Tarihi OlayÇağdaş Dönem

Hindistan'ın Bağımsızlığı

Bağımsızlık15 Ağustos 1947
Ana FigürlerGandhi, Nehru, Cinnah
SonuçHindistan ve Pakistan'ın Bağımsız Devletler Olarak Kuruluşu
Gandhi, Tuz Yürüyüşü'nün sonunda Dandi sahilinde tuz toplarken; arkasında oğlu Manilal Gandhi ve Mithuben Petit görülüyor.

Tarihi fotoğraf (5 Nisan 1930)Gandhi, Tuz Yürüyüşü'nün sonunda Dandi sahilinde tuz toplarken; arkasında oğlu Manilal Gandhi ve Mithuben Petit görülüyor.Bilinmeyen, Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Hindistan'ın bağımsızlığı, Britanya'nın yaklaşık iki yüzyıllık yönetiminin Ağustos 1947'de sona ermesi ve Britanya Hindistanı'nın Hindistan ve Pakistan adlı iki devlete bölünmesiyle sonuçlanan süreçtir. Birleşik Krallık Ulusal Arşivleri'nin (The National Archives) eğitim kaynağına göre Britanya Hindistanı'nda insanlar on yıllardır bağımsızlık istiyordu; ancak 1940'ların başına kadar Britanya'da da Hindistan'da da çok az kişi bu bağımsızlığın toprakların bölünmesi biçiminde gerçekleşeceğini düşünürdü. Bağımsızlık 14 ve 15 Ağustos 1947'de ilan edildi; yeni sınırlar ise iki gün sonra açıklandı. Bölünmeyi, tarihin en büyük göç hareketlerinden biri ve özellikle Pencap'ta ağır bir şiddet izledi. Bu madde, mücadelenin başlıca aşamalarını Ulusal Arşivler, National Army Museum, Hindistan Hükümeti'nin basın bürosu, Gandhi arşivi ve TDV İslâm Ansiklopedisi'ne dayanarak anlatır; rakamların kaynağa göre değiştiği yerler ayrıca belirtilmiştir. Gandhi'nin hayatı için bkz. Mahatma Gandhi.

Kaynaklar: [1] [6]

1857 Ayaklanması ve Doğrudan İngiliz Yönetimi

TDV'nin "Hindistan" maddesine göre İngilizler 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Sihler, Maratalar ve Racpûtlarla anlaşmalar yaparak alt kıtanın büyük kısmının kontrolünü ele geçirdi; sonraki otuz yılda Sind, Keşmir, Asam ve diğer bölgelerin ilhakıyla bütün Hindistan fiilen İngiliz hâkimiyetine girdi. 1857'de Bengal ordusundaki sipahilerin ayaklanması kısa sürede yayıldı ve Bâbürlü Sultanı II. Bahadır Şah'ın sembolik liderliği etrafında Hinduların ve Müslümanların birlikte katıldığı genel bir ayaklanmaya dönüştü. Delhi, Kanpûr ve Leknev'de şiddetli çarpışmalar oldu; İngiliz ordusu ayaklanmayı kanlı biçimde bastırdı ve binlerce kişi öldürüldü ya da sürgün edildi. TDV'ye göre 2 Ağustos 1858'de İngiliz Parlamentosu'nda çıkarılan Hindistan İdare Kanunu ile Doğu Hindistan Şirketi'nin yetkileri kaldırıldı ve ülke yönetimi doğrudan Londra'ya bağlandı. Ansiklopedi, ayaklanmanın Bâbürlü sultanı etrafında odaklanmasının İngilizleri daha çok Müslümanlara yönelttiğini ve 1835'ten itibaren resmî dilde Farsça yerine İngilizcenin getirilmesinin Müslümanların idari etkinliğini zaten zayıflattığını belirtir. Önceki dönem için bkz. [[babur|Babür İmparatorluğu]].

