KrallıkAntik Çağ

Hitit İmparatorluğu

DönemMÖ ~1650 – MÖ 1180
BölgeAnadolu
BaşkentHattuşa
Hattuşa'nın Aslanlı Kapısı.

Fotoğraf, günümüzHattuşa'nın Aslanlı Kapısı.Bernard Gagnon, Wikimedia Commons (CC BY-SA 3.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Hititler, MÖ 2. binyılda Orta Anadolu'daki Hattuşa (bugünkü Boğazkale yakınları) merkezli bir krallık ve sonra imparatorluk kurmuş bir halktır. Nature dergisinde 2023'te yayımlanan Manning ve arkadaşlarının çalışmasına göre başkenti Hattuşa olan geniş Hitit Krallığı ve ardından gelen imparatorluk, hem zengin arkeolojik kalıntılardan hem de yazılı kaynaklardan MÖ 1650-1200 arasında Doğu Akdeniz ve Yakın Doğu'nun başlıca güçlerinden biri olarak tanınır. Aynı çalışmaya göre imparatorluk zirvesinde Orta, Güney ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Levant ve Kuzey Suriye'yi denetliyordu ve Anadolu'nun neredeyse tamamı Hitit nüfuz alanındaydı. Manning ve arkadaşları Hititleri, beş yüzyıl boyunca eski dünyanın büyük güçlerinden biri olan ve yarı kurak bir bölgede merkezlenmesine rağmen düzenli siyasi, ekonomik ve çevresel zorluklar karşısında uzun süre dayanıklılık gösteren bir imparatorluk olarak tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Anadolu" maddesine göre Hititler Hattuşaş'ta (Boğazköy) bir çivi yazılı tablet arşivi kurdu ve kendi dillerinde ve zamanın diplomatik dili olan Akkadcada yazılmış pek çok tableti korudu. Hitit tarihinin son yüzyılı ve çöküşü, bugün iklim bilimi ile arkeolojinin birlikte tartıştığı en canlı konulardan biridir.

Kaynaklar: [1] [2]

Hattiler ve Hint-Avrupalıların Gelişi

TDV'nin "Anadolu" maddesine göre Orta Anadolu'da Kızılırmak yayı içinde Hatti adı verilen topluluğun kalıntılarında gerçek Tunç Çağı eserlerine rastlanır. Hititlerden önce parlak bir kültür sergileyen bu topluluğun başkenti Hattuşa, sonradan Hititlerin de merkezi oldu; aynı bölgedeki Alacahöyük'te bronz, altın ve gümüşten olağanüstü değerde eserler ele geçti. TDV'ye göre Protohattiler, MÖ 1900'den itibaren Anadolu'ya gelen Hint-Avrupalılarla mücadele etmiş olmalıdır. Hititler hem kendi dillerinde hem de Akkadcada çivi yazısıyla yazdılar. Scientific Data'da 2025'te yayımlanan Batı Anadolu yerleşim kataloğuna göre Hitit metinleri, bölgede hem işbirliği hem çatışma ilişkileri içinde bulunan bir dizi Luvice konuşan siyasi yapıdan söz eder. Aynı çalışmaya göre Hitit metinleri ayrıca uzmanlaşmış bir maden işçileri sınıfını kaydeder; bu da metalürjinin erken karmaşık toplumlardaki ekonomik ve kültürel önemini gösterir. Böylece Hitit devleti, Anadolu'nun yerli Hatti mirasıyla Hint-Avrupalı ve Luvice konuşan toplulukların kaynaştığı çok katmanlı bir yapının ürünü olarak ortaya çıktı.

Kaynaklar: [2] [4]

