Genel Bakış
Gaius Julius Caesar (Jül Sezar), Roma Cumhuriyeti'nin son döneminde hem komutan hem siyasetçi olarak öne çıkan ve gücünü, ölümünden sonra Cumhuriyet'in imparatorluğa dönüşmesine zemin hazırlayacak ölçüde büyüten Romalı devlet adamıdır. Suetonius'a göre elli altı yaşında öldü; bu, doğumunu genellikle MÖ 100'e yerleştirir. Galya'yı fethetti, Rubicon'u geçerek iç savaşı başlattı, rakiplerini yendi, ömür boyu diktatör ilan edildi ve MÖ 44'te Mart'ın Ides'inde (15 Mart) öldürüldü. Ali Kerem'in hakemli makalesine göre Caesar'ın zorlu mücadelelerden sonra mutlak iktidarı kurması hem Cumhuriyet'ten İmparatorluk'a geçişi hızlandırdı hem de sonraki liderler için bir örnek oluşturdu. Bu madde, Sezar'ın hayatını büyük ölçüde onun hakkında yazan antik yazarların, özellikle Suetonius, Plutarkhos ve Appianos'un Loeb çevirilerine ve hakemli bir makaleye dayanarak anlatır; antik yazarların birbirinden ayrıldığı noktalar ayrıca belirtilmiştir.
Sulla'nın Gölgesinde Gençlik
Kerem'in makalesine göre Sezar, Roma'nın köklü ailelerinden birine mensup olmanın avantajlarına sahipti; ancak Gaius Marius ile Cornelius Sulla arasındaki iç savaşta ailesinin siyasi duruşu ve Marius'la bağlantısı yüzünden ciddi tehlikelerle karşılaştı. Plutarkhos'a göre Sulla, Sezar'ın bir rahiplik adaylığına gizlice karşı çıktı ve onu öldürmeyi düşündü; kimileri bir çocuğu öldürmenin gereksiz olduğunu söyleyince, bu çocukta birçok Marius görmeyenlerin akılsız olduğunu söyledi. Bu söz Sezar'a ulaşınca bir süre Sabin ülkesinde saklandı. Plutarkhos'a göre Sulla'nın askerlerine yakalandığında, başlarındaki Cornelius'a iki talent vererek serbest kaldı ve denize inip Bithynia Kralı Nikomedes'in yanına gitti. Suetonius'a göre Sezar Asya'daki askerî hizmeti sırasında Mitylene'nin ele geçirilmesinde gösterdiği yararlılıktan ötürü komutan Thermus tarafından corona civica ile ödüllendirildi. Sulla'nın ölümünü öğrenince Roma'ya döndü. Kerem, Sezar'ın bu dönemde Roma'dan uzak kalmayı tercih ettiğini ve Sulla'nın ölümünden sonra nihayet Roma'ya dönebildiğini yazar.
Korsanlar Arasında
Hem Suetonius hem Plutarkhos Sezar'ın gençliğinde korsanlarca kaçırıldığını anlatır, ancak ayrıntılarda farklılık vardır. Suetonius'a göre Sezar, retorik ustası Apollonius Molon'dan ders almak üzere Rodos'a geçerken kış mevsimi başlamışken Pharmakussa adası yakınında korsanlarca yakalandı ve yanında yalnızca bir hekim ve iki uşakla neredeyse kırk gün tutsak kaldı. Plutarkhos ise kaçırılmayı Nikomedes'in yanından dönüş yolculuğuna yerleştirir, tutsaklığın otuz sekiz gün sürdüğünü yazar ve Sezar'ın Rodos'a ancak bu olaydan sonra gittiğini anlatır. Plutarkhos'a göre korsanlar yirmi talent fidye isteyince Sezar, kimi yakaladıklarını bilmedikleri için onlara güldü ve kendiliğinden elli talent vermeyi kabul etti. Tutsaklığı sırasında onlarla oyunlara katıldı, şiirler ve söylevler yazıp okudu, beğenmeyenlere yüzlerine barbar dedi ve gülerek hepsini asacağını söyledi. Fidye Milet'ten gelip serbest kalınca hemen gemiler donatıp korsanları yakaladı. Plutarkhos'a göre Asya valisi Iunius cezalandırmayı ağırdan alınca Sezar, korsanları kendi yetkisiyle çarmıha gerdirdi. Suetonius da onları, önceden yemin ettiği için çarmıha gerdirdiğini, ancak önce boğazlarının kesilmesini emrettiğini ekleyerek bunu Sezar'ın öç alırken bile merhametli doğasına örnek gösterir.
