemezdi. AIP'ye göre Einstein bu belirsizliği kabul edemedi; 1927 ve 1930 Solvay konferanslarında Bohr ile tartışması gece gündüz sürdü ve hiçbiri yenilgiyi kabul etmedi. Einstein kuantum mekaniği hakkında “İçimden bir ses bunun henüz gerçek şey olmadığını söylüyor ... Her hâlükârda O'nun zar atmadığına inanıyorum” diye yazdı. AIP'ye göre 1930'ların ortasında Einstein kuantum mekaniğini atomların davranışının istatistiği için tutarlı bir kuram olarak kabul etti ve onu “zamanımızın en başarılı fizik kuramı” olarak niteledi, ancak tamamlanmış bir kuram saymadı.

Kaynaklar: [4]

Birleşik Alan Arayışı

AIP'ye göre Einstein 1920'lerden itibaren elektromanyetizma ile kütleçekimi kuramlarını birleştirmenin yolunu aradı; 1929'da bir birleşik alan kuramı açıkladı, ancak matematiği deneylerle karşılaştırılamadı ve yararlı bir kurama ulaşma mücadelesi daha yeni başlıyordu. Nobel biyografisine göre emekliliğinden sonra da fiziğin temel kavramlarını birleştirmeye çalıştı ve bunu fizikçilerin çoğunluğunun tersine “geometrileştirme” yaklaşımıyla yaptı. AIP'ye göre Einstein kendi genel görelilik kuramının yaklaşımını izleyerek kuantum mekaniğinden daha derine inmeyi umuyordu ve bu arayış hayatının geri kalanını büyük ölçüde doldurdu. 1955'te ölümüne kadar gerçek bir birleşik alan kuramı arayışı günlerini doldurmaya devam etti.

Kaynaklar: [4] [2]

1933: Almanya'dan Ayrılış

Nobel biyografisine göre Einstein 1933'e kadar Berlin'de kaldı; o yıl siyasi nedenlerle vatandaşlığından vazgeçti ve Princeton'da kuramsal fizik profesörlüğüne geçmek üzere Amerika'ya göç etti. Biyografiye eklenen nota göre Einstein resmî olarak Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü'ne bağlıydı. AIP'ye göre Einstein yeni Nazi yönetimi altında Almanya'da yaşamaya gönülsüzdü; katı pasifizmden vazgeçerek dünya liderlerini Alman saldırganlığına karşı hazırlanmaya çağırdı ve Nazilerin Yahudi ve diğer siyasi kurbanlarını kurtarmak için çalıştı. Nobel biyografisine göre 1940'ta ABD vatandaşı oldu ve 1945'te görevinden emekli oldu.

Kaynaklar: [2] [4]

Türkiye Mektubu (1933)

Jewish Currents'a göre Einstein 17 Eylül 1933'te başbakanı aracılığıyla Mustafa Kemal Atatürk'e bir mektup yazarak Nazizmin yükselişiyle işlerinden uzaklaştırılan kırk Alman Yahudi bilim insanı ve doktora Türkiye'de sığınma ve araştırma imkânı tanınmasını istedi. Aynı kaynağa göre mektup, Einstein'ın onursal başkanı olduğu Yahudi Halkının Sağlığını Koruma Birliği'nin (OSE) Paris'teki bir konferansında onunla tanışan, Atatürk'ün diş hekimi Türk Yahudisi Sami M. Günzberg'in teşvikiyle yazıldı. STRASAM'ın yayımladığı metne göre Einstein bu bilim insanlarının hükümetin talimatına uygun olarak herhangi bir kurumda bir yıl ücretsiz çalışmak istediklerini belirtiyor ve talebin kabulünün hem en yüksek düzeyde insani bir faaliyet olacağını hem de ülkeye yarar sağlayacağını umduğunu yazıyordu (bkz. Mustafa Kemal Atatürk).

Kaynaklar: [7] [6]

Atom Bombası Mektubu

AIP'ye göre Ağustos 1939'da nükleer fizikçiler Einstein'a bilimsel değil siyasi yardım için geldi. Uranyum çekirdeğinin fisyonu yeni keşfedilmişti; uzun süreli dostu Leo Szilard ve başka fizikçiler uranyumun son derece yıkıcı bombalarda kullanılabileceğini ve Nazi Almanyası'nın böyle silahlar yapabileceğini fark etti. Hitler'in saldırganlığı karşısında katı pasifizmini zaten bırakmış olan Einstein, ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'e ulaştırılan ve harekete geçmesini isteyen bir mektubu imzaladı. AIP'ye göre bu mektup ve Mart 1940 tarihli ikinci bir Einstein–Szilard mektubu, ABD hükümetini nükleer savaşa hazırlanmaya iten başka bilim insanlarının çabalarına eklendi. Einstein bomba projesinde başka hiçbir rol oynamadı: solcu davaları desteklemiş bir Alman olarak böyle hassas bir iş için güvenlik izni alamadı; savaş sırasında ABD Donanması'nın Mühimmat Bürosu'na danışmanlık yaptı.

