İmparatorlukOrta Çağ

Mali İmparatorluğu

DönemMS ~1235 – 1600
BölgeBatı Afrika
BaşkentNiani
Timbuktu'daki Cingereber Camii.

FotoğrafTimbuktu'daki Cingereber Camii.Dr. Ondřej Havelka (cestovatel), Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Mali İmparatorluğu (Sultanlığı), XIII. yüzyılda Batı Afrika'da Malinke (Mandinka) halkının önderliğinde kurulan ve Sahra ötesi altın-tuz ticaretini denetleyerek bölgenin en zengin devletlerinden biri hâline gelen imparatorluktur. World History Encyclopedia onu Batı Afrika'da o güne kadar görülen en büyük ve en zengin imparatorluk olarak niteler. İmparatorluğun en ünlü hükümdarı Mansa (Mense) Mûsâ'nın 1324'te Kahire üzerinden yaptığı hac yolculuğu, Mali'nin adını İslam dünyasında ve Avrupa'da duyurdu. Timbuktu (Tinbüktü) ise bu dönemde önemli bir ilim merkezine dönüştü. İmparatorluğun sonu kaynaklarda farklı tarihlendirilir: TDV İslâm Ansiklopedisi devletin 1430'da ortadan kalktığını yazar; World History Encyclopedia ise 1240–1645 aralığını kullanır. Bu madde TDV'yi, World History Encyclopedia'nın imzalı makalelerini ve iki hakemli akademik makaleyi esas alır; kaynakların ayrıldığı noktalar metinde belirtilmiştir.

Kaynaklar: [1] [3]

Gana'dan Mali'ye

World History Encyclopedia'ya göre bugünkü Gana ile coğrafi bir bağı olmayan Gana İmparatorluğu, Nijer Nehri'nin yukarı vadisindeki ticareti VI. ya da VII. yüzyıldan beri elinde tutuyordu. XII. yüzyıl sonunda yeni ticaret yollarının açılması, uzun süren kuraklık ve iç savaşlar yüzünden çöktü. TDV'ye göre Gana en iyi dönemini 950–1050 arasında yaşadı. Aynı kaynağa göre Gana topraklarının tamamı 1240'ta Mali İmparatorluğu tarafından ele geçirilince devlet tarih sahnesinden silindi. World History Encyclopedia'ya göre Gana'nın son mirasçısı olan Sosso (Susu) krallığı bazı bölgelerde ticarete kısıtlamalar getirince Malinke toprakları ayaklandı. Demirer, Mali'den ilk söz eden yazarın, ülkeye “Malel” adını veren el-Bekrî olduğunu belirtir. Aynı makaleye göre Mali hakkındaki bilgilerin çoğunu XIV. yüzyılda İbn Haldun aktarmıştır; İbn Haldun bu bilgileri Mısır'da ve Mağrib'de tanıştığı Sudanlılardan derlemiştir.

Kaynaklar: [5] [1] [8]

Sundiata ve Kirina Savaşı

TDV'ye göre 1235'te Susu kralı Sumaoro Kante'ye karşı Suncata (Sundiata) Keita'nın kazandığı ve destanlaşan Kirina savaşı, Mali İmparatorluğu'nun asıl kuruluş tarihi kabul edilir. World History Encyclopedia'ya göre Sundiata 1230'lardan itibaren Sosso'ya karşı savaştı. Sumanguru'nun sert yönetiminden bıkmış şeflerle bir ittifak kurdu. Sözlü geleneğe göre Sumanguru ile evlendirilmiş olan kız kardeşi Nana Triban da ona yardım etti. Nana, Sumanguru'nun güç kaynağı olan totemin bir beyaz horoz mahmuzu olduğunu öğrenip onu çaldı. Kirina'da (Krina) yenilen Sumanguru kaçtı ve bir daha görülmedi. World History Encyclopedia'ya göre Sundiata 1240'ta eski Gana başkentini aldı. Başkentini Niani'de kurdu ve Mali adı yerel dilde “kralın yaşadığı yer” anlamına gelir. TDV'ye göre Sundiata hâkimiyetinin yirmi yılında altınca zengin Bambuk'u, Aşağı Senegal'i ve Gambiya'yı alarak sınırları Atlas Okyanusu'na dayandırdı ve 1255'te öldü.