Eski Hitit Devleti

TDV'ye göre MÖ 1600'lerden 1200'lere uzanan devir Hitit devleti için bir gelişme dönemi oldu. Hititler Orta Anadolu'da önce 1650-1490 arasında, bir ara Babil'i dahi fetheden Eski Hitit Devleti ile varlıklarını sürdürdü. Manning ve arkadaşları da Hitit Krallığı'nın büyük bir güç olarak varlığını 1650'den başlatır; ancak TDV'nin verdiği iki ayrı dönem (Eski Hitit Devleti ve İmparatorluk) arasındaki kısa duraklama, Nature makalesindeki genel 1650-1200 aralığında ayrıca belirtilmez. Manning ve arkadaşlarına göre erken Hitit döneminde krallığın büyük miktarda tahıl ihtiyacı, Hattuşa'da bulunan büyük bir tahıl silosuyla, sonraki dönemde ise daha küçük ve dağınık silolarla belgelenir. Bu, devletin ekonomik temelinin tahıl üretimi ve depolamasına dayandığını gösterir. TDV'nin aktardığı Babil'in fethi, Hitit gücünün Anadolu'dan Mezopotamya'ya kadar uzanabildiğini gösterir; bu bölgedeki öteki büyük güç için bkz. [[asur|Asur]]. TDV'ye göre bu ilk dönemi kısa süren bir duraklama izledi.

Kaynaklar: [2] [1]

İmparatorluk Dönemi

TDV'ye göre kısa süren bir duraklamanın ardından Yeni Hitit Devleti ya da Hitit İmparatorluğu devrinde (1440-1200) Hititler Anadolu'nun büyük bir kısmını ele geçirerek Eski Doğu'da "büyük devlet" statüsü kazandı. Hititler Gediz ve Büyük Menderes ırmakları arasında kalan alanda Ege Denizi'ne ulaştı ve Kuzey Suriye'ye kadar ilerledi. Manning ve arkadaşlarının çalışmasındaki harita, imparatorluğun içinde ya da kenarında yer alan Kaşka, Wilusa, Seha Nehri Ülkesi, Arzava-Mira, Lukka, Pitassa, Tarhuntassa, Alaşiya (Kıbrıs) ve Kizzuvatna gibi siyasi yapıları gösterir. Aynı çalışmaya göre Hitit sistemi; Kaşka akıncılarıyla Anadolu içi gerilimler, imparatorluğu oluşturan Arzava-Mira, Tarhuntassa ve Karkamış gibi unsurlar arasındaki rekabetler, büyük krala rakip olan taht hak iddiacıları ve veba gibi tehditlerle dolu pek çok krize dayanmıştı. Scientific Data'daki katalog, Hitit metinlerinin Batı Anadolu'da Miken bağlantılı bir siyasi yapı olan Ahhiyava'dan söz ettiğini ve Ahhiyava'nın Miken Yunanistanı ile özdeşleştirilmesinin uzun süredir tartışıldığını belirtir; Batı Anadolu'nun ünlü merkezi Troya için bkz. [[truva-savasi|Truva Savaşı]].

Kaynaklar: [2] [1] [4]

Kadeş ve Mısır ile Barış

Manning ve arkadaşlarına göre Hitit İmparatorluğu Yakın Doğu'da siyasi ve toplumsal üstünlük için Mısır İmparatorluğu ile rekabet etti; bu rekabet MÖ 13. yüzyılın başlarında Suriye'deki Kadeş'te dönemin en büyük savaşıyla doruğa ulaştı. TDV'nin "Anadolu" maddesi Kadeş'i "dünyanın ilk meydan savaşı olarak bilinen" çarpışma olarak niteler. TDV'nin "Mısır" maddesine göre Yeni Krallık'ın en önemli firavunlarından II. Ramses, Hititlerle Kadeş savaşını yaptı; ardından "dünyanın ilk yazılı antlaşması olarak bilinen" ve TDV'nin MÖ 1270'e tarihlediği antlaşmayla Suriye'nin yarısını aldı ve Hitit Kralı III. Hattuşili'nin kızıyla evlendi. Manning ve arkadaşları Mısır kronolojisinin de tartışmalı olduğunu, örneğin II. Ramses'in tahta çıkışının yaygın olarak 1290'a yerleştirildiğini, ama bazı hesaplarda ilgili tarihlerin yaklaşık 11 yıl daha eskiye kaydığını belirtir; bu da Kadeş ve antlaşma için verilen tarihlerin kaynaklar arasında birkaç yıl farklılık göstermesinin nedenlerinden biridir. Mısır tarafındaki gelişmeler için bkz. [[misir-firavun|Mısır firavunları]].

