SavaşYakın Çağ

93 Harbi (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı)

Tarih1877–1878 (Rumi 1293 - "93 Harbi")
TaraflarOsmanlı İmparatorluğu – Rus İmparatorluğu
SonuçAğır Osmanlı Yenilgisi, Büyük Toprak Kayıpları
Esir düşen Gazi Osman Paşa, Plevne'nin teslim olduğu gün (29 Aralık 1877) Rus Çarı II. Aleksandr'a takdim edilirken.

Tablo, 19. yüzyılEsir düşen Gazi Osman Paşa, Plevne'nin teslim olduğu gün (29 Aralık 1877) Rus Çarı II. Aleksandr'a takdim edilirken.Nikolai Dmitriev-Orenburgsky, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Doksanüç Harbi, Rusya'nın 24 Nisan 1877'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesiyle başlayan ve 3 Mart 1878'de Ayastefanos Antlaşması'yla sona eren savaştır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Rumî takvimle 1293 yılına rastladığı için bu adla bilinir ve önceki Osmanlı-Rus savaşları gibi Tuna'da ve Doğu Anadolu'da olmak üzere iki cephede yürütüldü. Savaş Osmanlı ordularının yenilgisiyle sonuçlandı ve Osmanlı Devleti'ni siyasi, askerî, sosyal ve iktisadi bakımdan derinden etkiledi. Gazi Osman Paşa'nın Plevne savunması savaşın en tanınan olayıdır; ancak TDV'nin vurguladığı gibi savaşın en kalıcı sonucu, özellikle Bulgaristan'daki Türk nüfusun katliam ve zorla göç yoluyla yüzyıllardır yaşadığı topraklardan uzaklaştırılmasıdır. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi'nin ilgili maddeleri ile iki hakemli makaleye dayanır; tarih ve rakamlarda kaynaklar arasındaki farklar ayrıca belirtilmiştir.

Kaynaklar: [1]

Sebepleri: Panslavizm ve Diplomatik Yalnızlık

TDV'ye göre Rusya, 1856 Paris Antlaşması'ndan sonra panslavizm siyasetiyle Balkanlardaki Slav halklar üzerinde faaliyetlerini artırdı. Fransa'nın 1870'te Almanya'ya yenilmesinin Avrupa dengesinde yarattığı durumdan yararlanarak Paris Antlaşması'nın kendisiyle ilgili hükümlerinden kurtuldu. TDV'nin "Ayastefanos Antlaşması" maddesine göre 24 Temmuz 1875'te Hersek, 2 Mayıs 1876'da Bulgar isyanları çıktı. TDV'nin "Doksanüç Harbi" maddesine göre Rusya, Mayıs 1876'daki Bulgar İsyanı'nda on binlerce Bulgarın Türklerce katledildiğini iddia ederek olaya dinî bir mahiyet kazandırdı. Dış borçların ödenememesi yüzünden Türklere karşı zaten öfkeli olan Avrupa kamuoyu, İngilizlerin de katılmasıyla Osmanlı Devleti'ni yalnızlığa itti. Aşkın Koyuncu'nun hakemli makalesi de savaşın meşruiyetini 1876 Nisan ayaklanmasında "Bulgar kıyımı" yapıldığı iddialarından aldığını belirtir. Rusya'nın teşvikiyle Sırbistan ve Karadağ Temmuz 1876'da Osmanlı'ya savaş açtı, ancak TDV'ye göre muharebeler Osmanlı ordularının kesin galibiyetiyle sonuçlandı.

Kaynaklar: [1] [3] [6]

İstanbul Konferansı ve Savaş İlanı

TDV'ye göre 23 Aralık 1876'da İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya, İtalya ve Osmanlı Devleti'nin katıldığı İstanbul Konferansı toplandı. Daha önce Rus Elçiliği'nde belirlenen teklifler konferans kararları olarak Bâbıâli'ye bildirildi. Buna göre Bulgaristan, beşer yıllık sürelerle atanacak Hıristiyan valilerin yönettiği iki özerk eyalete ayrılacak, Bulgarca resmî dil olacak ve Müslüman halkın silahları toplatılacaktı. Osmanlı Devleti'nin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne aykırı bulunan bu teklifler Bâbıâli'de toplanan bir genel mecliste reddedildi. TDV'nin "Ayastefanos Antlaşması" maddesine göre Avusturya, 15 Ocak 1877'de Rusya ile imzaladığı Peşte Antlaşması'yla büyük bir Slav devleti kurulmaması şartıyla Rusya'yı Balkanlarda serbest bıraktı ve karşılığında Bosna-Hersek'i aldı. 31 Mart 1877'de imzalanan Londra Protokolü de reddedilince Rusya, TDV'nin ifadesiyle Avrupa'nın hukukunu savunma iddiasıyla 24 Nisan 1877'de savaş ilan etti. Romanya, Sırbistan ve Karadağ Rusya'nın yanında yer aldı; İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtalya tarafsızlıklarını bildirdi.

