Genel Bakış
Mecelle (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye), Osmanlı Devleti'nde Tanzimat döneminde hazırlanan ve İslam hukukunun borçlar, kısmen eşya ve yargılama hukukuna ilişkin hükümlerini madde madde kanunlaştıran eserdir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle 1868-1876 yıllarında kanunlaştırıldı; aile hukuku hükümleri ise 1917'de Hukūk-ı Âile Kararnâmesi adıyla kanunlaştı. TDV'ye göre her ikisi de İslam hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlar olmaları dolayısıyla yalnızca Osmanlı hukuk tarihi bakımından değil, İslam hukuk tarihi bakımından da büyük önem taşır ve İslam ülkelerinde hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Mecelle, bir mukaddime ve on altı kitap içinde 1851 maddeden oluşur. Hazırlanmasında başrolü Ahmed Cevdet Paşa oynadı. Osmanlı Devleti'nin dağılmasından sonra da Orta Doğu'nun birçok ülkesinde uzun süre yürürlükte kalan Mecelle, Türkiye'de 1926'da İsviçre Medenî Kanunu'nun kabulüyle yürürlükten kalktı. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye" ve "Cevdet Paşa" maddelerine ve Mecelle'nin günümüzdeki etkisini inceleyen iki hakemli hukuk makalesine dayanır.
Neden Bir Kanun Gerekti?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle'nin hazırlanmasını etkileyen hukuki, iktisadi ve siyasi sebepler vardı. Tanzimat'tan sonra klasik adli yapı önemli ölçüde değişmiş, tek hâkimli şer'iyye mahkemelerinin yanı sıra toplu hâkimli ticaret, hukuk ve ceza mahkemeleri, yani genel adıyla nizâmiye mahkemeleri kurulmaya başlanmıştı. Bu mahkemelerin üyeliklerine başlangıçta yeterli hukuk bilgisine ve klasik fıkıh literatürüne vâkıf kişiler bulunamadığından, üyelerin yararlanabileceği Türkçe kanun metinlerinin yazılması ihtiyacı doğdu. TDV'ye göre 1850 tarihli Ticaret Kanunnâmesi rehin, kefalet, vekâlet ve havale gibi alanlarda hüküm içermediği için önemli sorunlar ortaya çıkıyordu. Hanefî mezhebinin doktrin zenginliği de bir başka sorundu: mezhep içinde hemen her konuda farklı görüşler bulunuyordu ve kadılar bunlar arasından en doğru ve uygulanabilir olanı belirlemekte zorlanıyordu. TDV'ye göre Mecelle, bu farklı görüşlerden yalnızca uygulamaya esas olanları topladığı için hâkimlere büyük kolaylık sağladı. İktisadi sebepler de vardı: 1838 Baltalimanı Muahedesi ve benzer anlaşmalardan sonra Osmanlı Devleti ile Batılı devletlerin ticari ilişkileri önemli ölçüde arttı ve TDV'nin aktardığına göre Cevdet Paşa bu canlılığın özellikle [[kirim-savasi|Kırım Savaşı]]'ndan sonra arttığını tespit etmişti. Bu ticari yoğunluk, borçlar ve ticaret hukuku alanında yeni düzenlemeleri gerekli kılıyordu.
Kaynaklar: [1]
Code Civil mi, Millî Bir Kanun mu?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Tanzimat döneminin siyasi şartları ve Batılılaşma çabaları Osmanlı Devleti'ni Batı'nın etkisine ve müdahalesine çok açık hâle getirmişti; bu durum hem bir medeni kanun hazırlanmasını hem de bu kanunun alacağı biçimi etkiledi. TDV'ye göre özellikle Fransa, Fransız Medenî Kanunu'nun (Code Civil) Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmesi için baskı yapıyordu. Bu baskı bir yandan 1850 tarihli Ticaret Kanunnâmesi'nden sonra medeni kanunun da Fransa'dan alınarak özel hukukun büyük ölçüde Fransız hukukuna göre şekillenmesi arzusundan, öte yandan Code Civil'i kabul ettirerek kültürel ve siyasi bir prestij elde etme çabasından kaynaklanıyordu. TDV'ye göre Sadrazam Âlî Paşa, Girit'ten Sultan Abdülaziz'e gönderdiği 30 Kasım 1867 tarihli lâyihada hiç değilse karma mahkemelerde ve karma davalar için Fransız Medenî Kanunu'nun alınmasının zorunlu olduğunu bildirmişti; TDV, dönemin Fransız büyükelçisi Bourrée'nin de bu çabalarda etkisi olduğunu belirtir. Ancak millî bir kanun hazırlanması fikri giderek ağır bastı. TDV'ye göre ileri gelen vekillerden oluşan özel bir encümende özellikle Ahmed Cevdet Paşa'nın ısrarı, Fuad Paşa ve Şirvânîzâde Rüşdü Paşa'nın desteğiyle, Âlî Paşa ve Kabûlî Paşa'nın isteği doğrultusunda Fransız Medenî Kanunu'nun alınmasından vazgeçildi ve İslam hukukunun ilgili hükümlerinin kanunlaştırılmasına karar verildi.
