Felsefi AkımYeniçağ

Ampirizm

Ortaya Çıkış17. yüzyıl, İngiltere
Öncü İsimJohn Locke
Ana TemaDeneyim, Gözlem, "Boş Levha"
Başlıca TemsilcilerBacon, Locke, Berkeley, Hume
John Locke'un John Greenhill tarafından yapılmış portresi; tuval üzerine yağlıboya. Yapım tarihi bilinmiyor (ressam 1676'da öldü). National Portrait Gallery, Londra (NPG 3912).

PortreJohn Locke'un John Greenhill tarafından yapılmış portresi; tuval üzerine yağlıboya. Yapım tarihi bilinmiyor (ressam 1676'da öldü). National Portrait Gallery, Londra (NPG 3912).John Greenhill, Wikimedia Commons (Public domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Stanford girişinin ifadesiyle ampirizm tezi şudur: bir konuda ve o konuda kullandığımız kavramlar bakımından deneyimden başka bir bilgi kaynağımız yoktur. Geleneksel olarak bu tarafa Locke, Hume ve Reid yerleştirilir; karşıtları ise Descartes, Spinoza ve Leibniz'dir (Rasyonalizm). Ama girişin en önemli uyarısı, hemen hiçbir yazarın bu kamplardan birine tam oturmadığıdır: Locke doğuştan bilgiyi reddettiği hâlde Tanrı'nın varlığı, matematik ve ahlak bilgisi konusunda sezgi ve çıkarım tezini benimser; Berkeley ve Hobbes gibi isimler de şemaya sığmaz. Bu madde ampirizmi tek bir doktrin olarak değil, Bacon'dan Kuhn'a uzanan bir dizi soruya verilmiş yanıtlar olarak anlatıyor.

Kaynaklar: [1]

Bacon ve Deneysel Yöntem

Francis Bacon (1561–1626), Ocak 1618'de Lord Şansölye oldu. “Novum Organum” (Ekim 1620), “Instauratio magna”nın ikinci bölümü olarak yayımlandı ve Stanford girişine göre adını Aristoteles'in mantık yapıtları “Organon”dan aldı, çünkü onun yerini almaya çalışıyordu. Bacon'a göre tümevarım, gözlemlenen doğaların üç tabloda, yani varlık, yokluk ve derece tablolarında karşılaştırılmasıyla ilerler; girişin aktardığı gibi gerçek tümevarımın ilk işi bireysel doğaları “reddetmek ya da dışlamaktır”. Zihni yanıltan yerleşik yanılgıları kabile, mağara, çarşı ve tiyatro idolleri olarak dörde ayırdı. Bilgiyle iktidarı birbirine bağlayan cümlesi, girişe göre, insan bilgisi ile insan gücünün aynı şeye vardığıdır; amaç ise insan yaşamının koşullarını iyileştiren pratik sonuçlardır. Stanford, Royal Society'nin 1660'ta kurulmasının Bacon'ın itibarının zirvesi olduğunu da not eder.

Kaynaklar: [2]

Locke: Beyaz Kâğıt

John Locke (1632–1704), “İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme”yi 1689'da yayımladı. Stanford girişine göre I. kitabın işlevi, doğuştan olmanın anlama yetisinin ilkelerle ve fikirlerle donatılma biçimi olmadığını savunmaktır. Zihnin başlangıcı için kullandığı imge II. kitabın 1. bölümünün 2. paragrafındadır: zihnin “beyaz kâğıt, bütün karakterlerden ve fikirlerden boş” olduğunu varsayalım; peki onu bu geniş hazineyle kim donatır? Yanıtı tek kelimedir: deneyim. Locke deneyimi iki türe ayırır, duyum ve düşünüm: metnin ifadesiyle “bütün fikirler duyumdan ya da düşünümden gelir”. Basit fikirleri kendimiz yaratamayız; zihin bir basit fikir birikimine sahip olunca onları karmaşık fikirlerde birleştirebilir. Girişe göre birincil nitelikler uzayı kaplamak gibi özelliklerdir; ikincil nitelikler ise cisimlerin bizde renk, tat ve koku gibi fikirler uyandırma güçleridir. Locke ampirizmin sınırlarının da farkındadır: tözler hakkındaki fikirlerimizin sınırları konusunda ısrarlıdır ve maddi şeylerin gerçek özünün “bizce bilinmez” olduğunu yazar. “Hükümet Üzerine İki İnceleme”si de aynı yıl isimsiz yayımlandı.