Kaynaklar: [1] [2] [3]

Hattuşa: Başkent ve Arşiv

Manning ve arkadaşlarına göre Hattuşa yüzyıllar boyunca Hitit tanrılarının ve krallarının merkezî siyasi ve dinî mekânıydı. TDV'ye göre Hattuşaş'ta kurulan çivi yazılı tablet arşivi, hem Hititçe hem Akkadca yazılmış belgeleri içerir; Akkadca dönemin uluslararası diplomasisinin diliydi. Hititlerin Hattuşa'yı Hattilerden devraldığını belirten TDV, başkentin Hattilerin de merkezi olduğunu vurgular; bu süreklilik, Hitit kültürünün yerli Anadolu geleneğiyle iç içe geçtiğini gösterir. Manning ve arkadaşlarına göre Hitit Krallığı ve özellikle başkenti Hattuşa, büyük çaplı arazi açma faaliyetlerine girişmiş, bu da toprak erozyonuna yol açmıştı; krallık ayrıca uzmanlaşmış hayvancılığa ve suya bağımlı, daha riskli geçim stratejilerine dayanıyordu. Hem çevreden hem yerel olarak üretilen tahıl, devletin ihtiyaç duyduğu büyük hacimleri sağlıyordu; araştırmacılara göre bu birbirine bağlı stratejiler üretimi artırmış, ama riski de büyütmüş olabilir. Hattuşa'nın sonu da bu yüzden yalnızca siyasi değil, çevresel bir sorundur: Manning ve arkadaşlarına göre Hattuşa'nın terk edilmesinin nedenleri hâlâ belirsizdir, ama merkezî yönetimin çöküşü yazılı tarihsel belgelerin de kesilmesi anlamına geldi.

Kaynaklar: [1] [2]

Son Kral: II. Şuppiluliuma

Manning ve arkadaşlarına göre bilinen son Hitit kralı II. Şuppiluliuma'nın saltanatı yaklaşık 1207'de başladı. Bu saltanat, Anadolu içindeki birkaç rakibe (Wiyanawanda, Masa, Lukka ve Ikkuna) ve Alaşiya'ya (Kıbrıs) karşı kara ve deniz savaşlarında kazanıldığı iddia edilen zaferleri içerir; ama bundan sonra hiçbir Hitit hükümdarı kaydedilmemiştir. Aynı çalışmaya göre Mısır kralı III. Ramses'in, Mısır kronolojisindeki tartışmalara bağlı olarak yaklaşık 1188 ya da 1177'ye tarihlenen bir yazıtı, Hititleri Mısır'a saldırmadan önce "Deniz Kavimleri" tarafından silinip süpürülen topluluklar arasında sayar. Manning ve arkadaşları, Medinet Habu'daki bu yazıtın Hitit İmparatorluğu'nun sonu için bir "en geç tarih" (terminus ante quem) sunduğunu, ama III. Ramses'in Deniz Kavimleri'ni tek başına püskürtmesini kutlayan büyük ölçüde siyasi bir metin olduğunu ve birkaç olası sorun içerdiğini vurgular. Bu bakımdan Hitit çöküşüne dair en ünlü dış tanıklık, kendi propaganda amaçları olan bir Mısır metnidir. TDV'nin "Anadolu" maddesi de Hitit Devleti'nin MÖ 1200 yıllarında "muhtemelen Ege göçleri ile gelen Deniz kavimleri tarafından" yıkıldığını yazar.

Kaynaklar: [1] [2]

Çöküş Tartışması: İstila mı, Terk mi?

Manning ve arkadaşlarına göre Hattuşa uzun süre Deniz Kavimleri'nin ya da yerel Anadolu akıncılarının saldırısının kurbanı olarak görüldü; ancak arkeolojik araştırmalar artık kentin kraliyet yönetimi tarafından terk edilip boşaltıldığını ve ancak daha sonra yakıldığını göstermektedir. Bu bulgu, TDV'nin aktardığı geleneksel "Deniz kavimleri tarafından yıkılma" anlatısından farklıdır ve iki görüş arasındaki ayrımı açıkça ortaya koyar. Manning ve arkadaşlarına göre Hitit sistemi daha önce pek çok krize dayanmıştı; ama son çöküş ve Hattuşa'nın terk edilmesi, etkisinin ölçeği bakımından farklı ve sarsıcıydı. Araştırmacılar tarihçi Middleton'ın şu değerlendirmesini aktarır: "Bir çatışma ortamı yeni bir şey değildi... bu yüzden terk edilmeyi hızlandıran tarihsel olarak özgül (ve belki de hiçbir zaman öğrenilemeyecek) bir şeyin yaşandığı sonucuna varmak uygun görünüyor." Manning ve arkadaşlarına göre iklim değişikliğine dair güncel kaygılardan etkilenen son araştırmalar, Hititlerin ve öteki Geç Tunç Çağı uygarlıklarının çöküşünü istilacılar, akıncılar, depremler ya da siyasi-ekonomik değişimlerle açıklamaktan giderek uzaklaşıp altta yatan iklimsel ya da çevresel bir etkeni tartışmaya yönelmiştir.

