Genel Bakış
Barut (kara barut), güherçile (potasyum nitrat), kükürt ve odun kömüründen oluşan patlayıcı bir karışımdır. ACS Omega dergisinde 2021'de yayımlanan bir araştırmaya göre barut, insanlığın ateşten sonra kimyasal enerjiyi kullanma yolundaki ikinci büyük deneyidir; bu yüzden hem tarihçilerin hem kimyacıların ilgisini çekmiştir. Barutun ilk kez Çin'de ortaya çıktığı kabul edilir: Columbia Üniversitesi'nin Asia for Educators programına göre 1044 tarihli Çin askerî el kitabı Wujing zongyao, ilk gerçek barut formülünü kaydeder. TDV İslâm Ansiklopedisi ise barutun ilk defa Çinliler tarafından bulunduğu ve sonra Asya'ya ve Avrupa'ya yayıldığı yolunda yaygın bir kanaat bulunduğunu, ancak barutun ilk kez nasıl kullanıldığı, kim tarafından geliştirildiği ve kıtalar arasında nasıl yayıldığı hakkındaki bilgilerin az olduğunu vurgular. Barut, kuşatma savaşlarından deniz savaşlarına, ordu örgütlenmesinden devlet maliyesine kadar pek çok alanı dönüştürdü. TDV'nin ifadesiyle barut toplumların ve devletlerin yapısını değiştirdi ve orduların gücü onu kullanan devlete göre arttı. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi'nin barut, top, tüfek ve baruthâne maddelerine, Columbia Üniversitesi'nin Asia for Educators programına ve ACS Omega'da yayımlanan kimya ve tarih araştırmasına dayanır.
Çin'de Ortaya Çıkış
Columbia Üniversitesi'nin Song dönemi modülüne göre 1044 tarihli Wujing zongyao (En Önemli Askerî Tekniklerin Derlemesi) adlı askerî el kitabı ilk gerçek barut formülünü kaydeder ve barutun büyük ölçekte nasıl üretileceğini anlatır. Bu tarih, barutun 11. yüzyılın ortasında artık devletin askerî bilgi birikiminin bir parçası olduğunu gösterir. Barutun daha önceki gelişimi hakkındaki bilgiler ise sınırlıdır; TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Barut" maddesi, barutun Çinliler tarafından bulunup 12. yüzyılda bütün Asya kıtasına yayıldığı yolunda yaygın bir kanaat bulunduğunu, ancak ilk kullanımı ve geliştiricisi hakkında az bilgi olduğunu belirtir. Barutun bileşimi açısından ACS Omega'daki araştırma, kara barutun güherçile, kükürt ve odun kömürü karışımı olduğunu ve günümüzde ağırlıkça 75:10:15 oranının standart kabul edildiğini belirtir; bu oran 1900'e gelindiğinde standart hâline gelmişti. Ortaçağ tarifleri ise deneme yanılma yoluyla geliştirilmişti ve bazen modern tarihçilerle kimyacıların uzun süre anlamsız saydığı katkı maddeleri içeriyordu. Barutun Çin'deki ortaya çıkışına dair yaygın anlatılarda geçen simya ve ölümsüzlük iksiri hikâyesi, bu maddede kullanılan kaynaklarda yer almadığı için burada aktarılmamıştır.
Song Döneminde Ateşli Silahlar
Columbia'ya göre [[song-hanedani|Song Hanedanı]]'nın askerî mühendisleri barutu kuşatma savaşlarında yararlı buldu ve bu durum erken tip roketlerin, topların, bombaların ve mayınların geliştirilmesine yol açtı. Barut savaşta ilk olarak yakıcı, yani yangın çıkaran bir bileşim olarak kullanıldı: kâğıda ya da bambuya sarılmış küçük barut paketleri oklara bağlanıp fitille tutuşturuluyordu. Columbia'ya göre hurda demirle karıştırılmış barut bombaları mancınıklarla fırlatılıyordu. Bir başka kullanım, namlu olarak bambu ya da metal borular kullanan bir tür alev püskürtücü olan "ateş püskürten mızraklar" idi. Columbia'ya göre barutlu silahlar 13. yüzyılda hem Çin hem Moğol kuvvetleri tarafından yoğun biçimde kullanıldı. Song'un silahlarını sürekli geliştirme çabası, Moğolları birkaç on yıl boyunca durdurabilmesinin nedenlerinden biriydi. Ancak Moğollar da kendilerinden önceki Kıtanlar ve Jurchenler gibi yeni ve daha iyi askerî teknolojiyi benimsemeye hazırdı ve bunu çoğu zaman Çinli mühendisleri ve topçuları esir alarak yapıyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Top" maddesine göre ilk ateşli silahlar 1280'lerden itibaren Çinliler tarafından kullanılmıştır; yani barutun önce yakıcı ve patlayıcı, sonra mermi fırlatan silahlarda kullanıldığı anlaşılmaktadır.
