Genel Bakış
Fâtımîler, 909'da Kuzey Afrika'da (İfrîkıye) kurulan ve 969'da Mısır'ı alarak Kahire'yi başkent yapan İsmâilî Şii bir hilafettir. Hanedan adını Hz. Fâtıma'dan alır; kurucuları Hz. Fâtıma ve Hz. Ali yoluyla Hz. Peygamber'in soyundan geldiklerini iddia ediyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Fâtımîlerin Mısır'ı ele geçirmesiyle İslâm tarihinde ilk kez, ismen bile olsa Bağdat'a bağlı olmayan bir yönetim Mısır'a hâkim oldu. Devlet Müstansır döneminde (1036–1094) en geniş sınırlarına ulaştı; ardından vezirlerin egemen olduğu bir döneme girdi ve 1171'de Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin Abbâsî halifesi adına hutbe okutmasıyla sona erdi. Bu madde Fâtımîleri, rakipleri Abbâsîlerle ilişkileri ve kaynakların birbirinden ayrıldığı noktalarla birlikte anlatır (bkz. Abbasi Halifeliği).
İsmâilîlik ve Soy İddiası
TDV'ye göre Fâtımî Devleti'nin temeli İsmâilîlik hareketine dayanır. Altıncı imam Ca'fer es-Sâdık'ın oğlu İsmâil babasından önce ölünce, sonradan İmâmiyye (On İki İmamcılar) olarak bilinen grup Mûsâ el-Kâzım'ı yedinci imam kabul etti; İsmâil'in ya da oğlu Muhammed'in imametini kabul edenler ise İsmâilîler olarak ayrıldı. Ubeydullah el-Mehdî'yi Muhammed b. İsmâil'e bağlayan imamlar gizlilik içinde yaşadılar ve ilk İsmâilî kaynakları bile onların adlarını vermez; Fâtımî halifeleri de resmî bir soy kütüğü açıklamamakta ısrar etti. TDV, Mehdî'nin Yemen'e gönderdiği bir mektupta soyunu İsmâil'e değil onun ağabeyi Abdullah'a bağladığını da aktarır. Abbâsîler 1011'de, Bağdat'ın önde gelen âlimlerine imzalattıkları bir tutanakla (mahzar) Fâtımîlerin soyunu reddetti; benzer bir belge 1052'de yeniden düzenlendi. TDV'ye göre bu soy iddiasının doğruluğu eski ve yeni âlimler arasında tartışma konusu olmuştur.
Kaynaklar: [1]
Kuruluş: Ubeydullah el-Mehdî (909)
TDV'ye göre Yemen'deki İsmâilî dâîsi İbn Havşeb, dâî Ebû Abdullah eş-Şîî'yi Kuzey Afrika'ya gönderdi; Ebû Abdullah Berberî Kutâme kabilesinin desteğini kazanarak orada bir İsmâilî üssü kurdu ve Ağlebî hâkimiyetini yıktı. Abbâsîlerin denetiminden kaçan Ubeydullah el-Mehdî önce Mısır'a, sonra Kuzey Afrika'ya yöneldi ve 909'da İfrîkıye'de halifeliğini ilan etti. Institute of Ismaili Studies'in yayınına göre de İsmâilîler 909'da Kuzey Afrika'da bir devlet kurmayı başardı ve İmam el-Mehdî Fâtımî hanedanının ilk halifesi oldu. Mehdî, Kayrevan'daki Sünnî Mâlikî âlimlerinin ve halkın direnişiyle karşılaştı; TDV'ye göre, Abbâsîlerin Ebû Müslim'den kurtulmak istemesi gibi, kendisine yolu açan Ebû Abdullah eş-Şîî'den de kurtulmak istedi. Mehdî 915'te doğu İfrîkıye kıyısında Mehdiye şehrini kurdu ve 920'de başkent ilan etti.
Kuzey Afrika Dönemi ve Mısır'a Yöneliş
TDV'ye göre Fâtımîler İslâm dünyasına hâkim olabilmek için doğuya, özellikle Mısır'a yönelmeleri gerektiğini biliyordu; Mehdî'nin 913 ve 919'daki iki Mısır seferi ile halefi Kāim-Biemrillâh (934–946) dönemindeki girişimler başarısız oldu. Hâricî Ebû Yezîd en-Nükkârî'nin isyanını 947'de bastıran Mansûr-Billâh, Kayrevan yakınında Sabra el-Mansûriyye'yi yeni başkent yaptı. Institute of Ismaili Studies'e göre Kuzey Afrika dönemi dört imam-halifenin saltanatından oluşur: el-Mehdî (ö. 934), el-Kāim (ö. 946), el-Mansûr (ö. 953) ve el-Muiz (ö. 975); aynı yayın bu dönemde Fâtımîlerin Abbâsîler, Endülüs Emevîleri ve Bizans gibi rakiplere karşı kendilerini sağlamlaştırdığını vurgular. Mehdiye'de başlatılan sanayi faaliyetleri sayesinde Fâtımîler Bizans'a karşı durabildi ve nüfuzlarını Sicilya'ya kadar genişletti.
