Genel Bakış
Uygur Kağanlığı, II. Göktürk Kağanlığı'nın yıkılmasının ardından Orhun vadisinde (Ötüken) kurulan ve 840'ta Kırgız saldırısıyla sona eren Türk bozkır devletidir. Başkenti Ordu-Balık, bugün Karabalgasun adıyla bilinen yerdedir. Kuruluş tarihi kaynaklarda farklıdır: DergiPark'ta yayımlanan Gezer–Solmaz ve Özbay makaleleri 744'ü verir; TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Uygurlar" ve "Turfan" maddeleri ise Büyük Uygur Kağanlığı'nın 745'te kurulduğunu yazar. Kağanlık, An Lu-shan isyanında Tang hanedanına verdiği askerî destek ve Bögü Kağan döneminde Maniheizmi resmî din olarak kabul etmesiyle tanınır. Gülçin Çandarlıoğlu'nun TDV maddesine göre Moyen-çor (Bayan-çor) Kağan'la güçlenen, Bögü Kağan'la parlayan ve Kutluğ Bilge Kağan döneminde zirveye ulaşan Uygurlar 821'den sonra gerilemeye başladı. Yıkılıştan sonra dağılan Uygur toplulukları Kansu'da ve Turfan bölgesinde yeni devletler kurdu. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri ile DergiPark'taki hakemli makalelere dayanır; kaynaklar arasındaki tarih farkları metinde ayrıca belirtilmiştir.
Kökenler ve Göktürk Egemenliği
Çandarlıoğlu'na göre Uygur adının aslı tam olarak bilinmemektedir. Çin kaynakları Uygurları Hunlar'ın soyundan sayar ve onları Huiho adıyla kaydeder. Akraba kavimlerle birlikte "Dokuz Oğuz - On Uygur" diye adlandırılırlar; IV-V. yüzyıllarda Töles adını almışlardı. Çinliler, Uygurların kalabalık olmadığını ama kabiliyetli ve cesur olduklarını, göçlerde ve savaşlarda yüksek tekerlekli arabalar kullandıklarını yazar. Selenga ve Orhon kıyılarında yaşayan Töles oymakları Göktürk Devleti kurulunca onun egemenliğini tanıdı. VII. yüzyılın başında Uygur, Bugu, Bayırku, Tongra gibi kabileler "İrkin" unvanlı bir reisin çevresinde toplandı. Göktürklerin zayıf olduğu dönemde Uygurlar bir süre Çin'e bağlı liderlerin idaresinde kaldı; 651'de Çin adına Kore isyanının bastırılmasına katıldılar, 656'da On Oklar'a karşı zafer kazanarak Taşkent'e kadar ilerlediler. 661-663'te Çin'e karşı ayaklandılar ama başarılı olamadılar. II. Göktürk Devleti kurulunca Uygurlar yine bu devletin içinde yer aldı.
Kaynaklar: [1]
Kuruluş: Basmıl–Karluk–Uygur İttifakı
TDV'ye göre 742-743'te Göktürklere bağlı Karluk, Basmıl ve Uygur oymakları Göktürk Kağanı Ozmış'ı yenip öldürdü. Göktürk Devleti ortadan kalkınca Basmılların idaresinde yeni bir kağanlık kuruldu: Uygurlar sol (doğu), Karluklar sağ (batı) yabguluğu oluşturdu. Ardından Uygur yabgusu Basmıl kağanını yenerek kendini kağan ilan etti ve Kutluğ Bilge Köl unvanını aldı. TDV bu olayı 745'e, Gezer ve Solmaz ise 744'e tarihler; Gezer–Solmaz makalesi de kağanlığın başkentinin Ordu-balıg (Karabalgasun) olduğunu belirtir. Özbay'ın makalesindeki kağan listesi, Kutlug Kağan'ın hükümdarlığını 742-747 olarak gösterir. Çandarlıoğlu'na göre kuruluş sırasında Uygurların kendi birlikleri, aralarında Yaglakar'ın da bulunduğu dokuz oymaktan oluşuyordu. Kutluğ Bilge Köl Kağan'ın yerine Bayan Çor (Moyen-çor) geçti. İsmail Türkoğlu'nun TDV'deki "Kırgızlar" maddesine göre Moyen-çor, Kırgızları 758'de Uygur hâkimiyetine bağladı.