Kaynaklar: [3] [4]

Berkeley: Var Olmak Algılanmaktır

George Berkeley (1685–1753), Kilkenny yakınlarında İrlanda'da doğdu ve 1734'te Cloyne piskoposu oldu. “İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine İnceleme”yi (1710) ve “Hylas ile Philonous Arasında Üç Diyalog”u (1713) yazdı. Stanford girişine göre “Giriş”te soyutlama yoluyla genel fikirler oluşturamayacağımızı savunur ve Locke'un birincil–ikincil nitelik ayrımını reddeder: ikincil nitelikler aleyhine ileri sürülen görelilik argümanları birincil niteliklere karşı da ileri sürülebilir. Formülü “esse est percipi (aut percipere)”dir: var olmak, algılanmak ya da algılamaktır. Berkeley idealizmiyle ünlüdür, ama bu idealizm sıkça yanlış anlaşılır: girişe göre o, taşlar, ağaçlar, kitaplar ve elmalar gibi sıradan nesnelerin varlığını inkâr etmez.

Kaynaklar: [5]

Hume: Fikirlerin Kaynağı ve Nedensellik

David Hume (1711–1776) “İnsan Doğası Üzerine İnceleme”nin ilk iki kitabını 1739'da, üçüncüsünü 1740'ta yayımladı. Aynı konuları daha kısa ve daha erişilebilir biçimde işleyen “İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Soruşturma” 1748'de çıktı. Hume'un temel ilkesi, Stanford girişinin ifadesiyle, bütün basit fikirlerin basit izlenimlerin (daha az canlı olsa da) tam benzeri kopyaları olduğudur. Bu ilkeyi nedenselliğe uyguladığında zorunlu bağ fikrinin, olayların tekrarına eşlik eden bir “düşünüm izlenimi”nden doğduğu, yani nedensel eğilimlerimizi gözlenen düzenliliklere yansıttığımız sonucuna varır. Tümevarım için ise şunu yazar: deneysel sonuçlarımızın hepsi geleceğin geçmişe uyacağı varsayımı üzerine kuruludur; akıl bu ilkeyi gerekçelendiremez, tümevarımsal eğilimimizi açıklayan şey “âdet ya da alışkanlık”tır. Benliği de ilişkili algıların bir demeti, zaman içinde bir ardışıklığı olarak tanımlar; Stanford, Hume'un bu konudaki kuşkusunu Ek'te dile getirdiğini not eder.

Kaynaklar: [6]

Royal Society: Ampirizmin Kurumu

Ampirizmin kurumsal karşılığı Royal Society'dir. Kurumun tarihçesine göre ilk toplantı, Christopher Wren'in Gresham College'daki bir dersinin ardından 28 Kasım 1660'ta yapıldı. Mottosu “Nullius in verba”, kurumun kendi açıklamasıyla “kimsenin sözüne güvenme” demektir ve üyelerin otoritenin egemenliğine direnme, tüm ifadeleri deneyle belirlenen olgulara başvurarak doğrulama kararlılığını dile getirir. Üyeler doğayı gözlemler, deney yapar, sonuçlarını tartışır ve sonunda yayımlardı; Robert Hooke gösterileri yönetmek üzere “Deney Küratörü” olarak atandı.

Kaynaklar: [7]

Viyana Çevresi ve Mantıksal Ampirizm

Moritz Schlick'in önderliğinde Viyana Çevresi, 1924 ile 1936 arasında felsefe tartışmaları için düzenli toplandı; Schlick'in yanı sıra Hans Hahn, Philipp Frank, Otto Neurath, Olga Hahn-Neurath, Viktor Kraft ve 1926'dan itibaren Rudolf Carnap üyeydi. Stanford girişine göre Çevre ampirizmi fizik ve biçimsel bilimlerdeki yeni gelişmelerin ışığında yeniden kurmaya çalıştı: Frege ile Russell'ın izinde mantığı ve matematiği analitik ve totolojik saydı; deneysel bilimlerin sentetik önermelerini ise ancak deneysel olarak sınanabilirlerse bilişsel açıdan anlamlı kabul etti. Wittgenstein'ın formülü, bir önermenin anlamının onu doğrulama yöntemi olduğunu söylüyordu; girişe göre herkes bu ölçütün evrensel nicelenmiş önermeleri anlamsız kıldığını fark etmişti. 1936'ya gelindiğinde Carnap ölçütün yalnızca doğrulanabilirlik anlamına geldiğini, yani ne doğrulama ne yanlışlama, yalnızca kısmi sınanabilirlik gerektirdiğini ilan etti; 1950'de Hempel, yeterli bir sınanabilirlik ölçütü aramanın “yararsız” olduğunu kabul etti.