Kaynaklar: [6]

Kongre, Müslümanlar Birliği ve Hilâfet Hareketi

TDV'ye göre Hindistan Kongre Partisi 1885'te kuruldu; Müslümanların büyük çoğunluğu onu benimsemedi ve Hindu milliyetçiliğinin örgütü olarak gördü. I. Dünya Savaşı'ndan sonra verilen sözler tutulmayınca Müslümanlar, Hinduların da desteğiyle İngiliz hükümetine baskı yapmak için Hindistan Hilâfet Hareketi'ni kurdu. TDV'ye göre hareket Hindistan'da ve Avrupa'da yoğun faaliyet gösterdi, ancak amacına ulaşamadı; Türkiye'de hilafetin 1924'te kaldırılması hareketin çöküşüne yol açtı. 1928'de Kongre'nin ilan ettiği anayasa taslağı Hindularla Müslümanlar arasında yeni tartışmalar doğurdu. Kongre bütün vatandaşların eşit haklara sahip olduğu laik bir sistemi savunurken Müslümanlar, Hindu çoğunluklu bir ülkede bu sistemin işlemeyeceği gerekçesiyle nüfus yoğunluğuna göre özerk yönetimler istedi. TDV'ye göre İngiliz hükümeti 1930'dan itibaren taraflar arasında toplantılar başlattıysa da sonuç alınamadı; 1935'te azınlık haklarını güvenceye alan Hindistan İdare Kanunu kabul edildi.

Kaynaklar: [6]

Amritsar Katliamı (1919)

National Army Museum'un koleksiyon kaydına göre Tuğgeneral Reginald Dyer komutasındaki askerler 13 Nisan 1919'da Pencap'ın Amritsar kentinde binlerce silahsız protestocuya ateş açtı. Protestocular ve yerel bir bayramı kutlamak için orada bulunan insanlar Jallianwala Bagh bahçesinde toplanmıştı ve uyarı yapılmadan ateş edildi. Orada bulunanların çoğu sıkıyönetim ilan edildiğini bilmiyordu. Müzeye göre resmî rapor 379 kişinin öldüğünü ve 1200 kişinin yaralandığını bildirdi, ancak gerçek sayı çok daha yüksekti. Katliamın Hindistan'da ve Britanya'da yarattığı tepki nedeniyle Dyer 17 Temmuz 1920'de emekliye ayrılmak zorunda kaldı. Aynı kayda göre Britanya'ya döndüğünde muhafazakâr Morning Post gazetesinin onun adına başlattığı bir kampanyayla toplanan 26.000 sterlin kendisine verildi ve gazete onu "Pencap'ın kurtarıcısı" diye andı. Müze bu anlatının gerçekle bağdaşmadığını, katliamın Britanya'nın Hindistan'daki yönetim tarihinde bir dönüm noktası olduğunu vurgular.

Kaynaklar: [3]

Tuz Yürüyüşü (1930)

Gandhi'nin şiddetsiz direniş (satyagraha) anlayışının en tanınan uygulaması Tuz Yürüyüşü'dür. Hindistan Hükümeti'nin basın bürosu PIB'in yayımladığı metne göre Gandhi, tuz yasasını çiğneme kararını önceden Genel Vali Lord Irwin'e yazdığı bir mektupla bildirmişti; tuz vergisini yoksullara yapılan en büyük haksızlık olarak görüyordu. Yürüyüş 12 Mart 1930 sabahı saat altı buçukta Sabarmati Aşramı'ndan başladı. Katılımcı sayısı kaynağa göre farklıdır: Mani Bhavan Gandhi arşivinin (mkgandhi.org) metni Gandhi'nin yanında yetmiş sekiz gönüllü bulunduğunu yazar, PIB metni ise yetmiş dokuz takipçiden söz eder. PIB'e göre yürüyüşçüler 241 millik yolu yirmi dört günde tamamladı. Dandi'ye varış tarihi de iki kaynakta küçük bir farkla verilir: PIB kafilenin 4 Nisan gecesi Dandi'ye girdiğini, mkgandhi.org ise 5 Nisan'da ulaştığını yazar. İki kaynak da tuz yasasının 6 Nisan 1930 sabahı çiğnendiğini kaydeder. mkgandhi.org'a göre Gandhi ve gönüllüler saat 8.30'da küçük bir çukurda birikmiş doğal tuzdan bir parça alarak yasayı çiğnedi; yanında duran Sarojini Naidu ona "Kurtarıcı" diye seslendi. Aynı kaynağa göre Gandhi, hükümetin tuz tekeli yoluyla her yıl halktan altı crore rupi aldığını söyledi.