An Lu-shan İsyanı ve Tang ile İlişkiler
Gezer ve Solmaz'a göre kağanlığın kurulmasından kısa süre sonra Çin'de iktidardaki Tang hanedanı, An Lu-shan isyanı nedeniyle Uygurlardan yardım istedi. Moyen Çor Kağan döneminde başlayan yardım Bögü Kağan döneminde de sürdü. Makaleye göre isyan süresince Uygurlar 756, 757, 759 ve 762 yıllarında olmak üzere dört sefer düzenledi ve isyan tamamen bastırılarak Tang iktidarı yeniden kuruldu. Yazarlar, Uygurların bu desteğinin temel güdüsünün iktisadi çıkar olduğunu vurgular. Özbay da bu yardımla Çin yönetiminin "kapatılması zor bir borcu" üstlendiğini ve sonraki ilişkilerin Uygurların daha çok kazandığı bir biçimde sürdüğünü belirtir. Çandarlıoğlu'na göre Uygurlar kağanlık süresince Çinliler'le görünüşte dostça yaşadı, akrabalık bağları da bunu destekledi. Uygurlar Çin'e yardım ederek yıllık vergi aldılar; hatta imparatorun sadece bir isimden ibaret kaldığı zamanlar oldu. Özbay'ın aktardığına göre İmparator Suzong'un (h. 756-763) bir kızı Uygur kağanıyla evlendirildi. İmparator Xianzong'un onuncu kızı Taihe Prensesi de sonraki bir kağanla evlendi; böylece 822'den Kırgız işgaline kadar Çin imparatorunun kızı Uygur kağanlığının hatunu oldu.
Bögü Kağan ve Maniheizmin Kabulü
Gezer ve Solmaz'a göre Bögü Kağan, isyanın bastırılması için gittiği Çin başkentlerinden Lo-yang'da tanıştığı rahipler sayesinde Maniheizmi tanıdı ve ülkesine döndükten sonra onu devletin resmî dini yaptı. Şinasi Gündüz'ün TDV'deki "Maniheizm" maddesi de bu dinin VIII. yüzyılda "Bögü Han'ın genelgesiyle" Uygurların resmî dini olduğunu yazar. Münevver Ebru Zeren'in makalesine göre Karabalgasun Yazıtı'nın Çince metninin 7-10. satırları, Bögü Kağan'ın Lo-yang'da karşılaştığı rahiplerden etkilenmesini ve dinin ülkeye yayılması için rahiplerin görevlendirilmesini anlatır; Zeren, kağanın din adamlarıyla iki gün iki gece süren bir sohbetinden söz eder. Tarih konusunda da görüşler farklıdır. Özbay'a göre araştırmacıların çoğu resmî din değişikliğini 762-763'e koyar. L. Clark ise Bögü Kağan'ın Maniheizmi 750'lerin ortasında, henüz kağan olmadan önce kabul etmiş olabileceğini ileri sürer; Gezer ve Solmaz'a göre T. Moriyasu bu görüşe yakın olsa da yeterli kanıt bulunmadığını belirtir. Zeren'in aktardığına göre Uygur elçilerinin istekleri üzerine Çin'de 768'de Ch'ang-an ve Lo-yang'da, 771'de de Güney Çin'in çeşitli şehirlerinde Maniheist tapınaklar kuruldu.
