YazarYakın Çağ

Johann Wolfgang von Goethe

Yaşadığı Dönem1749–1832
Ana EserFaust
ÖnemiAlman Edebiyatının En Büyük İsmi
Johann Wolfgang von Goethe portresi, Joseph Karl Stieler.

Tablo, 1828Johann Wolfgang von Goethe portresi, Joseph Karl Stieler.Joseph Karl Stieler, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832), Alman edebiyatının en etkili yazarlarından biri ve şiirden romana, tiyatrodan doğa bilimlerine uzanan çok yönlü bir düşünürdür. Internet Encyclopedia of Philosophy'ye (IEP) göre Goethe çoğu etikete meydan okur; "filozof" etiketine ise bilerek karşı çıkmıştır. IEP'ye göre onun etkisi silinmez, ama felsefe alanında o kadar geniş değildir: organik ontoloji anlayışı Hegel'den Wittgenstein'a kadar pek çok düşünürde iz bıraktı, renk kuramı Newton optiğinin egemen paradigmasına, morfoloji kuramı da Linnaeus biyolojisine meydan okudu. Edebiyat tarihinde ise Genç Werther'in Acıları ile Avrupa çapında üne kavuştu, Weimar'da Schiller'le birlikte Alman edebiyatının en verimli dönemlerinden birini yarattı ve neredeyse bütün yetişkin hayatı boyunca üzerinde çalıştığı Faust'u ölümünden bir yıl önce tamamladı. IEP'ye göre Goethe, Alman kültüründe dokunulmamış ve etkilenmemiş bir dâhi olarak sunulan bir "kült figür"e dönüştü; IEP bu imgenin abartılı biçimde romantikleştirildiğini ve büyük ölçüde Goethe'nin kendisinin, özellikle yarı otobiyografik Şiir ve Hakikat (Dichtung und Wahrheit, 1811-1833) adlı eseriyle yarattığını belirtir. Hayatı, Almanya'nın Aydınlanma'dan Romantizme ve İdealizme geçtiği bir dönemi kapsar.

Kaynaklar: [1]

Gençlik ve Eğitim

IEP'ye göre Goethe 28 Ağustos 1749'da Frankfurt'ta doğdu. Babası İmparatorluk Danışmanı Johann Kaspar Goethe (1710-1782), annesi Katharina Elisabeth (Textor) Goethe'ydi (1731-1808). Dört kardeşinden yalnızca Cornelia erken çocukluğu atlattı. Erken eğitimini düzensiz biçimde babası ve özel öğretmenler yönlendirdi. 1765'te Leipzig'e gönderilen Goethe, burada C. F. Gellert'in derslerini izlerken tiyatro çevrelerinde tanındı; IEP'ye göre okul dışı etkinlikleriyle sonradan Faust'un uğrak yeri olacak Auerbach's Keller'de ün kazandı. 1766'da Anne Catharina Schoenkopf'a âşık oldu ve ona adadığı on dokuz anonim şiirden oluşan Annette'i yazdı. Verem geçirip iki yıl iyileşmeye çalıştıktan sonra Strasbourg'a gitti; burada Friederike Brion'a duyduğu aşk döneminde Neue Lieder (1770) ve Sesenheimer Lieder'i (1770-1771) yayımladı. IEP'ye göre şiirde yolunu çizmiş olsa da 1771'de hukuk lisansiyesi aldı ve Frankfurt'a dönerek küçük bir avukatlık bürosu açtı. Daha özgür bir kent olan Darmstadt'a giderken Köylü Savaşı döneminden soylu bir eşkıyanın biyografisini edindiği anlatılır; IEP'ye göre altı hafta gibi şaşırtıcı bir sürede bunu, popüler bir düzen karşıtı protesto olan Götz von Berlichingen'e (1773) dönüştürdü.

