Edebi EserOrta Çağ

Şehname

Ortaya ÇıkışMS 977–1010, İran
YazarıFirdevsi
TürEpik Şiir
İsfendiyar'ın Turanlılarla savaşını gösteren, yaklaşık 1300 tarihli bir Şehname nüshasından ayrılmış sayfa (“İkinci Küçük Şehname” olarak bilinen resimli nüsha). Commons kaydına göre görsel British Museum'dan alınmıştır.

Minyatürİsfendiyar'ın Turanlılarla savaşını gösteren, yaklaşık 1300 tarihli bir Şehname nüshasından ayrılmış sayfa (“İkinci Küçük Şehname” olarak bilinen resimli nüsha). Commons kaydına göre görsel British Museum'dan alınmıştır.Yaklaşık 1300 tarihli bir sanatçı (bilinmiyor), Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Şehname (Farsça Şâhnâme, “Şahlar Kitabı”), Tûslu şair Firdevsî'nin (yaklaşık 940–1020/1025) yazdığı, İran'ın millî destanı kabul edilen manzum eserdir. TDV'ye göre Fars edebiyatının en büyük eserlerinden biridir ve dünya klasikleri arasında da eşsiz bir yeri vardır. Eser ilk insan Keyûmers'in yaratılışından başlar ve İran'da Arap egemenliğinin başladığı döneme kadar gelir. İran'ın destansı tarihini gerçek bilgilerle harmanlayarak anlatır. TDV'ye göre beyit sayısı yazmalara göre 48.000 ile 52.000 arasında değişir. World History Encyclopedia ise yaklaşık 50.000 beyit rakamını verir ve eseri dünya edebiyatında tek bir yazarın kaleme aldığı en uzun eser olarak tanıtır. Sâsânî geçmişini anlatan eser (bkz. Sasani İmparatorluğu) daha sonra Osmanlı saray tarihçiliğini de derinden etkiledi (bkz. Osmanlı İmparatorluğu). Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi'nin ilgili maddelerini, World History Encyclopedia'nın imzalı iki makalesini ve iki hakemli akademik makaleyi esas alır; kaynakların ayrıldığı noktalar metinde belirtilmiştir.

Kaynaklar: [1] [8]

Firdevsî'nin Hayatı

TDV'ye göre Firdevsî, Tûs şehrine bağlı Tâberân'ın Bâj köyünde doğdu. Gazneli Mahmud'un tahta çıktığı sırada (997) elli sekiz yaşında olduğunu söylediğine göre 940'ta doğmuş olmalıdır. Künyesi Ebü'l-Kāsım, mahlası Firdevsî'dir. Kendi adı kaynaklarda Ahmed, Hasan ve Mansûr olarak, babasının adı da farklı biçimlerde geçer; hangisinin doğru olduğu tespit edilememiştir. Babası, Tûs ırmağından ayrılan bir çayın kenarında çiftlik sahibi (dihkan) idi. World History Encyclopedia de onun toprak sahibi üst sınıftan geldiğini ve Şiî bir Müslüman olduğunu yazar. TDV'ye göre Firdevsî eski İran tarihine dair eserlerden yararlanmak için babasından veya Zerdüşt rahiplerinden Pehlevîce öğrendi; şiir yazacak kadar da Arapça biliyordu. Bir oğlu ve bir kızı oldu. Kırk yaşına kadar rahat yaşadı, sonraki yılları ise sıkıntı içinde geçti.

Kaynaklar: [2] [9]

Yazılış Süreci

TDV'ye göre Firdevsî Şehname'ye muhtemelen 980 ya da 990'da başladı. Eseri parça parça yazdı, bölümler arasına bağlantılar ekleyerek ilk redaksiyonu 1003–1004'te bitirdi. Eserin son biçimini ise 1018'den sonra aldığı belirtilir. Aynı yıllarda otuz yedi yaşındaki oğlunu kaybetti. World History Encyclopedia ise 977–1010 aralığını verir ve eserin 8 Mart 1010'da tamamlandığını yazar. İki kaynak eserin kimin isteğiyle başladığı konusunda da ayrılır. TDV, Firdevsî'yi başlangıçta kimin desteklediğinin bilinmediğini belirtir. Bazı nüshalarda adı geçen Tûs valisi Ebû Mansûr'un eserin yazılışından yirmi yıl önce öldüğünü, bu yüzden ancak diğer Tûs valisinin yardımından söz edilebileceğini ekler. World History Encyclopedia ise eserin Sâmânî hükümdarı I. Mansûr tarafından ısmarlandığını ve Firdevsî'nin, Dakīkī'nin yarım bıraktığı işi sürdürdüğünü anlatır. Bakır ve Altıngök'ün makalesi de Firdevsî'nin eseri Gazneli Mahmud'un isteği üzerine yazdığını söyler; bu görüş TDV'nin anlatımıyla uyuşmaz.

