Genel Bakış
Khmer İmparatorluğu ya da Angkor devleti, 9. ile 15. yüzyıllar arasında bugünkü Kamboçya merkezli olarak anakara Güneydoğu Asya'nın büyük bölümüne hükmeden bir krallıktır. PNAS'ta 2019'da yayımlanan Carter ve arkadaşlarının çalışmasına göre Angkor İmparatorluğu Güneydoğu Asya'nın en büyük modern öncesi siyasi yapısıydı; merkezi ve başkenti, Kamboçya'daki Siem Reap kasabası yakınında, Tonle Sap gölünün kıyısındaydı. Aynı çalışmaya göre 12. yüzyılda inşa edilen Angkor Wat tapınağı o zamandan beri bir dinî merkezdir ve Kamboçya bayrağında yer alacak kadar güncel bir simgedir. Science Advances'ta yayımlanan Penny ve arkadaşlarının çalışmasına göre Angkor 13. yüzyılda yaklaşık 1000 km²'lik alanıyla dünyanın en geniş kentiydi; Klassen ve arkadaşlarının 2021 tarihli nüfus modeline göre de 3000 km²'lik Büyük Angkor Bölgesi'nde zirve döneminde yaklaşık 700.000-900.000 kişi yaşıyordu. İki rakam arasındaki fark, ölçülen alanın tanımından kaynaklanır: birincisi kentin su altyapısının haritalandığı alanı, ikincisi ise kırsal-kentsel yerleşimlerin tamamını kapsayan daha geniş bölgeyi ifade eder. Son on yıllarda lidar taramaları, kazılar ve iklim verileri, Angkor'un yükselişi ve çöküşü hakkındaki yerleşik anlatıları köklü biçimde değiştirmiştir.
Kuruluş ve İlk Merkezler
Carter ve arkadaşlarına göre arkeologlar ve tarihçiler Angkor İmparatorluğu'nun başlangıcını 802'ye tarihler: 11. yüzyıla ait bir yazıta göre Kral II. Jayavarman o yıl bölgedeki dağınık grupları birleştirerek kendini "evrensel hükümdar" ilan etti. Penny ve arkadaşlarına göre de yazıt kaynakları Angkor döneminin başlangıcını 802'ye tarihler; Angkor, 7. ve 8. yüzyıllarda Ak Yum ve 8. ile 9. yüzyıllarda Bakong çevresinde gelişen iki kent merkezinden doğdu. Klassen ve arkadaşlarının modeline göre krallığın daha eski başkentleri Mahendraparvata ve Hariharalaya, büyük taş tapınakların bulunduğu sivil-tören merkezlerinin bir parçasıdır; bu merkezler eski başkentlerle birlikte yaklaşık 75 km²'lik bir alan kaplar. Aynı çalışmaya göre Angkor'da topluluklar yıllık taşkın sularından korunmak için toprak höyükler ve yükseltilmiş setler üzerine yerleşmişti. Kırsal alanlardaki tapınaklar, tapınak ve su deposundan (prasat-trapeang) oluşan özel bir düzenle tanınır ve çoğunlukla tarımla uğraşan toplulukların merkeziydi. Klassen ve arkadaşlarına göre sivil-tören merkezlerinin nüfusu ancak 11. yüzyılda büyük bir artışa geçti. Penny ve arkadaşlarına göre sonraki 600 yılda kent, en kapsamlısı yüzey suyunu toplamak, depolamak ve dağıtmak için kullanılan kanal, set, hendek ve su depolarından oluşan bir dizi altyapı ağı kurdu.
Suryavarman II ve Angkor Wat
Carter ve arkadaşlarına göre kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte Angkor Wat tapınağının, 1113'te tahta çıkan Kral II. Suryavarman tarafından 12. yüzyılın başlarında yaptırıldığı kabul edilir. Bu, Angkor İmparatorluğu için bir genişleme dönemiydi: II. Suryavarman sınırları genişletti ve Angkor Wat'ın yanı sıra hem Angkor bölgesinde hem de bugünkü Kuzeydoğu Tayland'da etkileyici tapınaklar yaptırdı. Angkor Wat, imparatorluğun en büyük dinî anıtlarından biri olarak bugün Angkor Dünya Mirası alanının parçasıdır. Carter ve arkadaşlarının tapınak alanındaki kazıları ise yerleşik kronolojiyi sorgular: tapınak çevresinde yaşayan insanların kullandığı alanlardan elde edilen radyokarbon tarihlerine göre bölge 11. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmış ve 13. yüzyıla kadar iskân edilmiştir. Çalışmaya göre en alt katmandaki ilk tarihler, tapınağın inşası için kabul edilen 12. yüzyıl başı-ortası tarihinden ve II. Suryavarman'ın saltanatından önceye gider; yazarlar, inşanın geleneksel tarihlemesini değiştirmek için daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu vurgular. Araştırmacılar ayrıca II. Suryavarman'ın ölümünden sonra tapınağın Hindu ritüel işlevlerinin azalmış olabileceğini ve VII. Jayavarman dönemindeki yeni yapıların iş gücünü ve ilgiyi Angkor Wat'tan uzaklaştırmış olabileceğini öne sürer. Angkor Wat'ın [[hinduizm|Hinduizm]] ile Budizm arasındaki geçişi, imparatorluğun dinî tarihinin özeti gibidir.