Kaynaklar: [1] [3]

Kuvvetler ve Tuna Cephesi

TDV'ye göre Tuna cephesinde Serdâr-ı Ekrem Abdülkerim Paşa kumandasındaki yaklaşık 180.000 kişilik Osmanlı kuvvetleri, Şumnu'daki merkez karargâh dahil Silistre, Totrakan, Rusçuk, Ziştovi ve Vidin'de toplanmıştı. Grandük Nikola kumandasındaki yaklaşık 160.000 kişilik Rus ordusu ise Romanya sınırındaydı. Doğu Anadolu'da 55.000 civarındaki Osmanlı ordusunu Ahmed Muhtar Paşa, 120.000 kişilik Rus ordusunu General Melikof yönetiyordu. Ruslar Tuna'yı Rusçuk ile Niğbolu arasından geçerek 27 Haziran'da Ziştovi'yi, 1 Temmuz'da Tırnova'yı aldı. TDV'ye göre stratejik Şıpka Geçidi'ndeki Osmanlı kuvvetleri pek çok saldırıya karşı koyduktan sonra 19 Temmuz'da geçidi gizlice boşalttı. Bu başarılar İstanbul'da büyük heyecan uyandırdı; saltanat merkezinin Bursa'ya taşınacağı haberleri bile yayıldı. Serasker Redif Paşa ile Abdülkerim Paşa görevden alınıp divanıharbe verildi. Güneyden gelen Süleyman Paşa General Gurko'yu yendi ve Balkanların güneyindeki yerleri geri aldı, ancak 21 Ağustos'tan itibaren başlattığı saldırılarla Şıpka'yı geri almayı başaramadı.

Kaynaklar: [1]

Plevne Savunması

TDV'nin "Osman Paşa" maddesine göre Osman Paşa, Rusların savaş ilan ettiği sırada Vidin'deki Garp Ordusu kuvvetlerinin kumandanıydı ve 25.000 kişilik kolordusuyla 7 Temmuz 1877'de Plevne'ye ulaştı. TDV'nin "Doksanüç Harbi" maddesi ise onun Plevne'ye 18 Temmuz'da geldiğini yazar; iki madde arasındaki on bir günlük fark, 19. yüzyılda Rusya'da kullanılan Jülyen takvimi ile Gregoryen takvim arasındaki farka denk gelir, ancak kaynaklar bunu açıklamaz. "Osman Paşa" maddesine göre Rusların 8 Temmuz'da General Schilder kumandasında başlattığı saldırı, Rusların Rumeli cephesinde yedikleri ilk darbe olan I. Plevne Muharebesi oldu. Takviye alan Ruslar 18 Temmuz'da ikinci kez saldırdı ve yine yenildi. Rumenlerin de katıldığı 7-11 Eylül tarihli III. Plevne Muharebesi de Ruslara başarı getirmedi. TDV'ye göre bu zafer üzerine Sultan II. Abdülhamid kendisi için aldığı "gazi" unvanını Osman Paşa'ya ve Doğu Anadolu kumandanı Ahmed Muhtar Paşa'ya da verdi. Ruslar 13 Eylül'de Plevne'yi kuşatma altına aldı. TDV'ye göre Plevne'de takılıp kalan Ruslar, 40.000 kişilik Osmanlı askerine karşı yeni kuvvetler getirterek mevcutlarını 125.000'e çıkardı. TDV'nin "Plevne" maddesi, şehrin 1877'de Çar II. Aleksandr'ın bizzat kumanda ettiği kalabalık Rus-Rumen ordusuna karşı Osman Paşa'nın uzun süreli savunmasıyla tanındığını belirtir.