Kaynaklar: [4]

Son Yılları ve Ölümü

Nobel biyografisine göre Einstein II. Dünya Savaşı'ndan sonra Dünya Hükümeti Hareketi'nin önde gelen isimlerinden biri oldu, kendisine sunulan İsrail Devleti cumhurbaşkanlığını reddetti ve Chaim Weizmann ile birlikte Kudüs İbrani Üniversitesi'nin kuruluşunda iş birliği yaptı. AIP'ye göre 1952'de İsrail'in ikinci cumhurbaşkanı olması istendi, ancak kabul etmedi; Birleşmiş Milletler, dünya hükümeti, nükleer silahsızlanma ve sivil özgürlükler gibi pek çok davayı destekledi. Nobel biyografisine göre 1919'da Mileva Marić'ten boşanan Einstein aynı yıl kuzeni Elsa Löwenthal ile evlendi; Elsa 1936'da öldü. Einstein 18 Nisan 1955'te New Jersey'deki Princeton'da öldü; AIP'ye göre yeni bir savaş karşıtı proje üzerine yazışırken ve İsrail için bir konuşma yazarken rahatsızlandı.

Kaynaklar: [2] [4]

Tartışma: Nobel Neden Görelilik İçin Verilmedi?

Einstein'ın Nobel'i görelilik için değil fotoelektrik etki yasası için alması sık sorulan bir sorudur. Nobel Komitesi başkanı Svante Arrhenius'un 10 Aralık 1922'deki sunuş konuşması bunun arka planını ipucu olarak verir: konuşmaya göre adı en çok duyulan fizikçi Einstein'dı ve tartışmaların çoğu görelilik kuramı etrafında dönüyordu; ancak bu kuram esasen epistemolojiyle ilgiliydi ve felsefe çevrelerinde canlı bir tartışma konusuydu. Konuşma, Paris'te ünlü filozof Bergson'un kuramı sorguladığını, başka filozofların ise onu coşkuyla benimsediğini ve kuramın gökbilimsel sonuçlarının hâlâ titizlikle incelendiğini hatırlatır. Konuşmaya göre Einstein'ın ödülü özellikle aldığı çalışma grubu, Planck'ın 1900'de kurduğu kuantum kuramı alanındaki fotoelektrik etki ve özgül ısı çalışmalarıydı. Nobel özetine göre de komite 1921'de adaylardan hiçbirini ölçütlere uygun bulmayıp ödülü bir yıl ertelemişti.

Kaynaklar: [3] [1]

Tartışma: “Okulda Başarısızdı” Efsanesi

Einstein'ın çocukken okulda başarısız olduğu ya da matematikte kaldığı sık tekrarlanan bir anlatıdır. AIP'nin sergisi bu anlatıyı desteklemez: Einstein'ın genellikle iyi notlar aldığını ve matematikte üstün olduğunu, ancak başarının ezbere ve keyfî otoriteye itaate bağlı olduğu Münih lisesinden nefret ettiğini ve gerçek çalışmalarını evde matematik, fizik ve felsefe kitaplarıyla yaptığını yazar. AIP'ye göre ailesi onun üç yaşına kadar pek konuşmamasından endişelenmişti, ancak o geri değil sessiz bir çocuktu; aile efsanesine göre ne diyeceğini tartarak geç konuşuyordu. Aynı kaynağa göre bir öğretmeni, sınıftaki varlığının öğrencilerin öğretmene saygısını bozduğunu söyleyerek okulu bırakmasını önermişti. Yani anlatının doğru olan kısmı Einstein'ın okuldan hoşlanmaması ve 15 yaşında liseyi bırakmasıdır; matematikte başarısız olduğu iddiası kaynaklarla desteklenmez.

Kaynaklar: [4]

Tartışma: Alman Vatandaşlığı Ne Zaman?