Kaynaklar: [8]

Popper ve Kuhn: Bilim Nasıl İlerler?

Karl Popper (1902–1994), Stanford girişine göre bilimi bilim olmayandan ayıran ölçütü yanlışlanabilirlik olarak koydu: olası gözlemlerle bağdaşmayan bir kuram bilimseldir, tüm gözlemlerle bağdaşan bir kuram ise bilimsel değildir. Hume'un tümevarım eleştirisini geçerli sayar ve daha da ileri giderek tümevarımın bilimde hiç kullanılmadığını savunur. Ona göre bütün gözlem seçici ve kuram yüklüdür, saf ve kuramdan bağımsız gözlem yoktur; bilimin evrensel kuramları da asla kesin olarak kanıtlanamaz, ancak sınanabilir. Thomas Kuhn (1922–1996) “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”nda (1962) bilimin normal dönemlerde bir “paradigma”ya bağlılıkla ilerlediğini, normal bilimin “bulmaca çözme” olduğunu savundu. Anomaliler birikir; bir paradigma rakibiyle yer değiştirdiğinde devrim gerçekleşir ve farklı dönemlerin kuramları arasında ortak bir ölçü bulunmaz (ölçülemezlik). Girişin ifadesiyle gözlemin kurama bağımlılığı tezini N. R. Hanson'un 1958 tarihli çalışmasına dayanarak geliştirdi.

Kaynaklar: [9] [10]

Tartışma: Locke “Tabula Rasa” mı Dedi?

“Tabula rasa” Locke'un adıyla en çok anılan ifadedir, ama kaynaklar bu konuda tek ses değildir. Stanford'un Locke girişi zihnin doğuşta “tabula rasa ya da boş levha” olduğunu Locke'un kavrayışı olarak sunar. Locke'un kendi metni ise II. kitabın 1. bölümünün 2. paragrafında “beyaz kâğıt” (white paper) der ve bu paragrafı içeren, incelediğim düz metin derlemesinde Latince “tabula rasa” sözcükleri geçmez. Stanford'un Rasyonalizm–Ampirizm girişi de “boş levha” imgesini Locke'tan alıntılamaz; onu Leibniz'in Locke'a yanıtında kullanır: Leibniz karşısına, zihnin doğasının hangi kavramların edinilebileceğini sınırladığını gösteren bir mermer bloğu benzetmesini koymuştu. Yani imge Locke'un öğretisini iyi özetler, ama sözcüğü ona ait saymak, okuduğum metinlere göre, bir basitleştirmedir.

Kaynaklar: [1] [3] [4]

Tartışma: Kim Ampiristtir?

Stanford girişi, ampirist ve rasyonalist etiketlerinin “çok kısıtlayıcı bir felsefi kanon” olduğunu, bireysel düşünürlerin daha ince konumlarını çarpıttığını yazar. Locke doğuştan bilgiyi reddetmesine rağmen Tanrı'nın varlığı, matematik ve ahlak bilgisi konusunda sezgi ve çıkarım tezini benimser; Descartes ile Locke ise fikirlerin doğası konusunda “şaşırtıcı biçimde benzer” görüşler taşır. Hobbes, Berkeley, Bohemya'lı Elisabeth, Anne Conway, Émilie du Châtelet ve Mary Shepherd de şemaya rahat oturmayan isimler arasında sayılır. Bu yüzden “ampirist” demek çoğu zaman, o düşünürün hangi tez bakımından ampirist olduğunu belirtmeyi gerektirir: kavramların kaynağı mı, bilginin gerekçesi mi, yoksa yöntem mi?

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Hume Şüpheci mi, Doğalcı mı?