Mısır'ın Fethi ve Kahire (969)
TDV'ye göre Mısır'daki İhşîdî hükümdarı Kâfûr'un ölümünden sonra baş gösteren karışıklıklar, 963'ten beri süren ekonomik kriz ve dâîlerin yoğun faaliyetleri Halife Muiz-Lidînillâh'a fırsat verdi. Muiz, çoğunluğu Berberî kabilelerinden ve Saklebîlerden oluşan yaklaşık 100.000 süvari topladı ve komutayı Cevher es-Sıkıllî'ye verdi. Cevher, Şâban 358'de (Temmuz 969) Mısır'ı direnişle karşılaşmadan ele geçirdi. TDV'nin Kahire maddesine göre Cevher, Fustat'ın kuzeyinde saray ve sur inşaatına başladı; büyük bir saray, hükümet konağı ve kışlalardan oluşan bu yeni başşehir, Muiz'in gelişinden sonra “düşmanlarını kahreden” anlamında Kāhire adıyla tanındı; Fustat ise kültür ve ticaret merkezi olarak kaldı. Cevher'in naip olarak yönettiği 969–973 döneminde hutbelerden ve sikkelerden Abbâsî halifesinin adı çıkarıldı, Abbâsîlerin siyah rengi yerine Fâtımîlerin beyaz rengi kullanıldı, ezana “Hayye alâ hayri'l-amel” ibaresi eklendi ve “Muizzî dinar” adıyla yeni dinarlar basıldı.
Ezher
TDV'nin Ezher maddesine göre caminin inşası, Cevher es-Sıkıllî tarafından şehrin cuma camii olarak Cemâziyelevvel 359'da (Mart 970) başladı ve Ramazan 361'de (Haziran 972) tamamlandı; cami, ayın ilk cuma namazıyla (7 Ramazan / 22 Haziran 972) ibadete açıldı. Fâtımîler döneminde halife cuma hutbelerini Ezher ile Hâkim camilerinde okuyordu ve Ezher, Fâtımî dâvetinin önemli merkezlerinden biri oldu. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Ezher'i Mısır'daki Şiîliğin ve dâvet faaliyetlerinin ana üssü olarak gördüğü için, aynı şehirde iki cuma hutbesi okunamayacağı yolundaki fetvaya dayanarak burada cuma namazı kılınmasını yasakladı ve kubbesindeki gümüş süslemeleri söktürdü; Eyyûbîler döneminde cami ihmal edildi. Yüzyıla yakın bir ihmalden sonra Memlük Sultanı I. Baybars zamanında (1260–1277) yeniden rağbet gören Ezher, zamanla Sünnî ilmin önde gelen merkezlerinden biri oldu; modern yapısı ise 1961'de çıkarılan özel bir kanunla şekillendi.
Kaynaklar: [3]
Muiz ve Azîz: Devletin Temelleri
Muiz-Lidînillâh 973'te bütün hazinesiyle Mısır'a geçti; İfrîkıye'yi Berberî Zîrîler ailesine, Sicilya'yı Benî Kelb'e bıraktı. TDV'ye göre Muiz Kahire'de ilk iş olarak Cevher'i görevden aldı, ancak hizmetlerini övdü; Mısır'daki idareyi Yahudilikten dönme Ya'kūb b. Killis'e bıraktı. Muiz ve oğlu Azîz-Billâh (975–996), Cevher ve İbn Killis'in çabalarıyla iki asır sürecek Fâtımî Devleti'nin temellerini attı. Suriye'de Karmatîlerle yapılan savaşta Fâtımî emîri Ca'fer b. Felâh 971'de öldürüldü ve Bağdat'a yürüme planları suya düştü. Azîz, Berberîlerin itirazına rağmen orduya Türk ve Deylemli askerler aldı; Mekke'de 976'da onun adına hutbe okundu. TDV'ye göre Azîz, Bizans imparatorunun elçisine İstanbul'daki camide her cuma kendi adına hutbe okunmasını şart koşmuştu.