Kaynaklar: [2] [1]

Yarma Harekâtı ve Teslim

TDV'ye göre ağır kış şartları ve yiyecek sıkıntısı içindeki Plevne savunucuları Grandük Nikola'nın teslim olma teklifini reddetti, fakat zamanın aleyhlerine işlediğini görerek bir yarma harekâtına karar verdi. 10 Aralık 1877'de Osman Paşa kuvvetlerini ikiye ayırdı: birinci grup düşman mevzilerini ele geçirinceye kadar ikinci grup taarruzu koruyacak, sonra birlikte ilerleyip çember aşılacaktı. Osman Paşa'nın başında bulunduğu birinci grup Rus mevzilerini aldı, ancak planı fark eden düşman ikinci grubun mevzilerinden çıkmasına izin vermedi. TDV'nin "Osman Paşa" maddesine göre Osman Paşa Vid suyunu geçmeye çalışırken Rus-Rumen topçu ateşiyle bir şarapnel parçasından yaralandı; "Doksanüç Harbi" maddesi atının da vurulduğunu ekler. Kurmay subayların yapılabilecek başka bir şey kalmadığını belirtmesi üzerine teslim oldu. TDV'ye göre bir süre Bükreş ve Harkov gibi yerlerde esaret hayatı yaşadı; Rus çarı kahramanlığını takdir amacıyla ona çifte kartal nişanı verdi. II. Abdülhamid onun dönüşü için Serasker Rauf Paşa'yı olağanüstü büyükelçi sıfatıyla Petersburg'a gönderdi ve Osman Paşa 12-13 Mart 1878'de İstanbul'da muhteşem bir törenle karşılandı.

Kaynaklar: [1] [2]

Doğu Anadolu Cephesi

TDV'ye göre Doğu Anadolu'da Kars, Doğubayazıt ve Ardahan'a doğru üç koldan ilerleyen Ruslar 30 Nisan'da Doğubayazıt'ı aldı. General Melikof kuvvetleri şiddetli çarpışmalardan sonra Ardahan'a girdi. Ancak Erzurum üzerine yürüyen Ruslar 15 Temmuz'da yenilerek sınır dışına atıldı. Ağustosta General Lazarof kumandasında yeniden saldırıya geçen Ruslar 18 Kasım'da Kars'ı ele geçirdi. TDV'ye göre bunun üzerine daha uygun bir savunma için Erzurum'a çekilen Osmanlı kuvvetleri Aziziye tabyalarında, Nene Hatun'un halkı teşvikiyle büyük bir direniş örneği gösterdi. TDV'nin "Ayastefanos Antlaşması" maddesine göre savaşların başında Doğu Anadolu'da Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın, Balkanlarda Gazi Osman Paşa'nın başarıları Osmanlı lehine bir gelişme göstermişse de bu uzun sürmedi. Osmanlı'nın Karadeniz'deki üstünlüğü yüzünden Ruslar kara harekâtına ağırlık verdi ve doğuda Erzurum'a, batıda İstanbul önlerine kadar geldi.

Kaynaklar: [1] [3]

Edirne'nin Düşüşü ve Meclis'in Kapatılması

TDV'ye göre Plevne'nin düşmesinden sonra Sırbistan da Osmanlı'ya savaş ilan etti ve Rus kuvvetleri Edirne'ye yürüdü. İstihkâmları mükemmel olan Edirne, Plevne gibi uzun süre direnebilecek durumdayken Vali Eyüp Paşa mühimmat depolarını tahrip ederek geri çekildi ve şehir 20 Ocak 1878'de teslim oldu. Avrupa devletleri arabuluculuk talebine olumlu cevap vermeyince II. Abdülhamid bizzat Rus çarından mütareke istedi. TDV'ye göre bu sırada Meclis-i Mebusan'da yenilginin sebepleri şiddetle tartışılıyordu. Yıldız'da padişahın da katıldığı olağanüstü bir mecliste bazı üyelerin yenilginin sorumlusu olarak padişahı göstermekte ısrar etmesi üzerine II. Abdülhamid önce toplantıyı terk etti, ardından Meclis-i Mebusan'ı kapattı. 31 Ocak 1878'de imzalanan Edirne Mütarekesi'ne göre Osmanlı kuvvetleri Küçükçekmece-Terkos hattına çekilecek ve Erzurum Ruslara teslim edilecekti. Görüşmeler Rusların karargâhlarını Yeşilköy'e (Ayastefanos) taşımasından sonra burada sürdü.