Kaynaklar: [1] [2] [8] [10]

Kaynakları

TDV'ye göre Şehname'nin kaynakları IX. yüzyılın sözlü gelenekleri ile düzyazı ve manzum şâhnâmelerdir. Bunların başında Sâsânî hükümdarı Enûşirvân (531–579) devrinden kalma bir tür resmî İran tarihi olan düzyazı Hudâynâme gelir. Ebü'l-Müeyyed-i Belhî'nin Kitâb-ı Gerşâsp'ı, Tûs hâkimi Ebû Mansûr'un dört yazara hazırlattığı düzyazı Şâhnâme-yi Ebû Mansûrî (957), Mes‘ûdî-yi Mervezî ile Dakīkī'nin manzum şâhnâmeleri de kaynaklar arasındadır. World History Encyclopedia de Hudâynâme ile Ebû Mansûr'un düzyazı Şahlar Kitabı'nı temel kaynak olarak sayar. Aynı makaleye göre saray şairi Dakīkī 1.000 beyit yazdıktan sonra kölesi tarafından öldürülmüş ve iş yarım kalmıştı. TDV'nin Firdevsî maddesi, o dönemde İran'ın İslâm öncesi tarihine ait Pehlevî eserlerin ortaya çıkarılıp Yeni Farsçaya çevrilmeye başlandığını, Firdevsî'nin de bu havanın etkisinde kaldığını belirtir.

Kaynaklar: [1] [2] [8]

Yapısı: Üç Devir

TDV'ye göre Şehname Pîşdâdîler, Keyânîler, Eşkânîler ve Sâsânîler dönemlerine ait destansı olayları anlatır. World History Encyclopedia, Homa Katouzian'dan aktararak eseri üç döngüye ayırır. Pîşdâdîlerle başlayan ilk döngü saf mitolojidir. Keyânîlerin ikinci döngüsü, mit ile efsanenin birleştiği kahramanlık çağıdır. Üçüncü döngü Sâsânî monarşisinin tarihini efsaneyle karıştırarak anlatır. Makaleye göre ilk iki döngünün merkezinde doğu İran, üçüncüsünün merkezinde ise güney ve batı İran vardır. Eserde yer alan başlıca kişiler TDV'ye göre Cemşîd, Dahhâk, ona karşı ayaklanan demirci Gâve, Ferîdun, yedi güç işi başaran Zaloğlu Rüstem, Turan hükümdarı Efrâsiyâb, Keykâvus, Keyhusrev, İsfendiyâr, Dârâ ve İskender'dir. World History Encyclopedia'ya göre eser, Arap fethinin ardından “minberin tahtın yerini aldığını” söyleyen bir dizeyle sona erer.

Kaynaklar: [1] [8]

Dili ve Vezni

TDV'ye göre Şehname'de az miktarda Arapça kelime bulunur. Eserde modern Farsçada kullanılan bazı kelimelerin eski biçimlerine ve az kullanılan fiillere sıkça rastlanır; bazı ifadeler sehl-i mümteni niteliği taşır. Eser mesnevi tarzında, mütekārib bahrinin “feûlün feûlün feûlün feûl” vezniyle yazılmıştır. Uzun mesnevilere elverişli olan bu bahir sonraki şâhnâmelerde de kullanıldı. TDV'ye göre Fars edebiyatında en çok taklit edilen iki eserden biri Sa‘dî'nin Gülistân'ı, diğeri Firdevsî'nin Şehname'sidir (Fars klasikleri için bkz. Nizami'nin Hamsesi). World History Encyclopedia de eserin Fars dilini, edebiyatını ve kültürünü koruduğunun kabul edildiğini vurgular. Ancak TDV az Arapça kelime bulunduğunu tespit etmekle yetinir, eserin bilinçli bir “arındırma” programıyla yazıldığı iddiasına girmez.