Pontifex Maximus ve Üçlü Koalisyon
Suetonius'a göre Sezar pontifex maximus adaylığını ilan ettiğinde son derece cömert rüşvete başvurdu. Bu yüzden girdiği büyük borcu düşünerek seçim sabahı onu öpen annesine, pontifex olmadan eve dönmeyeceğini söylediği anlatılır. Kerem'in makalesine göre Sezar askerî başarılarının yanı sıra siyasi diplomasideki becerisi sayesinde zamanın en güçlü isimleriyle bir üçlü koalisyon kurdu; modern tarih yazımında bu ittifak Birinci Triumvirlik diye anılır. Suetonius'a göre bu dönemde Sezar, kendinden sonra konsül olacak Lucius Piso'nun kızı Calpurnia ile evlendi ve kızı Julia'yı Gnaeus Pompeius ile nişanladı. Suetonius'a göre kayınpederi ve damadının desteğiyle Sezar, sayısız eyalet arasından kendisini zenginleştirecek ve zafer alaylarına malzeme sağlayacak en uygun yer olarak Galya'yı seçti. Başlangıçta Vatinius yasasıyla yalnızca Cisalpina Galyası ile Illyricum'u aldı, ardından Gallia Comata da ona verildi.
Galya Savaşları
Suetonius'a göre Sezar Galya'yı, müttefik bazı devletler dışında bir eyalet haline getirdi ve ona yıllık kırk milyon sestertius vergi yükledi. Ren'in ötesindeki Germenlere saldırmak için köprü kuran ilk Romalı oydu ve onlara ağır kayıplar verdirdi. Daha önce bilinmeyen Britonları da istila etti, onlardan para ve rehineler aldı. Suetonius, bu başarılar arasında Sezar'ın yalnızca üç kez talihsizliğe uğradığını yazar: Britanya'da donanması şiddetli bir fırtınada neredeyse yok oluyordu, Galya'da Gergovia'da bir lejyonu bozguna uğradı ve Germanya sınırında komutanları Titurius ile Aurunculeius pusuya düşürülüp öldürüldü. Plutarkhos'a göre savaşın doruk noktası Alesia kuşatmasıydı. Sezar, surları ve savunucularının çokluğu nedeniyle alınamaz sanılan şehri kuşatırken dışarıdan bütün Galya'nın en güçlü uluslarından oluşan dev bir yardım ordusu geldi. Plutarkhos'a göre Sezar biri şehre, biri yardım ordusuna dönük iki sur yaptırdı; iki kuvvet birleşirse davasının tamamen kaybolacağını düşünüyordu. Sonunda Alesia'dakiler teslim oldu ve savaşın önderi Vercingetorix en güzel zırhını kuşanıp atını süsleyerek şehirden çıktı ve Sezar'ın önüne gelip teslim oldu.
Rubicon ve İç Savaş
Suetonius'a göre Sezar, eyaletinin sınırı olan Rubicon ırmağında birliklerine yetişti, bir süre durdu ve atacağı adımın büyüklüğünü düşünerek yanındakilere hâlâ geri dönebileceklerini, ama o küçük köprüyü geçerlerse her şeyin kılıçla çözüleceğini söyledi. Suetonius, o sırada olağanüstü boylu ve güzel bir varlığın belirip kaval çaldığını, bir borazan kaparak ırmağa koştuğunu ve savaş işaretini çalarak karşı kıyıya geçtiğini anlatır. Bunun üzerine Sezar, "Tanrıların işaretlerinin ve düşmanlarımızın hilesinin gösterdiği yolu tutalım. Zar atıldı" dedi. Plutarkhos da Sezar'ın umutsuz ve cesur işlere girişen insanların söylediği "zar atılsın" sözünü söyleyerek ırmağı geçtiğini ve şafaktan önce Ariminum'u ele geçirdiğini yazar. Kerem'in makalesine göre Sezar'ın artan gücünden kaygılanan Senato'nun önde gelenleri Pompeius'un çevresinde toplandı; Sezar'ın yetkilerini elinden alma girişimleri iki taraf arasında büyük bir mücadeleye dönüştü ve Sezar'ın askerî üstünlüğü Pompeius ve taraftarlarının ezilmesiyle sonuçlandı. İç savaşın başlıca durakları Pharsalus, Thapsus ve Munda savaşlarıdır. Suetonius'a göre Sezar Pontus zafer alayında savaşın olaylarını değil ne kadar hızlı bittiğini gösteren üç kelimelik bir yazı taşıttı: "Geldim, gördüm, yendim."
