HalifelikOrta Çağ

Abbasi Halifeliği

DönemMS 750 – 1258
BölgeMezopotamya merkezli İslam dünyası
BaşkentBağdat
Samarra Ulu Camii'nin Malviye minaresi, Irak; fotoğraf 27 Aralık 2017. Cami, Mütevekkil tarafından 848'de sipariş edilip 851'de tamamlanmıştır (Wikipedia); yapıldığında dünyanın en büyük camisiydi.

Mimari mirasSamarra Ulu Camii'nin Malviye minaresi, Irak; fotoğraf 27 Aralık 2017. Cami, Mütevekkil tarafından 848'de sipariş edilip 851'de tamamlanmıştır (Wikipedia); yapıldığında dünyanın en büyük camisiydi.Mahdi Almasi (Mehr News Agency), Wikimedia Commons (CC BY 4.0)

İçindekiler

Genel Bakış

TDV İslâm Ansiklopedisi'nin anlatımıyla Abbasî Halifeliği (MS 750–1258), Horasan'da başlayan bir harekete dayanır: Ebû Müslim 745'te “mukaddes ailenin vekili” sıfatıyla Horasan'a gönderildi. Belirleyici zafer, 16 Ocak 750'de başlayan Zab Savaşı'dır; Mervan yenildi, Ebü'l-Abbas es-Seffah ilk Abbasî halifesi oldu ve ansiklopedinin ifadesiyle “Emevî hilâfeti tarihe karışmış oldu” (Raşidun ve Emevi Halifeliği). Halifelik, Mansur'un 762'de Dicle kıyısında kurduğu Bağdat'tan yönetildi; 836'da Mu'tasım merkezi Samarra'ya taşıdı ve Samarra 892'ye kadar başkent kaldı. 945'te Büveyhîler Bağdat'ı işgal etti; Selçuklular (Büyük Selçuklu Devleti) 1055'te Abbasî itibarını yeniden canlandırdı. Ocak 1258'de Hülagü Bağdat önlerine geldi (Moğol İmparatorluğu) ve son halife Musta'sım öldü. Bu madde, Abbasî tarihini üç yerden okuyor: yönetim ve başkentler, bilgi ve kurumlar, ve kaynakların rakamlar ve efsaneler konusunda nerede ayrıştığı.

Kaynaklar: [1]

Bağdat: Yuvarlak Şehir

TDV'ye göre Mansur Bağdat'ı Dicle üzerinde kurdu ve Kur'an'daki cennet terimini anımsatan “Medînetüsselâm” adını verdi. “Yuvarlak şehir”in iç içe savunma surları, ortada bir saray (Bâbüzzeheb) ve büyük bir cami vardı; dört kapısı dört ana yöne bakıyordu ve şehir, birbirini kesen iki yolla bölümlere ayrılmıştı. Bu tasarım denetim ve haberleşmeyi kolaylaştırmak içindi. Bağdat sonraki yüzyıllarda çeviri (Beytülhikme), matematik, tıp, felsefe ve hadis çalışmalarının merkezi oldu. Büveyhîler döneminde (945–1055), ansiklopedinin anlatımıyla, mezhep çatışmaları, seller ve kanalların ihmali yüzünden şehir geriledi; Selçuklular Nizâmiye Medresesi'ni (1065–1067) genişletti ve şehirde Sünnî canlanmayı destekledi, ama düzensizlik ve çöküntü 12. yüzyıla dek sürdü.

