Genel Bakış
Asur, Dicle kıyısındaki Aşur şehri çevresinde doğan, Kuzey Mezopotamya merkezli bir krallıktır. Tarihi MÖ 2. binyılın başlarına kadar uzanır, ama en çok bilinen dönemi Yeni Asur İmparatorluğu'dur. Science Advances'te yayımlanan bir çalışma bu dönemi yaklaşık MÖ 912–609 olarak tarihler ve imparatorluğu çağının en büyük ve en güçlü devleti olarak tanımlar. Aynı çalışmaya göre Asur, zirvesinde (MÖ 7. yüzyıl başı) kuzeyde Orta Anadolu'dan batıda Akdeniz'e ve Mısır'a, doğuda Basra Körfezi'ne ve Batı İran'a uzanıyordu. Buna karşın devlet, MÖ 670 civarındaki zirvesinden yalnızca altmış yıl sonra tamamen çöktü: Babil Kroniği'ne göre başkent Ninova MÖ 612'de Babil ve Med ordularının ortak saldırısıyla düştü, son direniş de Harran'da sona erdi. Bu madde Asur'un yükselişini, kraliyet yazıtlarının anlattığı savaş ve sürgün politikasını, Asurbanipal'ın kütüphanesini, George Smith'in tufan tabletini bulmasını ve imparatorluğun çöküşünü, birincil kaynak çevirilerine ve güncel bilimsel çalışmalara dayanarak anlatıyor.
Kökenler ve Anadolu'daki Ticaret Kolonileri
Asurluların erken dönemde uzun mesafeli ticaretle Anadolu'ya kadar uzandığı bilinir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Anadolu maddesine göre Orta Tunç Çağı'nda (MÖ 2000–1600) Orta Anadolu'da hüküm süren bazı Protohatti sülâlelerinin izniyle kurulan Mezopotamya kökenli Asur ticaret kolonileri (Kültepe), Anadolu'ya ilk çivi yazısını getirmişti. Aynı kaynağa göre Orta Anadolu'da daha sonra, MÖ 1600'lerden 1200'lere uzanan dönemde [[hitit|Hitit]] devleti gelişti. Science Advances'teki çalışmaya göre ise Yeni Asur İmparatorluğu, MÖ 10. yüzyılda daha önceki Orta Asur Krallığı'nın kalıntıları üzerinde ortaya çıktı ve sonraki iki yüzyılda, evrensel fetih ideolojisi eşliğinde askerî seferler ve zorla vergilendirmeyle hızla büyüyerek Yakın Doğu'nun “süper gücü” hâline geldi.
Kraliyet Yazıtları ve Şiddetin Dili
Asur krallarının kendi seferlerini anlattığı yıllıklar, imparatorluğun nasıl yönetildiğine dair en doğrudan kaynaklardır. Luckenbill'in 1926'daki çevirisine göre II. Aşurnasirpal yıllıklarında, Nishtun şehrinin valisi Bubu'nun derisini Arbela'da yüzdürüp şehir surlarına serdiğini ve ardından kendi suretini yaptırıp üzerine gücünün şanını yazdırdığını anlatır. Aynı yıllıklarda isyan eden şehirlerin yakılıp yıkıldığı, kaçanların gelip kralın ayaklarına kapandığı ve kendilerine haraç ile vergi yüklendiği tekrar tekrar anlatılır. Bu metinler kralların kendi ağzından, kendi zaferlerini yüceltmek için yazılmıştır. Bu yüzden bir yandan Asur şiddetinin belgesi, öte yandan bilinçli bir propaganda dili olarak okunmalıdır.