Einstein'ın vatandaşlık durumu kaynaklarda farklı anlatılır. Nobel Vakfı'nın 1922'de yayımlanan biyografisi, Einstein'ın 1901'de İsviçre vatandaşı olduğunu ve 1914'te Alman vatandaşlığına geçtiğini yazar. AIP'nin sergisi ise I. Dünya Savaşı sırasında Einstein'ın İsviçre vatandaşı olarak kendini kuramsal fiziğe verebildiğini, Almanya'nın Kasım 1918'deki askeri çöküşünden ve Weimar'da seçilmiş meclisin toplanmasından sonra genç cumhuriyete destek jesti olarak Alman vatandaşlığını “resmen kabul ettiğini” anlatır. İki kaynak 1933'te siyasi nedenlerle Alman vatandaşlığından vazgeçtiği ve 1940'ta ABD vatandaşı olduğu konusunda birleşir. Bu madde her iki anlatımı kaynağıyla birlikte verir.

Kaynaklar: [2] [4]

Tartışma: EPR Makalesi ve Einstein

1935'te Einstein, Podolsky ve Rosen'ın yayımladığı ve kuantum mekaniğinin eksik olduğunu savunan makale (EPR) genellikle doğrudan Einstein'ın görüşünün ifadesi sayılır. Stanford Encyclopedia of Philosophy'nin “Einstein's Philosophy of Science” maddesi bu konuda bir ayrıntıya dikkat çeker: Einstein 1935'te “ayrılabilirlik” ilkesini kuantum mekaniğinin eksikliğine dair argümanının merkezî öncüllerinden biri yaptı, ancak bu ilke yayımlanan EPR makalesinde o kadar açık kullanılmamıştı; çünkü makaleyi Einstein yazmamıştı ve argümanın orada sunuluş biçimini beğenmemişti. SEP'e göre ayrılabilirlik, Einstein'ın eksiklik argümanını sonraki bütün sunuşlarında açık bir öncül olarak yer alır. AIP de Einstein'ın kuantum mekaniğini istatistiksel bir kuram olarak tutarlı bulduğunu, ancak tek tek olayları betimlemediği için tamamlanmış saymadığını vurgular.

Kaynaklar: [5] [4]

Tartışma: Türkiye Mektubu Nasıl Karşılandı?

Mektubun sonucu kaynaklarda farklı vurgularla anlatılır. STRASAM'ın aktardığına göre Başbakan İsmet İnönü mektubu Maarif Vekili Reşit Galip'e iletti ve Einstein'a olumsuz yanıt verdi: yanıta göre Türkiye'de o sırada benzer nitelikte ve aynı siyasi koşullardaki kırktan fazla profesör ve doktor çalışıyordu ve mevcut koşullarda daha fazla personel istihdam etmek mümkün değildi. STRASAM ise buna rağmen Einstein'ın istediği kırk kişi olmasa da toplam 190 Alman bilim insanının Atatürk sayesinde Türkiye'ye geldiğini yazar. Jewish Currents, National Geographic'teki bir yazıdan aktararak yalnızca kırk kişinin değil, pek çok Alman ve Avusturyalı Yahudi bilim insanının aileleri ve asistanlarıyla Türkiye'ye geldiğini ve sonraki on–on beş yılda özellikle İstanbul'daki tıp ve fen bölümlerinin geliştiğini belirtir. Kaynaklar, resmî yanıtın olumsuz olduğu ile sürgün bilim insanlarının Türk üniversitelerinde çalıştığı konusunda birleşir; farklılık, gelenlerin sayısında ve kararın kime atfedildiğindedir.

Kaynaklar: [6] [7]

Bugüne Mirası

Nobel biyografisine göre Einstein Avrupa ve Amerika'daki pek çok üniversiteden fahri doktora aldı, dünyanın önde gelen bilim akademilerine üye seçildi; 1925'te Londra Kraliyet Derneği'nin Copley Madalyası'nı ve 1935'te Franklin Enstitüsü'nün Franklin Madalyası'nı aldı. AIP'ye göre 1930'larda atom çekirdeklerini parçalayan makinelerle çalışan bilim insanları E=mc² formülünü doğruladı; Einstein'ın 1916'da öngördüğü uyarılmış salınım ise lazerin temelini oluşturdu. SEP'e göre Einstein, bilim felsefesine de kalıcı katkılar yapan bir “filozof-fizikçi” olarak görülür. Einstein'ın mirası için bkz. Isaac Newton, Bilimsel Devrim ve Marie Curie.

Kaynaklar: [2] [4] [5]

Önemli İsimler

  • Mileva Marić1903–1919

    Einstein'ın ilk eşi; bir kızı ve iki oğulları oldu.

