Sanat AkımıÇağdaş Dönem

Kübizm

Ortaya Çıkış1907, Paris
Kurucu İsimlerPicasso, Braque
Ana FikirNesneyi Aynı Anda Birden Fazla Açıdan Gösterme
Pablo Picasso, arkasında bir kübist tablosuyla.

Fotoğraf, 1912Pablo Picasso, arkasında bir kübist tablosuyla.Anonim, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Kübizm, 20. yüzyılın başında Paris'te doğan ve nesneleri tek bir sabit bakış açısı yerine birden çok açıdan parçalayarak resmeden sanat akımıdır. Tate'in sanat terimleri sözlüğüne göre kübizm, Pablo Picasso ve Georges Braque'ın 1907-08 civarında icat ettiği, gerçekliği temsil etmeye yönelik devrimci bir yaklaşımdı: konuların (genellikle nesnelerin ya da figürlerin) farklı görünümlerini aynı resimde bir araya getiriyor, bu da parçalanmış ve soyutlanmış görünen resimler ortaya çıkarıyordu. Tate'e göre kübizm 20. yüzyılın en etkili üsluplarından biriydi ve genel kabule göre Picasso'nun ünlü Avignonlu Kızlar (Les Demoiselles d'Avignon) tablosuyla 1907 civarında başladı; bu tablo kübist üslubun öğelerini içeriyordu. Kübizm görsel gerçekliğin sanatta ele alınmasına neredeyse sınırsız yeni olanaklar açtı ve konstrüktivizm ile neo-plastisizm gibi pek çok sonraki soyut üslubun çıkış noktası oldu. Tate'e göre sanatçılar nesneleri ve figürleri ayrı alanlara, yani düzlemlere bölerek farklı bakış açılarını aynı anda ve aynı mekânda göstermeyi ve böylece üç boyutlu biçimlerini sezdirmeyi amaçladılar. Bunu yaparken derinlik yanılsaması yaratmak yerine tuvalin iki boyutlu düzlüğünü vurguladılar. Tate bunu, Rönesans'tan beri temsile egemen olan, doğrusal perspektif gibi araçlarla sabit bir bakış noktasından gerçek mekân yanılsaması yaratma geleneğinden devrimci bir kopuş olarak niteler.

Kaynaklar: [1]

Cézanne'ın Mirası

Tate'e göre kübizm kısmen Paul Cézanne'ın, nesneleri birbirinden biraz farklı bakış açılarından resmettiği görülebilen son dönem eserlerinden etkilendi. Cézanne'ın sanat kuramına dair en çok alıntılanan cümle, ressam Émile Bernard'a 15 Nisan 1904'te Aix-en-Provence'tan yazdığı mektupta yer alır. Bernard'ın 1921'de yayımladığı Cézanne anıları ve mektuplarına göre Cézanne şöyle yazmıştı: "Burada size söylediğimi tekrarlamama izin verin: doğayı silindir, küre ve koni ile ele almak, hepsini perspektif içinde, yani bir nesnenin ya da bir düzlemin her yanı merkezî bir noktaya yönelecek biçimde." Bernard anılarında Cézanne'ın kendisine benzer bir fikri sözlü olarak da anlattığını aktarır: doğadaki her şey küre, koni ve silindire göre biçimlenir; bu basit figürler üzerinde resim yapmayı öğrenen kişi sonra istediği her şeyi yapabilir. Mektubun aynı cümlede "perspektif"ten söz etmesi dikkat çekicidir: Cézanne'ın önerdiği şey perspektifi bırakmak değil, doğayı geometrik temel biçimler üzerinden kavramaktı. Kübistlerin bu öğüdü kendi amaçlarına göre yorumlaması, onların Cézanne'ı nasıl okuduğunu gösterir. Apollinaire de 1913'te Cézanne'ın son tablolarının ve suluboyalarının kübizme ait olduğunu, ama Courbet'nin yeni ressamların babası olduğunu yazmıştı.