İslam Dünyasına ve Avrupa'ya Yayılış
TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Top" maddesine göre Çin'de 1280'lerden itibaren kullanılan yeni silah, yirmi otuz yıl içinde hem İslam âlemine hem Hristiyan Avrupa'ya ulaştı ve özellikle 1320 ve 1330'larda Avrupa'daki meydan muharebelerinde ve kuşatmalarda ilk kez görüldü. TDV'nin "Barut" maddesine göre "barut" kelimesine muhtemelen ilk defa İbnü'l-Baytâr'ın (ö. 1248) bir eserinde yer verildi; kelime daha sonra İbn Fazlullah el-Ömerî'nin (ö. 1349) eserinde geçti, Türkçede de kullanıldı ve Farsçaya ve bazı Balkan dillerine Türkçeden geçti. Aynı maddeye göre barutun kullanımı büyük ölçüde [[hacli-seferleri|Haçlı seferleri]]nden sonra gelişti; bu seferler sırasında İslam dünyasında yaygın olan barut, kale kuşatmalarında hem kuşatanların hem kuşatılanların işine yaradı. TDV, Batı dünyasının bu patlayıcı maddenin gücünü İspanya'daki [[endulus-emevi|Endülüs Emevî Devleti]] aracılığıyla öğrendiğini belirtir. Bu iki TDV maddesi arasında vurgu farkı vardır: "Top" maddesi ateşli silahların 13. yüzyılın sonunda Çin'den kısa sürede yayıldığını, "Barut" maddesi ise barutun 12. yüzyılda Asya'ya yayıldığı yolundaki kanaati ve Haçlı seferleri sırasında İslam dünyasındaki yaygınlığını öne çıkarır. Barutun Avrupa'ya hangi yollarla geçtiği konusundaki bilgiler sınırlı olduğundan, bu farklar kaynakların ihtiyatlı biçimde okunmasını gerektirir.
Ortaçağ Avrupası'nda Barut Tarifleri
ACS Omega'daki 2021 tarihli araştırma, Avrupa'da barutun nasıl geliştiğine kimya açısından bakar. Araştırmaya göre incelenen tarifler bilinen en erken tarihli tariften (1336) 1420 civarına uzanan bir dönemi kapsıyordu. 14. yüzyılın ortasından 15. yüzyılın başına kadar güherçilenin kükürde oranı 2:1'den 16:1'e, odun kömürüne oranı ise 1:1'den 8:1'e kadar değişiyordu; yani ilk dönem büyük dalgalanmalarla geçti. Makaleye göre 1341-1450 arasında kaydedilen en büyük topların boyutu, gülleleri ve barut yükleri hızla büyüdü. Ortaçağ usta topçuları, barut yükünden elde edilecek gücü etkileyen değişkenler hakkında, bileşenlerin saflığı, odun kömürünün türü, tane büyüklüğü ve karıştırma yöntemleri gibi konularda sağlam bir pratik bilgiye sahipti: örneğin güllenin alevle değil gaz basıncıyla fırlatıldığını ve kapalı kapta hazırlanan söğüt kömürünün geleneksel çukurda yapılan meşe kömüründen çok daha üstün olduğunu biliyorlardı. Araştırmaya göre 1400'den önce tariflerdeki güherçile oranı yaklaşık yüzde 50'den yüzde 70'e çıktı; 1400'den sonra topçular barutu granüle etmeye (corning) başladı ve güherçile oranını yaklaşık yüzde 15 düşürdüler. Yazarlar, en pahalı bileşen olan güherçilenin oranını azaltmanın, termodinamik potansiyelden ödün vermeden istenen bir tasarruf olacağını belirtir. Bu bulgular, topçuların görünüşte "geri" seçimlerinin bazılarının bilimsel bakımdan anlamlı olabileceğini düşündürür.