Kaynaklar: [1] [2]

Ağaç Halkalarındaki Kuraklık

Manning ve arkadaşları, Hattuşa'nın yaklaşık 230 km batısındaki Gordion kazılarında bulunan ardıç kerestelerinden yaklaşık MÖ 1775-748 (±3) yıllarını kapsayan yıllık çözünürlüklü bir ağaç halkası kronolojisi oluşturdu. Çalışmaya göre özellikle alçak rakımlardaki ardıçlar, tahıl üretimi için de kritik olan ilkbahar sonu ve yaz yağışlarındaki azalmaya karşı duyarlıdır. Halka genişliği ve kararlı izotop kayıtları, yaklaşık 1198-1196 (±3) arasında olağandışı şiddette kesintisiz bir kuru dönemi ortaya koyar. Araştırmacılara göre bu, bir eşik noktasına işaret ediyor olabilir ve dönemin risk azaltma uygulamalarını alt edebilecek türden bir olaydır. Manning ve arkadaşlarına göre 13. yüzyıla ait bazı metinler Hitit topraklarında tahıl kıtlığından ya da açlıktan söz eder; ama bu malzemenin yorumu ayrıntı ve bağlamdan yoksundur ve 13. yüzyıl Hattuşa'sına dair bazı eleştirel değerlendirmeler yaklaşan bir krize işaret etmez. Çalışmaya göre birbirini izleyen bir, iki ve sonunda üç yıllık ciddi kuraklık, devletin tahıl stoklarını tüketerek krizi derinleştirmiş olabilir; metinsel kanıtlar Ugarit gibi denizle bağlantılı merkezlerin olası tahıl sevkiyatlarını esirgediğine de işaret eder. Araştırmacılar, temel geçim kaynakları için verilen mücadelelerin bu dönemde Anadolu içi çatışmaları da körüklemiş olabileceğini öne sürer.

Kaynaklar: [1]

Geç Hitit Krallıkları ve Miras

TDV'ye göre Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Asi ırmağının kuzeyinde ve Güneydoğu Anadolu'da Geç Hitit krallıkları adı verilen birçok feodal devlet ortaya çıktı; Orta Anadolu'da ise MÖ 1200'lerden sonra Trakya'dan göç ettikleri sanılan ve başkentleri Gordion olan Frigler ön plana geçti. Manning ve arkadaşlarına göre eski Hitit topraklarının çeşitli yerlerinde, özellikle güneydoğuda ve Kuzey Suriye'de Hitit siyasi ve kültürel sistemlerinin bazı öğeleri uyarlanarak sürdü; ama ortaya çıkan Geç Hitit devletlerinin ölçeği ve niteliği çok farklı ve çok daha küçüktü. Araştırmacılar Hitit örneğini, toplumların uzun vadeli iklim değişikliklerine uyum sağlayabildiğini, ama nadir ve beklenmedik aşırı olayların art arda birkaç yıl yaşanmasının bir toplumu uyum kapasitesinin ötesine itebileceğini göstermek için kullanır. Bu bakımdan Hititler, MÖ 1200 civarında Doğu Akdeniz ve Yakın Doğu'da birçok uygarlığın çöküşüyle ilişkilendirilen daha geniş kuraklaşma eğiliminin yerel ve keskin bir örneği olarak görülür. Hititlerin ardından bölgede yükselen öteki güçler ve Akdeniz ticaret ağı için bkz. [[fenike|Fenikeliler]]; Yakın Doğu'nun sonraki büyük imparatorluğu için bkz. [[asur|Asur]].