Kaynaklar: [1]
Mecelle Cemiyeti ve Hazırlık
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle'nin hazırlanmasına yönelik ilk girişim, 1855'te Meclis-i Tanzîmât bünyesinde İslam hukukuna dayanan bir kanun (metn-i metîn) ortaya koymak için Rüşdü Molla başkanlığında bir ilmî cemiyet kurulmasıyla başladı. Ahmed Cevdet Efendi'nin de üyesi olduğu bu cemiyet, ilk kitap olarak "Kitâbü'l-Büyû'"u yazdıktan sonra görevini tamamlayamadan dağıldı; TDV'nin aktardığına göre Cevdet Paşa bu başarısızlığı üyelerin iyi seçilmemesine bağlıyordu. İkinci ve başarılı girişimde, Code Civil'in alınmasından vazgeçilmesinin ardından Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye nâzırı Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında Mecelle Cemiyeti oluşturuldu. TDV'nin "Cevdet Paşa" maddesine göre 1823'te Bulgaristan'ın Lofça kasabasında doğan Ahmed Cevdet'e şöhret kazandıran gelişmelerden biri, Hanefî fıkhına dayalı bir kanun kitabının hazırlanması gerektiği yolundaki düşüncesiydi ve bu düşüncenin kabul edilmesi üzerine Bâbıâli'de kurulan cemiyetin başkanlığına getirildi. "Mecelle" maddesine göre Cevdet Paşa daha önce Arazi Kanunnâmesi başta olmak üzere birçok kanunun hazırlanmasında etkin rol almıştı. Cemiyet önce 100 maddelik mukaddimeyi ve ilk kitap olan "Kitâbü'l-Büyû'"u hazırlayarak şeyhülislamlığın ve diğer hukukçuların incelemesine sundu; gerekli düzeltmelerden sonra metin 22 Mart 1869 tarihli bir mazbatayla sadarete takdim edildi. TDV'ye göre sadaret tarafından 19 Nisan 1869'da padişaha sunulan mukaddime ve "Kitâbü'l-Büyû'" ertesi gün tasdik edilerek yürürlüğe girdi; TDV, ilk kitabın yürürlük tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunduğunu da not eder. Mecelle'yi hazırlayan heyetin üyeleri zaman içinde değişti ve her kitabın sonunda o kitabı hazırlayan üyelerin adları yer aldı; TDV'ye göre bunların toplam sayısı on dörttür.