Din Değişikliğinin Nedenleri
Kaynaklar Bögü Kağan'ın kararını farklı açıklamalarla yorumlar. Gezer ve Solmaz'a göre kağan, Çin'de takibata uğrayan ama ticaret gibi büyük bir gücü elinde tutan Soğdluların dinini kabul ederek karşılıklı bir çıkar ilişkisi kurdu: Bir yandan Maniheizmin koruyucusu oldu, öbür yandan bu dine mensup tüccarlar aracılığıyla ticareti elinde tuttu. Özbay da son yıllardaki çalışmaların kararın daha çok ekonomik gerekçelerle alındığına işaret ettiğini yazar. Ona göre Maniheizmde misyonerlik ve tüccarlık birbirine sıkıca bağlı olduğundan bu dini ticaretten ayırmak mümkün değildir. Eski Uygurlar bu din sayesinde Orta Asya'nın zengin tüccarları Soğdlarla doğrudan temas kurmuş, ekonomilerini ve ordularını güçlendirmiştir. Özbay, 8-9. yüzyıllarda İç Moğolistan'da yaşanan kurak mevsimlerin Uygurların güçlü müttefikler bulmasını zorunlu kılmış olabileceğini de ekler. Gezer ve Solmaz'a göre Maniheizm resmî din olmasına rağmen halk arasında ve devlet görevlileri arasında bu dine girmemiş önemli bir kitle hep var oldu.
779 Darbesi: Tun Baga Tarkan
Maniheizmin kabulü devlet içinde bir muhalefet doğurdu. Gezer ve Solmaz'a göre din adamlarıyla başkente dönen Bögü Kağan'a karşı, Nestûrîliğe ilgi duyduğu ileri sürülen Tun (Tung) Baga Tarkan başta olmak üzere bir grup itiraz etti. Kırılma noktası Bögü Kağan'ın Çin'e saldırma kararı oldu. Özbay'a göre 779'da Çin imparatorunun ölümünden sonra Soğdlu danışmanlar Bögü Kağan'ı Çin'i işgal etmeye ikna edince bazı Uygur generalleri buna karşı çıktı. Gezer ve Solmaz, kağanın veziri Tun Baga Tarkan başta olmak üzere devlet ileri gelenlerinin bütün itirazlarına rağmen kararından dönmediğini yazar. Tun Baga Tarkan'ın Bögü Kağan'la akrabalığı kaynaklarda farklı verilir; Özbay onu kağanın "ilk kuzeni ve başdanışmanı" olarak tanıtır. Gezer–Solmaz'a göre Tun Baga Tarkan; Bögü Kağan'ı, kağanın iki oğlunu ve danışmanını, büyük çoğunluğu Soğdlu tüccarlar ile Maniheist rahiplerden oluşan yaklaşık 2000 kişiyi öldürterek yönetimi ele geçirdi. Özbay'a göre Alp Kutlug Bilge Kağan unvanını aldı ve Çin yanlısı bir politika benimsedi. Gezer ve Solmaz'a göre bu süreçte Maniheizm ağır bir darbe aldı ve yayılması sekteye uğradı; Özbay'ın listesinde Tun Bağa Tarkan'ın hükümdarlığı 780-789 olarak görünür.
Zirve Dönemi ve Karabalgasun Yazıtı
Karabalgasun Yazıtı, kağanlığın hem siyasi hem dini tarihinin başlıca kaynaklarından biridir. Gezer ve Solmaz'a göre Maniheist bir anlayışla yazılan yazıt, bu dine geçişi ayrıntılı biçimde anlatır ve iki kağanı öne çıkarır: Maniheizmi kabul eden Bögü Kağan ve kağanlığın en geniş sınırlarına ulaştığı dönemin hükümdarı. Yazarlara göre bu dönemde kağan Tibetlileri Doğu Türkistan'dan uzaklaştırdı, Karluk saldırılarını engelledi, Kırgızlarla savaşıp ticaret yollarını ele geçirdi ve Kırgız liderini bizzat kendisi öldürdü. Sonraki bir kağan da Kuça'yı kuşatan Tibetlilere karşı ağır bir yenilgi verdi. Gezer ve Solmaz, yazıtın bu kağanların savaşçılığına özel vurgu yapmasını, Maniheizmdeki öldürme yasağının Uygurları etkilemediğinin bir göstergesi sayar. TDV'nin "Uygurlar" maddesi Karabalgasun yazıtını 826'ya tarihler ve Moyen-çor Kağan adına 759'da dikilen Şine-Usu ile Taryat yazıtlarını Uygur kültürünün önemli örnekleri arasında sayar. Özbay'ın listesine göre Baoyi Kağan'ın hükümdarlığı 808-821 yıllarını kapsar.