Kaynaklar: [1]

Ayastefanos Antlaşması (3 Mart 1878)

TDV'nin "Ayastefanos Antlaşması" maddesine göre Osmanlı Devleti'ni Hariciye Nâzırı Safvet Paşa ile Berlin sefiri Sâdullah Bey, Rusya'yı General İgnatyev ile Nelidof temsil etti. Yirmi dokuz maddelik antlaşmaya göre Osmanlı Devleti Romanya, Karadağ ve Sırbistan'ın bağımsızlığını tanıyacaktı. Bulgaristan, sınırları Tuna'dan Ege Denizi'ne, Arnavutluk'tan Karadeniz'e uzanan ve Osmanlı'ya bağlı özerk bir prenslik olacaktı. Bosna-Hersek'te, Rumeli'nin Hıristiyan bölgelerinde ve Doğu Anadolu'da Ermenilerin yaşadığı yerlerde ıslahat yapılacaktı. Osmanlı Devleti Rusya'ya 1.410.000.000 ruble savaş tazminatı ödeyecek, bunun büyük kısmına karşılık Rumeli'deki bazı yerlerle Kars, Ardahan, Batum ve Doğubayazıt'ı Rusya'ya bırakacak, kalan 300.000.000 ruble nakit ödenecekti. TDV bu antlaşmayı panslavizm siyasetinin bir zaferi olarak niteler. Rusya'nın mevcut siyasi dengeyi tek taraflı bozması başta İngiltere olmak üzere diğer devletlerin muhalefetiyle karşılandı.

Kaynaklar: [3]

Berlin Kongresi ve Kıbrıs

TDV'nin "Berlin Antlaşması" maddesine göre Rusya'nın Osmanlı toprakları üzerindeki aşırı nüfuzu İngiltere'nin çıkarlarına ters düşüyordu; Avusturya da büyük bir Bulgaristan'dan son derece rahatsızdı. Rusya'ya karşı Doğu Akdeniz'deki konumunu güçlendirmek isteyen İngiltere Kıbrıs'ı üs olarak kullanmak istedi ve ada verilmezse zorla alacağını bildirdi. Berlin Kongresi'nde İngiltere'den yardım göreceğini uman Bâbıâli, 4 Haziran 1878 tarihli bir antlaşmayla Kıbrıs'ı İngilizlere devretti. TDV'ye göre 1 Temmuz 1878 tarihli ek antlaşmayla, Rusya Doğu Anadolu'da işgal ettiği yerleri iade ederse İngiltere'nin Kıbrıs'tan çekileceği hükmü eklendi ve adanın toprak mülkiyetinin Osmanlı'ya ait olduğu tespit edildi. Kongre 13 Haziran 1878'de Almanya Başvekili Bismarck'ın başkanlığında toplandı. Osmanlı Devleti'ni Müşir Mehmed Ali Paşa, Sâdullah Bey ve Karatodori Paşa temsil etti. TDV'ye göre Osmanlı, Ayastefanos şartlarının hafifletileceğini umuyordu, ancak kongreye katılan devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki kendi çıkarlarını korumaya çalıştığı, kendilerinden yardım beklenen İngiliz temsilcilerinin bile Osmanlı aleyhine görüşler ileri sürdüğü görüldü.

Kaynaklar: [4]

Berlin Antlaşması'nın Hükümleri

TDV'ye göre bir ay süren kongre sonunda imzalanan altmış dört maddelik Berlin Antlaşması, Ayastefanos'un çizdiği Bulgaristan'ı üç bölgeye ayırdı: Osmanlı'ya tâbi, iç işlerinde serbest ve sınırları daraltılmış bir Bulgaristan Prensliği; siyasi ve askerî bakımdan Osmanlı'ya bağlı, Hıristiyan bir valinin yönettiği Şarkî Rumeli eyaleti; ve ıslahat yapılmak şartıyla Osmanlı'ya bırakılan Makedonya. Bosna-Hersek Avusturya tarafından işgal edilecekti. Karadağ, Sırbistan ve Romanya'nın bağımsızlığı tanındı; Sırbistan'a Niş ve Pirot verildi, Romanya Besarabya'yı Rusya'ya bırakmasına karşılık Tulça ve Dobruca'yı aldı. Osmanlı Devleti Kars, Ardahan ve Batum'u tazminatın bir kısmına karşılık Rusya'ya bıraktı; Doğubayazıt ve Eleşkirt vadisi Osmanlı'da kaldı, Kotur İran'a verildi. TDV'ye göre 8 Şubat 1879'daki İstanbul Antlaşması ile Rusya'ya bırakılan yerlerin bedeli düşüldükten sonra tazminat 802.500.000 frank olarak belirlendi ve yedi yılda eşit yirmi bir taksitte ödenmesi kararlaştırıldı.