Kaynaklar: [1] [8]

Dinî Arka Plan

World History Encyclopedia'ya göre Firdevsî eserine Tanrı'ya övgüyle başlar. Makale, onun Şiî bir Müslüman olmasına karşın burada İslâm'ın Allah'ını mı yoksa Zerdüştlüğün Ahura Mazda'sını mı övdüğünün belirsiz olduğunu yazar. Dick Davis'ten aktarılan görüşe göre Firdevsî samimi bir Müslümandı. Buna karşın eserine Kur'an kozmolojisinden unsurlar katmadı ve efsanevi İran kronolojisini Kur'an kronolojisiyle birleştirmeye çalışmadı. Makale ayrıca Sâsânî döneminde yaygın olan ve Zamanı yüce ilah sayan Zurvanizm inancının bazı öykülerdeki kaçınılmaz kader anlayışına yansıdığını ileri sürer. TDV'nin Firdevsî maddesi ise farklı bir noktaya dikkat çeker: Şiî olmakla birlikte Firdevsî Şehname'sinde dört halifeyi över.

Kaynaklar: [8] [2]

Zahhâk ve Demirci Gâve

World History Encyclopedia'ya göre ilk döngünün en büyük kralı Cemşîd, kibre kapılınca ilahi lütuf anlamına gelen “ferr”i yitirir. Bunun üzerine Ehrimen, babasını öldüren ve Cemşîd'i deviren zorba Zahhâk'ın şahsında kaosu yayar. Zahhâk'ın bin yıllık zulmüne kahraman Ferîdun son verir. TDV'nin Dahhâk maddesine göre Firdevsî onu Padişah Merdâs'ın oğlu olarak tanıtır: cesur ve çevik, fakat kötü huylu biridir. Ona Pehlevîce Biyâresb denmesinin nedeni, 10.000 altın dizginli atı olmasıdır. İslâmî kaynaklardaki rivayete göre omuz başlarında iki yılan belirmiş ve bunlar her gün insan beyniyle beslenmiştir. İki oğlu bu yüzden öldürülen demirci Gâve ayaklanmış, halk onun çevresinde toplanarak Ferîdun'u şah ilan etmiştir. TDV, Dahhâk motifinin Hint-İran ortak mirasının eski bir ürünü olduğunu ve en erken referanslarının Avesta'da bulunduğunu belirtir. Şehname gibi geç dönem eserlerdeki anlatımları ise “otantik durumdan uzaklaşmış” olarak niteler.

Kaynaklar: [8] [3]

Rüstem

TDV'ye göre Rüstem adı Pehlevîce “iri yapılı, güçlü” anlamına gelir. Aslında Eşkânî ileri gelenlerinden bir kahraman olduğu, millî destana girmesiyle olağanüstü özellikler kazandığı sanılmaktadır. Şehname'ye göre Zâl ile Kâbil hükümdarının kızı Rûdâbe'nin oğludur. Çok iri olduğu için annesinin karnını Sîmurg yararak doğumunu sağlamıştır. Rüstem, gürzü, kemendi, kaplan postundan elbisesi ve yıldırım hızındaki atı Rahş ile İran krallarının imdadına yetişir. Başlıca işleri arasında Dîv-i Sepîd ile savaşı, Bîjen'i Efrâsiyâb'ın kuyusundan kurtarması, Siyâvuş'un intikamını alması ve İsfendiyâr'ı öldürmesi sayılır. Sonunda üvey kardeşi Şeğâd'ın hilesiyle mızrak ve hançer dolu bir kuyuya düşürülerek atıyla birlikte öldürülür. TDV onu Hint-İran tanrısı İndra'ya ve Grek mitolojisindeki Herakles ile Prometheus'a benzetir. Karadeniz'in makalesi de Rüstem ile Rahş arasındaki bağın Türk destanlarındaki kahraman-at ilişkisini hatırlattığına dikkat çeker.