Kaynaklar: [1]
Hâkim-Biemrillâh (996–1021)
TDV'ye göre Hâkim on bir yaşında halife oldu; ilk yıllarında devlet işlerini vasîsi Bercevân yönetti. Hâkim dönemi çelişkileriyle dikkat çeker: halife aldığı kararları kısa süre sonra değiştirir, emir ve yasaklarının tersini uygulatırdı. Kahire'de Dârülhikme (Dârülilim) adıyla anılan ünlü ilim merkezini kurdu (TDV'nin Dârülilim maddesine göre 1004'te; kuruluş yılı tartışmalıdır, aşağıya bakınız); kitaplarının büyük bölümü saray koleksiyonundan sağlanmıştı. 1005'te sahâbîlere sövülmesini emretti; zimmîlere ayırt edici kıyafet kuralları getirdi ve 1009'da Kahire'deki kiliselerle Kudüs'teki Kıyâme (Kutsal Kabir) Kilisesi'ni yağmalatıp yıktırdı, ancak daha sonra bu yasakların bir kısmını kaldırdı. TDV'ye göre 1017'de ilahlık iddiasına kalkıştı; Hamza b. Ali onun adına Dürzîlik olarak bilinen yeni bir inanç kurdu. Hâkim 13 Şubat 1021 gecesi sık sık gittiği Mukattam tepesinde görevlilerinden ayrıldı ve bir daha görülmedi. TDV'ye göre tarihçilerin çoğu onun kız kardeşi Sittülmülk tarafından öldürüldüğü kanaatindedir; Makrîzî ise bunu kabul etmez. Hâkim taraftarları ise kayboluşu gaybet inancıyla açıklayarak onun bir gün geri döneceğini ileri sürdü.
Müstansır Dönemi ve Kıtlık
Müstansır-Billâh yedi yaşında halife oldu ve TDV'ye göre 1036–1094 arasında hüküm sürdü. Onun döneminde Fâtımî Devleti en geniş sınırlarına ulaştı: Mısır, güney Suriye, Kuzey Afrika, Sicilya, Kızıldeniz'in Afrika kıyıları, Hicaz ve Yemen bu devletin sınırları içindeydi. Ancak devlet kısa sürede küçülmeye başladı. TDV'ye göre Vezir Yâzûrî'nin azlinden Bedr el-Cemâlî'nin iktidara gelişine kadar elli dört vezir ve kırk iki kadı görevden alındı. 1052–53, 1055 ve 1065–1072 yıllarında Nil'in suları azaldığı için ürün alınamadı; halk veba ve kıtlıkla perişan oldu. TDV'nin Nâsır-ı Hüsrev maddesine göre İranlı şair ve düşünür Nâsır-ı Hüsrev, Aralık 1045'te başladığı yaklaşık yedi yıllık seyahati sırasında Fâtımî başşehri Kahire'ye geldi ve orada İsmâilî dâîsi el-Müeyyed eş-Şîrâzî aracılığıyla İsmâilî mezhebine intisap etti; Ekim 1052'de Belh'e dönerek dâî sıfatıyla bölgede İsmâilîliği yaymaya başladı. Bu arada Türk, Mağribli ve Sudanlı askerî gruplar arasındaki çatışmalar iç karışıklığı artırdı. Kuzey Afrika'da Zîrî emîri Muiz b. Bâdîs 1051'de Fâtımîlerle bağlarını koparıp hutbeyi Abbâsîler adına okuttu. Buna karşılık Fâtımîlerin desteklediği Arslan el-Besâsîrî 1058'de Bağdat'ı ele geçirip hutbeyi Fâtımî halifesi adına okuttu; ancak Tuğrul Bey'in Selçukluları Abbâsî halifeliğini kurtardı.
Bedr el-Cemâlî ve Vezirler Dönemi
Müstansır, anarşiye son vermek için Ermeni asıllı Akkâ valisi Bedr el-Cemâlî'yi Mısır'a çağırdı. TDV'ye göre 1074'te Mısır'a gelen Bedr el-Cemâlî düzeni yeniden kurdu ve halife yetkilerini ona devretti; böylece “vezirlerin nüfuz asrı” başladı. TDV, Bedr el-Cemâlî ile halefleri Efdal ve Me'mûn el-Batâihî'nin kurduğu düzenin devletin ömrünü bir asır uzattığını yazar. TDV'nin Kahire maddesine göre Bedr el-Cemâlî şehri kuzey ve güney yönlerinde genişleterek dikdörtgen bir plana kavuşturdu ve eski tuğla surların dışına taş surlar yaptırdı.