Kaynaklar: [4] [5]

II. Dünya Savaşı: Cripps Misyonu ve Quit India

Ulusal Arşivler'in eğitim kaynağına göre Britanya yönetimi için Hindistan'ın en önemli yanlarından biri askerî kaynakları, özellikle askerleriydi. Savaşın Britanya için belirsiz bir noktasında, 1942'de, artan sömürge karşıtlığı karşısında İngiliz hükümeti savaştan sonra Hindistan'dan çekileceğini açıkladı. Ulusal Arşivler'in "Indian independence" kaynağına göre Churchill hükümeti Hint iş birliğini sağlamak için 1942'de Cripps Misyonu'nu gönderdi; misyon milliyetçi liderleri tatmin etmedi, ancak savaştan sonra bağımsızlık fikrini ortaya koydu. Aynı kaynağa göre Cripps Misyonu bölgelerin birlikten ayrılabileceği fikrini de dile getirerek Cinnah'ın çağrısını meşrulaştırdı. Gandhi'nin Quit India (Hindistan'ı Terk Et) hareketi, İngiliz makamlarınca yasa dışı bir kitle hareketi sayıldı. Arşivdeki 17 Ağustos 1942 tarihli bir askerî telgraf, huzursuzluğun Madras, Bengal ve Birleşik Eyaletler'in kırsal kesimlerine yayılma eğilimini, Kalküta'da temel hizmetlere ve Doğu Hindistan demiryollarına yönelik saldırıları aktarır. Başka bir belgeye göre hükümet, tutuklu Gandhi'nin Cinnah'a mektup iletme isteğini de reddetti. Kaynak, Quit India hareketinin, savaşın maliyetinin ve 1946 Hint Deniz İsyanı'nın Britanya'ya Hindistan'ın artık yönetilemeyeceğini gösterdiğini belirtir.

Kaynaklar: [1] [2]

Subhas Chandra Bose ve Hint Ulusal Ordusu

Bağımsızlık mücadelesi tek bir stratejiyle yürümedi. Ulusal Arşivler'deki bir radyo yayını metnine göre Subhas Chandra Bose, Tokyo'dan yaptığı bir yayında "acımasız düşmanımıza karşı hiçbir sivil itaatsizlik, sabotaj ya da devrimin işe yaramayacağını" söyledi. Bose'a göre İngilizleri kovmak için onlarla kendi silahlarıyla savaşmak gerekiyordu ve bu görev özellikle Doğu Asya'daki Hintlilere düşüyordu. Bose, oradaki bütün sağlıklı Hintlileri kendisiyle birlikte savaşmaya çağırdı. Arşivdeki bir başka belge, İngiliz başkomutanlığının 11 Kasım 1943 tarihli gizli telgrafıdır. Telgrafa göre Bose'un geçici hükümetinin kuruluşu Hindistan'da neredeyse hiç ilgi uyandırmamıştı. Hindistan Hükümeti iç propagandada onu görmezden gelme politikası izliyordu ve Çin ile BBC yayınlarının da Bose'a reklam yapmaması isteniyordu. Belge, İngilizlerin Bose'un etkisini küçük göstermeye çalıştığını da ortaya koyar; bu yüzden telgraftaki değerlendirme, Bose'un gerçek etkisinin kanıtı olarak değil, İngiliz bakışının kaydı olarak okunmalıdır.