Kaynaklar: [1]

Genç Werther'in Acıları

IEP'ye göre Goethe'nin bir sonraki eseri Genç Werther'in Acıları (Die Leiden des jungen Werther, 1774) ona neredeyse anında dünya çapında ün kazandırdı. Kitabın konusu büyük ölçüde Goethe'nin Charlotte Buff ve onun nişanlısı Johann Christian Kestner ile dostluklarının ve arkadaşı Karl Wilhelm Jerusalem'in intiharının bir sentezidir. IEP'ye göre eser, Sturm und Drang (Fırtına ve Coşku) akımının duyguyu aklın üstünde tutmasının, toplumsal geleneklere karşı küçümsemesinin ve düşünme yerine eylemi öğütlemesinin ilk örneği olmayı sürdürür. Romanın etkisi tıbbi literatüre de geçmiştir: European Psychiatry'de 2023'te yayımlanan bir çalışmaya göre "Werther etkisi", intihar eyleminin taklit edilmesine verilen addır ve Goethe'nin 1774 tarihli tartışmalı romanına gönderme yapar. Aynı çalışmaya göre bu etkiye en açık olanlar, ergenler ve gençler gibi en kırılgan ve kararsız gruplardır. Eckermann'ın kaydettiği sohbetlerde Goethe, kişisel talihsizliklerin belirli bir dönemin değil her bireyin hayatının parçası olduğunu ve herkesin hayatında bir kez, Werther'in sanki yalnızca kendisi için yazılmış gibi göründüğü bir dönem yaşamamış olmasının kötü olacağını söyler. IEP'ye göre Heine, Novalis, Jean Paul, Tieck, Hoffmann ve Eichendorff gibi 19. yüzyıl Alman yazarları Götz ve Werther'e çok şey borçludur.

Kaynaklar: [1] [3] [2]

Weimar'da Devlet Adamı

IEP'ye göre Goethe ünü sayesinde 1775'te o sırada on sekiz yaşında olan ve sonradan Saksonya-Weimar-Eisenach Büyük Dükü olacak Dük Carl August'un (1757-1828) sarayına davet edildi. Weimar o sırada yalnızca altı bin nüfuslu bir köydü, ama Dük'ün annesi ve "Musalar Sarayı"nın hamisi Düşes Anna Amalia'nın (1739-1807) öngörüsü ve estetik vizyonu sayesinde bir kültür devrimi yaşıyordu. IEP'ye göre saray hayatına kapılan Goethe, sınırsız merakını şaşırtıcı bir yelpazede kamu işlerine yöneltti: Dük'ün danışmanı ve özel müşaviri olarak maden işletmesinin, maliye bakanlığının, savaş ve yollar komisyonunun, yerel tiyatronun yönetimini üstlendi ve güzel Park an der Ilm'in yapımıyla ilgilendi. Sonunda İmparator II. Joseph tarafından soyluluk unvanı verildi ve 1782'de Weimar'da Geheimrat (danışma meclisi üyesi) oldu. IEP'ye göre Ilmenau'daki gümüş madeninin yöneticiliği onu Freiberg Maden Akademisi'nden gelen bir grup mineralogla tanıştırdı; bu deneyim, doğa bilimlerine olan ilgisinin başlangıçlarından biridir.

Kaynaklar: [1]

İtalya Yolculuğu

IEP'ye göre Goethe 1786-1788 arasında, kısmen Winckelmann'ın öncülük ettiği klasisizm canlanmasına duyduğu artan coşkuyla İtalya yolculuğuna (Italienische Reise) çıktı. İtalya'da ressamlar Angelika Kauffmann ve Johann Heinrich Wilhelm Tischbein ile tanıştı. IEP, bu dönemde Christiane Vulpius (1765-1816) ile skandal sayılan bir aşk ilişkisi yaşadığını ve onunla ancak 1806'da evlendiğini belirtir. Yolculuk, Goethe'nin klasik sanata duyduğu ilginin doruk noktalarından biriydi. IEP, Goethe'nin klasisizminde "kutupluluk" kavramının merkezî olduğunu vurgular: doğadaki kutuplukların etkileşimi nasıl doğal bütünlüğün ilkesiyse, klasik dramadaki denge ilkesi de odur. IEP'ye göre Goethe, Rousseau'nun hiçbir zaman tanımadığı bu karşıtlıkların etkileşimi sayesinde klasik mükemmelliğe ulaşılabileceğini düşünüyordu.