Kaynaklar: [1] [4] [3]

Adın Kökeni

Kübizm adının nasıl doğduğu konusunda kaynaklar farklıdır. Tate'e göre ad, eleştirmen Louis Vauxcelles'in 1908'de Paris'te sergilenen Georges Braque tablolarını gördüğünde onların her şeyi "geometrik ana hatlara, küplere" indirgediğini söylemesinden türemiş görünmektedir. Akımın önde gelen savunucularından şair Guillaume Apollinaire ise 1913'te yayımladığı Les Peintres cubistes adlı kitabında farklı bir anlatı verir: Apollinaire'e göre yeni resim okulunun adı, kendisine 1908 sonbaharında, evleri temsil eden ve kübik görünümü onu çok etkileyen bir tablo gören Henri Matisse tarafından alay amacıyla verilmişti. İki anlatı da adın akımın sanatçıları tarafından seçilmediğini, dışarıdan ve küçümseyici bir yorumla doğduğunu gösterir. Apollinaire aynı kitapta bu yeni estetiğin önce André Derain'in zihninde biçimlendiğini, ama en önemli ve cesur eserlerini kurucu olarak görülmesi gereken Pablo Picasso'nun verdiğini yazar. Apollinaire'e göre Picasso'nun buluşları, 1908'de Salon des Indépendants'da kübist bir tablo sergileyen Georges Braque'ın sağduyusuyla desteklendi ve Jean Metzinger'in çalışmalarında formüle edildi; Metzinger 1910'da ilk kübist portreyi, Apollinaire'in portresini, Salon des Indépendants'da sergiledi.

Kaynaklar: [1] [3]

Picasso, Braque ve Afrika Maskeleri

Tate'e göre kübizm bir sanatçının değil, Picasso ve Braque'ın birlikte geliştirdiği bir yaklaşımdı; analitik ve sentetik evreleri sınıflandırırken tarihçiler Juan Gris'i de bu deneylerin üç temsilcisinden biri olarak anar. Tate, Picasso'nun son derece stilize, yani doğalcı olmayan ama yine de canlı bir insan imgesi sunan Afrika maskelerinden de esinlendiğini belirtir ve Picasso'nun şu sözünü aktarır: "Bir baş, istediğiniz gibi dağıtılabilen göz, burun ve ağızdan ibarettir." Henderson'ın aktardığı Apollinaire pasajı da kübist ressamların Mısır, Afrika ve Okyanusya heykellerini incelediğini ve bilimsel eserler üzerine düşündüğünü söyler. Apollinaire, Picasso'nun bir nesneyi "bir cerrahın bir kadavrayı teşrih etmesi gibi" incelediğini yazar. Bu karşılaşma, Avrupa dışı sanatın modernist resmin biçim dilini nasıl etkilediğine dair en çok tartışılan örneklerden biridir; Tate'in ifadesiyle etki, maskelerin doğalcı olmadığı hâlde canlı bir insan imgesi sunmasından kaynaklanıyordu. Kübizmin başlangıcını gösteren Avignonlu Kızlar da Tate'e göre bu öğeleri içeren bir tablo olarak kabul edilir. Apollinaire'in 1913'teki tanıklığı, akımın çekirdeğini oluşturan bu küçük çevrenin -Picasso, Braque, Derain, Metzinger ve sonra Gris- kendi döneminde nasıl algılandığını gösteren değerli bir belgedir.

Kaynaklar: [1] [2] [3]

Analitik ve Sentetik Kübizm

Tate'e göre kübizm iki ayrı evrede gelişmiş olarak görülebilir. Genellikle 1908-12 arasına tarihlenen ilk ve daha sert evre analitik kübizmdir. Tate'e göre bu ad, konunun bakış açısı bakış açısı yapılandırılmış biçimde ayrıştırılmasından gelir; sonuç, çok sayıda bakış açısının ve üst üste binen düzlemlerin oluşturduğu parçalı bir imgedir. Bu evrenin öteki ayırt edici özellikleri, izleyicinin dikkatini biçimin yapısından dağıtmamak için sadeleştirilmiş bir renk paleti ve imgenin tuvalin ortasında yoğunlaşmasıdır; eserler siyah, gri ve okr tonlarında, iç içe geçmiş düzlem ve çizgilerden oluşur. Yaklaşık 1912-14 arasına tarihlenen sentetik kübizm ise daha basit biçimler ve daha parlak renklerle tanınır. Tate'e göre sentetik kübizm, sanatçıların resimlerine doku ve desenler eklemeye, gazete kâğıdı ve desenli kâğıtla kolaj denemeleri yapmaya başlamasıyla doğdu. Analitik kübizm bir nesneyi bakış açısı bakış açısı parçalı bir imgeye ayırırken, sentetik kübizm imgeyi düzleştirmeye ve üç boyutlu mekâna yapılan son göndermeleri de silmeye yönelikti; Picasso'nun papier collé'leri bunun iyi bir örneğidir. Tate'e göre gerçek nesnelerin doğrudan sanat eserine katılması, modern sanatın en önemli fikirlerinden birinin başlangıcıydı.