Kaynaklar: [1] [5]

Sözlü Destan ve Tarihsel Kayıt

Sundiata'nın hayatı büyük ölçüde griot denilen sözlü anlatıcıların kuşaktan kuşağa aktardığı geleneğe dayanır. World History Encyclopedia'ya göre bu anlatılar sonradan yazıya geçirilmiş ve XIX. yüzyılda Avrupalı tarihçilerce çevrilmiştir. Tarihçi P. Curtin, Sundiata'nın Batı Sudan sözlü edebiyatındaki yerini Charlemagne'ın Batı Avrupa'daki yerine benzetir. Demirer'e göre imparatorluk hakkındaki en önemli sözlü kaynak Sundiata destanıdır ve destan ilk olarak Djibril Tamsir Niane tarafından derlenip 1960'ta yayımlanmıştır. Destana göre doğuştan sakat olan Sundiata mucizevi biçimde iyileşmiş, büyük bir avcı ve savaşçı olmuştur. World History Encyclopedia'ya göre anlatılara ortaçağ Arap kroniklerinin bilgileri de eklenir, ama bunlar sözlü gelenekle her zaman örtüşmez. Aynı kaynağa göre sözlü gelenek Sundiata'ya geniş bir yönetim düzeni de atfeder. Buna göre bir kabile şefleri meclisi onu yüce hükümdar ilan etmiş, sonraki kralların onun soyundan seçilmesine ve demircilik, dokumacılık gibi mesleklerin babadan oğula geçmesine karar vermiştir. Demirer sonuç bölümünde Sundiata'yı sözlü kaynakların “tanrı kahramanı” olarak sunduğunu vurgular.

Kaynaklar: [5] [8]

Sundiata Müslüman mıydı?

Kaynaklar Sundiata'nın dini konusunda ayrılır. World History Encyclopedia'ya göre İbn Battuta ve İbn Haldun gibi Müslüman gezgin ve tarihçiler, Sundiata'nın da haleflerinin çoğu gibi Müslüman olduğunu kaydeder. Malinke sözlü geleneği ise İslam'ın Sundiata'dan çok önce Mali'de bulunduğunu kabul etmekle birlikte, onun yerli animist dini reddetmediğini ve güçlü bir büyücü olduğunu anlatır. Aynı kaynağa göre kesin olan, Sundiata'nın oğlu Mansa Uli'nin (Vâli) 1260'larda ya da 1270'lerde hacca gittiğidir. World History Encyclopedia'ya göre İslam ancak XIV. yüzyılda, Mansa Mûsâ döneminde imparatorluğun şehirli halkı arasında gerçekten yayıldı. Kırsal topluluklar ise geleneksel inançlarını büyük ölçüde sürdürdü. Aynı kaynağa göre İbn Battuta da 1352 civarındaki ziyaretinde kırsal kesimde eski animist inançların yaşadığını not etti. Ayrıca İslami eğitimin yerel diller yerine Arapça yapılması, dinin şehirli din adamı sınıfı dışında yayılmasını zorlaştırdı.

Kaynaklar: [5] [3]

Sundiata'dan Mansa Mûsâ'ya

TDV'ye göre Sundiata'nın yerine oğulları Mense Vâli (1255–1270), Mense Vâti ve Halîfe geçti. Halîfe hanedanın azatlı köleleri tarafından tahttan indirildi ve yeğeni Ebû Bekir hükümdar oldu. Azatlı kölelerden Sakura (1285–1300) iktidarı ele geçirip Gao ve Tekrûr'a başarılı seferler düzenledi. Demirer'e göre Sakura hacca gitti ve dönüş yolunda Tacura'da öldürüldü. Ardından hükümdarlık yeniden kurucu soyun eline geçti. TDV'ye göre Atlas Okyanusu'nu donanmasıyla geçmeye çalışırken kaybolan II. Ebû Bekir (1310–1312) bu hükümdarlardan biridir. World History Encyclopedia'ya göre Mansa Mûsâ, Ebû Bekir büyük bir filoyla okyanusa açılıp geri dönmeyince 1312'de tahta çıktı. Mûsâ, Sundiata'nın kardeşinin torunuydu. Gözütok Tamdoğan'ın makalesi ise onu Sundiata'nın (Mari Cata) kızının oğullarından biri olarak tanıtır; kaynaklar bu soy bağını farklı verir.