Kaynaklar: [1]

Schiller ile Dostluk

IEP'ye göre Goethe Friedrich Schiller (1759-1805) ile ilk kez 1779'da, Schiller Karlsruhe'de tıp öğrencisiyken karşılaştı, ama aralarında hemen bir dostluk kurulmadı. Schiller 1787'de Weimar'a geldiğinde Goethe onu küçümseyerek ateşli ama yetenekli bir türedi olarak gördü; 1788'de dostu Körner'e yazdığı mektupta "Bütün varlığı benimkinden farklı kurulmuş; zihinsel yeteneklerimiz temelde birbirine aykırı görünüyor" diyordu. IEP'ye göre Schiller'in olgunlaşması ve Goethe'nin yumuşamasıyla geçen birkaç yılın ardından ikisi arasında yaratıcı bir uyum doğdu: 1794'te yakın dost ve işbirlikçi oldular ve Alman tarihinin en olağanüstü edebî üretim dönemini başlattılar. Schiller'in yanında çalışan Goethe sonunda Bildungsroman'ı Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları'nı (1795-96), destansı Hermann und Dorothea'yı (1796-97) ve birkaç baladı tamamladı. Schiller de bu dönemde Wallenstein üçlemesini (1799), Maria Stuart'ı (1800), Orléans Bakiresi'ni (1801), Messina Gelini'ni (1803) ve Wilhelm Tell'i (1804) yazdı. IEP'ye göre Schiller 29 Nisan 1805'te gücünün doruğundayken öldü ve bu Goethe'yi derinden üzdü. IEP, Alfred Bates'in iki yazarın Alman halkının zihninde ayrılmaz olduğunu, "Schiller daha çok sevilse de Goethe'nin daha çok hayranlık uyandırdığını" yazdığını aktarır.

Kaynaklar: [1]

Wilhelm Meister ve Faust

IEP'ye göre Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları'nda da kutupluluk görülür: metnin daha önceki bir versiyonunun aksine son versiyonda Wilhelm'in sanata ve tiyatroya duyduğu romantik aşk, onun kendini bulma sürecinin yalnızca bir parçasıdır ve bu süreç, tutucu aristokrat bir toplumun aşıladığı ölçülülük gibi karşıt bir kutbu da gerektirir. IEP eseri Goethe'nin "Bildungsroman"ı (yetişme romanı) olarak niteler. Goethe'nin başyapıtı Faust ise gençliğinden yaşlılığına kadar uzanan bir çalışmanın ürünüdür. IEP'ye göre Goethe'nin Leipzig'deki öğrencilik yıllarında uğradığı Auerbach's Keller, sonradan Faust'un sahnelerinden biri oldu; Goethe Faust'u ancak 1831'de, ölümünden bir yıl önce tamamladı. IEP'ye göre Mozart, Liszt ve Mahler gibi besteciler Goethe'nin dramasına eserler adadı; Beethoven ise mümkün olan en büyük müzikal başarının Faust'un mükemmel bir müzikal ifadesi olacağını düşünmüştü (müzikle ilişkisi için bkz. [[klasik-muzik-tarihi|klasik müzik tarihi]]). IEP'ye göre Thomas Carlyle, Ralph Waldo Emerson, Mark Twain, Kurt Tucholsky, Thomas Mann ve James Joyce gibi pek çok yazar da "Weimar'ın ustası"na saygılarını sundu.

Kaynaklar: [1]

Morfoloji ve Doğa Bilimleri

IEP'ye göre Goethe'nin 1784'te ara çene kemiğini (os intermaxillare) keşfi, Jenalı anatomist Justus Christian Loder ile yaptığı çalışmaların sonucuydu. Botaniğe giderek daha çok ilgi duyan Goethe, Jena Üniversitesi'nde August Karl Batsch'tan bitkilerin farmakolojik kullanımlarını öğrendi ve geniş bir koleksiyon oluşturmaya başladı. IEP'ye göre Linnaeus'un bitkileri yapay bir sınıflandırmaya sokan sisteminden memnun değildi; 1784'te Knebel'e yazdığı mektupta bu sistemi "bütün olarak incelenmesi gereken büyük bir ahengin gölgesi" olarak niteliyordu. IEP'ye göre Goethe doğal biçimlerin gelişimindeki ve değişimindeki ortak örüntüleri incelemek için yeni bir araştırma yöntemi geliştirdi ve buna "morfoloji" adını verdi. Bu yöntemde bir parçanın zaman içindeki değişimi bütünle ilişkisi içinde incelenir; Goethe, yaprağı bir "ilk fenomen" (Urphänomen) örneği olarak alıp onun bitkinin farklı organlarındaki dönüşümünü izledi. IEP'ye göre Goethe'nin bilimsel itibarı tutkulu bir ikircimlilikle karşılanmıştır: kimileri onu yöntemleri ve sezgileri bilime olumlu katkı yapmış evrensel bir bilgin olarak görür, kimileri de Linnaeus ve Newton'a karşı zayıf bir isyana girişen bir amatör olarak küçümser. IEP'ye göre 19. yüzyılda bilimsel çalışmaları çoğu kez büyük bir şairin amatörce çabaları olarak ihmal edildi.