Gerileme ve 840 Yıkılışı
Çandarlıoğlu'na göre Uygurlar 821'den sonra gerilemeye başladı: Kuzeyde Kırgızlarla yeniden savaş çıktı, Çin sarayının entrikaları kağan ailesinin gücünü zayıflattı. Özbay'ın Çin kaynaklarına dayanan anlatımına göre Kırgız hanı 820'de Uygurların zayıfladığını fark edince kendini kağan ilan etti ve iki taraf arasındaki savaş en az 20 yıl sürdü. İçeride ise veraset düzeni bozuldu. Özbay'a göre Hu Tegin, kendisine suikast teşebbüsünde bulunduğunu düşündüğü bir Uygur prensi ile Soğd kökenli bir bakanı idam ettirdi. 839'da Kürebir adlı bir bakan Şa-to Türklerine rüşvet vererek kağanı öldürttü ve yerine He-sa (Hazar) geçti. Kürebir ile arası kötü olan Uygur komutanı Külüg Baga Kırgızlara sığınıp onlara Uygur sarayından önemli bilgiler verdi. Sonunda Kırgızlar kağanlığı işgal ederek Uygurların bayraklarını ve ünlü altın çadırlarını yaktı. TDV'nin "Kırgızlar" maddesi de Kırgızların 840'ta şiddetli bir hücumla Uygur Devleti'ni yıkıp Ötüken'de hâkimiyet kurduğunu, ancak orada uzun süre kalamadıklarını yazar.
Tartışma: Maniheizm Kağanlığı Yıktı mı?
Çandarlıoğlu, TDV maddesinde 840 yıkılışında "savaşçı ruhu gevşeten Maniheizm'in rolü"nün büyük olduğunu yazar. Bu görüş Türk tarih yazımında uzun süre yaygındı. Son yıllardaki iki hakemli çalışma ise bu açıklamaya karşı çıkar. Gezer ve Solmaz'a göre Uygurların savaşçılık yeteneklerini Maniheizm yüzünden kaybettiğini kabul etmek oldukça zordur. Yazarlar, kaynaklarda bu iddiayı destekleyen yalnızca Câhız'ın bir benzetmesi ile 779 tarihli bir Çin kaydı bulunduğunu belirtir. Onlara göre Maniheizmin en parlak dönemi kağanlığın zirvede olduğu döneme denk gelir. Özbay da çöküşün asıl nedenleri olarak yöneticiler arasındaki aralıksız çekişmeleri, büyük boyların isyanlarını, ağır iklim koşullarını ve süregelen Kırgız isyanlarını öne çıkarır. Özbay, Di Cosmo ve arkadaşlarının 2018'de yayımladığı paleoklimatoloji çalışmasına dayanarak kağanlığın yaklaşık 70 yılının ağır bir kuraklıkla geçtiğine işaret eder. Böylece tartışma, tek nedenli bir açıklamadan çok katmanlı bir değerlendirmeye doğru kaymıştır.
