Genel Bakış
Divan edebiyatı, Osmanlı İmparatorluğu'nun yaklaşık altı asır boyunca saray ve medrese çevresinde geliştirdiği, Arapça ve Farsça edebi geleneklerden derinden etkilenen, aruz vezni ve belirli nazım biçimleriyle (gazel, kaside, mesnevi) yazılan seçkinci bir şiir geleneğidir.
Ortaya Çıkışı
Anadolu Selçuklu ve beylikler döneminde Fars edebiyatının etkisiyle filizlenen gelenek, Osmanlı sarayının himayesinde -özellikle Fatih Sultan Mehmed ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde- olgunlaşarak kendi şairler "divanı"nı (topladığı şiir külliyatını) oluşturan bir kurumsal geleneğe dönüştü.
Biçim ve Temalar
Aşk (hem beşeri hem ilahi/tasavvufi), şarap, bahar ve güzellik temalarını işleyen gazel en popüler nazım biçimiydi; şiirler yoğun mecaz, kapalı anlam katmanları ve Arapça-Farsça kökenli zengin bir sözcük dağarcığıyla örülüydü, bu da onu halk edebiyatından keskin biçimde ayırdı.
Büyük Şairler
Fuzuli'nin "Leyla vü Mecnun" mesnevisi, Baki'nin Kanuni için yazdığı mersiye (ağıt) ve Nedim'in "Lale Devri" neşesini yansıtan şen şiirleri, geleneğin farklı dönemlerdeki en tanınan örnekleri arasında yer alır; padişahlar bile (Kanuni "Muhibbi" mahlasıyla) bu geleneğe katkıda bulundu.
Miras ve Gerileme
19. yüzyılda Tanzimat sonrası Batı etkisindeki yeni Türk edebiyatının yükselişiyle Divan edebiyatı popülerliğini yitirdi, ancak dil zenginliği ve estetik mirası modern Türk şiirini de dolaylı olarak etkilemeye devam etti.
Görseller