Kaynaklar: [1]

Renk Kuramı ve Newton

IEP'ye göre Goethe, 1810'da yayımladığı Renk Öğretisi'ni (Zur Farbenlehre) hayatının asıl eseri olarak görüyordu ve şöyle demişti: "Bir şair olarak yaptıklarımla... hiç övünmüyorum... ama yüzyılımda renkler gibi zor bir bilimde hakikati bilen tek kişinin ben olmamla, işte bununla az övünmüyorum." IEP'ye göre bu eser aynı zamanda belki de en büyük hayal kırıklığının kaynağı oldu, çünkü renk kuramı da morfolojisi gibi büyük ölçüde sağır kulaklara çarptı. Farbenlehre, Isaac Newton'ın (1642-1727) optiğine meydan okuyordu; ama IEP'ye göre Goethe'nin öfkesinin çoğu Newton'ın kendisine değil, kavramsal çerçevelerinin yetersiz olabileceğini düşünmeye bile yanaşmayan taraftarlarına yönelikti. IEP'ye göre Goethe'nin Newton'a temel eleştirisi yöntemle ilgiliydi: Newton prizma deneyleriyle saf ışığın görünür spektrumdaki bütün renkleri içerdiğini bulmuştu; Goethe ise ışığın deneyin sınırlarına uydurulmak için yapay olarak manipüle edildiğini ve doğal ışığın aynı nitelikleri taşıdığını düşünmek için bir neden olmadığını savundu. Eckermann'ın kaydettiğine göre Goethe ona "Işık asla farklı renklerin bileşimi değildir; ışık tek başına da hiçbir renk üretemez, çünkü bunun için ışık ile gölgenin belirli bir değişimi ve karışımı gerekir" demişti. Eckermann'a göre Goethe, bir Fransız'ın renk kuramı hakkında "Newton'ın krallığını kurmak ve güçlendirmek için elli yıl çalıştık, onu yıkmak için de elli yıl daha gerekecek" dediğini aktarmıştı. Newton'ın optiği için bkz. [[newton|Isaac Newton]]; IEP'ye göre Goethe'nin kuramı, Newtoncuların kontrollü ve yapay bir deneyden genellemeler yapmasına karşı olabildiğince çeşitli doğal gözlemlerden yola çıkmayı öneriyordu.

Kaynaklar: [1] [2]

Felsefi Bağlam

IEP'ye göre Goethe temelde Leibniz-Wolff dünya görüşüyle eğitilmiş olsa da Tanrı'nın hem dünyaya içkin hem de onunla özdeş olduğu görüşünü Spinoza'dan (1632-1677) aldı. Kant'ın etiğini düşünerek "Bilmek yetmez, uygulamalıyız; istemek yetmez, yapmalıyız" diye yazmıştı; ama IEP'ye göre Eckermann'a 11 Nisan 1827'de söyledikleri, Kant'ı modern filozofların en seçkini saydığını gösterir ve Yargı Gücünün Eleştirisi'ni (1790) doğanın da sanatın da amaçlarını dışarıdan dayatılmış ereksel nedenler olarak değil kendi içinde taşıdığını gösterdiği için takdir ediyordu. IEP'ye göre olgun yıllarında Almanya'daki felsefi odağın Kant'tan İdealistlere kaydığına tanık oldu, ama 1800'lerin başında kendi fikirlerinin değerine o kadar inanmıştı ki felsefi modalardan pek etkilenmedi. 1794'te Jena'ya gelen Fichte ile olumlu bir ilişkisi olmadı; Schelling'e karşı tutumu ise doğanın derin gizemine duyduğu takdirle onu soyut ve yapay bir sistemle çözme çabasına duyduğu itici arasında gidip geldi. IEP'ye göre Hegel ile ilişkisi daha doğrudan ve daha etkiliydi: Hegel'in mantığı Goethe'nin başkalaşım (metamorfoz) kavramından yararlanır ve Hegel 20 Şubat 1821'de Goethe'ye yazdığı mektupta onun "ilk fenomen" kavramını övmüştür. Bu ilişkiler için bkz. [[alman-idealizmi|Alman idealizmi]] ve [[aydinlanma-felsefesi|Aydınlanma felsefesi]].