Kaynaklar: [4]

Muhacirler: Savaşın İnsani Bedeli

Savaşın en ağır bedelini Balkanlardaki Müslüman sivil nüfus ödedi. Hakkı Yazıcı ile Muammer Demirel'in hakemli makalesine göre Rus kuvvetleri Tuna'yı geçer geçmez Türk-Müslüman halka saldırdı ve kaçan göçmenlere bile yetişerek onları katletti. Temmuz 1877'de Hain Boğazı'nda, Tırnova ile Kızanlık arasında çoğu kadın ve çocuk olan göçmenler Bulgar çetelerince öldürüldü. Ocak 1878'de Skobelef komutasındaki Rus kuvvetleri ve Don Kazakları Harmanlı'da, 20.000 araba ile göç eden ve sayısı 40 ile 100 bin arasında gösterilen muhacir kitlesine saldırdı; katliamdan kurtulanlar da Meriç üzerinde ve dağlarda soğuk ve açlıktan kırıldı. Aynı makaleye göre savaş sırasında Balkanlarda çoğu Türk 250.000 ile 300.000 Müslüman öldürüldü ve yaklaşık 1,5 milyon kişi Osmanlı topraklarına sığınmak zorunda kaldı. Aşkın Koyuncu ise savaşın Türk ve Müslüman nüfus üzerindeki insani kayıplarını tespit etmenin güç olduğunu belirtir ve arşiv belgelerine dayanarak muharebelerin başlamasından 12 Mart 1880'e kadar Osmanlı hükümetince iskân edilen Rumeli muhacirlerinin sayısını 500.389 olarak verir. İki rakam arasındaki fark, iskân edilen muhacirlerle savaşın yerinden ettiği tüm nüfus arasındaki farkı yansıtır. Koyuncu'ya göre Tuna Vilâyeti ile Filibe ve İslimye sancaklarında Türk ve Müslüman nüfusun yarıya yakını tasfiye edildi.

Kaynaklar: [5] [6]

Tartışma: Sonuçlar ve Anlatılar

TDV, Osmanlı yenilgisini kuvvetlerin geniş bir alana yayılmasına, kumandanlar arasındaki irtibatsızlığa, harekâtın İstanbul'dan yönetilmesine, malzeme ve mühimmat eksikliğine ve Karadeniz'deki donanmanın hiçbir varlık gösterememesine bağlar. Yenilginin sorumlusu görülen bazı kumandanlar Anadolu ve Rumeli divanıharplerinde yargılanıp cezalandırıldı. TDV, Ruslar ve Bulgarlar tarafından ortaklaşa uygulanan bu hareketi "tam bir Türk imhası" olarak niteler ve İstanbul'daki muhacir sayısının yüz binlerle ifade edildiğini, bu muhacirlerin Anadolu'nun çeşitli yerlerinde kurulan ve II. Abdülhamid'e izafeten Hamidiye adı verilen köylere yerleştirildiğini yazar. Koyuncu da Prens Çerkaski'nin deyimiyle savaşın bir "ırk ve yok etme savaşı"na dönüştüğünü aktarır ve Bulgar tarihçi Antonina Jelyazkova'nın en yoğun göçlerin Rus ordularının geçtiği bölgelerde ve Nisan ayaklanmasının yaşandığı yerlerde meydana geldiğini belirttiğini not eder. Savaş aynı zamanda Bulgaristan Prensliği'nin kuruluşuna yol açtığı için, Bulgar ve Türk tarih yazımlarında aynı olaylar çok farklı biçimlerde hatırlanır; bu madde, kullanılan kaynakların anlatımına sadık kalarak her iki yüzü de kaydetmeye çalışır.