Ömür Boyu Diktatör
Plutarkhos'a göre Romalılar Sezar'ın talihine boyun eğdi ve monarşiyi iç savaşların kötülüklerinden bir nefes alma olarak görerek onu ömür boyu diktatör seçti. Plutarkhos bunu açıkça bir tiranlık olarak niteler: monarşi sorumsuzluk öğesinin yanına artık süreklilik öğesini de eklemişti. Plutarkhos'a göre Senato'da Sezar için ilk onurları öneren Cicero oldu. Suetonius'a göre özellikle bir davranış Sezar'a karşı ölümcül bir nefret doğurdu: Senato topluca pek çok onur kararıyla ona geldiğinde, onları Venus Genetrix tapınağının önünde ayağa kalkmadan karşıladı. Suetonius, bazılarının Sezar ayağa kalkmaya çalıştığında Cornelius Balbus'un onu engellediğini, bazılarının ise böyle bir hareket yapmadığını söylediğini kaydeder. Suetonius'un aktardığına göre bu dönemde "krallar Roma'dan kovuldu, bu adam konsülleri kovdu, sonunda kral oldu" gibi dizeler dolaşıyordu.
Reformlar ve Takvim
Suetonius'a göre Sezar, Roma'da tıp uygulayanlara ve özgür sanatların öğretmenlerine yurttaşlık verdi. Borçların silinmesini bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı, ancak borçluların alacaklılarına mallarının iç savaştan önceki değerine göre ödeme yapmasına karar verdi. Seksen bin yurttaşı denizaşırı kolonilere yerleştirdi. Kentin azalan nüfusunu korumak için ordu hizmetinde olmayan yirmi ile kırk yaş arasındaki hiçbir yurttaşın İtalya dışında üç yıldan fazla kalmamasını öngören bir yasa çıkardı. En kalıcı reformu takvimdi. Suetonius'a göre rahipler istedikleri zaman ay veya gün ekleme ayrıcalıkları yüzünden takvimi o kadar bozmuştu ki hasat bayramları yaza, bağbozumu bayramları sonbahara denk gelmiyordu. Sezar yılı 365 gün yaparak güneşin hareketine uydurdu, ara ayı kaldırdı ve her dört yılda bir gün ekledi. Yeni hesabın sonraki 1 Ocak'tan başlayabilmesi için Kasım ile Aralık arasına iki ay daha ekledi; bu yüzden düzenlemenin yapıldığı yıl, eski geleneğe göre o yıla ait ara ay da dahil on beş ay sürdü. Loeb çevirisinin notuna göre eski yıl 355 gündü ve aradaki yaklaşık on bir günlük fark Şubat'tan sonra eklenen yirmi iki ya da yirmi üç günlük bir ara ayla kapatılıyordu. Plutarkhos da Sezar'ın sorunu dönemin en iyi filozof ve matematikçilerine sunduğunu yazar.