Hume'un şüpheciliğini doğalcılığıyla nasıl bağdaştıracağımız, Stanford girişinin ifadesiyle, bugünkü Hume araştırmalarının en önemli sorularından biridir (“Kemp Smith sorunu”). Bir yanda tümevarımı akılla gerekçelendiremeyeceğimizi söyleyen Hume vardır, öbür yanda bu eğilimi âdet ve alışkanlıkla açıklayan Hume; ikisinin ilişkisi konusunda giriş birden fazla yorum okulu sunar ve hiçbirini Hume'un kendi yanıtı olarak onaylamaz. Yani “Hume nedenselliği reddetti” cümlesi eksiktir: Hume, girişe göre nedensel çıkarım yaptığımızı, ama bunun kaynağının akıl değil alışkanlık olduğunu söyler.

Kaynaklar: [6]

Eleştiriler ve Sınırlar

Ampirizme yöneltilen itirazlardan biri Kant'tan gelir. Stanford girişine göre Kant, uzam ve zamanı insan görüsünün saf formları, nedensellik gibi kategorileri ise deneyimin gerekli koşulları olarak ele alır; bu yüzden insanlar yalnızca görünüşleri deneyimler, kendinde şeyleri değil (“Saf Aklın Eleştirisi”, 1781 ve 1787). Kant bu yaklaşımını, gözlemciyi döndürmeyi deneyen Kopernik'in başarısına benzetir (Immanuel Kant). İkinci itiraz dilbilimden gelir: Chomsky, dil öğrenenlerin deneyiminin dil bilgilerini açıklamak için fazlasıyla seyrek olduğunu savundu ve doğuştan bir “evrensel dilbilgisi” önerdi; ama Stanford bu kuramı geleneksel rasyonalist “doğuştan bilgi”den ayırır ve zihnin bilgi edinmesini sağlayan doğuştan öğrenme kapasitelerinden söz eden, ampirist bir tutuma yakın bir yaklaşım olarak niteler.

Kaynaklar: [11] [1]

Önemli Düşünürler

  • Francis Bacon1561–1626

    “Novum Organum” (1620) yazarı; tümevarım tablolarıyla ve idoller sınıflamasıyla anılır.

  • John Locke1632–1704

    “Deneme” (1689) yazarı; doğuştan fikirleri reddetti, duyum ve düşünümü iki kaynak saydı.

  • George Berkeley1685–1753

    Cloyne piskoposu; “var olmak algılanmaktır” formülü ve birincil–ikincil nitelik ayrımının reddiyle anılır.

  • David Hume1711–1776

    Nedenselliği ve tümevarımı alışkanlıkla açıkladı; “İnceleme” (1739–40) yazarı.

  • Karl Popper1902–1994

    Bilimi yanlışlanabilirlik ölçütüyle bilim olmayandan ayırdı.

  • Thomas Kuhn1922–1996

    “Bilimsel Devrimlerin Yapısı” (1962) ile paradigma ve bilimsel devrim kavramlarını yaydı.

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Bacon “Novum Organum”u, “Instauratio magna”nın ikinci bölümü olarak yayımladı.

  • Royal Society'nin ilk toplantısı 28 Kasım'da, Wren'in Gresham College'daki dersinin ardından yapıldı.

  • Locke “İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme”yi yayımladı; “Hükümet Üzerine İki İnceleme” aynı yıl isimsiz çıktı.

  • Berkeley “İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine İnceleme”yi yayımladı.

  • Berkeley'nin “Hylas ile Philonous Arasında Üç Diyalog”u çıktı.

  • Hume “İnsan Doğası Üzerine İnceleme”yi yayımladı (ilk iki kitap 1739, üçüncüsü 1740).

  • Hume'un “Soruşturma”sı çıktı; “İnceleme”nin ilk kitabıyla benzer konuları daha kısa ve erişilebilir biçimde işler.

  • Kant “Saf Aklın Eleştirisi”ni yayımladı (ikinci basım 1787).

  • Viyana Çevresi, Schlick'in önderliğinde düzenli olarak toplandı.

  • Hempel, yeterli bir sınanabilirlik ölçütü aramanın “yararsız” olduğunu kabul etti.