Kaynaklar: [1] [6]

Tarihsel Önemi

Doksanüç Harbi, [[osmanli|Osmanlı Devleti]]'nin Balkanlardaki hâkimiyetinin büyük ölçüde sona erdiği dönüm noktalarından biridir. TDV'ye göre saltanatının ilk yılında Meşrutiyet'i ilan eden [[ikinci-abdulhamid|II. Abdülhamid]], bu savaşın yol açtığı buhran yüzünden Meclis-i Mebusan'ı kapatmak zorunda kaldı; meclisin yeniden açılışı için bkz. Jön Türkler ve II. Meşrutiyet. TDV'ye göre Ali Suâvi, İstanbul'daki Balkan muhacirlerinden bir grubun desteğiyle padişahı tahttan indirip yerine V. Murad'ı geçirmek için Çırağan Sarayı'na bir baskın düzenledi. Savaşın 802.500.000 franklık tazminatı Osmanlı maliyesine ağır bir yük getirdi ve Ayastefanos'un ağır hükümlerinden kurtulmak için İngiltere'nin desteğini sağlamak amacıyla Kıbrıs'ın idaresi İngiltere'ye bırakıldı. Yazıcı ve Demirel'e göre göç dalgası, Kırım ve Kafkasya'dan gelenlerle birlikte Anadolu'nun demografik yapısını kalıcı biçimde etkiledi. Savaş, [[kirim-savasi|Kırım Savaşı]]'ndan sonra Rusya'nın bölgeye dönüşünü ve [[balkan-savaslari|Balkan Savaşları]]'na uzanan gerilimleri de birbirine bağlar; Rus tarafı için bkz. [[rus-imparatorlugu|Rus İmparatorluğu]].

Kaynaklar: [1] [4] [5]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Doksanüç Harbi"

    Savaşın sebepleri, İstanbul Konferansı ve Londra Protokolü, iki cephedeki kuvvetler, Şıpka, Plevne, Kars, Edirne'nin düşüşü, Edirne Mütarekesi, yenilginin sebepleri ve sonuçları.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Osman Paşa, Gazi"

    Osman Paşa'nın Vidin'den Plevne'ye gelişi, üç Plevne muharebesi, gazilik unvanı, 10 Aralık yarma harekâtı, yaralanması, esareti ve dönüşü.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Ayastefanos Antlaşması"

    Savaş öncesi diplomasi, Peşte Antlaşması, antlaşmanın hükümleri ve tazminat.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Berlin Antlaşması"

    Kıbrıs'ın devri, kongre heyetleri, antlaşmanın hükümleri ve 1879 tazminat antlaşması.

  5. Hakkı Yazıcı - Muammer Demirel, "'93 Harbi' (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı)'nden Sonra Eskişehir'e Yerleştirilen Göçmenler", Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 29 (2006)

    Hakemli makale: göçmen kafilelerine yönelik saldırılar, Harmanlı, ölü ve göçmen tahminleri, iskân.

  6. Aşkın Koyuncu, "1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi Öncesinde Şarkî Rumeli Nüfusu", Avrasya Etüdleri 44 (2013), s. 177-208

    Hakemli makale: savaşın bölgenin Müslüman nüfusuna etkisi ve 1880'e kadar iskân edilen muhacir sayısı.

Sık Sorulan Sorular

'93 Harbi' ismindeki 93 sayısı neyi ifade ediyor?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre savaş Rumî takvimle 1293 yılına rastladığı için Doksanüç Harbi olarak bilinir. Rusya 24 Nisan 1877'de savaş ilan etti.

Gazi Osman Paşa Plevne'den sonra ne oldu?

TDV'ye göre 10 Aralık 1877'deki yarma harekâtında yaralanıp teslim olan Osman Paşa bir süre Bükreş ve Harkov gibi yerlerde esir kaldı; Rus çarı ona çifte kartal nişanı verdi. II. Abdülhamid'in Petersburg'a gönderdiği heyetle 12-13 Mart 1878'de İstanbul'a döndü.

Kıbrıs'ın İngiliz yönetimine geçmesinin 93 Harbi ile ne ilgisi var?

TDV'ye göre Berlin Kongresi'nde İngiltere'den yardım görmeyi uman Bâbıâli, 4 Haziran 1878 tarihli antlaşmayla Kıbrıs'ı İngilizlere devretti; 1 Temmuz 1878 tarihli ek antlaşmayla adanın mülkiyetinin Osmanlı'da kaldığı belirtildi.

93 Harbi'nde kaç Müslüman öldü ve göç etti?

Yazıcı ve Demirel'e göre Balkanlarda 250.000 ile 300.000 Müslüman öldürüldü ve yaklaşık 1,5 milyon kişi Osmanlı topraklarına sığındı. Koyuncu, 1880'e kadar Osmanlı hükümetince iskân edilen Rumeli muhacirlerinin sayısını arşiv belgelerine dayanarak 500.389 olarak verir.