Kaynaklar: [5] [11]

Rüstem ve Sührâb

World History Encyclopedia'ya göre Rüstem, Turan ülkesinde prenses Tehmîne ile bir gece geçirir. Ertesi sabah ayrılırken ona bir kolluk bırakır: kızı olursa saçına, oğlu olursa koluna takılacaktır. Doğan oğul Sührâb büyüyünce babasının adını öğrenir ve hem İran-Turan savaşını bitirmek hem de babasını bulmak için yola çıkar. TDV'nin Efrâsiyâb maddesine göre Turan hükümdarı Efrâsiyâb, Sührâb'ı İran üzerine yürümeye teşvik eder. Sührâb babasını öldürürse Rüstem'den kurtulacağını ummaktadır. World History Encyclopedia'ya göre Efrâsiyâb baba ile oğulun karşılaştıklarında birbirlerini tanımamasını da sağlar. Teke tek dövüşte Rüstem, kim olduğunu bilmediği oğlunu ölümcül biçimde yaralar. Sührâb ölürken ona oğlu olduğunu söyler ve olanların kaderin hükmü olduğunu ekler. TDV'nin Rüstem maddesi de onun bilmeden oğluyla savaştığını ve ölümüne yol açtığını kaydeder. TDV'ye göre İran'daki Şehname Vakfı'nın parçalar hâlinde yayımladığı ilk bölüm de Rüstem ile Sührâb destanı oldu (1973).

Kaynaklar: [8] [4] [5] [1]

Siyâvuş

World History Encyclopedia'ya göre Keykâvus'un oğlu Siyâvuş'a üvey annesi Sûdâbe âşık olur. Reddedilince Sûdâbe onu kendisine saldırmakla suçlar. Keykâvus bir ateş sınavı emreder ve Siyâvuş büyük bir ateşin içinden yara almadan çıkar. Bunun üzerine kral Sûdâbe'nin idamını emreder, fakat Siyâvuş onun bağışlanmasını sağlar. TDV'nin Efrâsiyâb maddesine göre daha sonra Efrâsiyâb'a karşı gönderilen orduya komuta eden Siyâvuş, onunla barış yapar. Savaşı seven babası onu anlaşmayı bozmaya zorlayınca Siyâvuş bunu şerefsizlik sayar ve Efrâsiyâb'a sığınır. Efrâsiyâb ona kızı Ferengîs'i verir, ancak bir süre sonra Siyâvuş öldürülür. Rüstem intikam için Turan'a yürür. Siyâvuş'un Ferengîs'ten olan oğlu Keyhusrev İran tahtına çıkarılır ve babasının intikamını alarak Efrâsiyâb'ı öldürür. World History Encyclopedia, Siyâvuş öyküsünü Rüstem ile Sührâb kadar sevilen bir öykü olarak niteler.

Kaynaklar: [8] [4]

Turan ve İran

TDV'nin Turan maddesine göre Yâkūt el-Hamevî, destan kahramanı Ferîdun'un ülkesini üç oğlu arasında paylaştırdığını aktarır: Rum Selm'e, Türk ve Çin topraklarını içine alan Turan Tûr'a, İran da Îrec'e verildi. Bakır ve Altıngök'e göre Şehname'de Turan, İran'ın karşıtı olarak kullanılır ve iki ülke arasındaki sınır Ceyhun'dur. Aynı makale, Firdevsî'nin anlattığı savaşların aslında Ahamenişler dönemindeki Saka-Pers savaşlarının destansı bir anlatımı olduğunu ileri sürer. TDV'nin Efrâsiyâb maddesi de bu öykülerin yalnızca Saka kabilelerinin değil, Hunların, Eftalitlerin ve Türklerin saldırılarını da yansıttığını belirtir. Aynı maddeye göre Türklerin İranlılarla ilk teması VI. yüzyıla rastlar. Firdevsî'nin Turanlılarla Türkleri aynı sayması, Türklerin İslâmî dönemdeki Mâverâünnehir akınlarının İran'da yarattığı olumsuz etkinin sonucudur (bkz. Göktürk Kağanlığı).

Kaynaklar: [6] [10] [4]