Kaynaklar: [6]
Osmanlılar ve İlk Toplar
TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Top" maddesine göre topun ve barutlu el silahlarının geliştirilmesinde ve İslam âleminde yaygınlaşmasında Osmanlılar önemli rol oynadı. Ancak ateşli silahların Osmanlılar tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak bilinmemektedir: TDV'ye göre Türk ve yabancı tarihçilerin verdiği en eski tarihler (1354, 1364, 1386 ve 1389), olaylardan birkaç nesil sonra yaşayan Âşıkpaşazâde, Neşrî, Kemalpaşazâde ve Şikârî gibi vakanüvislere dayandığından tartışmaya açıktır. TDV'nin "Barut" maddesi de topun ilk kez [[kosova-savasi-1389|Kosova Meydan Muharebesi]]'nde (1389) kullanıldığının ileri sürüldüğünü, ancak daha önce Orhan Gazi zamanında kullanıldığının da nakledildiğini aktarır. "Top" maddesine göre Osmanlıların ateşli silahlarla 14. yüzyılın son çeyreğinde Venedik, Dubrovnik, Bosna, Sırbistan, Ceneviz ve Bizans gibi devletler ya da onların tebaası aracılığıyla tanışmış olmaları muhtemeldir. Yıldırım Bayezid döneminde (1389-1402) yaşamış bir tımar sahibi olan Topçu Ömer'den söz eden bir kayıt, topçuluğun bu dönemde bir kurum hâline geldiğinin işareti sayılır. Osmanlılar İstanbul'un 1394, 1402 ve 1422 kuşatmalarında top denediler, ama sonuç alamadılar; 1430'daki Selanik kuşatmasında ise topu başarıyla kullandılar. TDV'ye göre 1440'lardaki Osmanlı-Macar savaşları sırasında Hristiyan sahra topçuluğu ve tabur (Wagenburg) taktiğiyle de tanıştılar.
1453 ve Dev Toplar
1453'te İstanbul'un fethi, Osmanlı topçuluğunun en bilinen sınavı oldu. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Mehmed II" maddesine göre hem Osmanlı hem de Bizans kaynakları, topların surları yıkmasını, Bizanslılar ile Latinler arasındaki anlaşmazlığı ve savunma başkumandanı Giovanni Giustiniani Longo'nun yaralanıp komutayı bırakmasını sonucu etkileyen başlıca olaylar olarak kaydeder. TDV'nin "Top" maddesine göre fetih, Osmanlıların topu ve yeni barut teknolojisini hem kuşatmalarda hem gemileri batırmada çok etkili biçimde kullandığını gösterdi. Fâtih Sultan Mehmed döneminde Osmanlılar, bazıları 15-17 ton ağırlığında olan, 200 ile 700 kilogram arasında gülle atan ve dönemin en büyük silahlarından sayılan dev toplar döküp kullandılar. Ancak TDV, bu tür topların dökümünün ve taşınmasının son derece zor olduğunu ve kullanımlarının birkaç önemli kuşatma ve kale savunmasıyla sınırlı kaldığını vurgular. TDV'nin "Barut" maddesi de 1453'te Türklerin geliştirdikleri ileri teknik sayesinde büyük toplar döktüklerini ve uzun süre Avrupa devletlerine karşı üstünlüklerini koruduklarını belirtir. Fetih sırasında Osmanlılara hizmet ettiği bilinen top dökücülerle ilgili yaygın anlatılar, bu maddede kullanılan kaynaklarda ayrıntılı olarak yer almadığı için burada aktarılmamıştır.
Tunç Toplar ve Topçu Ocağı
TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Top" maddesine göre Avrupa'da ve Osmanlılarda görülen ilk toplar dövme demirden yapılmış, ayrılabilen barut haznesine sahip ve arkadan doldurulan silahlardı; başlangıçta küçük ve kaba olan bu toplar 15. yüzyılda büyük bombartlara dönüştü. Osmanlılar 1517-1518'de Tophâne-i Âmire'de, ortalama ağırlıkları yaklaşık 6.210 kilogram olan ve dönemin bilinen en büyük topları arasında sayılan yirmi iki büyük dövme demir top yaptılar. TDV'ye göre 16. yüzyılın başından itibaren Osmanlıların ürettiği topların çoğu, dövme demirden çok daha güvenilir, barut haznesiyle tek parça hâlinde dökülen ve genellikle yüzde 89,5-91,4 bakır ile yüzde 8,6-10,5 kalaydan oluşan tunç toplardı. Topçuluğun kurumsallaşması bakımından TDV önemli bir karşılaştırma yapar: Avrupa devletlerinde topçuların zanaatkârlardan profesyonel askerlere dönüşmesi 1500 ile 1700 arasındaki uzun bir dönemde gerçekleşirken, Osmanlılarda topların dökümü ve kullanımıyla görevli Topçu Ocağı muhtemelen II. Murad döneminde kurulmuştu. Topların ve mühimmatın taşınmasıyla görevli Top Arabacıları Ocağı'nın ise 15. yüzyılın ikinci yarısında oluştuğu tahmin edilir. TDV'nin verdiği rakamlara göre merkezdeki topçu sayısı 1514-1515'te 348, 1567-1568'de 1.204, 1598'de 2.827, 1694-1695'te 5.869 idi; 1738-1739 savaşları döneminde 7.279'a çıktı.