Kaynaklar: [1]
VII. Jayavarman ve Budizm
Carter ve arkadaşlarına göre 1181-1218 arasında hüküm süren VII. Jayavarman, büyük olasılıkla Angkor krallarının en ünlüsü ve en güçlüsüdür: Angkor'u rakip bir Çam kralından geri aldı, Budizmi devlet dini yaptı, devletin sınırlarını genişletti ve çok sayıda tapınak ile kamu yapısı inşa ettirdi. Klassen ve arkadaşlarının nüfus modeline göre nüfus yoğunluğu, surlarla çevrili sivil-tören alanı Angkor Thom'un kurulduğu dönemde belirgin biçimde arttı ve hektar başına yaklaşık 50 kişiye ulaştı. Aynı çalışma bu gelişmelerin ardında toprak mülkiyeti ve tapınaklar üzerindeki vergi politikaları gibi çeşitli tarihsel nedenler bulunduğunu belirtir. Carter ve arkadaşlarına göre bazı araştırmacılar, VII. Jayavarman'dan sonra yazıt ve mimarideki düşüşü onun saltanatını izleyen bir yorgunluğa bağlamıştır. 13. yüzyılın sonlarından itibaren dinî hayatta başka bir dönüşüm yaşandı: Carter ve arkadaşlarına göre Theravada Budizmine geçiş, devlet destekli taş tapınaklardan ve onlara bağlı bürokrasiden topluluk temelli Budist pagodalara doğru bir vurgu kaymasıyla eski Hindu temelli iktidar yapılarını sarstı. Çinli elçi Zhou Daguan 1296'da Angkor'da Theravada Budist rahiplerini not etmişti; Kral Srindravarmadeva'nın 1308 tarihli Pali dilindeki yazıtı da Theravada'ya kraliyet desteğini gösterir. Bu dönüşüm için bkz. [[budizm-din|Budizm]].
Su Ağı ve Barayler
Carter ve arkadaşlarına göre Angkorlular mevsimsel muson iklimini, baray adı verilen büyük su depoları, kanallar, setler ve küçük göletlerden oluşan devasa bir su ağıyla yönetiyordu. Bu yapıların en büyüğü, 8 × 2 km boyutlarındaki 11. yüzyıl yapımı Batı Baray'dı (West Baray). Ancak Carter ve arkadaşlarının aktardığına göre Batı Baray'ın ortasındaki yapay adadaki bir göletten alınan polen çalışmaları, 12. yüzyılın sonlarında rezervuarın kısmen kuruduğuna işaret eder; bu da su yönetim ağının iklimsel zorluklarla daha önce düşünülenden çok daha uzun süre karşı karşıya kaldığını gösterir. Öteki paleo-çevre çalışmaları Batı Baray'da 13. yüzyılda ve yeniden 14.-15. yüzyıllarda artan tortullaşma ve kuraklık koşulları saptamıştır. Penny ve arkadaşlarına göre kapsamlı su dağıtım ağının tamamı arkeolojik olarak haritalanmış ve titizlikle sahada doğrulanmıştır. Araştırmacılar bu verileri sayısal bir modele dönüştürerek iklim değişkenliğinin kritik altyapıya verdiği hasarı ölçtü. Modele göre Angkor'un su yönetim sistemindeki taşkınlar, altyapıda yaygın ve zincirleme hasara yol açabilen kararsız bir davranış gösteriyordu; zincirleme çöküşün olasılığı ve boyutu, taşkının sistemdeki normal akışa göre büyüklüğüyle birlikte ani biçimde artıyordu.
Çöküş Tartışması: 1431 mi, Uzun Bir Süreç mi?