Kaynaklar: [1]

Apollinaire'in Dört Eğilimi

Apollinaire, 1913'teki kitabında kübizm içinde dört eğilim ayırt eder. Ona göre "bilimsel kübizm", görme gerçekliğinden değil bilgi gerçekliğinden alınan öğelerle yeni bütünler resmetme sanatıdır; bu eğilimdeki ressamlar arasında Picasso, Braque, Metzinger, Albert Gleizes, Marie Laurencin ve Juan Gris'i sayar. "Fiziksel kübizm" öğelerini çoğunlukla görme gerçekliğinden alır; Apollinaire bunu saf bir sanat saymaz ve yaratıcısı olarak Le Fauconnier'yi gösterir. "Orfik kübizm" ise öğelerini görsel gerçeklikten değil tümüyle sanatçının yarattığı şeylerden alır; Apollinaire'e göre Robert Delaunay'ın kendi yolundan bulduğu bu sanat, Fernand Léger, Francis Picabia ve Marcel Duchamp'ın da çabaladığı saf bir sanattır. Tate de Orfizmi, Robert ve Sonia Delaunay'ın 1912 civarında geliştirdiği, kübizmden etkilenmiş soyut bir resim üslubu olarak tanımlar. Apollinaire'in dördüncü eğilimi "içgüdüsel kübizm"dir; Fransız izlenimciliğinden doğduğunu ve bütün Avrupa'ya yayıldığını söylediği bu geniş eğilime Matisse, Rouault, Derain, Dufy, Van Dongen ve Fütürist Severini ile Boccioni gibi isimleri katar. Apollinaire, yeni ressamların çoğunun farkında olmadan matematikle uğraştığını, ama doğayı henüz terk etmediklerini de yazar. Bu sınıflandırma, kübizmin kendi döneminde tek bir üslup değil, birbirine akraba yaklaşımlardan oluşan geniş bir hareket olarak görüldüğünü gösterir. Akımın [[empresyonizm|izlenimcilikle]] ilişkisi de Apollinaire'in gözünde bu soyağacının bir parçasıdır.

Kaynaklar: [3] [1]

Tartışma: Kübizm Einstein'dan mı Esinlendi?

Kübizmin Einstein'ın 1905 tarihli özel görelilik kuramından ya da Minkowski'nin 1908'deki uzay-zaman formülasyonundan etkilendiği iddiası sık tekrarlanır. Sanat tarihçisi Linda Dalrymple Henderson, 1971'de The Art Quarterly'de yayımlanan makalesinde bu iddiayı ayrıntılı biçimde inceledi. Henderson'a göre kübist literatürde Einstein'a ya da Minkowski'ye hiçbir gönderme yoktur; bağlantının savunucuları yalnızca Apollinaire ile Gleizes ve Metzinger'in kullandığı "dördüncü boyut" ve "Öklidçi olmayan geometri" terimlerine dayanır. Henderson'a göre özel görelilik ve uzay-zaman 1919'a kadar genel kamuoyunun neredeyse hiç dikkatini çekmemişti: Readers' Guide to Periodical Literature'da 1919'a kadar "Einstein", "Minkowski", "Görelilik" ve "Uzay-zaman" başlıkları yoktur ve bu kavramlar Scientific American ya da Science gibi bilimsel yayınlarda bile görünmez. Henderson ayrıca filozof Henri Bergson'un 1907 ve 1911'deki çalışmalarında Einstein'ın zaman görüşüne karşı çıkmayı gerekli bile görmediğini, ancak 1922'de bu meydan okumaya yanıt verdiğini hatırlatır. Henderson'a göre kübistlerin "dördüncü boyut"u fiziğin değil, 19. yüzyılın sonlarında çok popüler olan dört boyutlu geometri fikrinin ürünüydü; E. Jouffret'in 1903'te Paris'te yayımlanan dört boyutlu geometri kitabı ve Henri Poincaré'nin yazıları bu düşüncenin olası kaynakları arasındadır. Apollinaire de kendi kitabında modern atölyelerin dilinde yeni uzam ölçülerinin topluca "dördüncü boyut" diye anıldığını yazar. Görelilik kuramının kendisi için bkz. [[einstein|Albert Einstein]].