Kaynaklar: [3]
Sürgün Politikası
Asur yönetiminin en kalıcı izlerinden biri, fethedilen halkların zorla yerinden edilmesidir. Science Advances'teki çalışmaya göre fethedilen topraklardaki yerel nüfusları zorla sürüp imparatorluğun başkentlerine ve eyalet merkezlerine yerleştirme politikası, MÖ 3. ve 2. binyılın hiçbir şehriyle kıyaslanamayacak kadar kalabalık Asur başkentleri yarattı. Bu nüfusu beslemek için Asurlular büyük yol ve sulama ağları kurdu ve yerleşimi yağmura dayalı tarım kuşağının sınırdaki ve daha önce yerleşilmemiş bölgelerine kadar yaydı. Kraliyet yazıtları sayıları da verir: Luckenbill'in çevirisine göre Sanherib, Yahuda kralı Hizkiya'ya karşı seferinde onun 46 surlu şehrini kuşatıp aldığını, 200.150 kişiyi ve sayısız hayvanı ganimet olarak götürdüğünü, Hizkiya'yı ise “kafese kapatılmış bir kuş gibi” Kudüs'e hapsettiğini yazar. Arkeogenetik bu tabloya ilginç bir ayrıntı ekliyor. Kuzeydoğu Irak'taki Bakr Awa'da yapılan ve 2026'da Genome Biology'de yayımlanan bir çalışma, Yeni Asur dönemine tarihlenen iki bireyin genetik profilinin önceki Tunç Çağı nüfusunun çeşitliliği içinde kaldığına dair ilk işaretler buldu. Yazarlara göre kültürel geçişler her zaman büyük ölçekli bir soy değişimiyle sonuçlanmaz. Ancak örneklem çok küçüktür ve bu bulgu tek bir yerleşim için geçerlidir.
Mısır'ın Fethi
Asur genişlemesi MÖ 7. yüzyılda Mısır'a ulaştı. Luckenbill'in çevirisine göre Asarhaddon yazıtında, Mısır ve Kuş (Etiyopya) kralı Tirhakah'a karşı İşhupri'den Memfis'e kadar on beş günlük bir yürüyüş boyunca her gün savaştığını yazar. Kral, Tirhakah'ın kraliyet şehri Memfis'i yarım günde lağımlar, tüneller ve saldırılarla kuşatıp aldığını, şehri yakıp yıktığını ve Tirhakah'ın kraliçesini, haremini ve veliahdı Ushanahuru'yu Asur'a götürdüğünü anlatır. Ayrıca bütün Mısır'a yeniden krallar, valiler ve görevliler atadığını söyler. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Mısır maddesi de Mısır'ın XXIII–XXV. hanedanlar döneminde yaşadığı büyük bölünmeler sonucunda Asur Kralı Asarhaddon'un Sina çölünü ve deltayı geçerek Memfis'e girdiğini doğrular. Ancak Asur egemenliği kısa sürdü: aynı kaynağa göre Sais Kralı I. Psamtik birkaç yıl sonra Asurluları uzaklaştırarak XXVI. hanedanı kurdu (MÖ 663).
Ninova: İmparatorluk Başkenti
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Ninova'nın kuruluşu MÖ 5. binyılın ortalarına kadar gider ve adı (Ninuwa) MÖ 3. ve 2. binyıl çivi yazılı belgelerinde sıkça geçer. Şehri II. Aşurnasirpal (MÖ 884–858) yeniden kurarcasına canlandırıp başkent yaptı. II. Sargon'un (MÖ 722–705) yaklaşık 16 km uzağa kurduğu yeni başkent Dur-Şarrukin'e (Horsabad) taşınmasıyla Ninova bir süre ikinci planda kaldı. Bu durum uzun sürmedi: Sanherib (MÖ 705–681) şehri çok daha geniş biçimde imar ettirip yeniden başkent yaptı. Sanherib'in açtırdığı sulama kanalları sayesinde çevresinde bağ ve bahçeler arttı ve Ninova bir sanat ve kültür merkezi hâline geldi. Science Advances'teki çalışma da Asurluların bu büyük başkentleri ayakta tutmak için bölgesel ölçekte su sistemleri kurduğunu vurgular.