Selçuklular ve Atsız
Fâtımîlerin Suriye ve Filistin'deki hâkimiyeti, Selçuklulara bağlı Türkmen beylerinin gelişiyle sarsıldı. TDV'nin Atsız b. Uvak maddesine göre, Filistin'de bir Türkmen beyliği kuran Kurlu Bey'in 1071'de ölümü üzerine beyliğin başına geçen Emîr Atsız, Kudüs'ü alarak Abbâsî halifesi ve Selçuklu sultanı adına hutbe okuttu. Ardından Remle, Taberiye, Akkâ ve Sûr gibi şehirleri ele geçirdi ve hâlâ Fâtımî idaresinde bulunan Dımaşk'ı alıp beyliğinin merkezini oraya taşıdı. Fâtımî hilafetine son vermek isteyen Atsız, 5.000 kişilik bir orduyla Kahire yakınlarına kadar ilerledi; ancak kendisine bağlı 700 Türkmen atlısının saflarını terk etmesi üzerine Bedr el-Cemâlî'nin ordusuna ağır bir yenilgiye uğradı (7 Şubat 1077). TDV'ye göre bu yenilgiden sonra Suriye ve Filistin şehirleri geçici olarak Fâtımîlere döndü, ancak Atsız kısa sürede bunları yeniden ele geçirdi.
Kaynaklar: [8]
Bölünme ve Haçlılar
TDV'ye göre Müstansır'ın 1094'te ölümünden sonra Vezir Efdal, otoritesini kaybetme endişesiyle halifenin küçük oğlunu Müsta'lî-Billâh lakabıyla halife yaptı; İsmâilî mezhebine göre meşru vâris olan büyük oğul Nizâr ise uzaklaştırıldı. Bu olay İsmâilîleri ikiye böldü: Mısır, Suriye, Yemen ve Hindistan İsmâilîlerinin büyük kısmı Müsta'lî'yi tanırken, İran İsmâilîleri Hasan Sabbâh'ın önderliğinde Nizâr'ın imametini tanıdı ve Nizâriyye adıyla anıldı. Efdal'in döneminde Suriye'ye yönelik Haçlı saldırıları başladı; TDV'ye göre Efdal başlangıçta bu saldırılara önem vermedi, hatta Selçuklulara karşı Haçlılarla anlaşmaya çalıştı, ancak sonunda Kudüs, Akkâ, Sûr ve Sayda gibi şehirler tehlikeye girdi. Fâtımîlerin Suriye'deki son kalesi Askalan 1153'te Haçlıların eline geçti.
Kaynaklar: [1]
Son Kırk Yıl ve Selâhaddin (1171)
TDV'ye göre Fâtımî Devleti son kırk yılında hızla çöktü ve Kahire'de yerel bir hanedan gibi hüküm sürdü. Halife Âmir 1130'da Nizârîler tarafından öldürüldü; vezirlik makamı için sürekli savaşlar yaşandı ve İbnü'l-Esîr'in ifadesiyle “Mısır'da vezirlik galip gelen kişinin”di. Son dönemde Şâver ile Dırgām arasındaki mücadelede Şâver, Dımaşk Emîri Nûreddin Mahmûd'dan yardım istedi; Nûreddin, Esedüddin Şîrkûh komutasında Mısır'a ordu gönderdi. Şâver'in Haçlılardan yardım istemesi, Nûreddin ve Kudüs Kralı Amaury'nin Mısır üzerindeki emellerini kışkırttı. Sonunda Şâver öldürüldü; Şîrkûh 18 Ocak 1169'da Fâtımî veziri oldu, ancak iki ay sonra öldü ve Halife Âdıd onun yeğeni Selâhaddîn-i Eyyûbî'yi vezir yaptı. Selâhaddin döneminde Mısır'da Fâtımî hutbesine son verilip Abbâsî halifesi adına hutbe okunmaya başlandı; TDV bütün bu değişikliklerin büyük bir sükûnet içinde gerçekleştiğini yazar. Âdıd'ın 1171'deki ölümüyle Fâtımî hilafeti sona erdi (bkz. Selahaddin Eyyubi).
Kaynaklar: [1]
Tartışma: Fâtımîler Hoşgörülü müydü?