Kaynaklar: [3]

Samarra ve Türk Askerî Birlikleri

TDV'ye göre Türkler'i askerî birlikleri arasına almaya Me'mun döneminde başlandı; Harun Reşid'in ölümünden sonra Emin ile Me'mun arasında bir iç savaş yaşanmıştı. Mu'tasım 836'da Samarra'yı kurdu ve hilafet merkezini Türk birlikleriyle birlikte oraya taşıdı; Samarra 892'ye kadar başkent kaldı. Tulunoğulları Mısır'ı bağımsız biçimde yönetti; 945'te Büveyhîler Bağdat'ı işgal etti, 1055'te Selçuklular halifelik itibarını yeniden tesis etti. Halifeler bu yüzyıllarda siyasi yetkilerini bölgesel hanedanlara kaptırdı, ama halifelik kurumu sürdü. Mütevekkil (847) döneminde Samarra'da yapılan Ulu Cami, kendi anıtsal ölçeğiyle bu dönemin en görünür izidir.

Kaynaklar: [1] [7] [8]

Toplum: Mevâlî, Farsların Yükselişi ve Barmakîler

TDV, Abbasî toplumunun bir gerilimini açıkça yazar: Müslüman olmalarına rağmen mevâlîden (Arap olmayan Müslümanlar) devlet gelirini artırmak için her türlü vergi, hatta gayrimüslimlerin ödediği cizye bile alınıyordu. Farsların etkisi giderek büyüdü; ansiklopedi, Me'mun'un galip gelmesinin Arapları devlet idaresinden “tamamen uzaklaştırdığını” söyler. Bu yükselişin sembolü Barmakîler'dir: Harun Reşid döneminde güçlü vezirlik yapan bu aile, ansiklopediye göre 803'te bir bahaneyle bertaraf edildi. Yani Abbasî devleti, Emevîlere karşı yükselen bir dengelenme hareketi olarak başlamıştı, ama içinde yeni eşitsizlikler ve yeni güç mücadeleleri barındırıyordu.

Kaynaklar: [1]

Bölünme: Zenc, Karmatîler ve Bölgesel Hanedanlar

TDV'ye göre Zenc adıyla bilinen siyahî kölelerin 869–883 arasındaki isyanı, daha çok iktisadî ve sosyal sebeplerden doğdu. 901–906 arasında Karmatîler adıyla bilinen silâhlı İsmâilî çeteler Suriye, Filistin ve el-Cezîre'yi yağmaladılar; 929'da Mekke'yi işgal edip Hacerülesved'i Ahsâ'ya götürdüler ve ancak yirmi yıl sonra yerine koydular. Aynı yüzyıllarda halifeliğin doğu ve batısında bölgesel hanedanlar belirdi: Sâmânîler 819'dan itibaren Horasan ve Mâverâünnehir'de, Tâhirîler 821'de Horasan'da, Saffârîler 867'de Sîstan'da, Tolunoğulları 868–905 arasında Mısır ve Suriye'de, Hamdânîler 905'ten itibaren bağımsız biçimde, İhşîdîler ise 935–969 arasında Mısır ve Suriye'de egemendi. Bu, halifeliğin siyasi yetkisinin kaybını gösteren en somut tablodur.

Kaynaklar: [1]

Vezirlik ve Divanlar

TDV'ye göre vezir, “halifenin vekili ve idarî teşkilâtın başı”ydı. Barmakîler, Harun Reşid döneminde güçlü vezirlik yapan ailelere örnek olarak anılır. Maliye, ordu, adalet ve posta işlerini yürüten birden çok divan (bakanlık benzeri kurum) vardı. Bu yapı, halifeyi doğrudan yönetimden uzaklaştıran ve devleti kişilerden çok kurumlara dayandıran bir bürokrasiye işaret eder.