Efrâsiyâb ve Alp Er Tonga

TDV'ye göre Efrâsiyâb İran efsanevi tarihinde korkunç bir savaşçı ve büyük bir komutandır. Kötülük ilahı Ehrimen'in yeryüzündeki temsilcisi sayılır ve Avesta'da İran'ın baş düşmanı olarak gösterilir. Buna karşın Şehname'de yalnızca kötü bir hükümdar değil, aynı zamanda güçlü ve yiğit bir komutan olarak da nitelenir. Siyâvuş'a davranışı, şehir kurması ve kanallar açtırması onun iyi yanlarını gösterir. Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü lugāti't-Türk'te Türk destan kahramanı Alp Er Tonga'yı Efrâsiyâb olarak gösterir. Karahanlıların ve Selçukluların da Efrâsiyâb soyundan geldiği ileri sürülmüştür (bkz. Büyük Selçuklu Devleti). Karadeniz de Kâşgarlı'ya göre Karahanlıların en eski atası sayılan Efrâsiyâb'ın, havasının güzelliği yüzünden Kâşgar'a “Ordu Kend” adını verdiğini aktarır. Bakır ve Altıngök'e göre Şehname'deki soy kütüğünde Efrâsiyâb, Ferîdun'un oğlu Tûr'un yedinci kuşaktan torunudur.

Kaynaklar: [4] [11] [10]

Şehname'de Türk İmgesi

Karadeniz'in makalesine göre Firdevsî, dışarıdan gelen bir tehdidin iç birliği güçlendireceğinin farkındaydı. Zıtlık ilkesi üzerine kurduğu eserde karşı kahraman rolünü Türklere yükledi. Makale, bir İran hükümdarının Turan hükümdarından “ben arı soylu Îrec'in, o ise büyücü kökenli Tûr'un soyundan; aramızda nasıl dostluk olabilir?” diye söz ettiğini aktarır. Karadeniz'e göre Firdevsî bazen Türkleri küçümsedi, bazen de kendi kahramanlarını yüceltmek için düşmanı da yüceltti. Bu imge dönemin koşullarına hizmet ettiği için tarafsız sayılamaz. Yine de Karadeniz'e göre eser, Türklerin gelenekleri, gündelik hayatları, coğrafyaları ve inançları hakkında başka kaynaklarla da desteklenebilen önemli bilgiler sunduğu için değerlidir. Makale, Şehname'de İsfendiyâr'ın tüccar kılığında Turan'a girişini anlatan bölümde Turan hükümdarının yabancı tüccarlara güvence verdiği sözleri de Türklerin ticarete verdiği önemin bir yansıması olarak yorumlar.

Kaynaklar: [11]

Gazneli Mahmud ve Ödül Rivayetleri

TDV'ye göre Firdevsî eserini büyük bir hükümdara ithaf etmek istiyordu. Gazneli Mahmud'la tanışmasını sultanın kardeşi Nasr ile veziri Ebü'l-Abbas Fazl b. Ahmed sağladı. Ancak vezir 1014'te ölünce Firdevsî eserini sunamadı. Bu noktadan sonrası rivayetlerle doludur. Birinci rivayete göre Firdevsî Gazne'ye gidip eseri sundu, ama yeni vezir Meymendî'nin etkisiyle lâyık bir ödül alamadı. Bunun üzerine aldığı 60.000 dirhemi dağıttı ve bir hicviye yazıp Gazne'den ayrıldı. İkinci rivayete göre sultan “Ordumda Rüstem'den güçlü nice pehlivan var” deyince Firdevsî “Ama Tanrı Rüstem gibisini bir daha yaratmadı” diye karşılık verdi. Sultanın öfkesinden kaçıp Herat'a gitti ve 100 beyitlik bir hicviye yazdı. Üçüncü rivayete göre Taberistan'da Bâvend hanedanından İspehbed Şehriyâr'a sığındı. Şehriyâr, Sultan Mahmud'a duyduğu saygıdan ötürü hicviyeyi satın alıp yaktırdı. World History Encyclopedia, Nizâmî-i Arûzî'ye dayanan başka bir versiyonu aktarır: ödülü getiren Sünnî görevli altın sikkeleri gümüşle değiştirmiş, Firdevsî de parayı hamamcı ile bir içecek satıcısı arasında paylaştırmıştır.

Kaynaklar: [2] [1] [9]

Tartışma: Rivayetler Ne Kadar Güvenilir?