Suikast: Mart'ın Ides'i
Suetonius'a göre Sezar'a karşı komploya Gaius Cassius ile Marcus ve Decimus Brutus'un önderliğinde altmıştan fazla kişi katıldı. Senato toplantısı Mart'ın Ides'ine, Pompeius'un salonuna çağrılınca komplocular bu zamanı ve yeri tercih etti. Suetonius, suikastten önceki işaretleri uzun uzun anlatır. Kâhin Spurinna, kurban sunarken Sezar'ı Mart'ın Ides'inden geç olmayacak bir tehlikeye karşı uyardı. Öldürülmeden önceki gece Calpurnia evlerinin alınlığının çöktüğünü ve kocasının kollarında bıçaklandığını rüyasında gördü. Sezar bu işaretler ve sağlık durumu yüzünden uzun süre evde kalıp kalmamak konusunda tereddüt etti. Toplantıya giderken yolda kendisine komployu açığa vuran bir not verildi, fakat Sezar onu elindeki diğer kâğıtlarla birlikte sonra okumak üzere tuttu. Suetonius'a göre Senato'ya girerken Spurinna'ya güldü ve Mart'ın Ides'i geldiği halde bir şey olmadığı için onu sahte kâhin diye andı; Spurinna ise Ides'in geldiğini ama henüz geçmediğini söyledi. Sezar oturunca komplocular saygı sunar gibi çevresini sardı. Tillius Cimber bir şey soracakmış gibi yaklaştı ve Sezar onu başka bir zamana bıraktığında togasını iki omzundan yakaladı. Sezar "Bu şiddettir!" diye bağırırken Cascalardan biri onu bir yandan boğazının hemen altından bıçakladı.
Kaynaklar: [1]
Tartışma: Son Sözler ve Yirmi Üç Yara
Suetonius'a göre Sezar Casca'nın kolunu yakalayıp kalemiyle deldi, ayağa fırlamaya çalışırken başka bir yarayla durduruldu. Çekilmiş hançerlerle çevrildiğini görünce başını cübbesine sardı ve daha düzgün düşmek için sol eliyle eteğini ayaklarına kadar çekti. Böylece yirmi üç yara aldı; Suetonius'a göre tek kelime söylemedi, yalnızca ilk darbede inledi. Suetonius yine de bazı yazarların, Marcus Brutus üzerine atıldığında Sezar'ın Yunanca "Sen de mi, çocuğum?" dediğini yazdığını ekler. Yani en eski ve ayrıntılı anlatı iki versiyonu birlikte verir ve "sen de mi" sözünü yalnızca bir rivayet olarak kaydeder. Bugün yaygın olan Latince "Et tu, Brute?" biçimi Suetonius'ta geçmez. Suetonius'a göre komplocuların hepsi kaçtı ve Sezar bir süre yerde cansız yattı; sonunda üç sıradan köle onu bir sedyeyle, bir kolu sarkık halde evine taşıdı. Suetonius'a göre hekim Antistius'un görüşünce, aldığı bunca yaradan yalnızca göğsündeki ikincisi ölümcüldü.
Kaynaklar: [1]
Cenaze ve Sonrası
Appianos'a göre cenazede halk öfkeyle şiddete yaklaşmışken biri tabutun üzerine Sezar'ın balmumundan bir heykelini kaldırdı. Sırtüstü yatan ceset görünmüyordu. Heykel mekanik bir düzenekle döndürülerek vücudunun her yerindeki ve yüzündeki, kendisine acımasızca vurulmuş yirmi üç yarayı gösteriyordu. Appianos'a göre halk bu görüntüye dayanamadı. Suetonius'a göre Sezar resmî bir kararla ve halkın inancıyla tanrılar arasına katıldı. Mirasçısı Augustus'un onun tanrılaştırılması onuruna düzenlediği ilk oyunlarda yedi gün boyunca bir kuyruklu yıldız parladı. Suetonius, suikastçılardan hemen hiçbirinin Sezar'dan sonra üç yıldan fazla yaşamadığını ya da doğal bir ölümle ölmediğini, kimilerinin gemi kazasında, kimilerinin savaşta, kimilerinin de Sezar'ı öldürdükleri hançerle kendi canlarını alarak öldüğünü kaydeder. Sezar'ın ölümüyle başlayan iç savaşlar, sonunda Octavianus'un tek hâkim olmasıyla ve [[roma|Roma]]'nın imparatorluk düzenine geçmesiyle sonuçlandı. Mısır'la ilişkileri için bkz. [[kleopatra|Kleopatra]].