Kaynaklar: [1]

Beytülhikme ve Çeviri Hareketi

TDV'ye göre Beytülhikme, Bağdat'ta çeviri ve yüksek düzeyli bilimsel araştırma yapılan bir merkezdi. Kaynakların çoğu onu Halife Me'mun'un (813–833) 830'da kurduğunu yazar. Merkezde Yunanca, Farsça, Sanskritçe ve Süryânice eserler çevrildi; örnekleri arasında Aristoteles'in (Aristoteles) Organon'u, Öklid'in Elementler'i, Batlamyus'un Almagest'i ve Hint matematik metinleri sayılır. Çalışanlar arasında Yahyâ b. Mâseveyh, bir heyete başkanlık eden Huneyn b. İshak, üç bilgin ve mucit olan Benî Mûsâ kardeşler ve baş hekim Curcîs b. Buhtîşû' anılır; İbnü'n-Nedîm, Yunancadan Süryâniceye ve Arapçaya çeviri yapan kırk yedi mütercim saydığını yazar. Ansiklopedi, bu merkezin 500 yılı aşkın bir süre İslâm bilimine hizmet ettiğini ve 1258'de Hülagü tarafından yakılıp yıkıldığını söyler.

Kaynaklar: [2]

Harezmî: Bir Bilginin Yolu

TDV'nin anlatımıyla Muhammed b. Mûsâ el-Hârizmî, Harezm bölgesinden gelen ve 847'den sonra ölen bir bilgindir. Bağdat'ta yaşadı ve Me'mun döneminde, üyelerinden biri olduğu Beytülhikme'nin kütüphanesinde görev yaptı. Onu tarihe geçiren iki eser vardır: cebir ve mukabele üzerine bir kitap ve Hint rakamları üzerine bir inceleme. Adının Latinceleşmiş biçimi, matematik tarihinde bir hesaplama yöntemine ad oldu; bu da aşağıdaki Sık Sorulan Sorular'da açıklanıyor.

Kaynaklar: [4]

Mihne: Kur'an Yaratılmış mıdır?

TDV'ye göre Me'mun ve ardıllarının döneminde Mu'tezile'nin, Kur'an'ın yaratılmış olduğu yönündeki öğretisi devlet politikasına dönüştü ve buna karşı çıkan Ahmed b. Hanbel devlet teolojisiyle çatıştı; bu dönem yaklaşık 813–848 arasına yerleştirilir. Bu olay, halifenin yalnızca siyasi değil dinî otoriteyi de belirlemeye çalıştığını gösterir ve Abbasî yönetiminin ilim ve din arasındaki ilişkisinin en sert sınavlarından biridir.

Kaynaklar: [1]

Edebiyat ve Tefsir

TDV, Abbasî dönemi şairleri arasında Beşşâr b. Bürd, Ebû Nüvâs, Ebü'l-Atâhiye, İbnü'l-Mu'tez ve Ebû Temmâm'ı sayar. Tefsir alanında ise Taberî, kendisinden önceki tefsir çalışmalarının hemen hepsini içine alan büyük tefsiri “Câmiʿu'l-beyân”ı yazdı. Bu isimler, siyasi yetkinin bölgesel hanedanlara kaydığı yüzyıllarda bile, Bağdat merkezli bir kültürel üretimin sürdüğünü gösterir.

Kaynaklar: [1]

1258: Bağdat'ın Düşüşü

Hülagü, TDV'ye göre Ocak 1258'de Bağdat önlerine geldi; Bağdat maddesine göre Moğollar 10 Şubat 1258'de saldırdı. Son halife Musta'sım öldü. Kütüphaneler tahrip edildi: kitapların bir kısmı yakıldı, bir bölümü Dicle'ye atıldı ve ansiklopediye göre nehir günlerce mürekkep renginde aktı. Bu olay, Abbasî halifeliğinin siyasi olarak sona ermesinin sembolü sayılır; ama yıkımın büyüklüğü hâlâ tartışmalıdır. Aşağıdaki bölümde kaynakların rakamlar konusunda nasıl ayrıştığı anlatılıyor.

Kaynaklar: [1] [3]

Tartışma: Beytülhikme Ne Zaman ve Kim Tarafından Kuruldu?