Kaynaklar: [2] [3]

Maurice Princet ve Matematik

Henderson'a göre kübist sanatçıların 1910 civarında matematiğe ilgi duyduğu genel olarak kabul edilir. Picasso'nun ve öteki kübistlerin dostu olan "gizemli" Maurice Princet bir sigorta aktüeryasıydı ve matematik bilgisinin ressamları etkilediği sık sık söylenir. Henderson'a göre kübistlerin dört boyutlu geometri bilgisine dair ilk ipucu, Jean Metzinger'in 1910 Ekim-Kasım'ında Pan dergisinde yayımlanan "Note sur la peinture" yazısında görülür: Metzinger burada Picasso'nun "serbest ve hareketli bir perspektif" kurduğunu ve "usta matematikçi Maurice Princet'nin bundan bütün bir geometri çıkardığını" yazar. Henderson, Picasso'nun Princet ile matematik ya da dördüncü boyut üzerine hiç konuşmadığını söylediğini, ama dördüncü boyutun genel popülerliği ve dostunun fikirlerine erişimi düşünüldüğünde en azından dolaylı bir etkinin akla yatkın olduğunu belirtir. Henderson ayrıca "eşzamanlılık" (simultanéité) kavramının kübistler tarafından aynı nesnenin birden çok görünümünü yan yana koymayı anlatmak için ancak Şubat 1912'de Fütüristlerin Bernheim-Jeune sergisinin önsözünde geçtikten sonra kullanıldığını not eder. Fütüristler için bu kavram modern hayatın hızını ve "zihin hâllerinin eşzamanlılığını" anlatıyordu (bkz. [[futurizm|Fütürizm]]). Gleizes ve Metzinger 1912'de yayımladıkları Du Cubisme'de, bir nesnenin birden çok ardışık görünümünü yakalamak için onun çevresinde dolaşmanın artık kimseyi kızdırmayacağını yazmıştı.

Kaynaklar: [2]

Etkisi ve Yayılması

Tate'e göre kübizm, konstrüktivizm ve neo-plastisizm de dahil olmak üzere pek çok sonraki soyut üslubun çıkış noktasıydı. Tate'in sözlüğüne göre konstrüktivizm, Vladimir Tatlin ve Aleksandr Rodçenko'nun 1915 civarında Rusya'da kurduğu sade bir soyut sanat koluydu; neo-plastisizm ise Hollandalı soyut sanat öncüsü Piet Mondrian'ın kendi soyut sanat türü için benimsediği addı. Apollinaire'in 1913'te belirttiğine göre kübizm Paris dışında da yayılmış, içgüdüsel eğilimi Avrupa'nın her yanına ulaşmıştı ve Fütürist Severini ile Boccioni de onun saydığı isimler arasındaydı. Kübist sergiler Paris salonlarında giderek görünür oldu: Apollinaire'e göre Metzinger 1910'da kübist eserleri Salon d'Automne jürisine kabul ettirdi ve aynı yıl Salon des Indépendants'da Robert Delaunay'ın ve başkalarının tabloları göründü. Henderson'ın vurguladığı gibi, "eşzamanlılık" kavramının Fütüristlerden kübist çevreye geçmesi, akımlar arasındaki alışverişin ne kadar yoğun olduğunu da gösterir. Sonraki kuşaklarda kübizmin parçalanmış mekân anlayışı, [[surrealizm|sürrealizm]] gibi akımların da tartıştığı modern sanat dilinin temel unsurlarından biri oldu.