Cevdet Paşa'nın Azli ve Dönüşü
Mecelle'nin hazırlanışı siyasi çekişmelerden bağımsız değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre üçüncü kitabın yürürlüğe girmesinden sonra, 26 Nisan 1870'te Cevdet Paşa Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye Nezâreti'nden alınarak Bursa valiliğine tayin edildi; Mecelle Cemiyeti şeyhülislamlığa bağlandı ve başkanlığına Gerdankıran Ömer Hulûsi Efendi getirildi. TDV'ye göre Cevdet Paşa'nın cemiyetten ayrılmasında, Code Civil'in alınmasının önemli ölçüde onun tarafından engellendiğini gören Fransız büyükelçisi Bourrée'nin muhalefetinin önemli rolü vardı. TDV ayrıca bu azilde, Mecelle'nin şeyhülislamlıkta değil Adliye Nezâreti'nde hazırlanmasına ve "Kitâbü'l-Havâle"nin 692. maddesinde daha az bilinen Hanefî hukukçusu Züfer b. Hüzeyl'in görüşünün alınmasına Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi'nin karşı çıkmasının da rolü olduğunu belirtir; Cevdet Paşa'nın muhafazakâr görüşlerinin dönemin Batıcı devlet adamlarını rahatsız etmesi de muhtemelen etkili olmuştu. TDV'ye göre itiraz üzerine şeyhülislamlıkça yeniden incelenen 692. madde sonradan sakıncalı görülmedi ve Cevdet Paşa'nın düzenlediği biçimde kaldı. Cevdet Paşa yokken cemiyetin hazırladığı "Kitâbü'l-Vedîa" hem kanun tekniği hem hükümleri bakımından eksik bulundu ve ilim çevrelerince beğenilmedi; bunun üzerine Cevdet Paşa 25 Ağustos 1871'de yeniden cemiyetin başına getirildi, "Kitâbü'l-Vedîa"yı toplatıp yerine 4 Mart 1872'de yürürlüğe giren "Kitâbü'l-Emânât"ı yazdı. TDV'nin "Cevdet Paşa" maddesi ise Cevdet Paşa'nın Bursa valiliğinden de birkaç gün sonra alındığını belirtir ve yeniden cemiyet başkanlığına getirilme tarihini 24 Ağustos 1871 olarak verir; iki madde arasında bir günlük bir fark vardır.
Kitap Kitap Yürürlük
Mecelle tek seferde değil, kitap kitap yürürlüğe girdi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre mukaddime ve "Kitâbü'l-Büyû'"dan (1869) sonra kira (icârât) kitabı 7 Şubat 1870'te, kefalet kitabı 20 Nisan 1870'te, havale ve rehin kitapları 16 Mayıs 1871'de yürürlüğe girdi. 1872'nin başından itibaren sırasıyla hibe, gasp ve itlaf, hacr, ikrah ve şuf'a, şirket, vekâlet, sulh ve ibra, ikrar ve dava kitapları yürürlüğe kondu; nihayet beyyinât ve kazâ kitapları 15 Eylül 1876'da yürürlüğe girdi. TDV'ye göre böylece on altı kitaptan oluşan Mecelle yaklaşık dokuz yıl içinde tamamlandı. Bu tarihlendirmede kaynaklar arasında küçük bir fark vardır: TDV, Mecelle'nin kanunlaşmasını 1868-1876 yılları arasına yerleştirir, ama ilk kitabın yürürlüğe giriş tarihi olarak 1869'u verir. TDV'ye göre Mecelle'nin kabulünden sonra hâkimler, Hanefî mezhebi içinde ya da başka ekollerde bulunan farklı bir görüşü uygulama imkânını kaybetti; Mecelle'nin 1801. maddesi yargı görev ve yetkisinin sınırlandırılabileceğini hükme bağlıyor, bir müçtehidin görüşünün uygulanması için sultani emir çıktığında hâkimlerin başka bir müçtehidin görüşünü uygulayamayacağını açıkça belirtiyordu. Bu, Mecelle'nin yalnızca bir derleme değil, bağlayıcı bir kanun olduğunu gösterir.
Kaynaklar: [1]
İçeriği ve Yapısı
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle bir mukaddime ve on altı kitap içinde 1851 maddeden oluşur. 100 maddelik mukaddimede fıkhın tanımının yapıldığı birinci madde ile 99 külli kaide yer alır; bunlar meseleci yönteme göre gelişen İslam hukuk literatüründe zamanla çıkarılmış genel hukuk ilkeleridir ve TDV'ye göre tek başlarına herhangi bir hükme dayanak oluşturmazlar. International Journal for the Semiotics of Law'da 2023'te yayımlanan bir makale, bu kaidelerden "Meşakkat teysiri celbeder" anlamındaki 17. maddeyi ve zorluk durumunda genişlik tanınması gerektiğini belirten 18. maddeyi örnek verir. TDV'ye göre on altı kitap esas olarak borçlar, kısmen eşya ve yargılama hukukunu kapsar; Mecelle tam bir medeni ya da borçlar kanunu niteliğine sahip değildir, çünkü aile ve miras hukuku bölümleri yoktur. Buna karşılık bir medeni kanunda bulunmaması gereken sulh ve ibra, ikrar, dava, beyyinât ve kazâ gibi yargılama hukukuna ilişkin kitaplar içerir. TDV bu düzenlemeyi hem İslam hukukunun klasik sistematiğiyle hem de Mecelle'nin esas olarak nizâmiye mahkemelerinin ihtiyacını karşılamayı hedeflemesiyle açıklar: aile ve miras hukuku şeyhülislamlığa bağlı şer'iyye mahkemelerinin alanındaydı. TDV'ye göre maddelerin çoğunda normatif kısmı açıklayıcı bir örnek kısmı izler ve 1851 maddenin yaklaşık 200'ü tanımlardan oluşur; Mecelle dönemine göre sade bir dile sahiptir.