Kaynaklar: [1]

Ölümü ve Mirası

IEP'ye göre Johann Wolfgang von Goethe, Faust'u bir yıl önce tamamlamış olarak 22 Mart 1832'de Weimar'da öldü. Ünlü son sözlerinin, hizmetkârından odaya "daha fazla ışık" girmesine izin vermesini istemek olduğu aktarılır. IEP'ye göre "şairlerin prensi" Weimar Tarihî Mezarlığı'ndaki Prensler Mezarı'na (Fürstengruft) dostu Schiller'in yanına gömüldü. IEP, Goethe'nin Avrupa kültürü üzerindeki genel etkisini "devasa" olarak niteler; 19. yüzyıl Almanya'sında Heine, Novalis, Jean Paul, Tieck, Hoffmann ve Eichendorff gibi yazarlar onun eserlerine çok şey borçluydu. Felsefi soyağacı ise daha belirgindir: organik ontoloji anlayışı Hegel'den Wittgenstein'a kadar izlenebilir. Goethe'nin hem bilimsel hem edebî çalışmalarındaki ortak tema, IEP'ye göre doğada ve sanatta bütünlüğü ve kutupluluğu arayan bir düşünme biçimidir. Eckermann'ın sohbetleri, onun son yıllarında bile kimya deneyleri yaptığını, iyotu süblimleştirip mor buharı renk kuramının bir yasasının hoş bir doğrulaması olarak konuklarına gösterdiğini aktarır. Genç Werther'in yarattığı fırtınadan Faust'un son satırlarına kadar uzanan bu altmış yıllık üretim, Goethe'yi Alman edebiyatının ve Avrupa düşüncesinin kilit figürlerinden biri yapar.

Kaynaklar: [1] [2]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Internet Encyclopedia of Philosophy — "Goethe, Johann Wolfgang von"

    Hayatı (Frankfurt, Leipzig, Strasbourg, Weimar), Götz ve Werther, Weimar'daki görevleri, İtalya yolculuğu, Schiller ile dostluk, Wilhelm Meister, Faust ve ölümü, morfoloji ve ara çene kemiği, renk kuramı ve Newton eleştirisi, Spinoza, Kant, Hegel ve Schelling ile ilişkisi, kültürel etkisi.

  2. Johann Peter Eckermann, Conversations of Goethe with Eckermann and Soret, çev. John Oxenford (Londra 1883; archive.org)

    Goethe'nin renk kuramına dair sözleri, Newton taraftarlarının direnci ve Werther üzerine yorumları.

  3. Valverde Barea vd., "Werther effect in the juvenile population. About a series of cases", European Psychiatry 66, Ek 1 (2023): S1112-S1113

    "Werther etkisi" teriminin Goethe'nin 1774 tarihli romanına dayanması ve intiharın taklit edilmesi olgusu (açık erişim, PMC10479585).

Sık Sorulan Sorular

"Werther etkisi" nedir?

European Psychiatry'de 2023'te yayımlanan bir çalışmaya göre "Werther etkisi", intihar eyleminin taklit edilmesine verilen addır ve Goethe'nin 1774 tarihli Genç Werther'in Acıları romanına gönderme yapar; bu etkiye en açık olanlar ergenler ve gençler gibi kırılgan gruplardır.

Goethe kendi en büyük eserini hangisi olarak görüyordu?

IEP'ye göre Goethe, şair olarak yaptıklarıyla övünmediğini, ama yüzyılında renkler biliminde hakikati bilen tek kişi olmakla övündüğünü söylemiş ve 1810'da yayımladığı Renk Öğretisi'ni (Zur Farbenlehre) hayatının asıl eseri saymıştır.

Goethe ile Schiller ne zaman dost oldu?

IEP'ye göre ikili ilk kez 1779'da karşılaştı ve Schiller 1787'de Weimar'a geldiğinde Goethe ona mesafeliydi; 1794'te yakın dost ve işbirlikçi oldular ve bu dostluk Schiller'in 29 Nisan 1805'teki ölümüne kadar sürdü.

Goethe'nin son sözleri neydi?

IEP'ye göre Goethe'nin ünlü son sözleri, hizmetkârından odaya "daha fazla ışık" girmesine izin vermesini istemesiydi; 22 Mart 1832'de Weimar'da öldü.