Kaynaklar ödül hikâyelerine temkinle yaklaşır. World History Encyclopedia, Nizâmî-i Arûzî'nin bilgileri Firdevsî'nin ölümünden yüz yılı aşkın bir süre sonra, mezarını ziyaret ederek topladığını belirtir. Bu yüzden anlatının efsanevi kabul edildiğini, ancak Firdevsî'nin eserde kendisi hakkındaki yakınmalarının bu anlatıyı bir ölçüde desteklediğini yazar. Nizâmî'ye göre cenaze kafilesi şehrin bir kapısından çıkarken ödül kervanı öbür kapıdan girmiş, Firdevsî'nin kızı parayı reddetmiştir. TDV'nin Firdevsî maddesi de benzer bir cenaze-kervan rivayetini aktarır. Bu tür rivayetlerin, eseri sultana o sırada seksen yaşlarındaki Firdevsî'nin değil, Nasr'ın ya da bir komutanın sunmuş olabileceğini düşündürdüğünü belirtir. Ödülün gecikmesi bu hikâyeleri doğurmuş olabilir. Bazı araştırmacılar anlaşmazlığı mezhep farkına ya da eserde Türklerin olumsuz gösterilmesine bağlar. TDV ise Firdevsî'nin Şehname'de Gazneli Mahmud'u göklere çıkardığını, onu Keyânî tahtının gerçek vârisi saydığını ve dört halifeyi övdüğünü hatırlatır.

Kaynaklar: [9] [2]

Ölüm Tarihi

Firdevsî'nin ölüm tarihi kaynaklarda farklıdır. TDV'ye göre bazı kaynaklar 411 (1020) yılını, bazıları ise 416 (1025) yılını verir. World History Encyclopedia yaklaşık 1020 tarihini kullanır. TDV'ye göre Firdevsî, Tûs'a döndükten sonra ömrünü yoksulluk içinde geçirdi ve orada öldü. World History Encyclopedia ise onun büyük olasılıkla ailesinin arazilerinin geliriyle yaşadığını, ancak bunun bir tahmin olduğunu, kesin olarak bilinenin yalnızca bir meyve bahçesi olduğunu yazar. TDV ayrıca yakın zamana kadar Firdevsî'ye atfedilen Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinin ona ait olmadığını belirtir. Yeni bulunan bir nüshanın önsözünde Alparslan'ın oğlu Togan Şah'ın (ö. 1072) övülmesi, dilin Sâmânî dönemi Farsçasından farklılığı ve üslubun zayıflığı bu konuda şüphe bırakmaz.

Kaynaklar: [2] [9]

Neşirleri ve Çevirileri

TDV'ye göre Şehname ilk kez XII. yüzyılda Eyyûbî dönemi tarihçisi Bündârî tarafından Arapçaya çevrildi. İlk baskısını Turner Macan dört cilt hâlinde yaptı (Kalküta 1829). Jules Mohl eseri Fransızca çevirisiyle birlikte yayımladı (Paris 1838–1878). İlk tenkitli neşir Bertels başkanlığında Moskova'da gerçekleştirildi (1960–1971). Celâl Hâlikī Mutlak'ın çok sayıda nüshaya dayanan neşri 1987–2008 arasında çıktı. İran'da 1971'de eseri incelemek ve tenkitli metnini hazırlamak üzere Bünyâd-ı Şâhnâme-i Firdevsî kuruldu. Abdülkādir el-Bağdâdî, eserdeki anlaşılması güç kelimeler için Farsça-Türkçe bir sözlük olan Lugat-i Şâhnâme'yi hazırladı. World History Encyclopedia'ya göre eser erken dönemde İran halkınca benimsendi: XIII. yüzyılda çoktan kopyalanmıştı ve sahneleri çeşitli yapıları süslüyordu. TDV, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki minyatürlü Şehname yazmalarının on altısından yapılan seçmelerin bir albümde yayımlandığını da kaydeder.

Kaynaklar: [1] [8]

Türkçe Tercümeleri

TDV'ye göre Şehname ilk kez II. Murad'ın emriyle Türkçeye çevrildi; eserin ikinci bölümünü içeren bu çeviri düzyazıdır. Eserin tamamını Memlük sultanı Kansu Gavri'nin isteğiyle Şerîfî-i Âmidî manzum olarak Türkçeye çevirdi ve Mart 1511'de sultana sundu. Topkapı'daki iki ciltlik nüsha 56.506 beyit ve altmış bir minyatür içerir. Bu nüshanın Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden dönerken İstanbul'a getirildiği düşünülür. TDV burada yaygın bir yanlışa da dikkat çeker: Jules Mohl'dan aktarılan, Tatar Ali Efendi adlı birinin 1510'da Kansu Gavri'ye tam bir Türkçe çeviri sunduğu bilgisi yanlıştır, ancak bazı kaynaklarda tekrarlanmıştır. Üçüncü çeviri II. Osman'ın emriyle Derviş Hasan (Mehdî) tarafından yapıldı. TDV'ye göre bugünkü Türkçeye tam bir çeviri henüz yoktur; Necati Lugal eserin ilk 20.000 beytini çevirmiştir (1945–1955). Azerbaycan Türkçesine manzum tam çeviriyi Memmed Mübâriz Alizâde yaptı; Özbekçe tam çeviri ise 1975–1979'da yayımlandı.