Asurbanipal ve Ninova Kütüphanesi
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Asurbanipal (MÖ 669–627) Ninova'da dünyanın ilk kütüphanelerinden sayılan büyük bir kütüphane kurdu ve burada çok sayıda Sümerce ve Akkadca tablet bir araya getirildi. Asurbanipal'ın kendi yazıtı, Luckenbill'in çevirisine göre, babası Asarhaddon'un doğup büyüdüğü sarayda “Nabu'nun bilgeliğine” eriştiğini, her türlü zanaatkârın uyguladığı yazı sanatının bütün inceliklerini öğrendiğini anlatır. Aynı yazıtta okçuluk, ata ve savaş arabasına binmeyi öğrendiğini de söyler. Kütüphanenin büyüklüğüne dair ilk tahminlerden biri, tabletler üzerinde çalışan George Smith'e aittir. Smith 1876'da, bulunan parçalara bakarak Ninova'daki kraliyet kütüphanesinde muhtemelen 10.000'den fazla yazılı tablet bulunduğunu yazmıştır. Smith ayrıca tabletlerin yüzü aşkın parçaya bölünebildiğini, harabelerde hâlâ en az 20.000 parçanın gömülü olduğunu ve elindeki Tekvin benzeri anlatıların bütün kopyalarının Asurbanipal döneminde yazıldığını belirtir. Kaynaklar Asurbanipal'ın tahta çıkış yılında da ayrılır: TDV MÖ 669'u verirken Smith onun MÖ 670'te hüküm sürdüğünü yazar.
George Smith ve Tufan Tableti
Ninova tabletlerinin en ünlüsü, Gılgamış Destanı'nın tufan anlatısını içeren on birinci tablettir. George Smith 1876'daki kitabında, British Museum'daki parçalar arasında sistemli bir arama yaparken altı sütunlu bir tabletin yarısını bulduğunu anlatır. Üçüncü sütunu okurken gözüne geminin Nizir dağlarına oturduğu ve ardından güvercinin salındığı, güvercinin konacak yer bulamayıp geri döndüğü bölüm çarpmış ve bunun bir tufan anlatısı olduğunu hemen anlamıştı. Smith tufan anlatısını 3 Aralık 1872'de Society of Biblical Archaeology toplantısında yayımladı. O zaman kahramanın adını henüz okuyamadığı için ona geçici olarak “Izdubar” diyordu ve tufanı anlatan tabletin on iki tabletlik bir dizinin on birincisi olduğunu tespit etmişti. Smith'in Assyrian Discoveries (1875) adlı kitabına göre bu keşfin uyandırdığı ilgi üzerine Daily Telegraph gazetesi Ninova'da yeni araştırmalar için bin gine ayırdı. Smith 7 Mayıs 1873'te Kuyuncuk'ta, Sanherib'in güneybatı sarayındaki kütüphane alanında kazıya başladı. 14 Mayıs'ta, bir günlük kazıdan çıkan parçaları temizlerken birinin tufan anlatısının birinci sütununa ait, hikâyedeki tek ciddi boşluğu dolduran on yedi satırlık bölüm olduğunu gördü. Destanın kendisi için [[gilgamis-destani|Gılgamış Destanı]] maddesine bakılabilir.
Tartışma: İklim mi, Savaş mı?
Asur'un çöküşü uzun süre iç çatışmalar, aşırı genişleme ve askerî yenilgilerle açıklandı. Sinha ve arkadaşlarının 2019'da Science Advances'te yayımladığı çalışma bu açıklamalara iklimi ekledi. Kuzey Irak'taki Kuna Ba mağarasından elde edilen ve kesin tarihlenmiş sarkıt kaydına göre imparatorluğun yükselişi, son 4.000 yıl içinde olağandışı derecede yağışlı, yaklaşık iki yüzyıllık bir döneme (yaklaşık MÖ 925–725) denk geliyordu. Yazarlar MÖ 850–740 arasını kayıttaki en yağışlı dönemlerden biri olarak tanımlar ve buna “Asur megapluviyali” adını verir. Buna karşılık MÖ 7. yüzyılın başından ortasına kadar süren mega kuraklıklar, bölgedeki yakın dönem kuraklıkları kadar şiddetliydi ama onlarca yıl sürdü. Yazarlara göre bu kuraklıklar Asur'un tarımsal verimini düşürerek siyasi ve ekonomik çöküşe katkıda bulundu. Bu açıklama askerî yenilgiyi dışlamaz: Babil Kroniği, imparatorluğun son yıllarını art arda gelen seferler ve kuşatmalarla anlatır. Çalışma da iklimin tek neden değil, çöküşe katkıda bulunan bir etken olduğunu söyler.