Fâtımî yönetiminin dinî hoşgörüsü kaynaklarda farklı vurgularla anlatılır. Institute of Ismaili Studies'in yayını, Aga Khan'ın bir konuşmasından aktardığı ifadeyle, Fâtımî halifelerinin ezici çoğunluğu Sünnî olan bir kültürde Şii olarak yaklaşık iki yüzyıl boyunca farklı İslâmî yorumları, Hristiyanları, Yahudileri ve başka inanç mensuplarını kucaklayan güçlü ve çoğulcu bir toplum yönettiğini vurgular. TDV İslâm Ansiklopedisi de Fâtımîler döneminde yaşanan dinî hoşgörüden söz eder, ancak Hâkim döneminde ne zimmîlerin ne de Sünnîlerin baskıdan kurtulabildiğini, sahâbîlere sövmenin yaygınlaştırıldığını ve kiliselerin yıktırıldığını ayrıntılı biçimde anlatır. TDV ayrıca Fâtımîlerin malî görevlerde Kıptîlerden ve zimmîlerden yararlanıp Sünnî Müslümanları bu görevlerden uzaklaştırdığını belirtir. Bu madde her iki vurguyu da kaynaklarıyla aktarır: Fâtımî tarihi genel bir hoşgörü ortamıyla birlikte ağır baskı dönemlerini de içerir.
Tartışma: Hâkim'in Akıbeti
Hâkim-Biemrillâh'ın 1021'deki kayboluşu kesin olarak açıklanamamıştır. TDV'nin aktardığına göre tarihçilerin çoğu, onun davranışlarından rahatsız olan kız kardeşi Sittülmülk'ün Kutâme şeyhlerinden ve komutanlardan biriyle anlaşarak kardeşini öldürttüğü kanaatindedir; Makrîzî ise Hâkim'in kız kardeşi tarafından öldürülmediğini söyler. Hâkim taraftarları ve Dürzîler ise kayboluşu gaybet inancıyla açıklayarak onun semaya yükseldiğini ve geri döneceğini ileri sürdü. Dârülhikme'nin kuruluş yılı da kaynaklarda farklıdır: TDV'nin Dârülilim maddesi 395 (1004) yılını verirken, aynı ansiklopedinin Hâkim-Biemrillâh maddesi 391 (1001) ya da 395 (1005) yılını verir. Bu madde Hâkim'in akıbeti konusunda kesin bir hüküm vermez.
Bugüne Mirası
Fâtımîlerin kurduğu Kahire bugün de Mısır'ın başkentidir; Ezher ise Fâtımî döneminin bir cuma camii olarak başlayıp yüzyıllar içinde Sünnî dünyanın en önemli ilim kurumlarından birine dönüşmüştür. TDV'ye göre Fâtımîler, merkez kabul ettikleri Kahire'yi Haçlı seferleri ve Moğol istilası dönemlerinde de önemli rol oynayacak bir şehre dönüştürdü. 1094'teki bölünmenin ortaya çıkardığı Nizârî ve Müsta'lî kolları ise İsmâilîliğin bugüne ulaşan başlıca kolları oldu. Eyyûbîlerle başlayan sonraki dönem için bkz. Selahaddin Eyyubi ve Memlük Sultanlığı.
Önemli İsimler
- Ubeydullah el-Mehdî909–934
İlk Fâtımî halifesi; Mehdiye'yi kurdu.
- Muiz-Lidînillâh953–975
Mısır'ı fethettirdi; 973'te Kahire'ye geldi.
- Cevher es-Sıkıllî969–973
Mısır'ı ele geçirdi, Kahire'yi ve Ezher'i kurdu.
- Hâkim-Biemrillâh996–1021
Dârülhikme'yi kurdu; 1021'de esrarengiz biçimde kayboldu.
- Müstansır-Billâh1036–1094
En uzun süre hüküm süren Fâtımî halifesi.
- Bedr el-Cemâlî1074'ten itibaren
Ermeni asıllı vezir; düzeni kurdu, Kahire'yi taş surlarla çevirdi.
- Âdıd-Lidînillâh1160–1171
Son Fâtımî halifesi.
Kilit Olaylar Kronolojisi
Atsız Kahire önlerinde yenildi.
Hâkim Mukattam'da kayboldu.
Ubeydullah el-Mehdî İfrîkıye'de halifeliğini ilan etti.
Mehdiye kuruldu ve başkent oldu.
Ebû Yezîd isyanı bastırıldı.
Cevher es-Sıkıllî Mısır'ı ele geçirdi; Kahire'nin temeli atıldı.
Ezher Camii inşa edildi.