Carter ve arkadaşlarına göre Angkor'un sonu geleneksel olarak 1431'e tarihlenir: Tay vakayinamelerine göre o yıl kent komşu Ayutthaya Krallığı tarafından saldırıya uğradı ve seçkinler ile kraliyet ailesi bugünkü Phnom Penh yakınlarına göç etti. Bu şiddetli ve dramatik çöküş anlatısı popüler kültüre egemendir, ama araştırmacılar bu felaket senaryosunun sorunlarını uzun süredir kabul eder. Carter ve arkadaşlarına göre Angkor'daki son büyük taş tapınak, Mangalartha (Batı Prasat Top), VIII. Jayavarman döneminde 1295'te yüksek rütbeli bir görevli tarafından yaptırıldı; Angkor'da kaydedilen son tarihli Sanskrit yazıtı 1295'e, Bayon'da bulunan son kesin tarihli Khmerce yazıt ise 1327'ye aittir. Penny ve arkadaşlarına göre de dönüşümü öncelikle 1431'deki Siyam yağmasına bağlamak sorunludur ve ortaya çıkan uzlaşı, kenti terk etme kararında birkaç etkenin rol oynadığı yönündedir. Bu etkenlerden biri, tropikal ağaç halkası verileri ve bölgedeki başka iklim kayıtlarının ortaya koyduğu zayıf yaz musonları ve artan değişkenliktir: 14. yüzyılın ortası ile 15. yüzyılın başındaki iki uzun kuraklık, aralarında Angkor'un kritik su altyapısına önemli hasar veren olağandışı şiddetli muson yağışlarının yaşandığı bir dönemi çevreler. Penny ve arkadaşlarına göre 14. yüzyılın ortasında uzun kuraklıktan çok yağışlı yıllara ani geçiş, sistemi hava koşullarıyla dengesiz bıraktı ve büyük su çıkışlarının aşınmasıyla ağın büyük olasılıkla çökmesine yol açtı. Tarihçi Victor Lieberman ise Angkor'un düşüşünü, kısmen iklimle bağlantılı olarak bütün bölgede yaşanan daha geniş bir toprak parçalanmasının parçası olarak görür.
Zhou Daguan'ın Tanıklığı
13. yüzyılın sonunda Angkor'u ziyaret eden Çinli elçi Zhou Daguan'ın kayıtları, imparatorluğun son parlak dönemine ait en önemli dış tanıklıklardan biridir. Carter ve arkadaşlarına göre Zhou Daguan 1296'da kırsalın Tayland ile tekrarlanan çatışmalar yüzünden harap olduğunu yazmıştı; bu, Angkorluların bölgesel güçlerle çatışmalara yabancı olmadığını gösterir. Aynı çalışmaya göre Zhou Daguan Angkor'da Theravada Budist rahiplerini gördüğünü not eder ve Angkor Wat'tan da söz eder. Carter ve arkadaşları, bu tanıklıkların 1431 tarihli tek bir felaket yerine 13. yüzyıl sonundan itibaren süren bir dönüşüm sürecine işaret ettiğini vurgular: savaşlar, dinî değişim ve iklim baskıları aynı dönemde birbirini etkiliyordu. Carter ve arkadaşlarına göre Çin ile deniz ticaretinin önemi de 14. yüzyılın sonlarından itibaren artıyordu; belgeler Kamboçya ile Çin arasında 1371-1419 arasında başka hiçbir dönemde görülmeyen sayıda temas kaydeder. İç bölgede kalan Angkor uluslararası deniz ticaretine güneydeki Angkor sonrası kentler kadar uygun konumda değildi; Çin'le artan ekonomik fırsatlar halkı Angkor'dan uzaklaştırmış ve mevcut sosyoekonomik güç yapılarını yeniden düzenlemiş olabilir. Zhou Daguan'ın gözlemleri, Angkor'un taş anıtların ötesinde canlı bir toplum olduğunu hatırlatır; Klassen ve arkadaşlarının nüfus modeli de kentin büyük bölümünün tapınakların çevresinde değil, pirinç tarlalarına yakın höyükler ve setler üzerinde yaşayan çiftçilerden oluştuğunu gösterir. Klassen ve arkadaşlarına göre devletin 9.-13. yüzyıllarda genişlettiği set ağı, tapınak topluluklarının denetiminde olmayan konut alanları sağlıyordu ve bu setlerdeki topluluklar yollar boyunca ticarete erişebiliyordu.