Kaynaklar: [2]

Pakistan Talebi

TDV'ye göre Müslümanlar Birliği 1940'taki Lahor toplantısında ilk kez Pakistan adını gündeme getirdi. Cambridge'de okuyan bir grup Müslüman öğrencinin formüle ettiği bu ad, Pencap, Afgan, Keşmir ve Sind kelimelerinin baş harfleriyle Belûcistan'ın son ekinden oluşturulmuştu. Ulusal Arşivler'in kaynağına göre Pakistan'ın ayrı bir toprak ulusu olarak talep edilmesi 1940'ların başında belirsiz ve sınırlıydı; ancak eyalet seçimlerinde Müslümanlar Birliği, özellikle alt ve orta sınıf Müslümanları Pakistan adına harekete geçirdi. Müslüman bölgelerindeki büyük seçim desteği, ayrı bir Müslüman ulusu talebini yaygınlaştırdı. Aynı kaynağa göre İngilizler 1942-1943'te Birlik bakanlıkları kurarak Müslümanlar Birliği'nin doğuda ve batıda güçlenmesine de yardım etti. Kongre, Gandhi ve Nehru önderliğinde birleşik ve özgür bir Hindistan istiyordu. Kaynak, Cinnah'ın 1945'teki bir konuşmasında birleşik bir Hindistan'ın Müslümanlar için kölelik anlamına geleceğini söylediğini aktarır. TDV de Kongre'nin uzun süre bu fikre karşı çıktığını, ancak 1942'den sonra hiçbir bölge halkının kendi isteği dışında bağımsız Hindistan'da yaşamaya zorlanamayacağını kabul ettiğini yazar.

Kaynaklar: [6] [2]

Kabine Misyonu ve Mountbatten Planı

Ulusal Arşivler'e göre Temmuz 1945'te iktidara gelen Clement Attlee'nin İşçi Partisi hükümeti, Hindistan'ın kendi kaderini belirlemesine sempatiyle bakıyor ama Güney Asya'daki İngiliz ekonomik çıkarlarını korumaya da kararlıydı; 1946'da bağımsız Hindistan'ın kuruluşunu görüşmek için bir Kabine Misyonu gönderdi. Misyon başarısız oldu. Müslümanlar Birliği'nin Pakistan için kitlesel eylem çağrısı Kalküta'da Müslümanların Hinduları öldürmesine ve buna tepki olarak Kalküta'da ve Hindistan'ın başka yerlerinde Hinduların şiddetine yol açtı. Kaynağa göre 1946 sonunda İngiliz yetkililer farklı grupların tek bir devlet içinde temsil edileceği bir çözüm bulmaktan vazgeçmişti. Şubat 1947'de Lord Mountbatten çekilmeyi yönetmek üzere gönderildi. İngilizler Haziran 1948'e kadar çekilmeye karar vermişti, ancak Mountbatten bunu Ağustos 1947'ye çekti. 3 Haziran 1947'de Nehru ve Cinnah'la birlikte, Britanya'nın iktidarı bir değil iki yeni hükümete, Hindistan ve Pakistan hükümetlerine devredeceğini açıkladı. TDV'ye göre plan her iki tarafça kabul edildi, 18 Temmuz 1947'de İngiliz Parlamentosu durumu onayladı ve plan 14 Ağustos 1947'de uygulamaya kondu; Cinnah Pakistan'ın ilk devlet başkanı oldu.

Kaynaklar: [2] [1] [6]

Radcliffe Hattı

Yeni sınırların çizimi Sir Cyril Radcliffe'e verildi. Süre konusunda iki Ulusal Arşivler metni farklı rakamlar verir: "Indian independence" kaynağı Radcliffe'ten sınırları altı hafta içinde çizmesinin istendiğini yazar; "Partition of British India" kaynağı ise İngiliz ve Hint yetkililere Britanya Hindistanı'nın nasıl bölüneceğini belirlemek için yalnızca dokuz hafta verildiğini belirtir. Nihai sınırlar Britanya Hindistanı'nın doğu ve batı kesimlerini ayırdı ve ekonomik ve siyasi bakımdan önemli olan, Hindu ve Müslüman nüfusun kabaca yarı yarıya olduğu Pencap ve Bengal eyaletlerinin içinden geçti. Bağımsızlık 14 ve 15 Ağustos 1947'de ilan edildi, fakat sınırlar iki gün sonra, 17 Ağustos'ta açıklandı. Ulusal Arşivler'in ifadesiyle insanlar iki ülke arasındaki çizginin tam olarak nereden geçeceğini bilmeden bağımsızlığı kutladı. Kaynağa göre Müslümanlar hem doğuda hem batıda yoğunlaştığı için Pakistan iki ayrı bölgeye bölündü; Doğu Pakistan 1971'de Bangladeş oldu. Cinnah, kesilmiş bir Bengal ve Pencap'tan memnun değildi, ancak Müslümanlar için egemen bir devlet hedefine ulaşmıştı.