Kaynaklar: [1] [8] [4] [7]

Mansa Mûsâ'nın İmparatorluğu

TDV'ye göre Mense Mûsâ döneminde (1312–1337) devletin sınırları Gine ormanından Sahra çölüne, Atlas Okyanusu'ndan bugünkü Nijerya sınırlarındaki Hevsâ ülkesine kadar uzandı. World History Encyclopedia'ya göre Mûsâ, 10.000 atlı zırhlı süvari dahil yaklaşık 100.000 kişilik bir orduyla imparatorluğun topraklarını iki katına çıkardı. Aynı kaynak, bu genişliğiyle Mali'nin o dönemde yalnızca Moğol İmparatorluğu'ndan küçük olduğunu yazar. Altın üreten güneydeki Bure bölgesine yarı özerklik tanındı, çünkü üretim özerklik arttıkça daha yüksek oluyordu. Mûsâ imparatorluğu, kendi atadığı valilerin (farba) yönettiği eyaletlere böldü ve Niani'deki merkeze daha düzenli kayıt gönderilmesini sağladı. World History Encyclopedia'ya göre devletin serveti ticaret vergilerinden, bakır ve altın madenlerinden ve fethedilen kabilelerin haraçlarından geliyordu. Galam, Bambuk ve Bure'nin altın yatakları imparatorluğun elindeydi. Ticaretin temel alışverişlerinden biri Sahra'dan gelen tuz karşılığında altın tozuydu.

Kaynaklar: [1] [4] [3]

1324 Haccı: Yolculuk

Gözütok Tamdoğan'ın aktardığına göre Mansa Mûsâ, hacca gitmesi tavsiye edilince hazırlıklara başladı. Mali'deki şeyhlerin çoğu, yılın on ikinci ayında Cumartesi yola çıkanın sağ salim döneceğine inanıyordu. Bu yüzden Mûsâ o günün gelmesi için dokuz ay bekledi ve 1324'te eşi İnârî Küntî ile yola çıktı. Yol boyunca Cuma gününe denk gelen yerlerde mescit yaptırdı. Kafilenin büyüklüğü kaynaklarda farklıdır. TDV'ye göre hac 1323–1325 yılları arasında gerçekleşti. Mûsâ yola 60.000 kişiyle çıktı, ancak bunların büyük kısmı Cezayir'in güneyindeki Tüvât'tan sonra devam etmedi. TDV'ye göre sultan kutsal topraklarda sadaka olarak dağıtmak için yanına 20.000 altın aldı. World History Encyclopedia ise bazı anlatılara göre 100 devenin her birinin 135 kilo altın tozu taşıdığını ve 500 kölenin her birinin 2,7 kiloluk birer altın asa tuttuğunu aktarır. Aynı kaynağa göre maiyetteki hizmetkâr ve görevlilerin sayısı on binlerle ifade ediliyordu.

Kaynaklar: [7] [1] [4]

Kahire'de Mansa Mûsâ

World History Encyclopedia'ya göre Mûsâ Temmuz 1324'te Kahire'ye vardı ve üç ay kaldı. İlk görüşmede Memlük sultanına 50.000 altın dinar hediye etti. Gözütok Tamdoğan, Memlük mihmandarının anlatımına göre Mûsâ'nın altın göndermediği hiçbir emir, yönetici ya da hizmetkâr kalmadığını aktarır. Aynı makaleye göre Mûsâ sultanın nâibine de 10.000 dinar verdi. Görüşmedeki bir olay kaynaklarda farklı anlatılır. World History Encyclopedia'ya göre sultan, Mûsâ'nın saygı göstergesi olarak yeri öpmesinde ısrar etti. Gözütok Tamdoğan ise Mûsâ'nın yeri öpmeyi kabul etmediğini ve “Ben beni yoktan var eden Allah'a secde ederim” dediğini aktarır. Makaleye göre sultan Nâsır bundan sonra Mûsâ'yı sağ yanına oturtup uzun uzun sohbet etti ve ona saraya yakın bir konak verdi. Gözütok Tamdoğan'ın aktardığı bir başka söze göre Mûsâ, Mısır'da “Ben sadece hac yapmak için geldim, haccıma başka bir şey karıştırmak istemiyorum” demiştir. Makale, Mısır'da ilim meclislerine katılan hacı adaylarının dönüşte yanlarında âlimler götürdüğünü de vurgular.