Kaynaklar: [2]
Yeniçeriler ve Tüfek
TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Tüfek" maddesine göre Farsça tufeng kelimesi Osmanlı kaynaklarında tüfenk, tüfeng ve tüfek biçiminde geçer ve bugünkü anlamını 15. yüzyılda kazanmıştır. Osmanlıların ne zamandan beri tüfek kullandığı kesin olarak bilinmez; bazı tarihçilerin doğru bulmadığı erken tarihler (1394, 1402, 1421, 1430, 1440, 1442) bir yana bırakılırsa, Osmanlıların 1443-1444 Osmanlı-Macar savaşlarında ve II. Kosova Savaşı'nda tüfek kullandıkları genellikle kabul edilir. TDV'ye göre arşiv kaynakları Balkan sınır kalelerinde 15. yüzyılın ortalarından itibaren top ve tüfek kullanıldığını gösterir: 1455'te Üsküp Kalesi'nde on iki top, 148 tüfek ve 4.000 tüfek kurşunu bulunuyordu. Bu kalelerde silahları kullananların çoğu Hristiyan topçu ve tüfekçilerdi, ama Novoberda'da on bir Hristiyan tüfekçinin yanında on yeniçeri tüfekçinin bulunması dikkat çekicidir. TDV'ye göre [[yeniceri-ocagi|yeniçeriler]] II. Murad döneminde ateşli el silahları kullandı, fakat tüfekle donatılan yeniçerilerin sayısı ancak 15. yüzyılın sonlarına doğru artmaya başladı. 1532 seferi hakkında aynı yıl yazılmış bir Alman kaynağı, Türk esirlerden alınan bilgilere dayanarak 10.000 yeniçeriden yaklaşık 9.000'inin ateşli silahla donatıldığını ileri sürer. TDV, yeniçerilerin 17. yüzyılın ilerleyen yıllarına kadar fitilli tüfek kullandığını, 16. yüzyılın sonlarından itibaren ise çakmaklı tüfeklerin giderek daha çok üretildiğini belirtir.
Kaynaklar: [3]
Baruthâneler: Barut Sanayii
Barut kullanımının yaygınlaşması, onu üretecek tesislere duyulan ihtiyacı da artırdı. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Semavi Eyice imzalı "Baruthâne" maddesine göre baruthâneler dönemin barut fabrikalarıydı ve tophâne ile tersane gibi başlıca Osmanlı sınai yapıları arasında sayılabilir. Bu tesislerde hammaddelerin dibek, havan ya da çarklarla ezilip toz hâline getirildiği çarkhâne, güherçilenin yıkanıp eritildiği havuzlar, kurutma yerleri, kaynatma ocakları ve eleme bölümleri bulunuyordu. TDV'ye göre baruthâneler İzmir, Gelibolu, Selanik, Belgrad, Budin, Tımışvar, Kahire ve Bağdat'ta kurulmuştu; bunların en önemlisi İstanbul'daki Baruthâne-i Âmire idi. II. Bayezid döneminde ahşap olarak yapılıp Kanûnî döneminde kâgire çevrilen Kâğıthane Baruthânesi'nde her biri 10 kantar ağırlığında yaklaşık 100 tunç dibek vardı ve dere suyuyla dönen çarklar sayesinde ayda 300 kantar barut üretiliyordu. Barut üretimi tehlikeli bir işti: TDV'ye göre Atmeydanı'nda baruthâne olarak kullanılan eski bir Bizans kilisesi 1490'da yıldırım düşmesi sonucu patladı ve çevredeki dört mahalle harap oldu; Şehremini Baruthânesi'nde Eylül 1698'de çıkan yangında 310 kantar barut tutuştu ve 425 ev zarar gördü. III. Selim döneminde Baruthâne Nâzırlığı kurularak bütün baruthâneler tek bir yönetime bağlandı.