Hanefî Mezhebi ve Meseleci Yöntem
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle, İslam hukukunun klasik literatüründe olduğu gibi meseleci yönteme bağlı kalınarak düzenlenmiştir; bu nedenle birkaç madde dışında borçlar ve akitlere dair genel hükümler yer almaz, her borç ve akit türü ayrı ayrı ele alınır. Bu da kaçınılmaz olarak tekrarlara yol açmıştır: örneğin akitlerin icap ve kabulle tamamlanacağını belirten genel bir hüküm yerine her akit kitabında aynı kural tekrarlanır. TDV'ye göre Mecelle yalnızca Hanefî mezhebi esas alınarak yapılmış bir kanunlaştırma çalışmasıdır; mezhep içindeki görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. International Journal for the Semiotics of Law'daki makale de Mecelle'nin yalnızca Hanefî mezhebine dayandığını ve "katı Avrupa anlamında" kapsamlı bir kanun olmayıp İslam hukukunun mevcut kurallarının münhasır olmayan bir derlemesi olduğunu belirtir. TDV'ye göre İslam hukukunun genel yaklaşımına paralel olarak Mecelle'de ahlakilik ekonomik yararın önüne geçirilmiştir; bunu "Def'-i mefâsid celb-i menâfi'den evlâdır" (kötülükleri gidermek, yarar sağlamaktan önce gelir) ilkesiyle ifade eden 30. madde bunun bir örneğidir. Makale ayrıca Mecelle'nin 443. maddesinde, bir düğün yemeği için tutulan aşçının sözleşmesinin eşlerden birinin beklenmedik ölümüyle kendiliğinden sona ermesi örneğinin, İngiliz hukukundaki benzer davalara yakın bir çözüm sunduğunu belirtir.
Uygulandığı Ülkeler
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle, Mısır ve Arap Yarımadası hariç bütün Osmanlı mahkemelerinde yürürlükte kaldı. Hidiv İsmâil Paşa, Osmanlı Devleti'ne hukuki bağımlılığını artıracağı düşüncesiyle Mecelle'yi Mısır'da yürürlüğe koymadı; Arap Yarımadası ise bütünüyle Hanefî mezhebi dışında kaldığından Osmanlılar orada ısrar etmedi. TDV'ye göre Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin'de uygulandı ve Osmanlı Devleti'nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde bir süre daha yürürlükte kaldı: Lübnan'da mülkiyet hukuku bakımından 1930'a, diğer hükümler bakımından 1934'e, Suriye'de mülkiyet hukuku bakımından 1930'a, diğer hükümler bakımından 1949'a, Irak'ta 1951'e, Ürdün'de 1977'ye kadar. TDV'ye göre İsrail Devleti, çeşitli bölümlerinin yerini alacak kanunlar hazırlanıncaya kadar Mecelle'yi yürürlükte bıraktı ve bu durum 1970'lere kadar sürdü. Bunların dışında Mecelle bazı hükümleriyle 1928'e kadar Arnavutluk'ta, 1945'e kadar Bosna-Hersek'te ve 1960'lara kadar Kıbrıs'ta yürürlükte kaldı; Malezya'yı oluşturan eyaletlerden Johore'da da bir süre uygulandı. TDV, Mecelle'nin İngilizce, Fransızca, Almanca, Rumca, Boşnakça, Bulgarca, Arapça, Urduca ve Malaycaya çevrildiğini de belirtir.
Kaynaklar: [1]
Bugün Hâlâ Yürürlükte mi?