  • Kuhn “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”nı yayımladı.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Rationalism vs. Empiricism

    Ampirizm tezi, etiketlerin sınırı, Locke ve Descartes, Hume, Chomsky.

  2. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Francis Bacon

    Novum Organum, tümevarım tabloları, idoller, bilgi ve güç, Royal Society.

  3. Stanford Encyclopedia of Philosophy — John Locke

    Deneme'nin yayım tarihi, doğuştan fikirlerin reddi, duyum ve düşünüm, nitelikler, tözün sınırları.

  4. Locke, An Essay Concerning Human Understanding — II. kitap, 1. bölüm (Hanover College derlemesi)

    “Beyaz kâğıt” paragrafı ve duyum–düşünüm cümlesi (birincil metin).

  5. Stanford Encyclopedia of Philosophy — George Berkeley

    Yaşam tarihleri, eserler, esse est percipi, nitelik ayrımının reddi, sıradan nesneler, Tanrı.

  6. Stanford Encyclopedia of Philosophy — David Hume

    Eserler, kopya ilkesi, nedensellik, tümevarım, benlik, Kemp Smith sorunu.

  7. The Royal Society — History

    1660, ilk toplantı, “Nullius in verba” ve deneye vurgu.

  8. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Vienna Circle

    Üyeler, doğrulanabilirlik ölçütü, evrensel önermeler sorunu, Carnap 1936, Hempel 1950.

  9. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Karl Popper

    Yanlışlanabilirlik, tümevarım eleştirisi, kuram yüklü gözlem.

  10. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Thomas Kuhn

    Paradigma, normal bilim, anomali, ölçülemezlik, Hanson'un etkisi, Popper eleştirisi.

  11. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Immanuel Kant

    Saf Aklın Eleştirisi, görü formları ve kategoriler, görünüş ve kendinde şey, Kopernik benzetmesi.

Sık Sorulan Sorular

Bacon'ın “idolleri” ne demektir?

Bacon “idol” sözcüğüyle zihni yanıltan yerleşik yanılgıları kastetti. Stanford girişine göre dört türü vardır: kabile idolleri insan doğasından gelir ve duyular gerçeği “büyülü bir cam” gibi çarpıtır; mağara idolleri bireysel yanılsamalardır ve eğitimle koşullar tarafından biçimlenir; çarşı idolleri dilden doğar, sözcükler sıradan insanların kavrayışına göre kullanıldığı için yanıltır; tiyatro idolleri ise filozofların dogmalarından ve yanlış kanıtlama kurallarından gelir. Bacon'ın bu sınıflaması “Novum Organum”un (1620) tümevarım yöntemini savunduğu bölümlerin bir parçasıdır.

Berkeley, kimse bakmadığında ağacın yok olduğunu mu düşünüyordu?

Hayır. Stanford girişine göre Berkeley taşlar, ağaçlar, kitaplar ve elmalar gibi sıradan nesnelerin varlığını inkâr etmez. Sonlu hiçbir zihin bir nesneyi algılamadığında da onun sürekli var olmasını ise “Üç Diyalog”da açıkça Tanrı'ya başvurarak güvence altına alır: her yerde bulunan bir varlığın algısı, kesintisiz bir varoluşu sağlayabilir. Ayrıca “esse est percipi” formülü ruhlara aynı biçimde uygulanmaz: girişe göre ruhlar edilgin fikirler değil etkin varlıklardır, bu yüzden formül “algılanmak ya da algılamak” biçiminde genişletilmiştir.

Kuhn, Popper'ın yanlışlanabilirlik ölçütünü neden reddetti?

Stanford'a göre Kuhn, tek bir tekrarlanabilir anomalinin bir kuramın reddi için yeterli olduğu yönündeki Popper'ci görüşe karşı çıktı. Ona göre bilim insanları normal bilim döneminde çekirdek kuramları ne sınar ne de doğrulamaya çalışır ve anormal sonuçları o kuramları yanlışlıyor saymaz; anomaliler birikir, ama devrim ancak bir paradigma rakibiyle yer değiştirdiğinde olur. İlginç bir ayrıntı da şudur: Stanford'un Popper girişi, bütün gözlemin kuram yüklü olduğunu Popper'ın da yazdığını aktarır; yani bu tez ne yalnızca Kuhn'undur ne de Popper'la Kuhn'u ayıran şeydir.