  • H. A. Lorentz1919

    İngiliz seferlerinin sonucunu Einstein'a telgrafla bildirdi.

  • Niels Bohr1927, 1930

    Solvay konferanslarında kuantum mekaniğinin yorumunu Einstein'la tartıştı.

  • Svante Arrhenius1922

    Nobel Fizik Komitesi başkanı; sunuş konuşmasını yaptı.

  • Leo Szilard1939

    Roosevelt'e gönderilen mektubun hazırlanmasında Einstein'a başvurdu.

  • Sami M. Günzberg1933

    Türkiye mektubunun yazılmasını teşvik eden diş hekimi.

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Einstein Ulm'da doğdu.

  • Princeton'da öldü.

  • Zürih'teki Federal Politeknik Okulu'na girdi.

  • Diploma ve İsviçre vatandaşlığı; patent ofisinde göreve başladı.

  • Dört temel makale ve doktora.

  • Zürih ve Prag'da profesörlük.

  • Berlin: Kaiser Wilhelm Fizik Enstitüsü direktörlüğü.

  • Genel görelilik kuramı tamamlandı (AIP; Nobel biyografisi yayımı 1916 olarak verir).

  • Güneş tutulması gözlemleri ışığın sapmasını doğruladı.

  • 1921 Nobel Fizik Ödülü teslim edildi.

  • Solvay konferanslarında Bohr ile tartışma.

  • Almanya'dan ayrıldı; Princeton; Türkiye'ye mektup (17 Eylül).

  • Roosevelt'e atom bombası mektubu.

  • ABD vatandaşlığı.

  • İsrail cumhurbaşkanlığı teklifini reddetti.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. NobelPrize.org — The Nobel Prize in Physics 1921 (Summary)

    Ödül gerekçesi ve ödülün bir yıl ertelenmesi.

  2. NobelPrize.org — Albert Einstein: Biographical ve Facts

    Nobel Vakfı'nın 1922'de yayımladığı biyografi ve temel bilgiler.

  3. NobelPrize.org — Nobel Prize in Physics 1921: Presentation Speech (S. Arrhenius)

    Nobel Komitesi başkanının 10 Aralık 1922 tarihli sunuş konuşması.

  4. American Institute of Physics, Center for History of Physics — Einstein: Image and Impact

    Einstein'ın hayatı, 1905 makaleleri, 1919 gözlemi, kuantum tartışması ve atom bombası mektubu.

  5. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Einstein's Philosophy of Science (Don Howard, Marco Giovanelli)

    Einstein'ın bilim felsefesi ve EPR makalesine bakışı.

  6. STRASAM — The Story of Albert Einstein's Letter to Atatürk

    Einstein'ın 17 Eylül 1933 tarihli mektubu ve İnönü'nün cevabı.

  7. Jewish Currents — September 17: Einstein's Letter to Atatürk (Lawrence Bush, 2014)

    Mektubun arka planı ve Sami Günzberg'in rolü.

Sık Sorulan Sorular

Einstein Nobel'i neden bir yıl gecikmeyle aldı?

Nobel Vakfı'na göre 1921'deki seçim sürecinde Nobel Fizik Komitesi o yılın adaylarından hiçbirinin Alfred Nobel'in vasiyetindeki ölçütleri karşılamadığına karar verdi. Vakıf tüzüğüne göre bu durumda ödül ertesi yıla saklanabiliyordu; bu hüküm uygulandı ve Einstein 1921 ödülünü 1922'de aldı.

1905'teki dört makale neyle ilgiliydi?

AIP'ye göre dört makale sırasıyla ışığın ayrık enerjili “kuantumlar” gibi davranabileceğini, atomların varlığını kanıtlayan Brown hareketini, elektromanyetizma ile hareket arasındaki bilmeceyi çözen görelilik ilkesini ve kütle ile enerjinin eşdeğerliğini (E=mc²) ele alıyordu. Hepsi Annalen der Physik'e gönderildi.

Einstein Manhattan Projesi'nde çalıştı mı?

AIP'ye göre hayır. Einstein 1939'da Roosevelt'e nükleer bomba olasılığı konusunda uyaran mektubu imzaladı ve Mart 1940'ta ikinci bir mektup gönderildi; ancak bomba projesinde başka rol oynamadı. Solcu davaları desteklemiş bir Alman olarak güvenlik izni alamadı; savaş sırasında ABD Donanması'nın Mühimmat Bürosu'na danışmanlık yaptı.