Mecelle'nin hukuki etkisi tarih kitaplarıyla sınırlı değildir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre günümüzde Filistin Devleti'ni oluşturan Batı Şeria ve Gazze'de Mecelle hâlâ mahkemelerin en fazla başvurduğu kaynaklar arasındadır. Heliyon dergisinde 2023'te yayımlanan karşılaştırmalı bir hukuk araştırması da Mecelle'yi, başlangıçta bütün Osmanlı İmparatorluğu'nda geçerli olan ve ulusal kanunlaştırmaların başlamasından sonra özellikle Filistin'de uygulanmaya devam eden bir İslam hukuku kanunlaştırması olarak tanımlar. Araştırma, zamanaşımının kesilmesi konusunda Mecelle'nin hükümlerini Mısır ve diğer Arap ülkelerinin medeni kanunlarıyla karşılaştırır ve Ramallah İstinaf Mahkemesi'nin bir kararını aktarır: mahkeme, Mecelle'nin 1660, 1663 ve 1666. maddelerinin zamanaşımının kesilmesi ile durması arasında ayrım yaptığını belirtmiş ve küçüklük, akıl hastalığı, gaiplik veya mücbir sebep gibi meşru mazeretler nedeniyle dava açamayan kişilere tanınan zamanaşımının durması imkânını 1663. maddeye dayandırmıştır. TDV'ye göre Mecelle, uygulandığı ülkeler dışındaki İslam ülkelerinin kanunlarını da etkiledi: 1906 tarihli Tunus Akitler ve Borçlar Kanunu Mecelle mukaddimesindeki 100 maddenin önemli bir kısmını aldı; Fas ve Irak borçlar kanunları da Mecelle'den etkilendi. Bu süreklilik, 19. yüzyılda hazırlanan bir Osmanlı kanununun 21. yüzyılda hâlâ mahkeme kararlarına dayanak oluşturduğunu gösterir.
Tartışma: Modernleşme mi, Gelenek mi?
Mecelle, Osmanlı modernleşmesinin nasıl değerlendirileceği konusunda farklı okumalara imkân verir. Bir yandan biçimi itibarıyla modern bir kanundur: numaralı maddeleri, padişah iradesiyle yürürlüğe girmesi ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nin vurguladığı gibi hâkimlerin farklı görüşleri uygulama imkânını ortadan kaldırması, Avrupa'daki kanunlaştırma hareketiyle benzerlik taşır. Hazırlanışı da Avrupa'nın, özellikle Fransa'nın Code Civil'i kabul ettirme baskısına bir cevaptır. Öte yandan içeriği bakımından TDV'ye göre tamamen İslam hukukuna, hatta yalnızca Hanefî mezhebine dayanır; mezhepler arası tercih yapılmamış, aile ve miras hukuku dışarıda bırakılmıştır. TDV, mezhepler arası bir tercih gibi radikal bir çözümün dönemin şartlarında çok daha büyük tepki toplayacağını, nitekim İmam Züfer'in görüşünün tercih edilmesinin bile tartışma yarattığını belirtir. TDV'ye göre Mecelle'nin eksiklikleri onun dönemin ihtiyaçlarına bütünüyle cevap vermesini engelledi: örneğin bir maldan yararlanma hakkının mal sayılmaması, irtifak haklarının bağımsız olarak alınıp satılamaması ve taşınmazların gasp kapsamı dışında bırakılması hukuki hayatta önemli sorunlar yarattı. TDV aynı zamanda bu eksikliklerin en azından bir kısmının Mecelle'yi hazırlayan heyetten değil, tasarıyı gözden geçiren meşveret encümeninden kaynaklandığını ve Cevdet Paşa'nın kanunun bir an önce tamamlanması için kendi tercihlerine aykırı müdahaleleri sineye çekmek zorunda kaldığını belirtir. Bu nedenle Mecelle, ne salt bir Batılılaşma ürünü ne de değişmeden korunan bir gelenek olarak, iki dünya arasında kurulmuş bir köprü olarak okunabilir.