Beytülhikme sıradan bir kurum anlatısı gibi görünür ama kaynakları tartışmalıdır. TDV, kaynakların çoğunun kuruluşu Me'mun'a (830) bağladığını, ama fikrin ve girişimin Mansur dönemine (754–775) uzandığını yazar. Ansiklopediye göre kaynaklarda kurumun adı bazen “Hizânetü'l-hikme” (Mansur'un kütüphanesi), bazen “Beytülhikme” diye geçer ve bunlar birbirinin yerine kullanılır. Bu yüzden ilk kuranın kim olduğu ve ne zaman kurulduğu konusunda anlaşmazlık vardır. Yani bu maddenin önceki sürümündeki “Harun Reşid ve Me'mun döneminde kurulan” ifadesi kesin bir tarih vermek yerine, kaynakların ayrıştığı bir soruyu tek cümleyle kapatıyordu.

Kaynaklar: [2]

Tartışma: Harun Reşid ile Şarlman

Bu madde galerisindeki tablo, Julius Köckert'in 1864 tarihli “Harun Reşid'in Bağdat'ta Şarlman'ın heyetini kabul etmesi” resmidir. TDV'ye göre Harun Reşid ile Frank Kralı Büyük Karl (Charlemagne) arasında IX. yüzyılın başlarında dostane ilişkiler kurulmuştur; ama ansiklopedi bir uyarı da ekler: Batı kaynaklarında belirtilen bu ilişkiler hakkında İslâm kaynaklarında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Yani olay, bir tarafın kaynaklarında anlatılan ve öbür tarafın kaynaklarında karşılığı olmayan bir ilişkidir; 19. yüzyıl ressamının onu tek bir sahnede canlandırması ise bu belirsizliği gizler. Aynı dönemde Bizans'la ilişki ise savaşla ilgiliydi: Mu'tasım 838'de büyük bir orduyla Anadolu'ya girip Ankara üzerinden yürüyerek Ammûriye'yi kuşatıp ele geçirdi.

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Rakamlar ve Efsaneler

Bağdat'la ilgili iki rakam grubu büyük belirsizlik taşır. Nüfus için TDV, hamam sayısına dayalı bir hesabı aktarır: hane başına beş kişi varsayılırsa nüfus yaklaşık 1,5 milyon kabul edilebilir; ama aynı ansiklopedi bazı kaynaklardaki bu tür rakamların “mübalağalı” olduğunu belirtir. 1258'deki kayıplar için kaynaklarda 800.000 ile 2 milyon arasında değişen sayılar vardır; ansiklopedi bunların doğrulanmasının güç olduğunu, Çinli gezgin Cha'ng Te'nin ise “on binlerce” dediğini yazar. Yani Bağdat'ın nüfusu ve yıkımının boyutu, tarihçilerin elindeki kaynaklardan çok, sonraki anlatıların ölçeğiyle şekillenmiş olabilir. Dicle'nin mürekkep rengine dönmesi ise ansiklopedide anlatıldığı biçimiyle anılan, ama rakamlar kadar tartışmalı olabilecek bir motiftir.

Kaynaklar: [3]

Tartışma: “Altın Çağ” Ne Kadar Abbasî?

İslam bilim ve felsefesinin büyük isimleri sık sık Abbasî mirası altında sayılır, ama bu, siyasi ve coğrafi olarak ayrı dünyaları birleştirir. Harezmî Bağdat'ta Beytülhikme'de çalıştı; buna karşılık Stanford girişine göre İbn Sina (yaklaşık 970–1037) Buhara'da doğdu, Samanîlere ve sonra Kâkûyî hükümdarı Alâüddevle'ye hizmet etti, İsfahan'da öldü ve Bağdat'ta doğrudan hizmeti belgelenmiş değildir; İbn Rüşd (1126–1198) ise Kurtuba'da doğdu, Muvahhidler'in hizmetinde hekim ve kadı oldu ve Aristoteles şerhlerini Ebû Ya'kûb Yûsuf'un isteğiyle yazdı. Bu maddenin önceki sürümü üçünü de Abbasî mirası olarak sayıyordu; ama üçü farklı devletlerin çevresinde çalıştı. “İslam Altın Çağı” bu yüzden tek bir halifeliğin değil, bir kültürel alanın adı olarak daha doğrudur.