"Kayıp Kent" Efsanesi
Popüler anlatıda Angkor, ormana gömülüp 19. yüzyılda bir Avrupalı tarafından "keşfedilen" kayıp bir kent olarak sunulur. Carter ve arkadaşlarına göre bu anlatı kanıtlarla uyuşmaz: Angkor Wat tapınağı belgesel anlatıların aksine soyundan gelen topluluklar tarafından hiçbir zaman terk edilmedi ya da unutulmadı. 1541-1747 arasında tapınağın sütunlarına hacıların ziyaretlerini ve Budist törenlerini kaydeden 30'dan fazla Khmerce yazıt kazındı; Angkor Wat 16. yüzyılın sonlarında bir Budist tapınağına dönüştürüldü. Çalışmaya göre 16. yüzyılda Kamboçya'yı ziyaret eden Portekizli ve İspanyol gezginler Angkor Wat'ı ziyaret ettiklerini anlattı; 17. yüzyılda Japon hacılar Angkor Wat'a yazıtlar ve 1630'da çizildiği düşünülen tapınağın en eski haritasını bıraktı. Carter ve arkadaşlarına göre Fransızlar geldiğinde tapınağın batı girişinin hemen önünde yerel Budist rahiplerin yapıları ve konutları vardı; bunlar Angkor Wat bir turizm merkezine dönüştürülürken taşındı. Penny ve arkadaşlarına göre de Angkor hiçbir zaman tamamen terk edilmedi; ama nüfusu hızla azaldı ve kentin pek çok bölümü ormana teslim oldu. Fransız doğa bilimci Henri Mouhot'nun 1864'te yayımlanan gezi notları, 19. yüzyıl Avrupalı bakışının izlerini taşır: Mouhot, tapınaklardan birinin Yunanistan ve Roma'nın bıraktığı her şeyden daha görkemli olduğunu yazarken, aynı cümlede bunu ülkenin o günkü "barbarlık" durumuyla karşılaştırır.
Angkor'dan Sonra
Carter ve arkadaşlarının kazı verilerine göre Angkor Wat çevresindeki iskânda 13. yüzyıldan sonra bir boşluk görülür; araştırmacılar bunu Angkor'daki örgütsel değişimin bir işareti olarak yorumlar ve insanların 14.-15. yüzyıllarda tapınak alanına geri döndüğünü belirtir. Çalışmaya göre bu süreç, tarihçilerin düşündüğünden daha uzun ve karmaşık bir çözülme ve yeniden örgütlenmeydi. Bernard-Philippe Groslier, kraliyet sarayındaki kazılara dayanarak Angkor Thom'un 1430 civarında terk edildiğini savunmuştu; ama Carter ve arkadaşlarının aktardığına göre Groslier, yalnızca Angkor Thom'un surlarla çevrili alanının terk edilip "ormanın istilasına" uğradığını, öteki alanların iskâna ve ibadete açık kaldığını da gözlemlemişti. Aynı çalışmaya göre 16. yüzyıl Avrupalı anlatıları, bir Kamboçya kralının 1500'lerin ortası ile sonunda Angkor Thom'u yeniden "keşfettiğini" ve orada işleyen bir su sisteminden söz eder; bu sistem 17. yüzyılda yeniden terk edilmiş görünmektedir. Carter ve arkadaşlarına göre Angkor Wat, Angkor'un en büyük tapınağı ve uzun süredir Kamboçya ulusal kimliğinin simgesi olarak, 16. yüzyıl kraliyet yazıtlarında ve 19. yüzyılda Fransızlarla temasa kadar Kamboçya'nın tarihsel muhayyilesinde merkezî yerini korudu. Kraliyet merkezinin güneye, Phnom Penh yakınlarındaki "Orta Dönem" kentlerine taşınması, Penny ve arkadaşlarına göre Kamboçya vakayinamelerinde kaydedilmiştir.
Miras
Klassen ve arkadaşlarına göre Angkor, mekânsal genişliği bakımından modern öncesi dünyadaki her yerleşim kompleksini aşan sıra dışı ölçeği ve yapısıyla tropikal "düşük yoğunluklu kentleşme"nin en çarpıcı örneğidir; bu kentleşme türünde tarım ve bahçe alanları kentsel altyapı ve etkinliklerle iç içe geçer. Penny ve arkadaşları, Angkor'un çöküşünün ardındaki etkenlerin, karmaşık kritik altyapılarla boğuşan modern kent toplulukları için de bir benzetme sunduğunu vurgular: karmaşık altyapı ağları kentlere kritik hizmetler sağlar, ama iklim değişkenliği gibi dış baskılara karşı savunmasız olabilir. Carter ve arkadaşlarına göre 9.-15. yüzyıllar arasındaki Angkor devleti Güneydoğu Asya'nın en büyük modern öncesi imparatorluğuydu ve Angkor Wat, Angkor Dünya Mirası alanının en büyük dinî anıtlarından biri olarak bugün de dinî ve ulusal bir simgedir. Lidar taramalarından radyokarbon tarihlerine kadar yeni yöntemler, imparatorluğu yalnızca kralların ve tapınakların değil, höyükler ve setler üzerinde yaşayan yüz binlerce çiftçinin ve zanaatkârın tarihi olarak da okumayı mümkün kılmaktadır. Güney Asya'daki çağdaş Hindu krallıkları için bkz. [[chola-hanedanligi|Chola Hanedanlığı]].