Kaynaklar: [1]

Osmanlı'da Şehnâmecilik

TDV'nin Şehnâmeci maddesine göre Osmanlılarda şehnâme yazma işi Fâtih ve II. Bayezid dönemlerinde başladı. Padişahların kahramanlıkları Farsça ve mesnevi tarzında, Firdevsî'nin destansı üslubuyla anlatıldı. Dâimî ve maaşlı bir saray tarihçisi olan şehnâmecilik makamı ise Kanûnî Sultan Süleyman döneminde, 1550 civarında kuruldu. İlk şehnâmeci şair Ârifî Fethullah Çelebi'dir. Onun şehnâmesi 20.000 ya da 30.000 beyte ulaşınca padişah, eserin resimlendirilmesi için hattat ve nakkaşları görevlendirdi. Elli yıl boyunca bu göreve beş müellif getirildi ve daimi atama 1601'den sonra sona erdi. Seyyid Lokmân döneminde Farsçanın yerini giderek Türkçe, nazmın yerini de nesir aldı. TDV'ye göre bu eserlerin resimlendirilmesi, III. Murad döneminde doruğa çıkan Osmanlı minyatür sanatının gelişmesine önemli katkı sağladı. Aynı maddeye göre “şehnâme-hân” terimi de Firdevsî'nin Şehname'sini ezbere okuyan kişileri ifade ediyordu.

Kaynaklar: [7]

Bugüne Mirası

World History Encyclopedia'ya göre Şehname bugün İran'ın millî destanıdır ve dünya edebiyatının en büyük eserleri arasında anılır. Firdevsî eserin sonunda, bu büyük tarihi bitirdiğini ve adının dillerde dolaşacağını söyler; makaleye göre bu kehanet gerçekleşmiştir. TDV'nin Rüstem maddesine göre Rüstem, İslâm sonrası İran kültüründe en ünlü efsanevi kahraman oldu ve tasavvuf edebiyatına da girdi. Senâî ile başlayan yorumlarda Dîv-i Sepîd hikâyesi, insanın nefsini yenmesinin simgesi olarak okundu. XX. yüzyılda Meliküşşuarâ Bahâr, Rüstemnâme adlı mizahi kasidesinde onu yeniden canlandırdı. TDV'nin Turan maddesine göre, önceleri İranlıların kuzeydoğudaki bölgelere verdiği bir ad olan Turan, XIX. ve XX. yüzyılda Macaristan'da ve Osmanlı Türkçülüğünde siyasi bir ideale dönüştü. Bu ideal Ziya Gökalp'in “Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Turan” dizesiyle simgeleşti.

Kaynaklar: [8] [5] [6]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • WHE'ye göre eser tamamlandı; TDV son biçimin 1018 sonrası olduğunu yazar.

  • Enûşirvân döneminde düzyazı Hudâynâme derlendi.

  • Firdevsî Tûs yakınlarında doğdu.

  • Ebû Mansûr'un düzyazı Şâhnâme'si hazırlandı.

  • Firdevsî Şehname'ye başladı (TDV; WHE: 977).

  • İlk redaksiyon tamamlandı.

  • Hâmi vezir Fazl b. Ahmed öldü.

  • Firdevsî Tûs'ta öldü.

  • Şerîfî'nin manzum Türkçe çevirisi Kansu Gavri'ye sunuldu.

  • Osmanlı sarayında şehnâmecilik makamı kuruldu.

  • Turner Macan ilk baskıyı Kalküta'da yaptı.

  • Moskova'da ilk tenkitli neşir.

  • İran'da Şehname Vakfı kuruldu.

  • Bündârî eseri Arapçaya çevirdi.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — Şâhnâme (Mehmet Kanar; Türkçe Tercümeleri: Zuhal Kültüral)

    Yazılış süreci, kaynakları, yapısı, dili ve vezni, neşirleri ve Türkçe tercümeleri.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — Firdevsî (Mehmet Kanar)

    Şairin hayatı, hâmileri, Gazneli Mahmud'la ilgili rivayetler ve ölüm tarihine dair farklı kayıtlar.