Dağılma ve Halef Devletler
TDV'ye göre Kırgız baskınından kurtulan Uygurlar çeşitli bölgelere dağıldı. On beş Uygur kabilesi batıya, Karluklar'ın yanına gitti. Bir grup Kansu'ya göç ederek Kan-chou (Ganzhou) şehrinde yeni bir Uygur devleti kurdu; bunlar sonradan Sarı Uygurlar adıyla anıldı. Çandarlıoğlu'na göre Sarı Uygurlar 940'tan sonra Hıtayların, 1028'den itibaren Tangutların, 1226'dan sonra da Cengiz devletinin nüfuz alanında kaldılar; bugün Kuzeybatı Çin'de yaşarlar. En büyük grup Doğu Türkistan'a göç edip Turfan, Kuça ve Karaşar çevresine yerleşti. Beşbalık çevresine yerleşen Uygurlar da Beşbalık Uygurlarının atalarıdır. Ahmet Taşağıl'ın TDV'deki "Turfan" maddesine göre 850 dolaylarında Çinlilerin Hsi-chou adını verdiği bir Uygur devleti vardı. 982'de Turfan Uygurlarının başındaki Arslan Han'ın yazlık başkenti Koço, kışlık başkenti Beşbalık'tı. Turfan Uygur Devleti 1209'da Cengiz Han'a bağlandı. Bundan sonraki süre kaynaklarda farklı verilir: Çandarlıoğlu 1368'e kadar Moğol idaresinde varlığını sürdürdüğünü, Taşağıl ise Moğol İmparatorluğu'na bağlı olarak 1550'lere kadar bir şekilde yaşadığını yazar.
Kültür: Yazı, Din ve Sanat
Çandarlıoğlu'na göre Uygur edebiyatının en parlak devri, 840'tan sonra Turfan ve Kansu'ya yerleşmeyle başladı. Uygurlar Maniheizm, Hıristiyanlık ve Budizm çerçevesinde zengin bir edebiyat oluşturdu. Bu eserleri, geç dönem Soğd alfabesinin küçük bir değişikliğiyle oluşan Uygur alfabesiyle yazdılar. Kâşgarlı Mahmud bu yazıyı "Türk yazısı" olarak adlandırır. Uygur yazısı Çağataylılar arasında yayıldı ve Moğol yazısı adıyla bilindi; XV. yüzyılda Osmanlı sarayında öteki Türk devletleriyle yazışmalarda da kullanıldı. Taşağıl'a göre Uygur döneminde Turfan bölgesinde gelişen Budist ve Maniheist kültür, Türkleri etkilemeye başladı. Koço, Beşbalık, Yar Hoto ile Astane, Bezeklik-Murtuk ve Toyuk gibi din merkezleri yeniden imar edildi. Taşağıl'a göre Budist külliyeleri de Türk ordu-balık yapısı gibi iç içe iki surla çevriliydi. Uygurların eserleri, bugün Avrupa'daki birçok müzede Turfan koleksiyonu adıyla korunmaktadır. Gezer ve Solmaz'a göre Turfan'da bulunan metinler Farsça, Partça, Soğdca, Uygurca ve Çince el yazmalarından oluşur.
Tarihsel Önemi
Uygur Kağanlığı, Göktürklerden sonra Moğolistan bozkırlarında kurulan büyük Türk devletidir. Ordu-Balık gibi surlu bir başkent kurması ve Maniheizmi resmî din olarak benimsemesiyle bozkır geleneği içinde özel bir yere sahiptir. Tang hanedanıyla ilişkileri, bir bozkır devletinin Çin'e askerî yardım karşılığında nasıl ekonomik avantaj sağlayabildiğini gösterir. Kağanlığın dağılması, Uygurları Doğu Türkistan'a taşıyarak Turfan merkezli uzun ömürlü bir kültür dönemini başlattı. TDV'ye göre Uygur göçleriyle boşalan topraklara zamanla Moğol kabileleri yerleşti ve böylece Orta Asya'da Moğol hâkimiyeti başladı. Önceki dönem için Göktürk Kağanlığı, Uygur yazısının sonraki hayatı ve Moğol dönemi için Cengiz Han, bölgedeki ticaret yolları için İpek Yolu, sonraki Türk-İslam devleti için Karahanlı Devleti maddelerine bakılabilir.
Kaynaklar: [1]
Kilit Olaylar Kronolojisi
Uygur Kağanlığı kuruldu.