Miras
Sezar'ın kişisel adı olan Caesar, sonraki Roma imparatorlarının unvanının bir parçası haline geldi. Kerem, Sezar'ın antik dünyanın en önemli isimlerinden biri olarak hatırlanmaya değer olduğunu ve mutlak iktidarı kurmasının sonraki liderler için bir örnek oluşturduğunu vurgular. Suetonius'un aktardığı takvim reformu, Jülyen takvimi olarak uzun yüzyıllar kullanıldı ve bugünkü Gregoryen takvimin temelini oluşturdu. Sezar'ın kendi kaleme aldığı Galya ve İç Savaş anıları, onun olayları kendi bakış açısından nasıl sunduğunu gösteren kaynaklardır. Suetonius ve Plutarkhos'un anlatıları ise yaklaşık bir buçuk asır sonra yazılmıştır ve efsanevi işaretler ile kesin tarihsel bilgiyi birlikte aktarır. Bu nedenle korsanların tutsaklık süresi ya da son sözler gibi konularda antik yazarlar birbirinden ayrılır; bu maddede bu farklar korunmuştur. Roma'nın Kartaca ile mücadelesi için bkz. [[hannibal|Hannibal]]; Sezar'ın Britanya seferlerinin sonraki tarihi için bkz. [[ingiltere-kralligi|İngiltere Krallığı]].
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- LacusCurtius (University of Chicago) — Suetonius, "Divus Iulius" (Loeb, 1913, İng. çev. J. C. Rolfe)
Birincil kaynak: Sulla'nın takibi, corona civica, korsanlar, pontifex maximus seçimi, Galya, Rubicon, takvim reformu, suikast, son sözler ve ölüm yaşı.
- LacusCurtius (University of Chicago) — Plutarkhos, "Caesar" (Loeb, 1919, İng. çev. B. Perrin)
Birincil kaynak: 'birçok Marius' sözü, korsan tutsaklığı (38 gün), Alesia'daki çifte sur, ömür boyu diktatörlük, takvim ve suikast.
- LacusCurtius (University of Chicago) — Appianos, "İç Savaşlar" II. kitap (Loeb, 1913)
Birincil kaynak: cenazede yirmi üç yarayı gösteren balmumu heykel.
- Livius.org — "Plutarch, Caesar: Caesar and the Pirates"
Plutarkhos'un korsan anlatısının ayrı bir çevirisi.
- Ali Kerem, "Gaius Julius Caesar'ın İktidara Yükselişi", EKEV Akademi Dergisi 101 (2024), s. 49-64
Hakemli makale: Marius-Sulla çatışmasındaki konumu, siyasi yükselişi, üçlü koalisyon ve iç savaş.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Sezar'ı kaçıran korsanlara ne oldu?
Plutarkhos'a göre Sezar fidyesi ödenip serbest kalınca hemen gemiler donatıp korsanları yakaladı ve Asya valisi işi ağırdan alınca onları kendi yetkisiyle çarmıha gerdirdi. Suetonius, önceden yemin ettiği için onları çarmıha gerdirdiğini ama önce boğazlarının kesilmesini emrettiğini yazar.
Sezar gerçekten 'Et tu, Brute?' dedi mi?
Bu Latince biçim antik kaynaklarda geçmez. Suetonius, Sezar'ın yirmi üç yara alırken tek kelime söylemediğini, yalnızca ilk darbede inlediğini yazar; bazı yazarların onun Brutus'a Yunanca "Sen de mi, çocuğum?" dediğini aktardığını ise yalnızca bir rivayet olarak ekler.
Jülyen takvimi neyi değiştirdi?
Suetonius'a göre Sezar yılı 365 gün yaparak güneşin hareketine uydurdu, ara ayı kaldırdı ve her dört yılda bir gün ekledi. Geçiş için Kasım ile Aralık arasına iki ay eklendiği için reform yılı on beş ay sürdü.
'Zar atıldı' sözünü Sezar mı söyledi?
Suetonius'a göre Sezar Rubicon'u geçmeden önce "Zar atıldı" dedi; Plutarkhos da onun, tehlikeli girişimlere atılanların söylediği "zar atılsın" sözüyle ırmağı geçtiğini yazar. Sözün tam biçimi kaynaklara göre küçük farklar gösterir.