Kilit Olaylar Kronolojisi
II. Jayavarman kendini evrensel hükümdar ilan ederek imparatorluğu kurdu.
Angkor Wat inşa edildi.
Champa Krallığı Angkor'u yağmaladı.
VII. Jayavarman tahta çıkarak imparatorluğu yeniden güçlendirdi.
Ayutthaya (Siam) Krallığı'nın istilası Angkor'un terk edilmesine yol açtı.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- Carter, Stark, Quintus vd., "Temple occupation and the tempo of collapse at Angkor Wat, Cambodia", PNAS 116 (2019): 12226-12231
802'de II. Jayavarman, 1431 anlatısı ve eleştirisi, son taş tapınak ve yazıtlar, VII. Jayavarman, Theravada Budizmi, Zhou Daguan (1296), West Baray, Angkor Wat'ın kazı kronolojisi ve hiç terk edilmemesi, 16.-17. yüzyıl ziyaretçileri (açık erişim, PMC6589680).
- Penny, Zachreson, Fletcher vd., "The demise of Angkor: Systemic vulnerability of urban infrastructure to climatic variations", Science Advances 4 (2018): eaau4029
Angkor'un yaklaşık 1000 km² alanı, su dağıtım ağı, 14.-15. yüzyıl kuraklıkları ve şiddetli musonlar, altyapıdaki zincirleme çöküş modeli (açık erişim, PMC6192684).
- Klassen, Carter, Evans vd., "Diachronic modeling of the population within the medieval Greater Angkor Region settlement complex", Science Advances 7 (2021): eabf8441
Lidar, kazı ve radyokarbon verileriyle nüfus modeli: 13. yüzyılda 700.000-900.000 kişi; 3000 km²'lik Büyük Angkor Bölgesi, yerleşim türleri (açık erişim, PMC8104873).
- Henri Mouhot, Travels in the Central Parts of Indo-China (Siam), Cambodia, and Laos, cilt 1 (Londra 1864; Project Gutenberg)
Mouhot'nun "Ongcor" tapınaklarına dair 19. yüzyıl Avrupalı bakışını yansıtan ifadeleri.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Angkor'un nüfusu zirve döneminde ne kadardı?
Klassen ve arkadaşlarının 2021'de Science Advances'ta yayımlanan lidar, kazı ve radyokarbon verilerine dayalı modeline göre Büyük Angkor Bölgesi 13. yüzyıldaki zirvesinde yaklaşık 700.000-900.000 kişiye ev sahipliği yapıyordu.
Angkor 1431'de Siyamlıların saldırısıyla mı çöktü?
Geleneksel anlatı böyledir, ama Carter ve arkadaşları (2019) ile Penny ve arkadaşları (2018), çöküşü tek bir saldırıya bağlamanın sorunlu olduğunu belirtir: son büyük taş tapınak 1295'te yapıldı, son tarihli Khmerce yazıt 1327'ye aittir ve 14.-15. yüzyıl kuraklıkları ile şiddetli musonlar su altyapısına zarar verdi.
Angkor Wat hiç terk edildi mi?
Carter ve arkadaşlarına göre hayır: 1541-1747 arasında tapınağa hacıların ziyaretlerini kaydeden 30'dan fazla yazıt kazındı, tapınak 16. yüzyıl sonunda Budist tapınağına dönüştürüldü ve Fransızlar geldiğinde girişinde Budist rahiplerin konutları vardı.
Angkor İmparatorluğu ne zaman kuruldu?
Carter ve arkadaşlarına göre 11. yüzyıla ait bir yazıt, Kral II. Jayavarman'ın 802'de bölgedeki dağınık grupları birleştirip kendini evrensel hükümdar ilan ettiğini anlatır; bu tarih imparatorluğun başlangıcı kabul edilir.