Kaynaklar: [4] [5] [6]

Bugüne Mirası

Beytülhikme'de Yunanca, Farsça ve Sanskritçe eserlerin Arapçaya çevrilmesi, TDV'ye göre Hint rakamlarının ve ondalık sistemin İslâm dünyasına ulaşmasında ve cebirin ilk kez bir disiplin adı olarak kullanılmasında belirleyici oldu. Stanford girişine göre İbn Sina'nın “Kanun”u sık sık gözden geçirilerek 17. yüzyıla kadar Avrupa üniversitelerinde tıp eğitiminin temelini oluşturdu (İbn Sina (Avicenna)). Bu, Abbasî dünyasının doğrudan ürünü olmasa da, o dünyanın bilimsel dilinin ve kurumlarının ulaştığı yerin bir göstergesidir.

Kaynaklar: [4] [6]

Önemli Halifeler ve İsimler

  • Ebü'l-Abbas es-Seffah750'de halife

    Zab Savaşı'nın ardından ilk Abbasî halifesi oldu.

  • Mansur754–775

    762'de Bağdat'ı kurdu.

  • Harun Reşid786'da halife

    Barmakî vezirlerle anılan dönemin halifesi.

  • Me'mun813–833

    Beytülhikme'nin kaynakların çoğuna göre kurucusu; Mihne'yi uyguladı.

  • Mu'tasım833'te halife

    836'da Samarra'yı kurup başkenti oraya taşıdı.

  • Mütevekkil847'de halife

    Samarra Ulu Camii'ni yeniden inşa ettirdi.

  • Musta'sım1258'de öldü

    Bağdat'ın Moğollarca alınmasında ölen son halife.

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Hayatta kalan bir Abbasî prensinin halifeliği Kahire'de ilan edildi; halifelik Memlük himayesinde 1517'ye kadar sürdü.

  • Moğollar Bağdat'a saldırdı; son halife Musta'sım öldü, Beytülhikme yakıldı.

  • Zab Savaşı başladı; Mervan yenildi, Emevî hilâfeti sona erdi ve Ebü'l-Abbas es-Seffah ilk Abbasî halifesi oldu.

  • Ebû Müslim, Abbasî hareketinin vekili olarak Horasan'a gönderildi.

  • Mansur halife oldu.

  • Mansur, Dicle kıyısında Bağdat'ı (Medînetüsselâm) kurdu.

  • Harun Reşid halife oldu.

  • Harun Reşid, güçlü vezirlik yapmış Barmakî ailesini bertaraf etti.

  • Me'mun halifelik yaptı; Beytülhikme kaynakların çoğuna göre 830'da onun tarafından kuruldu.

  • Mu'tasım hilafet merkezini Samarra'ya taşıdı; Samarra 892'ye kadar başkent kaldı.

  • Mu'tasım, büyük bir orduyla Anadolu'ya girip Ammûriye'yi kuşatarak ele geçirdi.

  • Mütevekkil döneminde Samarra Ulu Camii, Melviye minaresiyle birlikte yeniden inşa edildi.

  • Zenc adıyla bilinen siyahî kölelerin isyanı sürdü.

  • Karmatîler Mekke'yi işgal edip Hacerülesved'i Ahsâ'ya götürdü; yirmi yıl sonra geri getirdiler.

  • Büveyhîler Bağdat'ı işgal etti.