Ninova'nın Düşüşü (MÖ 612)
Asur'un son yılları, British Museum'daki 21.901 numaralı tablette korunan ve C. J. Gadd'ın 1923'te yayımladığı Nabopolassar Kroniği'nde yıl yıl anlatılır. Kroniğe göre Babil kralı Nabopolassar'ın onuncu yılında (MÖ 616) Asur ordusu Qablinu'da yenildi; aynı yıl Mısır ve Asur orduları birlikte Babil kralının peşine düştü ama ona yetişemedi. On ikinci yılda (MÖ 614) Medler Aşur şehrine saldırıp şehri yıktı. Babil kralı yardım için geldiğinde saldırıya yetişemedi, ama şehirde Medlerin kralı Kyaxares ile buluşup dostluk ve ittifak kurdu. On dördüncü yılda (MÖ 612) Babil ve Med orduları Ninova'ya yürüdü. Sivan ayından Ab ayına kadar üç savaş verildi ve Ab ayında şehir alındı. Kroniğe göre o sırada Asur kralı Sin-şar-işkun'du. Şehrin hesapsız ganimeti yağmalandı ve şehir bir höyüğe, bir harabeye çevrildi. Ardından Aşur-uballit Harran'da Asur kralı olarak tahta çıktı. On altıncı yılda Babil ve Med ordularının yaklaşması üzerine Harran'ı terk etti ve şehir yağmalandı. On yedinci yılda (MÖ 609) Aşur-uballit büyük bir Mısır ordusuyla birlikte Harran'ı geri almak için yürüdü. Kaynaklar arasında bir vurgu farkı vardır: TDV İslâm Ansiklopedisi, Ninova'nın Babillilerle birleşen Medler tarafından üç aylık bir kuşatmadan sonra alındığını yazar. Kronik ise Babil kralını ve ordusunu da kuşatmanın merkezine koyar. Sivan'dan Ab'a uzanan süre, TDV'deki üç aylık kuşatmayla uyumludur. Babil'in sonraki yükselişi için [[babil-yeni|Yeni Babil İmparatorluğu]] maddesine bakılabilir.
Miras
Ninova düştükten sonra bölgede varlığını sürdürdü. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre şehir Orta Çağ boyunca küçük ve harap bir yer olarak yaşadı. Bizans İmparatoru Herakleios, Sasanilerle uzun mücadelesini Aralık 627'de Ninova önlerinde kazandığı zaferle sona erdirdi. İslâm kaynaklarında Ninova Hz. Yunus'un memleketi olarak bilinir ve Nebî Yûnus adıyla anılan tepe de bu inanca bağlanır. 19. yüzyılda Kuyuncuk ve Nebi Yunus tepelerinde yapılan kazılarda Asur krallarına ait saraylar, tapınaklar ve Gılgamış Destanı gibi kil tabletler ortaya çıkarıldı. George Smith'in 1870'lerdeki çalışmalarının gösterdiği gibi bu tabletler, Mezopotamya edebiyatını ve tarihini doğrudan kendi kaynaklarından okumayı mümkün kıldı. Babil Kroniği gibi metinler de imparatorluğun sonunu Yunan tarihçilerinin aktarımlarına değil, çağdaş kayıtlara dayanarak yeniden kurmayı sağladı. Asur'un öncülü olan Mezopotamya devletleri için [[akad|Akad İmparatorluğu]] maddesine bakılabilir. Ninova adı bugün merkezi Musul olan Irak vilayetinin adıdır.
Kilit Olaylar Kronolojisi
Asurlu tüccarlar Anadolu'da Kaniş karumu gibi ticaret kolonileri kurdu.
II. Aşurnasirpal, Kalhu'yu (Nimrud) yeni başkent olarak inşa etti.
II. Sanherib, Kudüs'ü kuşattı ancak şehri ele geçiremedi.
Aşurbanipal, Mısır'ın başkenti Thebes'i fethetti; imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştı.
Babil ve Med orduları Ninova'yı yakıp yıktı.