An Lushan İsyanı sırasında Tang Çin'ine askeri destek verildi.
Maniheizm devlet dini ilan edildi.
Kırgız akınıyla ana yurttan sürüldüler, Turfan'a göç başladı.
Turfan Uygur Krallığı Cengiz Han'a bağlandı.
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- Gülçin Çandarlıoğlu, "Uygurlar", TDV İslâm Ansiklopedisi
Kağanlığın kuruluşu, yükselişi, 840 yıkılışı, halef devletler ve Uygur yazısı.
- Ahmet Taşağıl, "Turfan", TDV İslâm Ansiklopedisi
Turfan Uygur Devleti, Koço ve Beşbalık, Budist ve Maniheist sanat merkezleri.
- Şinasi Gündüz, "Maniheizm", TDV İslâm Ansiklopedisi
Maniheizmin Bögü Kağan'ın genelgesiyle Uygurların resmî dini oluşu.
- İsmail Türkoğlu, "Kırgızlar", TDV İslâm Ansiklopedisi
Kırgızların Uygurlar'a bağlanması (758) ve 840 saldırısı.
- Derya Deniz Gezer – Sefer Solmaz, "Orhun (Ötüken) Uygur Kağanlığı'nın Yıkılışında Manihaizm'in Etkisi Meselesi", Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi 9 (2024)
Hakemli makale: An Lu-shan isyanına yardım seferleri, Bögü Kağan'ın din değişikliği, Tun Baga Tarkan darbesi.
- Betül Özbay, "Uygur Bozkır İmparatorluğunun Çöküşüne Manihaizm mi Sebep Oldu?", Dil ve Edebiyat Araştırmaları 30 (2024)
Hakemli makale: kağan listesi, Çin prensesleriyle evlilikler, iç çekişmeler, Kırgız isyanı ve paleoklimatoloji verileri.
- Münevver Ebru Zeren, "Uygurlarda Maniheizm Etkisi Altında Gelişen Din-Devlet İlişkisi", Journal of Old Turkic Studies 1/2 (2017)
Karabalgasun Yazıtı'nın Çince metnindeki din değiştirme anlatısı ve Çin'de kurulan Maniheist tapınaklar.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Uygur Kağanlığı ne zaman kuruldu ve ne zaman yıkıldı?
DergiPark'taki Gezer–Solmaz ve Özbay makaleleri kuruluşu 744'e, TDV İslâm Ansiklopedisi 745'e tarihler. Kağanlık 840'ta Kırgız saldırısıyla yıkıldı; Kırgızlar Uygurların bayraklarını ve altın çadırlarını yaktı.
Uygurlar Maniheizmi neden kabul etti?
Bögü Kağan bu dini An Lu-shan isyanı sırasında Lo-yang'da tanıdığı rahipler aracılığıyla benimsedi. Gezer–Solmaz ve Özbay'ın makaleleri, Maniheist Soğd tüccarlarıyla kurulan ticari ilişkiyi kararın başlıca nedeni olarak görür. Resmî kabul genellikle 762-763'e tarihlenir.
Maniheizm Uygur Kağanlığı'nın yıkılışına neden oldu mu?
TDV'deki "Uygurlar" maddesi Maniheizmin savaşçı ruhu gevşeterek yıkılışta büyük rol oynadığını yazar. Gezer–Solmaz (2024) ve Özbay (2024) ise buna karşı çıkar; yıkılışı iç çekişmelere, veraset kavgalarına, Kırgız isyanlarına ve uzun süreli kuraklığa bağlarlar.
Uygur alfabesi nereden geldi?
TDV'ye göre Uygur alfabesi geç dönem Soğd alfabesinin küçük bir değişikliğiyle oluştu. Kâşgarlı Mahmud bu yazıya "Türk yazısı" dedi; yazı Çağataylılar arasında Moğol yazısı adıyla yayıldı ve XV. yüzyılda Osmanlı sarayında da kullanıldı.