Kaynaklar: [4] [7]

Altının Değer Kaybı

World History Encyclopedia'ya göre Mûsâ'nın dağıttığı ve maiyetinin çarşılarda harcadığı altın o kadar çoktu ki Kahire'de altın dinarın gümüş dirheme karşı değeri %20 düştü. Aynı kaynağa göre piyasanın toparlanması on iki yıl sürdü. Mısırlı tüccarlar bu durumdan yararlanıp fiyatları yükseltti ve kafile şehri borçlu olarak terk etti. Bu borç daha sonra Mısırlı tüccarların Mali'ye yatırım yapmasına da katkıda bulundu. World History Encyclopedia'nın makalesi başlığında Mûsâ'nın “tarihin en zengin insanı” olup olmadığını soru olarak sorar ve onun “belki de” tarihteki en zengin kişi olduğunu yazar. Modern medyada sık sık rastlanan ve servetini bugünün parasıyla ifade eden rakamlar ise bu maddede kullanılan kaynaklarda yer almaz. Ortaçağ bir hükümdarının madenlere, ticarete ve topraklara dayanan servetini modern bir para birimine çevirmek güvenilir bir hesap sayılmaz.

Kaynaklar: [4]

Katalan Atlası ve Avrupa'daki Yankı

Mûsâ'nın Kahire ziyaretinin haberi Avrupa'ya da ulaştı. World History Encyclopedia'ya göre İspanya'da bir haritacı bu haberden esinlenerek Batı Afrika'nın Avrupa'daki ilk ayrıntılı haritasını çizdi. Katalan Atlası'nın bir parçası olan bu harita Mûsâ'yı tahtında, altın bir taçla, bir elinde altın asa, öbür elinde büyük bir altın külçe ya da küre tutarken gösterir. Atlasın tarihi kaynaklarda küçük bir farkla verilir: World History Encyclopedia ve Gözütok Tamdoğan 1375'i verir; TDV'nin Tinbüktü maddesi ise Abraham Cresques'in atlası 1376'da çizdiğini yazar. Gözütok Tamdoğan'a göre atlas Mayorka'da üretildi ve Mûsâ'nın yanındaki not onu, ülkesindeki altını çoğaltarak bütün ülkelerin en zengin ve en büyük kralı olan Mali ve Gine efendisi olarak tanıtır. TDV'ye göre Tinbüktü de bu atlasta “Tenbuch” biçiminde kaydedilmiştir. World History Encyclopedia'ya göre bu tür altın hikâyeleri, sonraki Avrupalı kâşifleri Timbuktu'nun efsanevi zenginliğini bulmak için tehlikeli yolculuklara yöneltti.

Kaynaklar: [4] [7] [2]

Hac Dönüşü: Camiler ve Mimar es-Sâhilî

TDV'nin Tinbüktü maddesine göre Mûsâ 1329'da Tinbüktü'yü sınırlarına kattı ve şehri önemli bir İslam medeniyeti merkezine dönüştürdü. Komşu ülkelerden Mâlikî fakihleri davet etti. TDV'ye göre sultan hac dönüşünde yanında getirdiği Endülüs asıllı mimar Ebû İshak İbrâhim es-Sâhilî el-Gırnâtî'ye Tinbüktü'de Arap mimarisi tarzında Cingereber (Djinguereber) Camii'ni ve Madugu Sarayı'nı yaptırdı. World History Encyclopedia de Granadalı mimar ve şairin Kahire'den Mali'ye davet edildiğini yazar. Ödül olarak ona 200 kilo altın, köleler ve Nijer boyunca bir arazi verildiğini, caminin 1330'a kadar tamamlandığını belirtir. Mimarın nereden getirildiği bu iki kaynakta farklıdır: TDV Mekke'yi, World History Encyclopedia Kahire'yi verir. World History Encyclopedia'ya göre bölgede taş az olduğu için yapılar ahşapla desteklenmiş dövme topraktan (banco) yapılırdı. Duvarlardan dışarı çıkan ahşap kirişler bu mimarinin tipik görünümünü verir.