Son Asur direnişinin de kırılmasıyla imparatorluk tamamen sona erdi.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Ninevâ"
Ninova'nın başkent oluşu, Sanherib'in imarı, Asurbanipal'ın kütüphanesi, MÖ 612'deki düşüş ve 19. yüzyıl kazıları.
- C. J. Gadd — The Fall of Nineveh: The Newly Discovered Babylonian Chronicle, No. 21,901, in the British Museum (1923)
Birincil kaynak: Nabopolassar Kroniği'nin çevirisi; MÖ 616–609 olayları, Aşur'un ve Ninova'nın düşüşü, Harran.
- Daniel David Luckenbill — Ancient Records of Assyria and Babylonia, cilt 1 (University of Chicago Press, 1926)
Birincil kaynak çevirileri: II. Aşurnasirpal'ın yıllıkları.
- Daniel David Luckenbill — Ancient Records of Assyria and Babylonia, cilt 2 (University of Chicago Press, 1927)
Birincil kaynak çevirileri: Sanherib'in Yahuda seferi, Asarhaddon'un Mısır seferi, Asurbanipal'ın eğitimine dair yazıtı.
- George Smith — The Chaldean Account of Genesis (1876)
Tufan tabletinin British Museum'da bulunuşu, 3 Aralık 1872 sunumu, Ninova kütüphanesinin büyüklüğü üzerine tahmin.
- George Smith — Assyrian Discoveries: An Account of Explorations and Discoveries on the Site of Nineveh, During 1873 and 1874 (1875)
Daily Telegraph'ın desteklediği kazı, Kuyuncuk'ta çalışmanın başlaması ve eksik tufan parçasının bulunması.
- Ashish Sinha vd. — "Role of climate in the rise and fall of the Neo-Assyrian Empire", Science Advances 5 (2019)
Kuna Ba mağarası iklim kaydı, imparatorluğun yükselişindeki yağışlı dönem ve 7. yüzyıl kuraklıkları, sürgün politikası.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Anadolu"
Kültepe'deki Asur ticaret kolonileri ve Anadolu'ya çivi yazısının gelişi.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Mısır" (başlangıçtan Bizans dönemine kadar)
Asarhaddon'un Memfis'e girişi ve I. Psamtik'in Asurluları uzaklaştırması.
- Matthew P. Williams vd. — "Mesopotamian ancient DNA reveals Iron Age integration of heterogeneous Bronze Age genetic ancestries following resettlement", Genome Biology 27 (2026)
Bakr Awa'da Yeni Asur dönemine tarihlenen bireylerin genetik profili.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Ninova ne zaman ve kim tarafından alındı?
Gadd'ın 1923'te yayımladığı Babil Kroniği'ne göre Ninova, Babil kralı Nabopolassar'ın on dördüncü yılında (MÖ 612), Babil ve Med ordularının ortak saldırısıyla Ab ayında alındı ve harabeye çevrildi. TDV İslâm Ansiklopedisi ise şehrin Babillilerle birleşen Medler tarafından üç aylık bir kuşatmadan sonra alındığını yazar.
Tufan tableti nasıl bulundu?
George Smith, British Museum'daki Ninova tabletlerini incelerken geminin Nizir dağlarına oturduğunu ve güvercinin salındığını anlatan bir parça buldu ve bu anlatıyı 3 Aralık 1872'de Society of Biblical Archaeology'de sundu. Daily Telegraph'ın desteğiyle 1873'te Ninova'ya gitti ve 14 Mayıs'ta tufan anlatısındaki boşluğu dolduran on yedi satırlık parçayı buldu.
Asur'un çöküşünde iklimin rolü var mıydı?
Sinha ve arkadaşlarının 2019'daki çalışmasına göre imparatorluğun yükselişi yaklaşık iki yüzyıllık olağandışı yağışlı bir döneme denk geldi. MÖ 7. yüzyılın başından ortasına kadar onlarca yıl süren mega kuraklıklar ise tarımsal verimi düşürerek çöküşe katkıda bulundu. Yazarlar iklimi tek neden değil, katkıda bulunan bir etken olarak görür.