Kaynaklar: [1] [3] [2]

Miras

Tate'e göre kübizm, Rönesans'tan beri Avrupa resmine egemen olan, sabit bir bakış noktasından gerçek mekân yanılsaması yaratma geleneğiyle devrimci bir kopuştu ve sanatçılara görsel gerçekliği ele almak için neredeyse sınırsız yeni olanaklar açtı. Sentetik kübizmin kolajla gerçek nesneleri doğrudan esere katması, Tate'e göre modern sanatın en önemli fikirlerinden birinin başlangıcıydı. Akımın mirası yalnızca biçimsel değildir: Henderson'ın makalesi, sanat tarihçilerinin de bir akımı sonradan bilimle ilişkilendirirken ne kadar dikkatli olması gerektiğini gösteren bir örnektir. Henderson'a göre görelilik bağlantısı, 1940'lardan itibaren sanat tarihi yazılarında Paul Laporte gibi yazarların makaleleriyle yaygınlaştı; oysa kübistlerin kendi dönemindeki kaynaklar, dördüncü boyut ve Öklidçi olmayan geometri gibi kavramları 19. yüzyıl matematiği ve popüler düşüncesi üzerinden tanıdıklarını gösteriyordu. Cézanne'ın "silindir, küre ve koni" cümlesi, Apollinaire'in eleştirmen kimliğiyle akıma ad ve kuram kazandırma çabası ve Picasso ile Braque'ın tuvalleri birlikte okunduğunda, kübizmin hem bir resim pratiği hem de dönemin entelektüel tartışmalarının bir ürünü olduğu görülür.

Kaynaklar: [1] [2] [4] [3]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Tate — "Cubism", "Analytical cubism" ve "Synthetic cubism" (sanat terimleri sözlüğü)

    Tanım, Avignonlu Kızlar, adın Vauxcelles'e dayandırılması, Cézanne ve Afrika maskelerinin etkisi, analitik (1908-12) ve sentetik (1912-14) evreler, kolaj; Orfizm ve Konstrüktivizm maddeleri.

  2. Linda Dalrymple Henderson, "A New Facet of Cubism: 'The Fourth Dimension' and 'Non-Euclidean Geometry' Reinterpreted", The Art Quarterly (Kış 1971), s. 411-433

    Kübizm-görelilik bağlantısının eleştirisi, 1919'a kadar göreliliğin kamuoyunca bilinmemesi, Apollinaire ve Gleizes-Metzinger'in "dördüncü boyut" ifadeleri, Maurice Princet, Jouffret ve Poincaré.

  3. Guillaume Apollinaire, Les Peintres cubistes. Méditations esthétiques (Paris 1913; Project Gutenberg)

    Adın kökenine dair Apollinaire'in anlatısı, Derain, Picasso, Braque ve Metzinger'in rolleri, dördüncü boyut, kübizmin dört eğilimi (bilimsel, fiziksel, orfik, içgüdüsel).

  4. Émile Bernard, Souvenirs sur Paul Cézanne et lettres (Paris 1921; BnF/archive.org)

    Cézanne'ın 15 Nisan 1904 tarihli mektubu: "doğayı silindir, küre ve koni ile ele almak".

Sık Sorulan Sorular

Kübizm adını nereden alıyor?

Tate'e göre ad, eleştirmen Louis Vauxcelles'in 1908'de Braque'ın tablolarını her şeyi "geometrik ana hatlara, küplere" indirgemekle nitelemesinden türemiş görünmektedir. Apollinaire ise 1913'te adı 1908 sonbaharında Henri Matisse'in alay amacıyla verdiğini yazar.

Analitik ve sentetik kübizm arasındaki fark nedir?

Tate'e göre analitik kübizm (1908-12) nesneyi bakış açısı bakış açısı parçalara ayıran, sade renkli bir evredir; sentetik kübizm (yaklaşık 1912-14) ise daha basit biçimler, parlak renkler ve gazete kâğıdı gibi gerçek malzemelerin katıldığı kolajlarla tanınır.

Kübizm Einstein'ın görelilik kuramından mı etkilendi?

Linda Dalrymple Henderson'ın 1971 tarihli çalışmasına göre kübist literatürde Einstein'a ya da Minkowski'ye hiç gönderme yoktur ve görelilik 1919'a kadar kamuoyunca neredeyse bilinmiyordu; kübistlerin "dördüncü boyut"u 19. yüzyıl dört boyutlu geometri fikrinden geliyordu.

Cézanne'ın ünlü "silindir, küre, koni" sözü nerede geçer?

Émile Bernard'ın 1921'de yayımladığı anılarına göre Cézanne, 15 Nisan 1904'te Bernard'a yazdığı mektupta doğayı silindir, küre ve koni ile, hepsini perspektif içinde ele almayı önermişti.