Kaynaklar: [2] [4]

Timbuktu: Bir İlim Şehri

TDV'ye göre Tinbüktü, Nijer Nehri'nin büklüm yaptığı yere yakın kuruldu ve tarihi XI. yüzyılın sonlarına kadar iner. Şehirden ilk söz eden İbn Battûta'dır; 1353'te şehri ziyaret etti. TDV'ye göre Mense Süleyman döneminde de gelişen şehirde Sankore Camii ve Sîdî Yahyâ Camii yaptırıldı. Sankore Camii, “Tinbüktü Üniversitesi” olarak da bilinir. Sankore'nin tarihi kaynaklarda farklıdır: World History Encyclopedia onu XII. yüzyıl sonundan kalma, önceden var olan bir cami olarak anar. TDV'ye göre XVI. yüzyılın başında şehrin nüfusu 70.000 ile 100.000 arasındaydı ve 180 medresede 25.000 öğrenci okuyordu. 1504 ve 1512'de şehri ziyaret eden Hasan el-Vezzân, ticarette en büyük kazancın kitap satışından elde edildiğini yazar. TDV'ye göre bugün Tinbüktü'deki Ahmed Baba merkezinde 18.000 yazma eser bulunur. Şehirde ve çevresindeki altmış ile seksen arası özel kütüphanede de 300.000 civarında eser olduğu tahmin edilir. Tinbüktü 1988'de UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır.

Kaynaklar: [2] [6]

Mansa Süleyman ve İbn Battûta

World History Encyclopedia'ya göre Mûsâ 1337'de ölünce yerine önce oğlu Mansa Maghan (1337–1341), sonra kardeşi Mansa Süleyman (1341–1360) geçti. Demirer'e göre Mûsâ, oğlunu vekili ve halefi atayarak ailenin en yaşlı erkeği olan kardeşi Süleyman'ı tahttan mahrum bırakmıştı; ama Maghan dört yıl sonra ölünce Süleyman tahta çıktı. TDV'ye göre Süleyman döneminde refah daha da yükseldi ve ülkede tam bir güvenlik ortamı kuruldu. Aynı kaynağa göre bu dönemde devletin sınırları Niamey'den Atlas Okyanusu'na, kuzeyde Tişit ve Takedda hattından güneyde ekvator ormanına kadar uzanıyordu. İbn Battûta 1352–1353'te Mali'ye geldi. Demirer'e göre İbn Battûta bir yandan imparatorluktaki güven ortamını anlatırken öbür yandan saraydaki entrikalara da yer verdi. Demirer, kaynakların sınırlı olması yüzünden bu tanıklığı Mali tarihi için çok değerli bulur. TDV'ye göre İbn Battûta'nın gezisinden sonra çok sayıda Kuzey Afrikalı ve Mısırlı tüccar bölgeye yerleşti.

Kaynaklar: [4] [8] [1]