Kaynaklar: [2] [1]

Tartışma: Bölünmede Kaç Kişi Öldü ve Göç Etti?

Bölünmenin insani bedeli hakkındaki rakamlar kaynaklara göre değişir. Ulusal Arşivler'in "Indian independence" kaynağındaki arka plan metni yaklaşık bir milyon kişinin öldüğünü, 75.000'den fazla kadının tecavüze uğradığını ve 10 milyon kişinin yerinden edildiğini yazar. Aynı kurumun "Partition of British India" kaynağı ise Ağustos 1947 civarındaki aylarda 15 milyondan fazla insanın yeni sınırların ötesine göç ettiğinin düşünüldüğünü belirtir. Kaynak, özellikle Pencap'ta bu büyük göçün acımasız bir şiddetle birlikte yaşandığını ve şiddetin büyük bölümünün rastgele olmadığını, İngilizlerin çekilmesinden sonra en iyi sonucu elde etmek isteyen siyasi partilere bağlı milisler tarafından örgütlendiğini vurgular. Arşivdeki Eylül 1947 tarihli bir telgraf, Pencap'ta mülteci konvoylarına ve trenlerine yapılan saldırıları tek tek sayar. TDV de bölünmenin ardından iki taraflı büyük bir göç başladığını, katliamların sürdüğünü ve bunun özellikle yeni kurulan Pakistan için başlangıçta bir felaket olduğunu yazar. Ulusal Arşivler, tarihçilerin odağının son dönemde bölünmenin nedenlerinden ve elitlerin rolünden, bölünmenin ve şiddetin topluluklar için anlamına kaydığını da not eder.

Kaynaklar: [2] [1] [6]

Tartışma: Bölünme Kaçınılmaz mıydı?

Bölünmenin önlenip önlenemeyeceği tarih yazımının canlı tartışmalarından biridir. Kaynakların vurgusu farklıdır. TDV, Müslümanların Hindu çoğunluklu laik bir sistemde haklarının korunmayacağı endişesini ve Kongre'nin geçici kabullerinin bu endişeyi artırdığını öne çıkarır; ansiklopediye göre sonunda tek çıkar yolun bağımsız ayrı devlet olduğuna karar verildi. Ulusal Arşivler'in kaynağındaki arka plan metni ise İngiliz politikasının rolünü vurgular: İngilizlerin Birlik bakanlıkları kurarak ve Cripps Misyonu'yla ayrılma fikrini dile getirerek Cinnah'ın talebini güçlendirdiğini yazar. Aynı kaynak, Amerikan basınının Attlee'nin çekilme kararını övdüğünü ve New York Herald Tribune'ün İngilizlerin aksi halde Hinduyu Müslümana, prensi köylüye karşı kullanarak Hindistan'da kalabileceklerini yazdığını aktarır. TDV ayrıca Ebü'l-Kelâm Âzâd gibi bazı Müslüman önderlerin, bağımsız bir Pakistan'ın Hindistan'ın tamamını kaybetmek anlamına geleceği gerekçesiyle Müslümanlar Birliği'ni desteklemediğini hatırlatır.

Kaynaklar: [6] [2]