Muiz-Lidînillâh Kahire'ye geldi.
Hâkim Kahire'de Dârülhikme'yi kurdu (tarih kaynaklarda farklı).
Kıyâme (Kutsal Kabir) Kilisesi yıktırıldı.
Müstansır-Billâh dönemi.
Besâsîrî Bağdat'ta Fâtımî halifesi adına hutbe okuttu.
Nil'in çekilmesi ve büyük kıtlık.
Atsız Kudüs'ü aldı.
Bedr el-Cemâlî Mısır'a geldi.
Nizârî–Müsta'lî bölünmesi.
Askalan Haçlıların eline geçti.
Şîrkûh, ardından Selâhaddin Fâtımî veziri oldu.
Âdıd öldü; Fâtımî hilafeti sona erdi.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Fâtımîler (Eymen Fuâd Seyyid)
Soy iddiası, kuruluş, Mısır'ın fethi, halifeler listesi, vezirler dönemi, Nizârî-Müsta'lî bölünmesi ve yıkılış.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Kahire (Eymen Fuâd Seyyid)
Kahire'nin kuruluşu, adı ve Bedr el-Cemâlî'nin taş surları.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Ezher (Mustafa İsmet Uzun)
Caminin inşası (970–972), Eyyûbî döneminde cuma namazının yasaklanması, 1961 kanunu.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Hâkim-Biemrillâh (Mustafa Öz)
Bercevân dönemi, dinî baskılar, 1009 Kıyâme Kilisesi'nin yıkılması, kayboluşu.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Dârülilim (İsmail E. Erünsal)
Hâkim'in Kahire'de kurduğu Dârülhikme.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Müstansır-Billâh el-Fâtımî (Abdülkerim Özaydın)
Uzun saltanat, vezir değişiklikleri, Nil'in çekilmesi ve 1065–1072 kıtlığı.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Nâsır-ı Hüsrev (Nihat Azamat)
Yedi yıllık yolculuk (1045–1052) ve İsmâilî dâîliği.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — Atsız b. Uvak (Ali Sevim)
Kudüs'ün fethi, Dımaşk ve 1077 Mısır seferi.
- The Institute of Ismaili Studies — The Founder of Cairo: The Fatimid Imam-Caliph al-Mu‘izz and his Era (okuma kılavuzu, Shainool Jiwa)
İsmâilî akademik perspektifi: 909 kuruluşu, Kuzey Afrika dönemi halifeleri, 969 Mısır'a geçiş.
Görseller


Sık Sorulan Sorular
Fâtımî başkentleri hangileriydi?
TDV'ye göre Ubeydullah el-Mehdî 909'da İfrîkıye'de halifeliğini ilan etti; 915'te kurduğu Mehdiye'yi 920'de başkent yaptı. Ebû Yezîd isyanının 947'de bastırılmasından sonra Mansûr-Billâh, Kayrevan yakınındaki Sabra el-Mansûriyye'yi yeni başkent yaptı. Mısır'ın 969'da fethinden sonra kurulan Kahire, Muiz-Lidînillâh'ın 973'te gelişiyle hilafet merkezi oldu ve 1171'e kadar öyle kaldı.
Nizârî–Müsta'lî bölünmesi nasıl oldu?
TDV'ye göre Müstansır'ın 1094'te ölümünden sonra güçlü Vezir Efdal, otoritesini korumak için halifenin küçük oğlunu Müsta'lî-Billâh lakabıyla halife yaptı ve İsmâilî mezhebine göre meşru vâris olan büyük oğul Nizâr'ı uzaklaştırdı. Mısır, Suriye, Yemen ve Hindistan İsmâilîlerinin büyük kısmı Müsta'lî'yi, İran İsmâilîleri ise Hasan Sabbâh önderliğinde Nizâr'ı tanıdı. Bu bölünme İsmâilîliğin iki kalıcı koluna yol açtı.
Selâhaddin Ezher'e ne yaptı?
TDV'nin Ezher maddesine göre Selâhaddîn-i Eyyûbî, Ezher'i Mısır'daki Şiîliğin ve Fâtımî dâvetinin ana üssü olarak gördü. Aynı şehirde iki cuma hutbesi okunamayacağı yolundaki fetvaya dayanarak Ezher'de cuma namazı kılınmasını yasakladı ve kubbedeki gümüş süslemeleri söktürdü. Eyyûbîler döneminde ihmal edilen Ezher, sonraki dönemlerde yeniden canlanarak Sünnî ilmin önde gelen merkezlerinden biri oldu.