Islah Girişimleri ve Yürürlükten Kaldırılma
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle'nin eksikliklerinin giderilmesi düşünülse de 1916'ya kadar ciddi bir girişim olmadı. II. Meşrutiyet'ten sonra hedeflenen reformlar arasında Mecelle'nin tam bir medeni ve borçlar kanunu hâline getirilmesi de vardı; 9 Mayıs 1916'da Adliye Vekâleti'nde toplanan komisyon, gerektiğinde diğer mezheplerin görüşlerinden ve şer'i hükümlere aykırı olmamak kaydıyla başka hukuk sistemlerinden yararlanmayı ilke olarak benimsedi, ancak çalışmalarını tamamlayamadı. TDV'ye göre Cumhuriyet'in ilk yıllarında 1923 ve 1924'te oluşturulan komisyonlar da yeni kanunun içeriği konusunda uyum sağlayamadı; 1924'te kurulan komisyon 251 maddelik bir taslak hazırladı. Bu sırada yeni Türk devletinin hukuki yapısının bütünüyle Avrupa kanunlarına dayanması gerektiği yönünde bir kanaat değişikliği ortaya çıktı; TDV bunda Lozan görüşmelerinde adli kapitülasyonların kaldırılması ve gayrimüslim azınlıkların hukuki statüsü konusunda karşılaşılan güçlüklerin rol oynadığını belirtir. Sonuçta Adalet Bakanı Mahmud Esat (Bozkurt) Mecelle tadil komisyonlarının çalışmalarını durdurdu; tercüme edilen İsviçre Medenî Kanunu 17 Şubat 1926'da, borçlar kanunu 22 Nisan 1926'da TBMM'de kabul edildi ve her iki kanunun 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girmesiyle Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye [[turkiye-cumhuriyeti|Türkiye Cumhuriyeti]]'nde yürürlükten kalktı. Mecelle'nin doğduğu [[tanzimat-fermani|Tanzimat]] ortamı ve [[osmanli|Osmanlı]] hukuk tarihi için ilgili maddelere bakınız.
Kaynaklar: [1]
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye"
Hazırlanma sebepleri, 1855 metn-i metîn girişimi, Fransız Medenî Kanunu tartışması, Mecelle Cemiyeti, kitapların yürürlük tarihleri, içerik ve özellikler, uygulandığı ülkeler, eksiklikleri ve 1926'da yürürlükten kaldırılması, şerh ve tercümeleri.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Cevdet Paşa"
Ahmed Cevdet Paşa'nın hayatı ve devlet görevleri.
- I. M. Jadalhaq, I. E. Abdulhay, E. M. Alqodsi, M. E. H. El Maknouzi, "A systematic reviews and meta-analyses of interruption of the statute of limitations for civil claims: A comparative study of Arab legislations", Heliyon 9/6 (2023), e16756
Mecelle'nin Filistin'de hâlâ uygulanması ve Ramallah İstinaf Mahkemesi'nin Mecelle'nin 1660, 1663 ve 1666. maddelerine dayanan kararı.
- B. Al Majed ve A. AlMajed, "Frustration v Imprévision, Why Frustration is so 'Frustrating'", International Journal for the Semiotics of Law (2023)
Mecelle'nin yalnızca Hanefî mezhebine dayanması, "katı Avrupa anlamında" kapsamlı bir kanun olmaması, külli kaideler (md. 17, 18) ve 443. madde.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Mecelle ne zaman hazırlandı ve yürürlüğe girdi?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle 1868-1876 yıllarında kanunlaştırıldı. Mukaddime ve ilk kitap 1869'da yürürlüğe girdi, son kitaplar olan beyyinât ve kazâ 15 Eylül 1876'da yürürlüğe kondu; on altı kitap yaklaşık dokuz yılda tamamlandı.
Mecelle'de kaç madde vardır?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle bir mukaddime ve on altı kitap içinde 1851 maddeden oluşur. 100 maddelik mukaddimede fıkhın tanımı ve 99 külli kaide yer alır; maddelerin yaklaşık 200'ü tanımlardan oluşur.
Mecelle neden Fransız Medenî Kanunu yerine hazırlandı?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Fransa Code Civil'in kabul edilmesi için baskı yapıyordu ve Âlî Paşa da bu yönde görüş bildirmişti. Ancak özellikle Ahmed Cevdet Paşa'nın ısrarı ve Fuad Paşa ile Şirvânîzâde Rüşdü Paşa'nın desteğiyle Fransız kanununun alınmasından vazgeçilip İslam hukukunun ilgili hükümlerinin kanunlaştırılmasına karar verildi.
Mecelle hangi ülkelerde ve ne zamana kadar uygulandı?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Mecelle Lübnan'da 1934'e, Suriye'de 1949'a, Irak'ta 1951'e, Ürdün'de 1977'ye kadar yürürlükte kaldı; İsrail'de 1970'lere kadar uygulandı. Batı Şeria ve Gazze'de ise hâlâ mahkemelerin en fazla başvurduğu kaynaklar arasındadır. Türkiye'de 4 Ekim 1926'da yürürlükten kalktı.