Kaynaklar: [2] [1]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • I. Hattuşili, Hattuşa'yı başkent ilan ederek krallığı kurdu.

  • I. Murşili, Babil'i yağmaladı ve Hammurabi hanedanına son verdi.

  • I. Şuppiluliuma, Mitanni Krallığı'nı zayıflatarak imparatorluğu genişletti.

  • Kadeş Savaşı, dönemin iki büyük gücünü (Hitit-Mısır) karşı karşıya getirdi.

  • Kadeş Barış Antlaşması imzalandı — bilinen ilk yazılı uluslararası antlaşma.

  • Deniz Kavimleri göçleri ve iklim krizi Hitit merkezi otoritesini çökertti.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Manning, Kocik, Lorentzen ve Sparks, "Severe multi-year drought coincident with Hittite collapse around 1198-1196 bc", Nature 614 (2023): 719-724

    Hitit İmparatorluğu'nun 1650-1200 arasındaki konumu, Kadeş, Hattuşa'nın terk edilmesi, II. Şuppiluliuma, Medinet Habu yazıtı, tahıl kıtlığı metinleri, silolar, Gordion ardıç ağaçlarıyla kuraklık kaydı, Geç Hitit devletleri (açık erişim, PMC9946833).

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Anadolu" (tarih ve arkeoloji bölümleri)

    Hattiler ve Hattuşa, Hint-Avrupalıların gelişi, Eski Hitit Devleti (1650-1490) ve Babil'in fethi, Hitit İmparatorluğu (1440-1200), Kadeş, Hattuşaş tablet arşivi, Deniz Kavimleri ve Geç Hitit krallıkları.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Mısır" (II. Tarih)

    II. Ramses ile Hititler arasındaki Kadeş savaşı, TDV'nin MÖ 1270'e tarihlediği antlaşma ve III. Hattuşili'nin kızıyla evlilik.

  4. Aşınmaz, Mutlu ve Zangger, "An interoperable catalogue of Middle and Late Bronze Age settlements in western Anatolia (c. 2000-1200 BCE)", Scientific Data 12 (2025): 1804

    Hitit metinlerinde geçen Batı Anadolu'daki Luvice konuşan siyasi yapılar, Ahhiyava tartışması, Hitit metinlerinde uzman maden işçileri (açık erişim, PMC12669694).

Sık Sorulan Sorular

Hititler ne zaman ve nerede hüküm sürdü?

Manning ve arkadaşlarına (Nature 2023) göre Hitit Krallığı ve İmparatorluğu, başkenti Orta Anadolu'daki Hattuşa olmak üzere MÖ 1650-1200 arasında Doğu Akdeniz ve Yakın Doğu'nun başlıca güçlerinden biriydi. TDV ise bu dönemi Eski Hitit Devleti (1650-1490) ve Hitit İmparatorluğu (1440-1200) olarak ikiye ayırır.

Hattuşa düşmanlar tarafından mı yıkıldı?

Uzun süre Deniz Kavimleri'nin ya da Anadolu akıncılarının saldırısıyla yıkıldığı düşünüldü; Manning ve arkadaşlarına göre arkeolojik araştırmalar artık kentin kraliyet yönetimi tarafından terk edildiğini ve ancak daha sonra yakıldığını göstermektedir.

Hitit çöküşünde iklimin rolü neydi?

Gordion'daki ardıç ağaçlarının halka ve izotop kayıtları, yaklaşık MÖ 1198-1196 arasında olağandışı şiddette kesintisiz bir kuraklığı ortaya koyar. Manning ve arkadaşlarına göre bu art arda yaşanan kurak yıllar, devletin tahıl stoklarını tüketerek çöküşte önemli bir rol oynamış olabilir.

Kadeş Antlaşması ne zaman imzalandı?

TDV'nin "Mısır" maddesi II. Ramses ile Hititler arasındaki antlaşmayı MÖ 1270'e tarihler ve "dünyanın ilk yazılı antlaşması olarak bilinen" bir belge olarak niteler; Mısır kronolojisindeki tartışmalar nedeniyle tarih kaynaklarda birkaç yıl farklılık gösterebilir.