Gerileme ve Songay'ın Yükselişi

TDV'ye göre Mense Süleyman'dan sonraki sultanlar döneminde güç kaybeden devlet XIV. yüzyılın sonlarından itibaren dağılmaya başladı. Tevârikler (Tuaregler) 1430'da Tinbüktü, Velâte, Aravuan ve Gao'yu alınca Mali Sultanlığı ortadan kalktı ve yerini Songay Sultanlığı aldı. World History Encyclopedia ise Tuareg hâkimiyetini 1433'ten başlatır. Aynı kaynağa göre Portekizlilerin açtığı yeni ticaret yolları ve yeni altın yatakları, XV. yüzyılın ortasında Mali'nin bölgedeki ticaret tekelini bitirdi. Mansalar arasındaki iç savaşlar da imparatorluğu zayıflattı. World History Encyclopedia'ya göre Songay kralı Sunni Ali 1468 civarında Timbuktu'yu ve Mali topraklarının çoğunu aldı. Mali, eski topraklarının batısındaki küçük bir bölgeye sıkıştı ve bu bölge de XVII. yüzyıl ortasında Fas İmparatorluğu'na katıldı. Bu yüzden 1430 ve 1645 tarihleri, biri büyük devletin çöküşünü, öteki son kalıntısının ortadan kalkışını esas alan iki farklı tarihlendirme olarak okunabilir.

Kaynaklar: [1] [4] [6]

Songay Dönemi ve Tondibi

TDV'ye göre Sünnî Ali Ber (1464–1492) Songay'ı imparatorluğa dönüştürdü, 1468'de Tevârikleri Tinbüktü'den çıkardı. TDV'nin Tinbüktü maddesine göre Sünnî Ali şehirde büyük tahribat yaptı ve âlimlere baskı uyguladı; bu yüzden pek çok âlim ve tüccar şehirden göç etti. Ondan sonra tahta geçen Askiya Muhammed (1493–1528) döneminde Tinbüktü eski canlılığına kavuştu. TDV'ye göre Askiya Muhammed 1495'teki haccında 100.000 altın sadaka vererek Mense Mûsâ'yı da geride bıraktı. Fas Sa‘dî sultanı Ahmed el-Mansûr'un gönderdiği ordu 1591'deki Tondibi savaşında Songay Sultanlığı'na son verdi. TDV'ye göre bu ordu bol miktarda altın ve binlerce köleyi Merakeş'e götürdü. Tinbüktü, Osmanlı sistemi örnek alınarak kurulan Tinbüktü Paşalığı'nın merkezi yapıldı. Şehrin önde gelen âlimlerinden Ahmed Bâbâ da Merakeş'e götürüldü ve on dört yıl sonra, 1608'de, Tinbüktü'ye dönebildi.

Kaynaklar: [1] [2]

Mirası

World History Encyclopedia'ya göre Mali, İslam'ın Batı Afrika'ya yayılmasında önemli bir rol oynadı ve İslam zamanla yabancı değil, siyahi Afrikalıların dini olarak görülmeye başladı. Gözütok Tamdoğan, Mûsâ'nın haccının en önemli sonuçlarından birinin Mali'yi Müslümanların, hatta Avrupalıların bakışlarının merkezine yerleştirmesi olduğunu vurgular. TDV'nin Tinbüktü maddesi, burada yetişen âlimlerin Mekke, Kahire, Merakeş ve Katsina'ya giderek İslam dünyasının fikrî birikimine katkı yaptığını belirtir. Târîhu'l-Fettâş ile Târîhu's-Sûdân gibi bölge tarihinin iki temel eseri de Tinbüktülü âlimlerin kaleminden çıkmıştır. TDV'ye göre bugünkü Mali Cumhuriyeti 22 Eylül 1960'ta bağımsızlığını ilan etti. İlk kurucusu Malinke etnik grubundan Modibo Keita'dır. World History Encyclopedia'ya göre griotların anlattığı hikâyeler bugün de kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam etmektedir. Mali'nin mirası böylece hem yazılı Arapça kaynaklarda hem de Mande sözlü geleneğinde yaşar. Afrika'nın öteki büyük devletleri için bkz. Aksum İmparatorluğu ve Büyük Zimbabve; Endülüs bağlantısı için bkz. Endülüs Emevi Devleti.

Kaynaklar: [3] [7] [2] [1]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Kirina Savaşı'nda Sundiata Keita zafer kazanarak imparatorluğu kurdu.

  • Mansa Musa'nın Mekke hac yolculuğu, Kahire altın piyasasını yıllarca etkiledi.

  • Timbuktu'da Sankore Camii ve medresesi büyük ölçüde genişletildi.

  • Gezgin İbn Battuta, Mali'yi ziyaret ederek ayrıntılı gözlemlerini kaydetti.