Tarihsel Önemi ve Miras

Hindistan'ın bağımsızlığı, II. Dünya Savaşı sonrasında sömürge imparatorluklarının çözülüşünün en büyük örneklerinden biri oldu; Afrika'daki süreç için bkz. Afrika'nın Sömürgeleştirilmesi. Ulusal Arşivler'e göre bağımsız Hindistan'ı Jawaharlal Nehru'nun başbakanlığında Kongre Partisi, Pakistan'ı ise Muhammed Ali Cinnah önderliğinde Müslümanlar Birliği yönetti. Pakistan Müslümanlar için bir devlet olarak kurulurken Hindistan laik bir cumhuriyet olmayı seçti ve yaklaşık 35 milyon Müslüman Hindistan'da kaldı. TDV'ye göre Hindistan İngiliz hükümet geleneğini ve kurumlarını devraldığı için bölünmeden Pakistan'a göre daha az etkilendi; iki bölgeli bir devlet olan Pakistan ise başlangıçtan itibaren sınır güvenliği gibi ciddi sorunlarla karşılaştı. Bölünmenin mirası, Keşmir meselesi ve iki ülke arasındaki savaşlarla sonraki on yıllara taşındı. Sonraki dönem için bkz. Hindistan Cumhuriyeti; İngiliz tarafı için bkz. Britanya İmparatorluğu.

Kaynaklar: [2] [6]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. The National Archives (UK) — "Partition of British India" (eğitim kaynağı)

    Mountbatten'in 3 Haziran 1947 duyurusu, dokuz haftalık hazırlık, 14-15 Ağustos bağımsızlığı, sınırların 17 Ağustos'ta açıklanması, göç ve şiddet; Eylül 1947 telgrafı.

  2. The National Archives (UK) — "Indian independence, part one" (eğitim kaynağı; arka plan: Arun Kumar, Heena)

    Cripps Misyonu, Müslüman Birliği'nin yükselişi, Kabine Misyonu, Radcliffe, ölü ve göçmen tahminleri; Bose yayını ve Ağustos 1942 telgrafları.

  3. National Army Museum — "Brigadier-General Reginald Edward Henry Dyer, 1919 (c)"

    Amritsar katliamı (13 Nisan 1919), resmî kayıp rakamları ve Dyer'ın emekliye sevki.

  4. Press Information Bureau (Hindistan Hükümeti) — Prahlad Singh Patel, "Dandi March and India's Freedom Struggle" (2021)

    Dandi Yürüyüşü'nün başlangıcı, katılımcı sayısı, mesafe ve 6 Nisan 1930.

  5. mkgandhi.org (Mani Bhavan Gandhi Sangrahalaya) — "Dandi March"

    Yürüyüşün saat saat akışı, yetmiş sekiz gönüllü, Dandi'ye varış ve tuz yasasının çiğnenmesi.

  6. TDV İslâm Ansiklopedisi — "Hindistan"

    1857 ayaklanması ve 1858 İdare Kanunu, Kongre Partisi ve Müslümanlar Birliği, Hilâfet Hareketi, 1935 kanunu, Lahor toplantısı (1940), bölünme.

Sık Sorulan Sorular

Gandhi Tuz Yürüyüşü'nü ne zaman ve kaç kişiyle yaptı?

Yürüyüş 12 Mart 1930'da Sabarmati Aşramı'ndan başladı. mkgandhi.org yetmiş sekiz gönüllüden, Hindistan Hükümeti'nin basın bürosu PIB ise yetmiş dokuz takipçiden söz eder. PIB'e göre 241 mil yirmi dört günde yüründü ve tuz yasası 6 Nisan 1930 sabahı Dandi kıyısında çiğnendi.

Amritsar katliamında kaç kişi öldü?

National Army Museum'a göre resmî rapor 13 Nisan 1919'daki katliamda 379 kişinin öldüğünü ve 1200 kişinin yaralandığını bildirdi, ancak gerçek sayı çok daha yüksekti.

Hindistan ve Pakistan'ın sınırları ne zaman açıklandı?

Birleşik Krallık Ulusal Arşivleri'ne göre bağımsızlık 14 ve 15 Ağustos 1947'de ilan edildi, sınırlar ise iki gün sonra, 17 Ağustos'ta açıklandı. İnsanlar yeni sınırın nereden geçeceğini bilmeden bağımsızlığı kutladı.

Pakistan adı nereden gelir?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre ad, Cambridge'de okuyan bir grup Müslüman öğrenci tarafından Pencap, Afgan, Keşmir ve Sind kelimelerinin baş harfleri ile Belûcistan'ın son ekinden türetildi; Müslümanlar Birliği onu ilk kez 1940'taki Lahor toplantısında gündeme getirdi.