  • Selçuklular Abbasî halifesinin itibarını yeniden tesis etti.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — Abbâsîler

    Abbasî devrimi ve Zab Savaşı, başkentler, halifeler, Türk askerî birlikler, Büveyhî ve Selçuklu dönemleri, Moğol istilası, Kahire halifeliği, vezirlik, Mihne.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — Beytülhikme

    Kurumun niteliği, kuruluş tartışması, çalışanlar, çevrilen eserler, sonu.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — Bağdat

    Yuvarlak şehir, nüfus tahminleri, Nizâmiye, 1258 ve kayıp rakamları.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — Muhammed b. Mûsâ el-Hârizmî

    Hayatı, eserleri, Beytülhikme ile ilişkisi, cebir ve algoritma sözcükleri.

  5. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Ibn Rushd (Averroes)

    Muvahhidler'in hizmetindeki yaşamı ve Aristoteles şerhleri.

  6. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Avicenna (Ibn Sina)

    Samanîler ve Kâkûyîler çevresindeki yaşamı, Kanun'un Avrupa'daki kullanımı.

  7. TDV İslâm Ansiklopedisi — Cami (II. Mimari Tarihi, Semavi Eyice)

    Sâmerrâ Ulucamii: Mütevekkil'in yaptırdığı yapı, 180 × 260 m ölçüsü, 100.000'i aşan cemaat kapasitesi, yapıdan ayrı Melviye minaresi ve Ebû Dülef Camii'ndeki benzeri.

  8. TDV İslâm Ansiklopedisi — Sâmerrâ (Mustafa Demirci)

    Mu'tasım'ın 836'da kurduğu şehir, 836–892 arası başşehir oluşu, Mütevekkil'in ulucamiyi yeniden inşa ettirmesi, Mu'temid'in 892'de Bağdat'a dönüşü.

Sık Sorulan Sorular

Abbasî halifeliği 1258'de gerçekten sona erdi mi?

Siyasi merkez olarak evet, ama kurum olarak hayır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Bağdat'ın düşüşünden sonra hayatta kalan bir Abbasî prensi, 9 Haziran 1261'de Kahire'de halifelik ilan etti ve bu halifelik Memlük himayesinde 1517'ye kadar sürdü. Yani Abbasî soyundan gelen bir halife, Bağdat'ın yıkımından üç yüzyıla yakın bir süre sonrasına kadar var oldu; ama gerçek siyasi güç Memlükler'deydi. Bu, “1258'de Abbasîler yıkıldı” cümlesinin halifeliğin sembolik ve dinî yönünü göz ardı ettiğini gösterir.

Samarra Ulu Camii neden bu kadar dikkat çekicidir?

Cami, Mütevekkil döneminde (847–861), Mu'tasım'ın yaptırdığı ve artan nüfusa yetmez hâle gelen ulucaminin yerine yeniden inşa edildi. Yaklaşık 180 × 260 metrelik yapı, 100.000'i aşan bir cemaatin namaz kılabileceği genişlikteydi. Onu tanınır kılan asıl öğe, caminin dışında ve yapıdan ayrı duran Melviye minaresidir: koni biçimli gövdesini dıştan helezonî bir rampa dolanır ve Mezopotamya ziguratlarından esinlendiği düşünülür. Bu minarenin tek benzeri, Samarra'nın az ilerisindeki Ebû Dülef Camii'ndedir. Ulucaminin kalıntıları bugün de ayaktadır ve Samarra'nın 836–892 arasındaki başkentlik döneminin ölçeğini gösterir.

“Cebir” ve “algoritma” sözcükleri nereden geliyor?

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Hârizmî'nin “cebir ve mukabele” kitabı, başlığında “cebir” sözcüğü geçen ilk sistematik matematik kitabıdır ve cebir onunla ilk kez aritmetikten ayrılarak bir disiplin adı olarak kullanıldı. “Algoritma” ise matematik tarihinde onun adından türetilen bir hesaplama yöntemi adıdır. Hint rakamları üzerine yazdığı inceleme sayesinde İslâm dünyası Hint rakamlarını ve ondalık sistemi tanıdı. Yani bugün kullandığımız iki temel matematik sözcüğü, Bağdat'taki bir Beytülhikme bilgininin adından ve kitap başlığından gelir.