Kaynaklar: [4]
Barut ve Deniz Gücü
TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Barut" maddesine göre barutun gemilerde kullanılması top atışlarının farklı biçimler almasına ve deniz kıyısındaki devletlerin siyasetlerini değiştirmesine yol açtı. TDV'ye göre donanmada da kullanılmaya başlanan ateşli silahlar, 16. yüzyılda Akdeniz'de oluşturulan Osmanlı gücünün en önemli özelliğiydi; çeşitli gemilerdeki toplar Venedik donanması başta olmak üzere Akdeniz'deki ileri teknolojili gemilere karşı Türk üstünlüğünü gösterdi. TDV bu üstünlüğün 15. yüzyılın ortalarında başlayıp 1571 [[inebahti-deniz-savasi|İnebahtı Deniz Savaşı]]'na kadar sürdüğünü belirtir. TDV'nin "Baruthâne" maddesine göre Gelibolu Baruthânesi donanmanın barut ihtiyacını karşılıyordu ve 1777'de yılda 2.000 kantar barut üretebilmesi için çarklarının sayısının artırılması kararlaştırıldı. "Barut" maddesi, İnebahtı'dan sonra İngiltere ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa devletlerinin gemi türlerinde yenilik yapmasının Osmanlı deniz gücünü zorladığını ve 25 yıl süren Girit Savaşı sırasında Venedik donanmasının Çanakkale Boğazı'nı kapattığını, Osmanlıların tehlikeden kara tarafından yapılan top atışları sayesinde kurtulduğunu anlatır. TDV'ye göre bu bombardımanlardan Venedik kaynaklarında övgüyle söz edilmektedir.
Tartışma: Osmanlı Ateşli Silahlarda Geride mi Kaldı?
Osmanlı askerî tarihinin tartışmalı sorularından biri, imparatorluğun ateşli silah teknolojisinde Avrupa'nın ne zaman ve ne ölçüde gerisinde kaldığıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Barut" maddesi daha geleneksel bir anlatı sunar: bu maddeye göre İnebahtı bozgunu deniz politikasında köklü bir değişikliğe yol açtı, Avrupa'da birbirini izleyen yenilikler karşısında Osmanlı Devleti'nde gerileme başladı ve denizlerdeki başarısızlıkların nedenlerinden biri ateşli silah alanındaki yeniliklere ayak uydurulamamasıydı. Aynı madde 18. yüzyılda askerî buhranı çözmek için harp okullarında köklü yenilikler yapıldığını, 19. yüzyılda ise Prusya'dan Moltke başkanlığında uzmanlar getirildiğini belirtir. TDV'nin "Top" maddesi ise daha farklı bir tablo çizer: Osmanlılar Topçu Ocağı'nı II. Murad döneminde kurarak topçuların profesyonelleşmesinde Avrupa'dan erken davranmış, 16. yüzyılın başından itibaren güvenilir tunç toplar üretmiş ve topçu sayılarını savaş dönemlerinde sürekli artırmıştı. "Top" maddesi ayrıca Fatih döneminin ünlü dev toplarının dökümünün ve taşınmasının çok zor olduğunu ve kullanımının birkaç önemli kuşatma ve kale savunmasıyla sınırlı kaldığını vurgular; bu da Osmanlı topçuluğunun gücünün dev toplardan çok standart kuşatma ve sahra toplarına dayandığını düşündürür. Bu iki anlatı birbirini tamamen dışlamaz: erken dönemdeki örgütsel ve teknik başarılar ile sonraki yüzyıllarda Avrupa'daki hızlı değişime uyum sağlamakta yaşanan güçlükler aynı tarihin farklı evreleridir.