  • Songay İmparatorluğu'nun yükselişiyle Mali bölgesel gücünü kaybetti.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi — Mali (Ahmet Kavas vd.)

    Mali ve Songay sultanlıklarının tarihi, Kirina savaşı, hükümdar listesi, Mense Mûsâ'nın haccı ve Tondibi.

  2. TDV İslâm Ansiklopedisi — Tinbüktü

    Şehrin kuruluşu, Mense Mûsâ döneminde ilim merkezine dönüşmesi, camileri, medreseleri ve yazma eser kütüphaneleri.

  3. World History Encyclopedia — Mali Empire (Mark Cartwright)

    İmparatorluğun genel tarihi, ticaret, İslam'ın yayılışı ve griot geleneği.

  4. World History Encyclopedia — Mansa Musa I (Mark Cartwright)

    Mansa Musa'nın saltanatı, 1324 Kahire ziyareti, altının değer kaybı ve Katalan Atlası.

  5. World History Encyclopedia — Sundiata Keita (Mark Cartwright)

    Sundiata'nın hayatı, sözlü gelenek ve Arap kronikleri arasındaki farklar.

  6. World History Encyclopedia — Timbuktu (Mark Cartwright)

    Timbuktu'nun gelişimi, camileri ve Tuareg-Songay dönemleri.

  7. Zehra Gözütok Tamdoğan — Haccın Dönüştürücü Gücüne Şahit Olan Mali Sultanı: Mensâ Mûsâ (Tasavvur – Tekirdağ İlahiyat Dergisi 8/1, 2022)

    Hakemli makale: Arap kaynaklarına göre Mensâ Mûsâ'nın haccı, Kahire'deki görüşmeleri ve Katalan Atlası.

  8. Arif Demirer — Mali İmparatorluğu'nun Siyasi Tarihi (13. ve 14. Yüzyıllar) (Abant Sosyal Bilimler Dergisi 23/1, 2023)

    Hakemli makale: Sundiata destanı, İbn Haldun'a göre hükümdarlar ve Mansa Süleyman dönemi.

Sık Sorulan Sorular

Mansa Mûsâ gerçekten “tarihin en zengin insanı” mıydı?

World History Encyclopedia bu soruyu makalesinin başlığında sorar ve onun “belki de” tarihteki en zengin kişi olduğunu yazar. Ancak modern medyada dolaşan ve servetini bugünün dolarıyla ifade eden rakamlar bu maddede kullanılan kaynaklarda yer almaz. Madenlere, ticarete ve topraklara dayanan ortaçağ servetini modern paraya çevirmek güvenilir bir hesap değildir.

Mansa Mûsâ'nın haccı Kahire'yi nasıl etkiledi?

World History Encyclopedia'ya göre Mûsâ ve maiyeti Kahire'de o kadar çok altın dağıttı ve harcadı ki altın dinarın gümüş dirheme karşı değeri %20 düştü ve piyasanın toparlanması on iki yıl sürdü. Mûsâ ilk görüşmede Memlük sultanına 50.000 dinar hediye etti.

Mali İmparatorluğu ne zaman sona erdi?

Kaynaklar farklı tarihler verir. TDV'ye göre Tuaregler 1430'da Tinbüktü, Velâte ve Gao'yu alınca Mali Sultanlığı ortadan kalktı ve yerini Songay aldı. World History Encyclopedia ise 1240–1645 aralığını kullanır: ona göre Mali, Songay'ın 1460'larda topraklarının çoğunu almasından sonra batıda küçük bir bölgede varlığını sürdürdü ve bu bölge XVII. yüzyıl ortasında Fas'a katıldı.

Mali adı bugünkü Mali Cumhuriyeti ile aynı yer mi?

Kısmen. World History Encyclopedia'ya göre Mali adı yerel dilde “kralın yaşadığı yer” anlamına gelir ve imparatorluk Atlas Okyanusu kıyılarına, Gambiya'ya ve Aşağı Senegal'e kadar uzanıyordu. TDV'ye göre bugünkü Mali Cumhuriyeti 22 Eylül 1960'ta bağımsızlığını ilan etti ve denize kıyısı olmayan bir ülkedir.