  3. TDV İslâm Ansiklopedisi — Dahhâk (Kürşat Demirci)

    Dahhâk figürünün Avesta, Pehlevî ve İslâmî kaynaklardaki biçimleri; Şehname'deki anlatım.

  4. TDV İslâm Ansiklopedisi — Efrâsiyâb (Tahsin Yazıcı)

    Turan hükümdarı Efrâsiyâb'ın destandaki rolü, Siyâvuş ve Sührâb öyküleri, Alp Er Tonga özdeşleştirmesi.

  5. TDV İslâm Ansiklopedisi — Rüstem-i Zâl (Nimet Yıldırım)

    Rüstem'in doğumu, başlıca işleri, ölümü ve sonraki edebiyattaki yeri.

  6. TDV İslâm Ansiklopedisi — Turan (Yusuf Sarınay)

    Turan kavramının İslâmî kaynaklardaki anlamı ve modern turancılık.

  7. TDV İslâm Ansiklopedisi — Şehnâmeci (Christine Woodhead)

    Osmanlı sarayındaki şehnâmecilik makamı ve Şâhnâme geleneğinin etkisi.

  8. World History Encyclopedia — Shahnameh (Joshua J. Mark, 2020)

    Eserin yapısı, dinî arka planı ve başlıca öyküleri; Batılı bir genel değerlendirme.

  9. World History Encyclopedia — Ferdowsi (Joshua J. Mark, 2020)

    Firdevsî'nin hayatı ve ödül hikâyesinin Nizâmî-i Arûzî'ye dayanan anlatımı.

  10. Abdulhalik Bakır – Ahmet Altıngök — Klasik ve Çağdaş Kaynaklar Işığında Turan-İran Kavramı ve Tarihsel Coğrafyası (Tarih İncelemeleri Dergisi XXVI/2, 2011)

    Hakemli makale: Şehname'de Turan ve İran kavramları, Ferîdun'un ülkesini paylaştırması.

  11. Ahmet Karadeniz — Şehname'de Türk İmgesi (Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi 5/2, 2020)

    Hakemli makale: Şehname'de Türklerin karşı kahraman olarak işlenişi ve eserin Türk tarihi için değeri.

Sık Sorulan Sorular

Şehname kaç beyittir?

TDV'ye göre beyit sayısı yazmalara göre 48.000 ile 52.000 arasında değişir. World History Encyclopedia yaklaşık 50.000 beyit rakamını verir. Eser mütekārib bahrinin “feûlün feûlün feûlün feûl” vezniyle, mesnevi tarzında yazılmıştır.

Şehname'yi Gazneli Mahmud mu ısmarladı?

Kaynaklar bu konuda ayrılır. TDV'ye göre Firdevsî'yi başlangıçta kimin desteklediği bilinmez. Eserini ancak sonradan Gazneli Mahmud'a ithaf etmek istemiş, ama hâmisi olan vezir 1014'te ölünce sunamamıştır. World History Encyclopedia eserin Sâmânî hükümdarı I. Mansûr'un siparişi olduğunu yazar. Bakır ve Altıngök'ün makalesi ise onu Gazneli Mahmud'un isteğine bağlar.

Türkçeye ilk kim çevirdi?

TDV'ye göre ilk çeviri II. Murad'ın emriyle yapılan kısmi bir düzyazı çeviridir. Eserin tamamını Şerîfî-i Âmidî manzum olarak çevirip 1511'de Memlük sultanı Kansu Gavri'ye sundu. TDV, bu çevirinin “Tatar Ali Efendi”ye ait olduğu yönündeki yaygın bilginin yanlış olduğunu belirtir.

Efrâsiyâb ile Alp Er Tonga aynı kişi mi?

TDV'ye göre Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü lugāti't-Türk'te Türk destan kahramanı Alp Er Tonga'yı Efrâsiyâb olarak gösterir. Karahanlıların ve Selçukluların da Efrâsiyâb soyundan geldiği ileri sürülmüştür. TDV, Firdevsî'nin Turanlılarla Türkleri aynı saymasını ise İslâmî dönemdeki Türk akınlarının İran'da yarattığı olumsuz etkiye bağlar.