Miras
Barut, keşfinden bu yana savaşın ve devletin doğasını dönüştürdü. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre silah sanayiinin gelişmesi ve çok farklı büyüklükte silahların kullanılmaya başlanması siyasi tarihi olduğu kadar devletlerin iktisadi yapısını, hatta hukuk kavramlarını da etkiledi. TDV ayrıca ateşli silahların 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızla yayıldığını ve hem dış savaşlarda hem iç isyanların bastırılmasında barutun büyük etkisi olduğunu belirtir. TDV'ye göre barutla kullanılan silahlar İkinci Dünya Savaşı sırasında temelden değişikliğe uğramışsa da barut silahlanmada hâlâ temel malzeme olma özelliğini korumaktadır. ACS Omega'daki araştırmaya göre kara barut bugün başlıca tarihî silahlarda, havai fişeklerde ve piroteknikte kullanılır. Barutun tarihi, bilimsel bilginin ve pratik deneyimin iç içe geçtiği bir tarihtir: Çin'deki ilk formüllerden Ortaçağ Avrupası'nın deneme yanılmayla geliştirilen tariflerine, Osmanlı baruthânelerinden modern piroteknik endüstrisine kadar barutun gelişimi, farklı uygarlıkların aynı malzemeyi kendi ihtiyaçlarına göre nasıl dönüştürdüğünü gösterir. Barutun yayıldığı yollar için bkz. [[ipek-yolu|İpek Yolu]] ve [[mogol|Moğol İmparatorluğu]]; Osmanlı bağlamı için bkz. [[osmanli|Osmanlı İmparatorluğu]].
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Barut"
Kelimenin kökeni ve İbnü'l-Baytâr, barutun Çin'den yayıldığı yolundaki kanaat, Haçlı seferleri ve Endülüs, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar, deniz gücü, İnebahtı sonrası gerileme tartışması.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Top"
İlk ateşli silahların 1280'lerden itibaren Çin'de kullanılması, Avrupa'da 1320-1330'lar, Osmanlılarda topun ilk kullanım tarihleri tartışması, Topçu Ocağı, topçu sayıları, Fatih dönemi dev toplar ve tunç top alaşımı.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Tüfek"
Osmanlıların tüfekle tanışması, 1455 kale envanterleri, yeniçerilerin tüfekle donatılması, fitilli ve çakmaklı tüfekler.
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Baruthâne" (Semavi Eyice)
Osmanlı barut fabrikalarının bölümleri, İstanbul ve taşradaki baruthâneler, Kâğıthane'de aylık 300 kantar üretim, kazalar.
- Asia for Educators, Columbia University — "Song Dynasty China: Gunpowder"
1044 tarihli Wujing zongyao'da ilk gerçek barut formülü, barutun yakıcı silah olarak ilk kullanımları, ateş mızrakları, Song-Moğol savaşları.
- T. S. Ritchie, K. E. Riegner, R. J. Seals, C. J. Rogers, D. E. Riegner, "Evolution of Medieval Gunpowder: Thermodynamic and Combustion Analysis", ACS Omega 6/35 (2021), 22848-22856
Barutun bileşimi, bilinen en erken Avrupa tarifi (1336), 1340-1440 arasında tariflerin değişimi, granülleme (corning), güherçilenin maliyeti.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Barut ne zaman ve nerede icat edildi?
Barutun Çin'de ortaya çıktığı kabul edilir. Columbia Üniversitesi'nin Asia for Educators programına göre ilk gerçek barut formülü 1044 tarihli Çin askerî el kitabı Wujing zongyao'da kayıtlıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi ise barutun ilk kullanımı ve geliştiricisi hakkındaki bilgilerin az olduğunu vurgular.
Barutun bileşimi nedir?
ACS Omega'da 2021'de yayımlanan araştırmaya göre kara barut güherçile (potasyum nitrat), kükürt ve odun kömürü karışımıdır; günümüzde ağırlıkça 75:10:15 oranı standarttır. Ortaçağ tarifleri ise deneme yanılma yoluyla geliştirilmiş ve büyük farklılıklar göstermiştir.
Osmanlılar topu ilk kez ne zaman kullandı?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre kesin olarak bilinmemektedir; verilen en eski tarihler (1354, 1364, 1386, 1389) olaylardan birkaç nesil sonra yazan vakanüvislere dayandığı için tartışmalıdır. Osmanlılar 1430 Selanik kuşatmasında topu başarıyla kullanmışlardır.
Yeniçeriler ne zamandan beri tüfek kullandı?
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre yeniçeriler II. Murad döneminde ateşli el silahları kullandı, ancak tüfekle donatılan yeniçerilerin sayısı 15. yüzyılın sonlarına doğru arttı. 1532 tarihli bir Alman kaynağı 10.000 yeniçeriden yaklaşık 9.000'inin ateşli silah taşıdığını ileri sürer.
